LDT’nin Son Dönemi Tartışmasına Dair Notlarım

Abdulkadir Pekel’in HürFikirler’de yayınlanan, Liberal Düşünce Topluluğu’nun son yıllardaki durumunu değerlendirdiği, eleştirilerini dile getirdiği yazı ve sonrasında Atilla Yayla’nın bu eleştirilerde katıldığı ve katılmadığı noktaları belirttiği yazıyla bir tartışma başlamış oldu. Benim de hem Abdulkadir’in hem de Atilla hocanın yazılarında katıldığım ve eleştirdiğim noktalar var; bunun yanı sıra LDT’nin pozisyonuna dair de elbette söyleyeceklerim var. O nedenle Abdulkadir’in başlattığı bu tartışmayı kıymetli buluyorum ve LDT’nin fikir yolculuğunda kaydedilmesi gereken bir merhaleyi bu tartışmayla bir nevi kayıt altına almayı önemsiyorum.

LDT’ye yönelik ilk tespitim ve eleştirim faaliyetlerinin eskiye oranla azalmış olması. Şimdi burada bunu bir eleştiri olarak yöneltemiyorum, zira aynı zamanda Topluluğun yönetim kurulu üyesi olarak, haliyle, neden faaliyetlerimizin eskiye nazaran daha seyrek olduğunu biliyorum. Fakat burada daha önemli bir nokta var, asıl dikkat çekmek istediğim yer burası.

LDT’de arkadaşlarla zaman zaman kendi aramızda sohbetlerimizde dile getirdiğim, bir nevi hayıflandığım bir durum var, son on yılda Türkiye’de sivil toplum çöktü. Bunun yanına medyayı da ekleyebiliriz ama bağlamı farklı olduğu için ben burada sivil toplum üzerinden söyleyeceklerimi not düşeceğim.

Evet, “sivil toplum çöktü”; bunu yumuşatmanın, başka bir noktadan bakmanın, bakış açısını değiştirmenin filan hiçbir anlamı yok, tam manasıyla bir çöküş içerisinde sivil toplum. “Her şeyi FETÖ’ye atıp kolaycılığa kaçıyorsunuz” diyenler için üzgünüm ama bunun temel nedeni FETÖ’nün giriştiği alçak darbe girişimi oldu. 15 Temmuz sonrası neredeyse bütün sivil toplum yapıları, FETÖ’nün ziftiyle ortalığa saçılan şüphe ve endişeden nasibini aldı.

Kendi adıma, 15 Temmuz öncesindeki aktivist tavrımı tamamen askıya aldım ve doğrudan içinde yer almadığım hiçbir sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerine katılmadım, hâlâ da çekiniyorum. Üyesi ve gönüllüsü olduğum üç dernek var, aidat ödemediğim, kimin kim olduğuna emin olmadığım, cemâziyelevvelini bilmediğim ve daha kötüsü yeni kurulan hiçbir derneğe yaklaşmıyorum.

Sivil toplumdaki yaşanan bu çöküş nedeniyle LDT’nin önceki yıllardaki performansıyla sahada olmasını artık çok anlamlı bulmuyorum; bu sahada artık yapılabilecek işlerin kıymeti düştü, etkisi azaldı ve eskisi gibi karşılığı yok. Azalan faaliyetler konusunda LDT’den bağımsız, ülkede sivil toplum açısından konuşulması gereken böyle bir durum var ve bu durum LDT’yi de etkiliyor.

Tartışma özeline dönersek, Abdulkadir’in yazısının temelinde bence LDT’nin zaman zaman maruz kaldığı, periyodik olarak tekrarlanan bir eleştiri var; Abdulkadir her ne kadar bu şekilde ifade etmese de, LDT’nin belli partilere angaje olduğu, hadi adını da koyalım, AK Parti ile yakın olduğu meselesi. Şimdi bu yazıya taşımak istemediğim üsluplardan daha mutedil ve iyi niyetle yapılan eleştirilere kadar, her tonda ve her dönemde bu eleştiri veya tespit LDT’nin önüne çıkıyor; her dönem de cevap veriliyor, fakat zamanın ruhunu hesaba kattığımızda, her seferinde sakince yeniden cevap vermek gerekiyor.

Abdulkadir’in yazısında bahsettiği, Liberal Düşünce Kongresi’ne AK Partili Bakanların gelmesi meselesinde Atilla hocanın cevabına katılıyorum. Şu an Milli Eğitim Bakanı olan Prof. Dr. Yusuf Tekin hoca önceki yıllarda da kongrenin müdavimlerindendi. Nitekim kongrede yaptığı konuşmanın önemli bir kısmında Bekir Berat Özipek hocaya sataştı; kongrenin müdavimleri bu sataşmaları hatırlayacaktır, Bekir Berat hoca ve bordo kazağına sataşmak adettendir.

Siyasi kariyerinde bir noktaya gelen ve belli anlamlarda temsiliyeti farklılaşan insanlara mesafe koymak bir tercih olabilir fakat LDT bunu yapmıyor ve bence bu durum meşru bir tercih olsa da yanlış bir tercih olur. Entelektüel kamuyu ve siyaseti fikirsel bazda etkilemeyi amaçlayan bir kuruluşun siyasete mesafe koyması anlamsız bir durum. Pratik bazı tercihler önemsenebilir, LDT bu minvalde aktif siyasetin doğrudan içinde olmama ve mesafe noktasında bence her zaman makul bir noktada durdu.

Hem Abdulkadir’in hem de Atilla Yayla’nın yazılarında bu noktalarda LDT’nin hakkı teslim ediliyor. LDT camiasından olup, ileride siyasi kariyerinde bir partide başka bir noktaya gelen birisi olduğunda da Topluluğun faaliyetlerine katılma konusunda bir angajman güdülmemeli.

Abdulkadir’in yazısında buna dair bir vurgu yok ama kategorik olarak burada tartışılması gereken bir diğer nokta daha var. LDT’nin bir partiye angaje olduğunu iddia edenlerin aslında LDT’nin bir partiye angaje olmasını değil “the parti”ye angaje olmasını, yani AK Parti ile zaman zaman aynı noktaya düşüyor olmasını eleştiriyorlar. Geçmişte bu “bir parti” ve “the parti” meselesinin çok dramatik örneklerini yaşadık; LDT’nin “the parti”ye angaje olduğu eleştirisinde bulunanların bir kısmı başka partilerde görev almakta, başka partileri desteklemekte, hatta bu eleştirileri yöneltenlerin bir kısmının tabiriyle söyleyeyim başka partilerin “bayrağını sallamak”ta hiçbir beis görmediler. Bence de hiçbir beis yok, fakat bunu yaparken konuştuğumuz şey “kurumsal” bir pozisyonun oluşup oluşmadığı.

Çok farklı partilerden LDT üyeleri fikir beyan etmekten, seçim çalışmalarına katılmaktan geri durmadılar, fakat bunun kurumsal temsil noktasında bir karşılığı hiçbir zaman olmadı, olmamalı. Bu durum LDT’yi eleştirenler için olduğu kadar LDT üyeleri için de bir haktır diye düşünüyorum, LDT üyelerinin partilerde görev alması, siyasî kariyerlerini devam ettirirken LDT ile bağlarını sürdürmelerinde bir sakınca yok; tıpkı LDT ile bağını kesip başka kurumlarla bağını devam ettirirken siyasi pozisyon alanlar gibi LDT çevresi için de bu meşru ve makul bir tavır diye düşünüyorum.

Bir noktaya daha temas etmek istiyorum. Her ne kadar Atilla Hoca tersini iddia edecek olsa da LDT’nin temsiliyetinin en görünür şekilde Atilla Hocanın şahsında güçlü bir karşılığı var. Atilla Hoca her zaman LDT’de farklı isimleri öne çıkaracak çabalara girişiyor, bugün ben dahil kamusal entelektüel mecralarda görünen birçok ismin üzerinde Atilla hocanın emeği çoktur. Hocaya haksızlık etme pahasına söylemeliyim ki, bazen bu çabanın gereksiz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz.

Atilla Hocanın üzerinde hak etmediği bir baskı oluşturuyor bu durum; hükumeti yeterince eleştirmediği yönündeki tarizler nedeniyle zaman zaman kendini hükumeti eleştirmek zorunda hissettiği kanaatindeyim; eleştirilerinin neredeyse hemen hepsine katılmakla birlikte, bunun saikinin bu tarizler olduğunu düşünüyorum ve dediğim gibi, Atilla Hocaya haksızlık etmek pahasına bu tespiti yapmayı da önemli görüyorum. Atilla Hoca bu eleştiriye dair zaman zaman yazdı fakat bu konuda fikirlerini yeniden serdederse tekraren kayda geçirmiş oluruz.

Tartışmanın bir diğer boyutuyla yazımı sonlandırmak istiyorum, zira Abdulkadir’in ikinci yazısında meramını biraz daha açtığını görüyoruz; LDT’nin, ki burada bireysel olarak LDT çevresindeki insanların demek daha doğru olur, bazı konularda, özellikle 19 Mart ve sonrası, yargının siyasallaşması gibi konularda yeterince ses çıkmadığı şeklinde. Burada da kendi adıma cevap vermek isterim, çok basit bir nedeni var bu durumun: Abdulkadir’le bu konuda aynı düşünmüyorum!

Bu sürece ve Abdulkadir’in dikkat çektiği noktalara eleştirisi olan başka isimler de var LDT çevresinde; onlarla da aynı düşünmüyorum. Bu seçici bir bakış, bunun nedeni de başta söylediğim sivil toplumun çöküşü gibi fikrî tartışmaların yapılabildiği entelektüel mecralar ve ortamların da çökmüş olması.

15 yıl öncesinde birçok konuda fikir beyan ederken artık buna o kadar istekli değilim, zira bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Fakat bu durum kimsenin fikir beyan etmesinin önünde bir engel teşkil etmiyor, bu konular yine yazılıp çizilebilir. Bu minvalde yazılan, söylenenlere de LDT’nin platformlarında bir angajman olduğunu düşünmüyorum.

Nihayetinde, tartışmayı başlattığı ve bunları kaydetme imkânı sağladığı için Abdulkadir’e teşekkür ediyorum. Her ne kadar entelektüel platformların çöktüğü kanaatinde olsam da bunun geçici bir dönem olduğunu düşünüyorum; bu tartışma vesilesiyle belki yeniden bir hareketlenme olur umudundayım.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et