Belgin Yazıcı- 27 Mayıs’tan 27 Nisan’a değişenler değişmeyenler

27 Mayıs darbesinin üzerinden 47 yıl geçti. 47 yıl önce de “irtica hortladı” manşetleri vardı. 47 yıl önce de yüksek yargı mensupları çoğunluğun iktidara gelerek devleti ele geçirdiğini iddia ediyorlardı. Gerçekten ne değişti?

7 Mayıs darbesinin başarıyla gerçekleşmesinden dört saat sonra müdahalenin başındaki Cemal Gürsel, son dönemde DP aleyhtarı demeçleriyle öne çıkan ve Beyazıt Meydanı’ndaki öğrenci olaylarını açıkça kışkırtan anayasa hukukçularını Ankara’ya getirtir. Amacı yeni bir anayasa hazırlatmak ve bir an önce seçimleri gerçekleştirmektir.

Ancak anayasayı hazırlamakla görevlendirilen profesörler, askerlere onların beklediğinden çok daha büyük işler yapmaya hazırlanmaktaydılar.

27 Mayıs günü anayasa profesörleri ile cuntanın karşılaşmasını Cemal Madanoğlu’nun anılarından öğreniyoruz. Ankara Garnizon Komutanı olan Madanoğlu, ihtilalin başarıya ulaşmasının ardından yönetimi siviller ile Askeri Yüksek Şura’dan oluşacak kurucu meclise bırakma düşüncesini profesörler heyetine açar. Profesörler heyeti bu görüşe karşı çıkar ve askerlerden oluşacak ihtilal komitesinin kurulması gerektiğini söyler. O ana kadar kışlaya dönme arzusunda olan askerin yönetimde daha uzun süre kalacağı belli olur. Bundan sonra devleti Milli Birlik Komitesi yönetecektir. MBK’ın arkasında artık basın, profesör ve yargı mensuplarının açıktan desteği vardır.

HUKUKÇULAR HEP BAŞROLDE

Profesörler heyetinde olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Hüseyin Nail Kubalı, 30 Mayıs’ta basına verdiği demeçte “Orgeneral Cemal Gürsel ve MBK vatansever, idealist, liberal ve memlekete gerçek demokrasi ve hukuk nizamı kurabilecek azimde insanlar. Onlarla tanışmaktan iftihar duyduk” diyordu. Yine aynı fakültedeki bir başka hukukçu, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, yeni anayasayı hazırlamak üzere İstanbul’daki evinden Ankara’ya götürülürken hiç tedirgin değildir. Kendisi o anı “gariptir, ancak hazırdım” diye anlatıyordu. Anayasa komisyonunun diğer üyeleri Muammer Aksoy, Amil Artus, Tarık Zafer Tunaya, İsmet Giritli’dir. Komisyonun başkanı ise Sıddık Sami Onar’dır.

Komisyona seçilen hocaların tümü Tahkikat Komisyonu’nun kurulmasına dair kanun daha yayınlanmadan açıkça cephe almışlardır. Ali Fuat Başgil de o dönemde İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesidir ve meslektaşlarının basına verdiği beyanatları gazete okuduğunda hayretler içinde kalır. Başgil o günlerde üniversitenin sürüklenmek istenen şiddeti şöyle anlatır: “Meslektaşlarım hükümete karşı öyle bir kinle hareket etmişlerdir ki, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin patlamaya hazır bir yangının üzerine benzin dökmekten farksız kasıtlı ve tantanalı beyanat vermekten kaçınmamışlardır.”

Ancak Hüseyin Nail Kubalı’nın DP’ye olan nefreti biliniyordur. Zira 1958 yılında Kubalı, üniversite nizamnamesinin öğretim üyelerine günün siyasi münakaşalarına katılıp taraf tutmasını yasak eden kurala aykırı davrandığı için 1958 yılında okuldan bir süreliğine uzaklaştırılır Ancak daha sonra görevine geri döner. DP iktidarına karşı olan hocaların tahkikat komisyonunun kurulmasına karşı verdiği beyanatlar bir gün sonra öğrencileri Beyazıt Meydanı’nda toplamaya yeter. Bir süredir CHP’nin üniversitelerdeki çalışmaları ve hocalarla temasları da işe yaramıştır.

İsmet İnönü’nün damadı gazeteci Metin Toker, CHP’nin İhtilal öncesi tavrını kayıtlara şöyle geçer: “Gerçek şudur ki o günlerde, CHP bir yeraltı faaliyetinin bütün hazırlıklarını tamamlamaktaydı. 28 Nisan ile 27 Mayıs arasında CHP’nin bu şekilde çalışmış olduğu bir gerçektir… Menderes’e karşı koyma kendiliğinden mi doğmuştur? Hayır. Onu CHP bizzat organize etmiş, beslemiş, sloganlarını vermiş, her hareketin çekirdeğini oluşturmuş, bir beyin rolü oynamıştır. İsmet Paşa, partisinin bu rolü oynağından haberdardı. Ama kendisi hiçbir zaman yeraltına geçmedi. Buna karşılık, ihtilale yeşil ışık yaktığı bir gerçektir.”

Yeni Anayasayı hazırlamak üzere seçilen profesörler, basına verdikleri raporda, ilk olarak devrilen DP iktidarının meşruiyetini yitirdiğini belirtirler. Buna gerekçe olarak da son dönemde yaşanan üniversite olaylarını, hocalara ve rektörlere reva görülen muameleleri gösterirler. “DP’nin yarattığı zümre diktatörlüğüne son veren” müdahalenin “meşruiyeti” böylece hocalarca da tasdik olur! Yeni anayasada yaşananların tekrarlanması için 1924 Anayasası’ndaki hataları bertaraf edileceği, egemenliği kullanım tekelinin meclisin elinden alınacağı ve parçalanacağı da belirtilir. Ne var ki profesörler heyeti ile darbenin başı arasında bir takvim uyuşmazlığı vardır.

Bu sırada hem komisyon içinde hem de Milli Birlik Komitesi içinde ayrışmalar baş gösterir. Anayasa Komisyonu içinde Tarık Zafer Tunaya ve İsmet Giritli Komisyon Başkanı Onar ile anlaşmazlık içine girerler ve MBK’nın emri ile görevden alınırlar. Ancak komisyon içindeki çatışmalar son bulmaz. Muammer Aksoy da (Erdoğan Teziç asistanıydı) başkan Onar ile anlaşamaz. Bu sırada Milli Birlik Komitesi içinde de ayrılıklar iyice gün yüzüne çıkar. Alpaslan Türkeş’in başını çektiği bir grup, yönetimin sivillere devretmede isteksizdir ve daha yapacakları büyük işler olduğunu ve yönetimde kalmaları gerektiğini savunmaktadır.

Hatta o günlerde Hukuk Fakültesi’nde konuşma yapan ve devlet başkanı Cemal Gürsel’in de müsteşarı olan Türkeş, “Tanzimat, I. ve II. Meclis ve Cumhuriyet hareketinin gösterdiği gibi çağdaş uygarlık düzeyine normal yollarda ulaşmanın olanaksızdır” diyerek, kendi idaresinde seçimsiz bir iktidarın gerekliliğini anlatıyordu.

Türkeş bir nevi II. Cumhuriyet’in kurulduğunu işaretliyor bunun tarihteki diğer ilerici hareketlerden farklı olacağının sinyallerini veriyordu. Basında 27 Mayıs’ın hemen ardından yeni yönetime ikinci cumhuriyet, hazırlanacak olan yeni anayasa içinde İkinci Cumhuriyet Anayasası denmesinin sebebi de buradan ileri gelir. Bir süre sonra Cemal Gürsel’in de başında olan grup, daha sonra 14’ler olarak anılacak olan Türkeş ve arkadaşlarını zorunlu yurt dışı göreve gönderir yani onları tasfiye eder.

27 MAYIS DARBESİ VE AYDIN İHANETİ

 

Bu ülkede hukukun üstünlüğü denildiğinde, hala hukukçuların kafasındaki ideal siyasal düzenin egemen düzen olması yani hukukçuların üstünlüğü mü anlaşılıyor? Yaşanan acı tecrübeler bunu gösteriyor. 27 Mayıs’ın müsebbiplerinden Muammer Aksoy’un asistanlığını da yapmış olan günümüzün YÖK Başkanı anayasa profesörü Teziç’in “Anlaşılan siyasal çoğunluk, devlet iktidarını ele geçirmek istiyor” şeklindeki sözlerini başka türlü izah edebilmek mümkün değil. Aynı şekilde 4 yıllık görev süresini dolduran Yargıtay Başkanı Nuri Ok da, siyasal çoğunluğun devleti ele geçirmesinden muzdarip ve bu sebeple görevleri arasında sayılmamakla birlikte cumhurbaşkanın hükümeti frenleme ve dengeleme gibi bir görevi olduğunu düşünüyor ve cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkıyor. Ona göre de demokrasi çoğunluğun tehlikesi altında. Tıpkı 47 yıl önceki gibi. 47 yıl önce yani 27 Mayıs 1960’da hükümet devletten tasfiye edildi, daha açık bir ifade ile devletin gücü halkın iradesini yedi yuttu. 47 yıl önce de basın, “irtica hortladı” diye manşet atıyordu. 47 yıl önce de yüksek yargı mensupları çoğunluğun iktidara gelerek devleti ele geçirdiğini iddia ediyorlardı. 47 yıl önce de anayasa profesörleri devleti yönetmek için ulusal iradenin temsilcisi olan meclisi meşru saymıyorlardı.

Sonuç, askeri müdahale. Yalnız 27 Mayıs’ta değil, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta ve 27 Nisan’da da aynı kesimlerin aynı şeyleri söylediler, aynı tehlikeleri herkesten önce gördüler!

Cumhuriyet döneminde darbeler tarihinin başlangıcı olan 27 Mayıs, yalnızca askeri bir müdahale, darbenin tek müsebbibi de zinde kuvvetler değildir. Darbeci generaller 27 Mayıs’ın görünen yüzüdür. Basın, anayasa hukukçuları ve yüksek yargı mensuplarının büyük bir kısmı ise, darbenin arkasındaki asıl zinde güçlerdir.

Darbeciler yönetimi ele geçirinceye kadar yalnızdır; ancak 27 Mayıs sabahından itibaren değil: 27 Mayıs’tan sonra darbeci generallerle kent soylu elitler bir vücudun iki eli gibi hareket etmişlerdir.

26 Mayıs 2007, Yeni Şafak Gazetesi

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et