Yeraltı dershaneleri

AK Parti iktidarıyla 28 Şubatçılar’ın eğitim konusunda anlaştıkları bir nokta olabileceğini düşünmek zor gerçekten.
Ama hükümetin son açıklamalarına bakınca böyle bir nokta bulunduğunu görüyoruz. Ortak düşman dershaneler, baş hedef de dershaneciliğin öldürülmesi…

Hatırlarsınız, Gürüz ve ekibi üniversite giriş sistemini altüst eden o değişiklikleri yaptıkları zaman (orta öğrenim başarı puanının ağırlığının artırılması, iki aşamalı sınavın tek aşama haline getirilmesi) aynı şeyi söylüyorlardı:

Üniversite girişinde okul başarısına ağırlık vermek ve böylece dershaneleri devreden çıkarmak…

Geçenlerde Nurettin Canikli’nin açıklamasından da anlıyoruz ki, bugünkü hükümet de “üniversite sınavlarının ve dershanelerin kaldırılmasını hedefliyoruz” derken aynı şeyi düşünüyor.

Hem zorunlu eğitimin ikinci aşamasında yönlendirme yaparak üniversiteye talebi azaltmak ama esas olarak zorunlu eğitimin sonuna olgunluk sınavı benzeri bir sınav koyarak elemeyi esas olarak oralarda yapmak; üniversite girişi için de hem bu sınavları hem de lise başarısını esas almak…

Dershaneleri kaldırmak mı, dershane ihtiyacını kaldırmak mı?

Düşünülen bu yöntemin eleştirisine girmeden önce bir noktayı açıklığa kavuşturalım. Ben hükümetin “dershaneleri kaldıracağız” derken, “dershanelere olan ihtiyacı kaldıracağız” demek istediğini ümit ediyorum.

Zira eğer bu laftan dershaneleri yasa yoluyla kapatacağız anlamı çıkıyorsa bunun dünyada eşi menendi görülmemiş bir yasakçılık olacağı besbelli.

Çocukların üniversite öncesinde yaşadığı dershane çilesinin ya da ailelerin çocuklarını yarış dışı bırakmamak için ödemek zorunda kaldıkları on binlerce liranın aile bütçesine getirdiği yıkımın farkında olmamak mümkün değil elbette.

Bu anlamda “dershanelerden yana olmak” gibi bir tutum da mümkün değil. Bizzat bu işe para yatırmış dershane sahipleri ve oradan ekmek yiyen öğretmenler dışında kimsenin pro-dershaneci olması için bir sebep yok.
 
Ama şunu anlamak gerek: Dershaneler bir ihtiyaçtan dolayı varlar ve o ihtiyaç sürdüğü sürece de var olacaklar.

Hangi aşamada elersen ele

Nedir dershaneleri var eden durum? Üniversiteye girme konusundaki büyük rekabet…

Her yıl üniversiteye başvuran 2 milyon gencin ancak yüzde 10’u için kontenjan varsa, yüzde 90’ı elenmek zorundaysa, siz bu büyük rekabeti engelleyemezsiniz.

Yaptığınız eleme sınavını ister lise bitirme aşamasında yapın ve adına Olgunluk Sınavı deyin; ister üniversiteye giriş aşamasında yapın ve adına Üniversite Giriş Sınavı deyin; isterseniz zorunlu eğitimin her senesinde bir sınav yapıp elemeyi zamana yayın, hiçbir şey fark etmez.

Eleme elemedir ve öğrenciler elek üstünde kalmak için yine dershanelere ya da özel öğretmenlere koşacaktır.

Nurettin Canikli, “Eğer hiç kimse dershanelere gitmezse, herkes okulda aldığı eğitimle yarışırsa sonuç yine aynı olur.

Hem fırsat eşitliği sağlanmış hem de çocuklar ve aileleri dershane yükünden kurtulmuş olur” diyor.

Bu tıpkı, “Hiçbir şirket reklam yapmasa, sonuç yine aynı olur. Hem bütün o reklam harcamaları fiyatların üstüne binmemiş olur hem de reklam yapabilenlerle yapamayanlar arasında fırsat eşitliği sağlanmış olur” demek gibi bir şey…

Ama bunu söyleyenin, şirketler arasındaki şiddetli rekabeti nasıl kaldıracağını da açıklaması gerekir. Zira rekabet oldukça, açık ya da gizli, illegal ya da legal reklam da sürecektir.

Nitekim Canikli de hiç kimsenin dershanelere gitmemesini nasıl sağlayacaklarını açıklamıyor. Yasakla mı? Eğer dershaneleri yasaklarsanız, bu defa da yeraltı dershaneleri kurulur.

Evlerde illegal özel ders seansları yapılır. Üstelik “karaborsa eğitim hizmeti” çok daha pahalı olacağı için, üniversiteye hazırlık denen süreç yoksul kesimler için iyice ulaşılmaz hale gelir, fırsat eşitliği daha da bozulmuş olur.

Kaldı ki, üniversite girişini merkezi bir sınavla yapmayıp okul notlarına endekslemenin getireceği korkunç sonuçları görmek için eğitim uzmanı olmaya da gerek yok.

Şimdilik şu kadarını söyleyip gerisini bir başka yazıya bırakayım: Üniversite girişlerini merkezi sınav yerine lise ders notlarına bağlı hale getirmek, Türkiye’de her şeye rağmen rüşvetin, iltimasın, yolsuzluğun sızamadığı tek noktayı da tahrip etmek olur.

 

Bugün, 28.03.2012

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,740TakipçilerTakip Et