Ateistler ve Din-Vicdan Özgürlüğü

Din ve vicdan özgürlüğü, her insan hakkı gibi genel, eşit ve soyuttur. Bu şu anlama gelir: Din ve vicdan özgürlüğüne tüm insanlar sahiptir. Bu hak açısından insanlar arasında herhangi bir gerekçeyle pozitif veya negatif ayrımcılık yapılamaz. Vatandaşlar dilleri, dinleri, cinsiyetleri, etnik aidiyetleri, sosyal ve ekonomik durumları yüzünden bu özgürlükten mahrum edilemez. İnananlar ve inanç grupları arasında sayılarına dayanan ayrımcılıklar da yapılamaz. Bir inancın veya felsefî görüşün mensuplarının sayısının diğerlerininkinden az olması onların çoğunluk inancından olanların kullandığı haklardan mahrum kılınmasını meşrulaştıramaz.

Bu çerçevede, ateistler diğer vatandaşlarla eşittir. Klasik bir dine inanmamaları veya herhangi bir dinî inancı benimsememeleri onların bu haklardan mahrum kılınmasını gerektirmez ve meşrulaştırmaz. Bu yüzden, ateistlere hayatın çeşitli alanlarında zorluklar çıkartılması yanlış olur ve insan haklarına aykırı bir durum teşkil eder.

Bilinmesi gerekir ki, din ve vicdan özgürlüğü dinlerin ve inançların muhtevasından da bağımsızdır. Demokratik bir ülkede kamu otoriteleri vatandaşlarla ilişkilerinde dinî ve felsefî duruşların ve inanışların içeriğiyle ilgilenemez. Hangi dinin “doğru”, hangi dinin “yanlış” olduğuna karar vermek veya bir dine inanıp inanmamak vatandaşların kendilerine kalmıştır. Kamu otoriteleri, vatandaşlarına, hangi inanca sahip olurlarsa olsunlar veya bir inançları olsa da olmasa da eşit muamele etmek zorundadır.

Aslında meselenin daha geniş bir boyutu var. Bunu ünlü özgürlükçü filozof J. S. Mill’in açıklamalarında takip edebiliriz. Mill, Britanya’da din özgürlüğünün tam manasıyla uygulanmasının sadece Hristiyanlık dininde Katoliklik ve Protestanlık bölünmesinden kaynaklanmadığını, tablonun Ateistlerle tamamlandığını söyler. “Ateistler dine inananlarla aynı haklara sahip tutulmasıydı, din özgürlüğü tesis edilemezdi” diyerek bu gerçeğe işaret eder. Bu, elbette, din ve vicdan özgürlüğünü tanıdığını ilan ve iddia eden her ülke için geçerli genel bir doğrudur.

Ateistlerin konumu din ve vicdan özgürlüğü açısından özel bir önem taşımaktadır. Ateistlerin din ve vicdan özgürlüğüne sahip olmadığı bir Türkiye’de yeterli seviyede din ve vicdan özgürlüğünün var olduğu da söylenemez. Ne yazık ki, toplumun bazı kesimlerinde Ateistlere kötü bakış yaygın. Politikacıların zaman zaman bu tür düşünceleri yüksek sesle dile getirmesi de toplumdaki menfi bakışı körüklüyor.

Ateizmin yayılmasının ülkede Müslümanlığa zarar verebileceği yolundaki endişeler, doğru bile olsa, ateistleri ayrımcılığa tabi tutmayı meşrulaştıramaz. Ateizmin dinlere meydan okuması dindarlara inançlarını daha iyi savunma yollarını öğretecek ve belki de onları dinlerine karşı getirilen tezlere cevap verebilecek şekilde kendilerini geliştirmeye teşvik edecektir. Müslümanlık ve Müslümanlar Ateistler karşısında aciz midir ki bu tür engellemelerle sözüm ona toplumu koruma yoluna gidildiği iddia edilebilsin?

Türkiye’nin İslam dünyasında Ateistlerin dernek kurulduğu ilk ve tek ülke olduğunu biliyoruz. Bu Türkiye’de din ve vicdan özgürlüğü adına sevindirici bir durum. Din ve vicdan özgürlüğünü gerçekten savunanların bu tür örgütlenmelere karşı çıkmaması gerekir. Hiç kimse, tutarlılıktan kopmayı göze almaksızın, aynı anda, hem din ve vicdan özgürlüğünü benimsediğini söyleyip hem de Ateistlere keyfî ve ayrımcı baskı yapılmasını savunamaz.

Kapak fotoğrafı: Bangladeş’te ateist bir yazarın öldürülmesinin ardından yapılan protesto ve din özgürlüğünü destekleme yürüyüşü, 2015.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et