“Normalleşme” Muhalefet Partilerinden Başlamalı

Seçimlerde sonra ilk tartışılan kazanan partinin balkon konuşması oluyor. Arkasından da herkes kazanan partiye ve lidere öğütler vermeye başlıyor. Kaybeden ve 15 yıldır kaybeden partiler ise genel başkanlar değişecek mi, olağanüstü kongre toplayacaklar mı dedikodularıyla asıl tartışmayı geçiştiriyorlar. Halbuki bir ülkede 15 yıldır iktidar değişmiyorsa ve ana muhalefet ancak iktidar partisinin yarısı kadar oy alabiliyorsa, öncelikle tartışılması gereken muhalefet partileridir.

Türkiye’deki muhalefet partilerinin temel sorunu, çöken vesayet sisteminin içinde düşünmekten kurtulamamalarıdır. Muhalefet, çoğunluğun yönetme hakkını ve Türkiye’nin temel problemlerini siyasetin çözmesi gerektiğini hazmetmekte zorlanıyor.

Muhalefetin  “Öğrenilmiş Çaresizliği”

Vesayet sistemine göre temel tartışma konuları bürokrasi tarafından karara bağlanır, iktidarın bütçe ve atamalardan ibaret bir alanı vardır. Siyasetin alanını genişletmek isteyen partilerin ve siyasetçilerin sistemle başı belaya girer: Hatta “Muhtar bile olamaz.” Muhalefet, vesayet isteminin “öğrenilmiş çaresizlik” terbiyesiyle adeta zehirlenmiştir.

Anayasa yapmak için idam gömleğini giymeyi göze almak lazım, Kürt sorunundaki reformlar için önce MGK ve Genelkurmaydan izin almak lazım, terörle mücadeleyi Kara Kuvvetlerine havale etmek lazım ifadeleri bu muhalefet anlayışının tezahürleridir.

Muhalefetin vesayet sistemi hakimken, dar alanda siyaset yapması en azından reel politik bakımdan anlaşılabilirdi Ancak 14 yıllık reformlarla vesayet sistemi yıkıldıktan sonra da, muhalefetin siyasetin genişleyen sınırlarına rağmen dar alanda siyasette ısrar etmesi anlaşılabilir değildir. Muhalefet, Türkiye’nin normalleşmesine katkıda bulunabilmek için evvela iktidara şunları konuşamazsınız, bunları yapamazsınız hatta teklif dahi edemezsiniz demekten vazgeçerek genişleyen alanda siyaset yapmaya yönelmelidir.

Kutsal Dava, Örgüt ve Lider

Muhalefet açısından ikinci büyük engel, kimlik politikalarına hapsolması ve kimliklerin temsilcisi sıfatıyla eleştiriden münezzeh bir kutsallık halesine bürünmesidir. Bu haliyle muhalefet, siyaset yapmak yerine kimlikleri, ardına sığınarak kutsal bir dava, kutsal bir teşkilat ve kutsal bir lider kültü etrafında şekillenmektedir. Böyle olunca muhalefet kendisinde ülkenin bir altın hissesinin olduğu zehabına kapılıyor.

Hafızamızı yoklarsak CHP, MHP ve HDP için ayrı ayrı dava, teşkilat/örgüt ve lider kutsamaları zihnimize gelecektir. Son zamanlardaki “Yeni CHP” söylemine rağmen, CHP de maalesef hala bu sınıfın içinde yer alıyor. Hal böyle olunca muhalefetin içinden veya dışından makul eleştiri ve değişim teklifleri kendilerine uygun mecralar bulamıyor. Bu yüzden de muhalefet dönüşmek ve yenilenmek yerine ayrılma ve tasfiye sarmalından kurtulamıyor.

Türkiye’nin normalleşmesi, ancak müşterek bir “norm”da anlaşmasıyla mümkün… Muhalefet vesayet sisteminin çöktüğünü, altın hissesi olanların değil çoğunluğun yönetme hakkının olduğunu ve kendilerinin seçime giren diğer partilerden bir üstünlüğünün olmadığını kabul etmedikçe normalleşmenin yolları kapalıdır. Muhalefet bu normları kabul ettiğinde kutsal dava, teşkilat/ örgüt ve liderlerin tartışılmazlığı yerine kendi siyaset performanslarını değerlendirmeye yönelebilir. Muhalefet artık evinin önünü ve hatta içini temizlemelidir.

Dikkat edilirse bütün dünya AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’yu arayıp tebrik ederken, muhalefetten hala bir tebrik telefonu veya ziyareti duyulmadı. Muhalefetin seçim sonuçlarını centilmence kabul ederek rakiplerine, hakeme, millete, sahaya suç bulmayı bırakarak kendine yönelmesi ve A’dan Z’ye her şeyi tartışması gerekiyor.

 

Yeni Yüzyıl, 12.11.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/normallesme-muhalefet-partilerinden-baslamali-78

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,725TakipçilerTakip Et