Özgürleşen Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri Ne Yapacak?

19 Mayıs, 23 Nisan, Cumhuriyet ve Zafer Bayramlarının statlarda yapılmayacak olması beden eğitimi ve spor dersi öğretmenlerini özgürleştirmiştir. (Yazımda “beden eğitimi ve spor” dersine ‘spor dersi’ öğretmenine de ‘spor öğretmeni’ denilecektir. Neredeyse bir asırdır spor öğretmenlerinin temel görevi bayram kutlamak için kışla eğitimi yapmaktı. Ulusal bayramlar, askerlik yapanların çok iyi bildiği gibi,  uygun adımla yürüme, sağa-sola dönme, dizleri çekme kolları sallama talimlerinin statlarda uygulanmasıydı. Bu, tuhaf, sporla alâkası olmayan çağ dışı kutlama merasimleri nihayet son buldu. Bilmiyorum, spor öğretmenlerimiz Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e müteşekkirler mi? Şimdi spor dersleri ve spor eğitimi makûs talihini yenme fırsatı bulmuştur. 

            Türkiye’de gerek insan kaynağı yetiştirmede, gerekse eğitim sisteminin bireyleri hayata hazırlama misyonunda önemli problemler bulunmaktadır. Eğitim sistemi tek seçeneği olan bir torna gibidir. Milyonlarca genç, vasıfsız, niteliksiz devlet memuru olmak için ömürlerinin üçte birini okullarda harcamaktadır. Spor gibi, önemli bir çalışma alanı Türkiye’de sonsuz kış uykusundadır. Bu tabloda Türkiye’deki spor dersinin ve spor öğretmenlerinin katkısı yadsınamaz. “Beden Eğitimi” ve “Bedenci” (öğretmenin kısa adı),  başta, ders adı olmak üzere, içeriği amaçları, kökten değiştirilmelidir. “Beden eğitimi…” kulağa hiç hoş gelmeyen nahoş bir ders ismidir. Milli Eğitim Bakanlığı YÖK ile işbirliği halinde söz konusu ders ismini ve öğretmenlerin “branş” isimlerini değiştirmelidir.

            4+4+4 Eğitim Reformu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte; ilk ve ortaokulların ders programları bakanlıkça belirlendi. Programa baktığımızda, spor dersi, zorunlu dersler arasında 5. sınıftan itibaren haftada 2 saat olarak düzenlenmiş. Ayrıca, yine 5. Sınıftan itibaren “Spor ve Fizikî Etkinlikler” dersleri seçmeli olarak, haftada 2 veya 4 ders saat olarak alabilecek. Bu seçenek, önemli bir adım durumundadır, bu fırsatı değerlendirmek spor öğretmenlerimize kalmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nca yayınlanan “Beden Eğitimi ve Spor” dersinin amaçları: “Atatürk’ün ve düşünürlerin spor konusundaki sözlerini açıklayabilme, sinir ve kas dengesi sağlama, spor bilgisi … vb.” Böylesi amaçlarla yola çıkan bir dersin sonuçları ne olabilir ki ?

            Spor eğitimi, bir sektör olarak spor Türkiye’de etkisizdir. Henüz ikincisi yapılan  “Uluslararası Beden Eğitimi ve Sporda Sosyal Alanlar” Kongresi 31 Mayıs – 2 Haziran tarihlerinde Gazi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Ankara’da toplanmış. Kongrede, “spor pedagojisi” tartışma konusu olarak kendine yer bulmuş. Bu kongrenin henüz ikincisinin icra ediliyor olması anlatmaya çalıştığımız kötü tablonun göstergesi durumundadır. 2008 Pekin Olimpiyatlarında Türkiye’nin sportif performansı son derece kötüydü, ben o günlerde spor öğretmenlerimizin, bu durumu değerlendiren bir toplantı, bir organizasyon yaptıklarımı görmedim. Olimpiyatların temeli atletizm dalıdır, oysa okullarda atletizm hiç önemsenmez, çünkü spor öğretmenleri bayram kutlamakla meşguldürler.  2012 Londra Olimpiyatlarına sayılı günler kaldı, Londra’ya kalabalık bir sporcu kitlesi ile gidiyoruz. Ancak, 17 milyon genci olan ülkemizde Londra’da çok daha etkili olabilirdik. Spor yapmak, modern dünyada bir yaşam biçimi olmak ile birlikte, bir endüstridir. Bu endüstriye yeterli yatırım yapmadığımız gün gibi ortadadır.

            Spor öğretmenliği, diğer öğretmenlik branşlarında olduğu gibi, “devlet memurluğu” anlayışı ve pratiği ile vücut bulmaktadır. Dersler, sıraya geçme, rahat-hazırol komutları ile başlamaktadır. Böylece kışla eğitimi ilk dersini okullarda yaptırmaktadır. Sonraki dakikalarda, sembolik bir spor eğitimi daha sonra da serbest oyun oynanarak ders sona erdirilmektedir. Kimse oyuna karşı olduğuz anlamı çıkarmasın, spor dersinin en iyi bölümü oyun bölümüdür. Spor dersleri, ailelerin pek ilgisini çekmez, spor ile uğraşan çocukların haylazlık yapacağı, derslerine çalışmayacağı endişesi aileleri korkutur. Spor öğretmenleri de ailelerin korkularını bertaraf etmek için bir çaba sarf etmezler. Okullardaki spor dersleri, spor aktiviteleri formalite halini almıştır. Okullar, spor kulüpleri, spor organizatörleri ile temasa geçmemektedirler. Aslında, eğitimin tüm aşamaları ve etkinliklerinde toplum dışı bir yapı hâkimdir. “Gardiyan okul” diyebileceğimiz bu anlayış değişmedikçe eğitim sistemi sorunları devam edecektir.

            Türkiye’de spor endüstrisinin gelişmesi, sporcu sayısının artması, başarılı sporcuların yetişmesi,  spor öğretmenlerimize bağlıdır. Spor öğretmenleri kendilerini bağlayan, militarist prangadan kurtulmuşlardır. “Spor için tesis lazım, spor araç-gereçleri yok” gibi gerekçeler, bahane olamaz. Spor eğitimi için bazı özel alanların (tartan pist, olimpik yüzme havuzu vb.) olması gerektiği muhakkaktır. Anadolu’nun küçük bir ilçesinde söz konusu alanlar bulunamayabilir. Spor eğitimi için gerekli olan bazı alanlar ve araç-gereçler hem bulması kolay hem de düşük maliyetli araç-gereçlerdir. Örneğin, maraton için yol, diğer atletizm dalları için ise, disk, çekiç, koşu ayakkabısı, küçük bir kum havuzu, engel vb. bulmak kolaydır. Spor öğretmenleri, seçmeli spor derslerinin tercih edilmesi için oturup beklememeliler, sporu, spor endüstrisini tanıtıcı çalışmalar yapmalılar. Aksi takdirde, geleneksel olarak “önemli” kabul edilen, derslere (matematik, İngilizce, Türkçe vb.)  karşı şansları yoktur. Spor eğitimi için spor öğretmenlerinin sağlık kuruluşları, yerel kuruluşlar (belediyeler) spor kulüpleri ile işbirliği halinde olmaları gerekir. Spor eğitimi, akademik dünyanın daha çok üzerinde durması gereken bir konudur. Modern dünya, üretimi ve üretimde çeşitliliği artırmak ile uğraşmaktadır, Türkiye çağın gerisinde kalmamalıdır. Türkiye’nin rejim koruyucusu gençlere değil, hayatın her alanında üreten bireylere ihtiyacımız vardır.

maliilkaya@hotmail.com  

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et