Liberal Düşünce Topluluğu’na “Eleştirel bir Bakış” Hakkında

Abdülkadir Pekel Liberal Düşünce Topluluğu’nun son on yılı hakkında bir yazı kaleme aldı. Bu sitede yayınlanan yazısında LDT’nin özellikle son yılına eleştirel açıdan bakmaya çalıştı. Yazıda, doğal olarak, katıldığım ve katılmadığım noktalar var.

Her şeyden önce Liberal Düşünce dergisinin liberalizmi temsil, yayma ve savunma misyonunun son yıllarda epeyce zayıfladığı bence de büyük ölçüde doğru. Bunu zaman zaman arkadaşlarla kendi aramızda da konuşuyoruz. Liberal Düşünce bir misyon dergisi olmaktan tamamıyla değilse de bir ölçüde çıktı ve sadece akademik bir dergi olmaya doğru yürüdü. Buna biraz da mecbur kaldı. Akademik dünyada meydana gelen değişiklikler ve bu çerçevede dizinli dergilerde yayınlanan makalelerin büyük önem kazanması bu çizgiye ilerleyişte en etkili faktör oldu. Yine de dergide liberal düşünceyle ve açılımlarıyla doğrudan alâkalı veya çeşitli meseleleri liberal açıdan analiz eden yazıların da mümkün mertebe yayınlanması çok yerinde olur. Çünkü dergi liberal çizgideki tek yayın organı ve esas itibarıyla bir misyon dergisi.

Yazıda LDT kolektif bir kimliğe sahipmiş ve belli başlı konularda kurumsal pozisyon alması gerekirken almıyormuş gibi bir bakış var. Bu bakış yanlış. LDT kolektif bir kimliğe sahip değil. Bu yüzden, LDT şunu yaptı bunu yapmadı demek çok doğru olmaz. LDT siyasete ve siyasi partilere karşı da her zaman bağımsızlığını korudu. Ama LDT bünyesinde yer alan bazı arkadaşlar farklı bir pozisyon işgal etmiş veya ediyor olabilirler. Bu da herkesin kendisinin bileceği bir şey. LDT mensuplarını bir araya getiren şey şu veya bu partiye olan yakınlık veya karşıtlık değil ilkelere duyulan yakınlık.

LDT’nin bünyesinde hatırı sayılır bir çeşitliliği barındırdığı doğru bir tespit. LDT içinde hem liberalizm anlayışında hem de günlük olaylara bakışında farklı çizgilerde yer alan insanlar var. Kolektif bir kimliğe ve hiyerarşik bir yapılanmaya sahip olmaması bunu mümkün kılan başlıca faktör. Muhtemelen iki LDT mensubu arasında yüzde yüz fikir ortaklığı hiçbir zaman ortaya çıkmaz. Ama bu bizi beraber yol yürümekten de alıkoymaz. Bu, LDT’nin hem gücünün hem de zayıflığının kaynaklarından biri olarak görülebilir. Kısa vadede bir zaaf ama uzun vadede büyük bir avantaj.

LDT kolektif bir kimliğe ve bir hiyerarşik yapılanmaya sahip olmaktan uzak. LDT bir dinî veya seküler cemaat gibi her konuda bir kişinin peşinden de gitmiyor. Bu yüzden LDT bünyesinde hiç kimse LDT adına konuşmuyor. LDT tek bir kişinin dediği her şeyi savunan bir oluşum olarak boy göstermiyor. Herkes ne düşündüğünden ve ne konuşacağından kendisi sorumlu. Ayrıca LDT kamuoyuna ikide bir açıklama yapan bir kuruluş da değil. Özü itibarıyla bir fikri teşvik etmek amacıyla çabalayan bir beraberlik.

Pekel’in de işaret ettiği üzere bazı LDT faaliyetlerinde ilk yıllara nispetle biraz yavaşlama ve azalma olduğu da söylenebilir. Ancak bütün faaliyetlerinde bir azalma yok. Mesela Liberal Düşünce Kongresi devam ediyor. Yaklaşık 30 yıldır düzenli olarak yapılıyor. Özgür bir platformda özgürlükçü insanlar her yıl bir araya getiriliyor. LDK sadece 2020-2023 arasında koronavirüs salgını nedeniyle yapılamadı. Kitap yayınları da sürmekte. Bütün maddî zorluklara ve başka sıkıntılara rağmen kitap sayısı devamlı artıyor. Hürfikirler.com sitesi de yayınına devam etmekte. Azalan başlıca faaliyetler haftalık seminerler oldu. On yılardır önce Ankara’da sonra hem Ankara’da hem İstanbul’da sürdürülen haftalık seminerlerimiz neredeyse ortadan kalktı. Buna üzülmemek elde değil, çünkü bu faaliyet bir LDT klasiğiydi ve abartısız on binlerce insan bu seminerlerden geçti. Ancak, haftalık seminerlerdeki azalmanın sebepleri sadece LDT içinde değil LDT dışında da aranmalı. Bu LDT faaliyetinin yavaşlaması ve kısmen gerilemesinde mesela pandeminin yol açtığı içe kapanma, sosyal hayattan çekilme gibi faktörlerin de tesiri var. Ayrıca, sanal medyanın doğması ve online faaliyet yürütme imkânlarının artması da etkili.

LDT’yi bir bütün olarak değerlendirmek de yanlış. Her kişinin durumuna ayrı ayrı bakmakta fayda var.  Şahsen kendi pozisyonuma baktığım zaman eleştirilerin benim için fazla bir şey ifade etmediğini söyleyebilirim. Yanlış olduğunu düşündüğüm tutuklamalara zaten karşı çıktım. Mesela yakın zamanlardan Fatih Altaylı, Emrah Gülsunar ve Furkan Bölükbaşı vakaları buna örnek olarak verilebilir. Artan ve zaman zaman keyfileşen tutuklamalara tepki gösteren başka arkadaşların da olduğunu biliyorum. Fakat aynı görüşte olmayan arkadaşların olduğunun farkındayım.

LDT Türkiye siyasetini ve olayların akışını etkilemeyi hedefleyen ve bunu yapabilecek güce ve araçlara sahip olan bir kuruluş değil. Ayrıca, dediğim gibi, kolektif bir kimliği de yok: Bundan dolayı LDT’den kurumsal açıklamalar ve tavırlar beklemek yanlış. İsteyen üyeler kendi şahsî görüşlerini açıklarlar. Bu açıdan var olan bir problem, kamusal tanınırlığa sahip olan arkadaşlarımızın sayısının az olması. LDT’de eksik olan bir şey çok kıymetli ve akademik bakımdan büyük işlere imza atan bazı arkadaşlarımızın yeterince kamusal tanınırlığa sahip olmaması olarak görülebilir.

Siyasi figürlerin liberal düşünce kongresine davet edilmesi meselesine gelince, şunları söyleyebilirim. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin iki üç senedir kongremize davetli geliyor ve açış konuşmalarından birini yapıyor. Belki genç arkadaşlar bilmeyebilirler ama Yusuf Tekin yaklaşık 30 senedir LDT ailesi içerisinde yer alan, toplantılarımıza katılan, faaliyetlerimize çeşitli katkılarda bulunan bir arkadaşımızdır. Bu yüzden, kongrelere katılması bizim için memnuniyet vericidir. Aslında 2025 LDK’sine ben Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u davet etmeyi teklif ettim arkadaşlara. Ama bu teklifim kabul görmedi. Yine Yusuf Tekin çağrıldı. Başka bir siyasi partide önemli bir göreve gelen arkadaşlarımız varsa ve gelmeye istekliyseler onları da kongrelere çağırabiliriz.

LDK’leri takip edenler, kongrenin ana renginin ve havasının siyasetçiler tarafından belirlenmediğini, konuşmacıların tamamen LDT tarafından seçildiğini bilirler. Ayrıca, Türkiye’nin en özgür, kimsenin söylediğinden dolayı dışlanmadığı, ayıplanmadığı, kınanmadığı, baskı görmediği bir düşünce platformu olması Liberal Düşünce Kongresi’nin temel özelliklerindendir. Dolayısıyla, bunun da bir eleştiri konusu olmasını çok anlamlı görmüyorum.

Türkiye son on yılda birçok tarihî vaka yaşadı. Bunların başlıcaları 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi, 2017 hükmet sistemi değişikliği, bürokratik vesayetle mücadelenin koyulaşması ve sonuç almaya başlaması, 6 Şubat 2023 büyük depremleri ve koca bir bölgenin neredeyse enkaza dönüşmesi, PKK’nın tasfiye sürecine girmesi gibi olaylardı. Bu konularda LDT üyeleri görüşlerini değişik şekillerde açıkladı. Belki de en önemlisi bürokratik vesayet sisteminin geriletilmesi mücadelesiydi. PKK’nın tasfiye edilmesi yolunda önemli adımlar atıldı. Bu süreçte Kürtlerin siyasî olarak temsil edilebilmesinin önü açıldı. Öcalan’ın da ifade etiği gibi Kürt meselesinde Kürtlerin varlığını inkâr politikasından tamamen vazgeçilmesi yolunda ilerlendi. Kürt meselesinde ifade özgürlüğü çok genişledi. Kürtler belediyelerde iktidara gelebildi. Bunlar iyi gelişmelerdi. Ancak, kötü şeyler de vuku budu. Mesela devlet istihdamı artırdı. Ekonomide yanlışlar yaptı. Bir taraftan bu yanlışların tesiriyle öbür taraftan da ABD’nin kuşatmasıyla enflasyon azdı. İktidar yanlış şekilde faize kaşı durdu ve yeni bir ekonomik sistemden bahsetti. Bütün bu yanlışlarda da LDT çevrelerinden gerekli eleştirileri aldı. Pekel’in hassas olduğu tutuklamalarda artışı da bu çerçevede görmek mümkün. Bazı yargılamalarda tutukluluk bir rutine dönüştü ve bu insan hak ve özgürlüklerine zarar verdi. Ancak bu konularda tanınırlığı olan LDT mensupları söylenmesi gerekenleri söyledi. Bir diğer mesele artan uyuşturucu kullanma soruşturmaları. Kurbansız suç olmaz teorisi açısından bakınca uyuşturucu kullanmanın suç olmaması gerektiği söylenebilir. Böyle düşünen liberallerin bu konuda görüş açıklamaları bekleniyor…

Şüphesiz, Liberal Düşünce Topluluğu her şeyiyle mükemmel bir kuruluş değil. Üyelerimizin daha yapması gereken ve yapabileceği çok şey var. Ancak, bana göre, en önemlisi LDT’nin kurumsallaşması ve sonraki nesiller tarafından devam ettirilmesidir. LDT’nin tarihi ve yaptığı işler bakımdan da Türkiye’de eşsiz bir kuruluş olduğu söylenebilir. Benzer kuruluşlar ya yok ya da çok kısa ömürlü, oysa LDT neredeyse iki nesli kapsamakta.

Bu tür eleştiriler elbette yararlı oluyor. LDT bu tür eleştirilere de açık. Bunun en büyük delili Pekel’in yazısının LDT tarafından idare dilen bu sitede yayınlanmış olmasıdır.  Bu tür iyi niyetli ve makul eleştiriler ve ikazlar LDT üyelerinin dönüp kendilerine bakmasına ve LDT üzerinde düşünmesine vesile teşkil ediyor. Ancak, burada önemli olan, eleştiri ve değerlendirmelerde yıkıcı değil yapıcı bir dilin kullanılması ve LDT’yi yok etmek gibi saçma sapan bir işe kalkışılmaması. Pekel’in eleştiri yazısı bu bakımdan umut verici.

LDT belli bir misyona, kültüre ve işleyiş biçimine sahip bir entelektüel sivil toplum oluşumu. İnşallah yoluna bu şekilde devam edecektir ve çok daha uzun ömürlü olacaktır.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et