Kurultay sonrası sessizlik kısa sürdü. CHP’de dengeler yeniden değişiyor ve partideki hamleler, önümüzdeki yılların siyasetini şekillendirecek.
Parti içi iktidar mücadelesi, son kurultayla suların durulacağı beklentisini boşa çıkardı. Kurultay sonrası tablo, durulan suyun birden fırtınaya dönüştüğünü gösteriyor. Parti içindeki dengeler, yeni atamalar ve stratejilerle karmaşık bir hâl aldı. Görünüşte herkes kurultay sonrası “birlik mesajı” veriyor, ama perde arkasında yeni hamleler şimdiden şekillenmiş durumda.
Ekrem İmamoğlu: Stratejik Adaylık ve Kaçamaklar
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali, onun Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimalini şimdilik ortadan kaldırdı. Özgür Özel ve ekibi bu durumu bilmesine rağmen, İmamoğlu’nun adaylığını yıllar öncesinden açıklaması, partideki dengeleri etkilemeye yönelik stratejik bir hamle olarak okunmalı.
Özel, İmamoğlu’nun partideki ağırlığını bildiği için karşısına almak yerine siyaseti onun üzerinden şekillendirmeye çalıştı. Çünkü İmamoğlu’nun 2028’de aday olma ihtimali hukuken mümkün değil. İmamoğlu için her fırsatta “Benim adayım” derken, diplomasıyla ilgili sorulara kaçamak cevaplar vermekle yetindi. Bu durum, hem kamuoyuna hem de parti içinde ittifak kurmak isteyenlere bir mesaj niteliğindeydi: “Ben de gündemdeyim.”
Daha önce Mansur Yavaş ve İmamoğlu’nun durumunu anlatırken kullandığı “Benim iki santraforum var” ifadesi, aslında İmamoğlu’nun oyun dışında kaldığı bir dönemde Mansur Yavaş’la yola devam edilemeyeceğini gösteriyor. İmamoğlu’nun oyun anlayışı, futbol tabiriyle “çift santrforlu bir strateji”ye benziyor: Bir oyuncu sakatlanırsa diğerini devreye sokmak mümkün değil. Bu ince nüans, partideki güç dengeleri açısından kritik bir ipucu.
Kurultaydan Kalan Tablo ve Kılıçdaroğlu Hamlesi
CHP’nin 22. Olağan Kurultayı sonrası Parti Meclisi üyeleri, grup başkan vekilleri, parti sözcüsü ve genel sekreter gibi görev dağılımlarına bakıldığında, Kılıçdaroğlu ekibiyle bir ittifak kurulduğu, İmamoğlu’na yakın isimlerin ise dolaylı olarak pasifize edildiği görülüyor.
Kurultayın asıl kazananı Kemal Bey oldu. Genel Başkanlık yarışını kaybeden ve “sırtımdan hançerlendim” metaforunu kullanan Kılıçdaroğlu, “kılıcı” vurup işi bitirdi. Parti içinde öne çıkan bazı isimlerin, İmamoğlu’nun karşısında cephe alacak gücü bulamaması, bu ittifakın başarısının en önemli göstergesi.
İmamoğlu’nu Gündemde Tutmak: Stratejik Bir Hamle
Ekrem Bey’in yanında saf tutanlar, alanı Özgür-Kemal ikilisine bırakmak istemiyor. Bu nedenle İmamoğlu’nun gündemde tutulması, bir yandan Özgür Özel’i sıkıştırarak parti içi seçimle adaylaştırılan İmamoğlu’na sahip çıkılmasını sağlamak, diğer yandan da kamuoyuna “Ekrem hâlâ güçlü ve etkili” mesajı vermek anlamına geliyor.
Partide bugünden kimin aday olacağını tahmin etmek zor. Ancak tarihî bir not düşmek gerekirse, Ekrem Bey aday olamazsa bile “İmamoğlu” soyadının adaylaştırılma çabası hâlâ arka planda bir ihtimal olarak duruyor. Bu durum, partideki stratejik hamlelerin, kişisel ittifakların ve siyasî mesajların birbirine nasıl dolandığını gösteriyor.
Son Söz
CHP’de sular durulmuyor, dengeler sürekli değişiyor. Kesin olan bir şey var: Ekrem İmamoğlu’nun siyasî etkisi ve tarafında saf tutanların hamleleri, partinin geleceğinde belirleyici rol oynamaya devam edecek. Stratejiler, ittifaklar ve kişisel hamleler, önümüzdeki seçimlerin ve partinin iç dinamiklerinin ipuçlarını şimdiden veriyor. Seçimlere doğru Ekrem Bey’in adını değil ama “İmamoğlu” soyadını daha çok duyabiliriz.
Seyit Cuma

