Savunma Çağı: Yeni İttifaklar ve Türkiye

Dünya genelinde savunma harcamaları günden güne artıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2025 yılına ilişkin küresel askerî harcamalar raporunu açıkladı. Rapora göre dünya genelinde askerî harcamalar, devam eden savaşlar ve artan jeopolitik belirsizliklerin etkisiyle 2025’te art arda 11. kez yükselerek 2 trilyon 887 milyar dolara ulaştı ve yeni bir rekor kırdı. Askerî harcamaların küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı ise yüzde 2,5’e çıkarak 2009’dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Türkiye ise 50 milyar dolar civarı bir harcamayı askerî ve güvenliğe ayırmaktadır. Süregelen savaş ve çatışma ortamı, ülkeleri her geçen gün daha güvenlikçi, daha katı politikalar üretmeye itiyor. Bu kapsamda ittifaklar güç ve savunma üzerinden kuruluyor. Yakın geçmişte bu ittifaklar Amerika’nın yanında olanlar ve Rusya’nın yanında olanlar olarak sadece ikiye ayrılırdı. Günümüz çatışma ortamları ülkeleri daha farklı iş birliklerine yöneltiyor.

Örneğin Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan savunma paktı şüphesiz Orta Doğu’daki tehlikelere karşı atılmış somut bir adımdır. Bunun en önemli altyapısı da Amerika Birleşik Devletleri’nin uzun bir süredir sadece İsrail’in güvenliği üzerinden politikalar üretmesidir. Durum böyle olunca da Amerika müttefik çıkarları denilince aklına sadece İsrail geliyor. Bu da Amerika’nın dostlarını yeni ittifaklara yöneltiyor. Her ne kadar Amerika’dan tam bir kopuş olmasa da başlangıç olarak bu ittifaklar önemlidir.

Nitekim Türkiye de bir güç olarak Orta Doğu’da öne çıkıyor. Gerek askerî altyapısı gerekse savunma sanayiindeki güçlü adımlarıyla Türkiye, savaş coğrafyalarında dengeleri değiştirecek adımlar atma kuvvetine de erişmiştir. Günün sonunda sahada güçlü olmak için güçlü bir savunma altyapısı olması gerekiyor. Türkiye de kritik teknolojileri üreterek ve bunları ihraç ederek sahada söz sahibi ülkeler arasında kendine yer buldu.

Türkiye bu teknolojileri günümüz harp sahasına uygun şekilde üretiyor. Son İran-ABD Savaşı’nda görüldüğü üzere küçük dronelar, harp sahasında maliyeti yüksek teknolojilere karşı basit ve ucuz teknolojiler olarak etkili oluyor. Türkiye’de son iki ay içerisinde Bayraktar firması başta olmak üzere birçok drone teknolojisi kamuoyuna tanıtıldı. İlginç olan şudur ki sadece bu kadar kısa sürede tanıtılan bu silah teknolojileri son Efes 2026 Tatbikatı’nda başarıyla test edilmiş oldu.

Aslında bu, Türkiye’nin olan savaşlardan ders çıkarması olarak yorumlanamaz. Burada savunma sanayiindeki akıl, bunları daha önce öngördüğü ve bunlara karşı Türkiye’nin çalışmasının zaten uzun yıllardır devam ettiğini gösteriyor. Türkiye’nin savunma sanayisi ekosisteminde oldukça başarılı bir yere sahip olduğu görülüyor. 4000’i aşkın savunma sanayi firması ile Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı çatısı altında tam bir koordinasyonla önemli bir ekosistemi yürütüyor. Durum böyle olunca bu ekosistem hızlı ve etkin ürünleri ortaya çıkarıyor.

Yine Efes Tatbikatı’ndan örnek vermek gerekirse, harekât sahasında modern ve geleneksel harp taktiklerinin başarıyla uygulanması, bu teknolojiyi kullanacak kurmay aklının da hazır olduğu anlamına geliyor. İsrail merkezli Maariv Gazetesi de bu duruma dikkat çekerek tatbikat hakkında kara, hava ve deniz unsurlarının çok uyumlu olarak hareket ettiğini ve Türkiye’nin buradan dünyaya bir mesaj verdiğine dikkat çekti.

Ayrıca gazetede yer alan habere göre Türkiye’nin NATO’da kritik bir rol üstlendiğinin altı çizildi. Temiz oyunda Türkiye’nin NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olması da bunun önemli bir göstergesidir. Uzun bir süredir sadece kurucu ülkelerin ev sahipliğinde yapılan bu liderler zirvesi, NATO’nun doğu kanadındaki en güçlü ülkeye duyduğu saygıyı da ortaya koyuyor.

Aslında tüm bunlar güçlü bir siyasi irade ve güçlü bir savunma altyapınız varsa gerçekleşiyor. Türkiye sadece bu tatbikattan bir hafta önce Saha Expo gibi başarılı bir savunma sanayii fuarını da geride bırakmıştı. 8 milyar doları aşan ihracat başarısı ve fuarda yeni yerli ve millî ürünlerin ortaya çıkışı yine dünya basınında yer bulmuştu.

Türkiye, savunma sanayiinde artık yıldan yıla değil, günden güne büyüyen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu da Türkiye’yi dünya siyasetinde daha merkeze ve daha üst sıralara taşımaktadır. Bundan birkaç yıl öncesine kadar ne kadar iyi ürün üretseniz de Avrupa pazarına girmeniz belirli siyasi nedenlerden dolayı imkânsız diyebilirdik. Ama artık Avrupa dahi Türkiye’nin üretim altyapısını görmezden gelemiyor. Almanya dahi Türkiye’den füze sistemlerine olan ilgisini medya üzerinden dile getiriyor.

Büyük bir iş gücü de oluşturan savunma sanayiinin, Türkiye’nin yakın geleceğinde sanayileşme gücünü artırmasını bekliyoruz. Türkiye böylece hem içeride hem de dışarıda savunma sanayii ve güçlü siyasî iradesiyle bölgesel gücün de ilerisine taşınacaktır.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et