Altı Ok Gömleğiyle Liberal Demokrasi Mümkün mü?

Altı Ok Gömleğiyle Liberal Demokrasi Mümkün mü?

Özgür Özel’in Yeni Siyasi Hareketi Üzerine Liberal Demokrat Bir Bakış

Türk siyasetinde uzun süredir beklenen gelişme gerçekleşti. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatacağını ilan etti. Konuşmasının birçok yönü siyaset bilimi açısından ayrı ayrı tartışılabilecek niteliktedir. Yeni hareketin ideolojik çerçevesi, hedef kitlesi, örgütsel yapısı ve Türkiye siyasetinde nasıl bir boşluğu doldurmayı amaçladığı önümüzdeki dönemin temel tartışma başlıklarından biri olacaktır.

Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’nin kuruluş sürecinde kullandığı “Millî Görüş gömleğini çıkardık.” sözlerine yaptığı göndermeydi. Özgür Özel buna karşılık şu ifadeyi kullandı:

“Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz.”

Bu cümle ilk bakışta fedakârlık ve mücadele çağrısı gibi görünmektedir. Ancak aynı zamanda yeni hareketin Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu ideolojisini, yani Altı Ok’u terk etmediğini de ilan etmektedir.

Burada siyasal iletişim açısından ilginç bir metafor ortaya çıkmaktadır.

Bir tarafta “Altı Ok gömleğini çıkarmıyoruz.” denilmektedir.

Diğer tarafta ise “ateşten gömlek giyiyoruz.”

Altı Ok gömleği ile ateşten gömlek siyaseten nasıl üst üste giyilecektir?

Bu soru yalnızca retorik değildir. Aynı zamanda yeni siyasi hareketin geleceğini belirleyecek temel ideolojik tartışmanın da başlangıç noktasıdır.

Yeni Parti, Eski Kimlik

Konuşmanın bir diğer önemli yönü ise Özgür Özel’in yaptığı toplumsal çağrıdır.

“Sosyal demokratlar”, “muhafazakâr demokratlar”, “milliyetçi demokratlar”, “Kürt demokratlar”, “Türk demokratlar”, “liberal demokratlar” gibi, aynı siyasi çatı altında buluşmaya davet edilmektedir.

Bu çağrı ilk bakışta Turgut Özal’ın Anavatan Partisi döneminde uyguladığı “dört eğilim” siyasetini hatırlatmaktadır. Kamuoyunda da yeni hareketin zamanla Özal benzeri geniş tabanlı bir Türkiye Partisi’ne dönüşebileceği yönünde yorumlar yapılmaktadır.

Ancak tam da bu noktada kritik soru ortaya çıkmaktadır:

Özal’ın dört eğilim modeli, CHP kökenli bir siyasi hareket tarafından gerçekten uygulanabilir mi?

Çünkü Özal’ın başarısı yalnızca farklı toplumsal kesimleri bir araya getirmesinden kaynaklanmıyordu. Aynı zamanda bunu mümkün kılan ideolojik esnekliği de beraberinde getiriyordu.

Bugün ise yeni hareket tam tersine, CHP’nin kurucu ideolojik ilkelerini terk etmediğini özellikle vurgulamaktadır.

İşte tartışmanın merkezinde yer alan çelişki de budur.

Liberal Demokratların Beklentileri

Yeni hareketin çağrı yaptığı kesimlerden biri de liberal demokratlardır.

Ancak liberal demokrat seçmen açısından bakıldığında cevap bekleyen çok sayıda temel soru bulunmaktadır.

Her şeyden önce liberal demokrasi yalnızca serbest piyasa ekonomisini ifade etmez.

Bireysel özgürlükler,

hukukun üstünlüğü,

kuvvetler ayrılığı,

sınırlı devlet,

çoğulculuk,

mülkiyet hakkı,

ifade özgürlüğü,

girişim özgürlüğü

liberal demokrasinin temel sütunlarını oluşturmaktadır.

Bu çerçevede yeni hareketin cevaplaması gereken ilk soru şudur:

Altı Ok ilkelerinden biri olan devletçilik ile liberal ekonomiyi nasıl bağdaştıracaktır?

Devletçilik ilkesi tarihsel olarak devletin ekonomide yönlendirici ve gerektiğinde üretici aktör olmasını savunurken liberal ekonomi, piyasanın önceliğini esas almaktadır.

Elbette devletçilik ilkesi zaman içinde farklı şekillerde yorumlanmıştır. Günümüz CHP’si de 1930’ların katı devletçilik anlayışını savunmamaktadır. Ancak yeni hareket “Altı Ok gömleğini çıkarmıyoruz.” dediği anda, liberal seçmenin zihninde şu soru kaçınılmaz olarak oluşacaktır:

Devlet piyasayı mı yönetecek, yoksa piyasa mı ekonominin temel belirleyicisi olacaktır?

Bu soru yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik bir sorudur.

Özgürlük mü Güvenlik mi?

Liberal demokratların cevap beklediği ikinci temel konu ise temel hak ve özgürlüklerdir.

Yeni hareket;

ifade özgürlüğü,

örgütlenme özgürlüğü,

basın özgürlüğü,

üniversite özerkliği,

yerel yönetimlerin güçlendirilmesi,

bireysel hakların genişletilmesi

konularında nasıl bir siyasal program ortaya koyacaktır?

Daha önemlisi;

özgürlüklerle güvenlik politikaları çatıştığında hangi ilke öncelikli olacaktır?

Modern demokrasilerin en zor sınavlarından biri tam da budur.

Terörle mücadele,

kamu düzeni,

milli güvenlik

gibi gerekçelerle özgürlüklerin sınırlandırılması gerektiğinde yeni hareket hangi çizgide duracaktır?

Bu sorular liberal demokrat seçmen açısından tali değil, belirleyici niteliktedir.

Muhafazakâr Demokratlarla Ortak Zemin Mümkün mü?

Benzer sorular muhafazakâr demokratlar açısından da geçerlidir.

Laiklik nasıl yorumlanacaktır?

Seküler devlet anlayışı ile muhafazakâr toplum talepleri arasında nasıl bir denge kurulacaktır?

Din ve vicdan özgürlüğü konusunda nasıl bir yaklaşım benimsenecektir?

Aile politikaları nasıl şekillenecektir?

Toplumsal muhafazakârlık ile bireysel özgürlükler arasında ortaya çıkabilecek gerilimler nasıl yönetilecektir?

Bütün bu sorular yalnızca seçim stratejisini değil, kurulacak partinin gerçek kimliğini belirleyecektir.

Erdoğan’ın Tercihi ile Özgür Özel’in Tercihi

Aslında siyasal iletişim açısından Erdoğan ile Özgür Özel’in kullandıkları iki metafor arasında önemli bir fark bulunmaktadır.

Erdoğan, “Millî Görüş gömleğini çıkardık.” diyerek ideolojik kopuş mesajı vermişti.

Bu söylem, AK Parti’nin yalnızca yeni bir parti değil, aynı zamanda yeni bir siyasal kimlik olduğunu anlatıyordu.

Bu nedenle farklı toplumsal kesimlere ulaşması daha kolay oldu.

Özgür Özel ise tam tersine,

“Biz gömlek çıkarmıyoruz.” demektedir.

Bu tercih yeni hareketin CHP’nin tarihsel mirasıyla bağını koruduğunu göstermektedir.

Ancak aynı tercih, hareketin gerçekten ne kadar yeni olduğu sorusunu da beraberinde getirmektedir.

Çünkü geniş tabanlı bir Türkiye Partisi olmak isteyen bir hareket, yalnızca yeni kadrolar değil, yeni bir siyasal paradigma da üretmek zorundadır.

Hareketin Önündeki En Büyük Engel

Bugün yeni hareketin önündeki en büyük engel yalnızca iktidar değildir.

Asıl mesele, kendi içinde farklı ideolojik beklentileri aynı çatı altında buluşturabilmesidir.

Liberal demokratlar daha fazla özgürlük talep edecektir.

Muhafazakâr demokratlar kültürel temsil isteyecektir.

Milliyetçi demokratlar güvenlik politikalarını önceleyecektir.

Sosyal demokratlar sosyal devletin güçlendirilmesini savunacaktır.

Kürt demokratlar ise demokratik temsil ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesini gündeme taşıyacaktır.

Bu taleplerin tamamını aynı anda karşılayabilmek kolay değildir.

Üstelik hareket, bütün bunları yaparken Altı Ok’un ideolojik çerçevesini de koruyacağını ilan etmektedir.

İşte siyasal sınav tam da burada başlayacaktır.

Bir Yol Ayrımı Kaçınılmaz Görünüyor

Yeni hareketin geleceği açısından dikkat çekilmesi gereken bir başka konu ise liderlik düzeyinde ortaya çıkabilecek stratejik farklılıklardır.

Kamuoyunda uzun süredir Ekrem İmamoğlu’nun daha kapsayıcı, merkez siyasete açılan, Türkiye Partisi niteliğinde ve Özal benzeri geniş tabanlı bir siyasal hareketten yana olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.

Buna karşılık Özgür Özel’in konuşması, CHP’nin tarihsel ideolojik mirasını koruyan ve Altı Ok’u siyasal kimliğin merkezinde tutan bir çizgiyi öne çıkarmaktadır.

Bu iki yaklaşım kısa vadede birlikte yürüyebilir.

Ancak siyasal hareket büyüdükçe, programını netleştirdikçe ve iktidar alternatifi hâline geldikçe bu farklılıkların daha görünür hâle gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

O noktada hareketin önünde kaçınılmaz bir yol ayrımı belirecektir:

Ya CHP’nin tarihsel ideolojik kimliğini merkeze alan bir parti olarak kalacaktır;
Ya da gerçekten geniş tabanlı bir Türkiye Partisi olabilmek için kurucu ilkelerini yeniden yorumlayacak, hatta bazı alanlarda aşacak bir dönüşüme yönelecektir.

Bu tercih yalnızca yeni partinin geleceğini değil, Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyecektir.

Sonuç

Özgür Özel’in konuşması yeni bir siyasal başlangıcın ilanı olduğu kadar, çözülmesi gereken birçok teorik ve pratik soruyu da beraberinde getirmiştir.

Yeni hareketin başarısı, farklı toplumsal kesimlere çağrı yapmasından çok, bu kesimlerin birbirinden oldukça farklı beklentilerine nasıl cevap vereceğine bağlı olacaktır.

Liberal demokratlar açısından ise temel soru hâlâ cevabını beklemektedir:

Altı Ok gömleği çıkarılmadan, gerçekten liberal demokrat bir siyasal program üretmek mümkün müdür?

Bu soruya verilecek cevap, yalnızca yeni hareketin kimliğini değil, Türkiye’de merkez siyasetin yeniden şekillenip şekillenmeyeceğini de belirleyecektir.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et