Modern Mutluluk Siyaseti Üzerine Birkaç Düşünce

Modern zamanlarda devletin bireyin yaşamının hemen her noktasına karışması neredeyse normalleşmiş durumda. Önemli siyasal problemlerden biri de işte bu noktada başlıyor. Mutluluğun geniş tanımları içerisinde kendisine belirlediği kesin cevaplarla devlet, mutluluk üzerinde bir çeşit hakimiyet kurarak varlığını devam ettiriyor. Tamamıyla bireysel, öznel ve özgür olması gereken bir duygu-his devlet kurguları içinde zedeleniyor ve bir çeşit kontrol aracı haline geliyor. Devlet ve devletçi olduğunu doğrudan gösteren siyasal kesimler kontrol mekanizmasını kendi çıkarları için kullanmaktan da bir rahatsızlık duymuyorlar. Devlet tekeline alınan mutluluk modernin içinde bireyi objektif bir tanım içinde mutsuz hale getiriyor. Modern kontrol altındaki mutluluk özünden farklı bir kavram ve duyguya dönüşüyor.

Mutluluklarımız üzerindeki devlet kontrolü ve tekeli, özgür olmak isteyen biri için çok ciddi derecede korkutucu. İdeal mutluluğa insanlığı ulaştırmak isteyen siyaset, bireyi araçsallaştırıyor. Birey çarkın bir parçası oluyor. Bireyin bireyselliği içinde yaşayamayacağı objektif mutluluğu, devlet elinde, özellikle otoriter-totaliter siyaset içinde ortadan kaldırılıyor. Kamusal içerisinde bir “public paradise: kamusal cennet” devletin militanlaşmış uygulayıcıları tarafından uygulanmaya çabalanıyor. Bireye adeta, nefes alacak alan bile bırakılmak istenmiyor. Bireyin varlığının nedeni olabilecek mutluluk ideali, ancak ve ancak devlet otoritesinin hakimiyetinde dejenere edilmiş bir şekilde yaşanma şeklini alıyor. “Ben” ve “benlik” içinde hissedilemeyen mutluluk, siyasal dayatmaların amacı haline geliyor.

Özellikle pozitif özgürlük içerisinde, mutluluğun ne olduğunu belirleyen devlet ve devletleşme eğilimindeki siyasal gruplar, bireyin ne-nasıl yaşaması ve hissetmesi gerektiğini belirleyerek gerçek objektif bireysel mutluluğu adeta yok ediyorlar. Bireyin varoluşuna yapılan çok büyük bir saldırıdır, aslında bu. Çok sert siyasal hamlelerdir. Güler yüzlü sosyalizm gibi, devlet ve devletleşme eğilimindeki gruplar bu davranışlarını ise yeri geldiğinde yumuşak bir güç ile dahi yapıyorlar.

Estetik üzerinden gidelim. Güzellik üzerinden mutluluk duymak isteyen birey için durum hayli zor. Devlet kültür-sanat-mimari gibi alanları doğrudan kontrol ediyor. Hatta yer yer bireyin özgürlüklerini büyük oranda zedeleyecek şekilde davranıyor. Sanat Sosyalist-Marksist siyasette sıkça görüldüğü gibi, insanları cennete götürecek siyasetin propaganda amacı haline geliyor. Kültür politikaları estetiği kontrol edip belirledikçe, bireyin bireysel objektif mutluluğu zedeleniyor veya tamamen ortadan kaldırılıyor. Üstelik bu estetik Sovyetik binalarda kendisini gösterdiği şekliyle aslında son derece “çirkin” bir hal alıyor. Çirkin bir “mutluluğu” duymaya zorlanıyor bireyler.

Modernizm ile olan ilişki de burada önemli. Modernde sistematik bir şekilde “ilericiliğin” anahtarını elinde tutanlar tarafından mutluluk adeta mekanize ediliyor. Belirleniyor, tanımlanıyor ve belirli formülasyonlar üzerinden herkese uygulanıyor. Teknolojik fayda ve kolaylık olarak kalması gereken doğayı kontrol etme çabası, bireyin doğasını formatlamak anlamına dahi geliyor. Gerçek üzerinde tekel kuran modern yaklaşımlarla mutluluk, formüle ediliyor ve adeta çoğaltılarak bireyin zihnine yerleştiriliyor. Bunu aynı zamanda “bilim” ve “ilerleme” ile haklılaştırıp rasyonalize ediyor. Bilimin en büyük doğruluk ve gerçeklik olarak yorumlanması da mutluluğu artık bireysel bir duygu ve haz olmaktan çıkarıyor. Bilimsel içerikleri doğrultusunda gerçek “keşfediliyor” ve bireye yer yer dijitalize-mekanize bir sistem içinde “modern mutluluk” olarak uygulanıyor. Bilimselin mutlaklığından ve hakimiyetinden şüphe edecek değiliz ya! Bilimin içerikleri üzerinde tekel kuranlar mutluğu da tekellerine alıyorlar. Tek olan aklın yolu, gerçeği tekilleştirip suni bir mutluluk yaratma çabasını da gösteriyor.

Siyasal modernizmin tanımlarından bir tanesi devletin-siyasetin merkezileşmesidir. Bu olağanüstü bir gücün devlet eline alınması manasını taşıyor. Bu güç kötüye kullanıldıkça,  modernizmin siyaseti mekanize işleyişinin kesinliğinde adeta zarar verici oluyor. Birbirleri için hayatlarını feda etmeye zorlanan insanları düşününün. Başkalarının aydınlık geleceği için hayatını kaybetmesi-feda etmesi-yaşamaması istenen bireyi düşünün. Aydınlık geleceğin siyaseti yeri geldiğinde bireyin ölümünden “mutluluk” duymasını dahi kurguluyor. Hayatını feda et ve en büyük erdemi yaşa! Sonsuza kadar yaşatılması istenen devlet için bireyin feda edilmesini düşünün. O devlet ve onun topraklarında gelecekte yaşanacak cennet mutluluklarını düşünün… Sen gerekirse yok ol ve bunun mutluluğunu yaşa… “Vatan için canını feda etmenin şanını ve şerefini yaşa!…” “En büyük mertebeye devleti ve milleti için canlarını verenler çıkacaklardır…” Yani iyi olan budur ve bu iyi mutluluk kaynağıdır.

Bu çarpık mutluluk tanımlarından post-modernizm ile kurtuluruz demek de istemiyorum. Belki de çıkışın “büyük kavramların” bireyi sistematize eden zorlamalarından çıkmakta görüyorum. İşte sen de liberalsin bir sistem içinde siyaseti doğru buluyorsun diyebilirsiniz fakat, liberalizmin en büyük özelliği kapalı devre olmamasıdır. O esnektir ve farklılaşmaya açıktır. Büyük ideallerin mutlak doğrulukları peşinde sürüklemez bireyi. Birey kendi ideallerinin -elbette başkalarına zarar vermeyen idealler- mutluluklarını yaşamakta özgürdür. Mutluluk da “ben”in içindedir diğer insanlarla olan ilişkisi de. Diğer insanlar ile olan ilişkisinin sonuçları olacak mutluluğu yine kendi içinde yaşamak da serbesttir. Hümanizmin varlığının kısıtlayıcılığı değil, varlığın içinde kendi olmanın sonsuzluğu… Ben “kendi mutluluğumu” burada buluyorum.

“Gelecekte” mutluluğu bulmanın ve yaşamanın nasıl olacağını merak ediyorum. “Geçmişin” içinde de bunun yanıtlarını bulabileceğimi varsayıyorum ve bundan “mutluluk” duyuyorum.

Modern mutluluk siyasetinin düşünceleri içinde bireysel öznel mutluluğun bulunabileceğini de olasılıklar arasına alıyorum ve bunun yanında mutluluk siyaseti yapanlara özellikle şunu belirtmeden yapamıyorum: “Lütfen mutluluğumdan elinizi çekin.”

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et