14 Mayıs’ı unutmamalıyız

Her milletin, her ülkenin kaderinde tarihî günler vardır. 14 Mayıs 1950 tarihi de, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye’de yaşayan insanlar açısından böyle bir tarihtir. Türkiye’de ilk defa 14 Mayıs 1950’de, iktidar seçimle el değiştirmiştir. Bu bakımdan 14 Mayıs 1950 Türkiye’de demokrasinin doğum tarihidir. Bir başka deyişle demokrasi bayramıdır. Hal böyleyken 14 Mayıs’ın unutulması şaşırtıcıdır. 1 Kasım 2015 seçimlerinin, her türlü tahrik ve sabote girişimine rağmen, başarılı bir şekilde gerçekleşmesinin ardında Türkiye demokrasi tarihi ve bilhassa 14 Mayıs tecrübesi yatmaktadır.

Bu hafta 14 Mayıs’ı, bu “beyaz ihtilali” yapan kahramanlardan Adnan Menderes’in hayatını bana göre en güzel şekilde anlatan Mükerrem Sarol’un Bilinmeyen Menderes isimli kitabından anlatalım:

Vatandaş Hasretle 14 Mayıs’ı Bekledi
“14 Mayıs 1950 Pazar günü sabaha kadar Türkiye uyumadı. Tarlasına suyunu çeviren köylü, ecelle randevusu olan hasta, kalkıp seçim sandığı başına gitti. Ve oyunu kullandı. Çünkü 1946’da yapılan oy hırsızlığı ortaya dökülmüştü ve millet, oyunu çalmaya hevesleneceklerin başına seçim sandıklarını geçirmeye kararlı idi. Çok şükür, kimsenin başında seçim sandığı parçalanmadığı gibi, otuz yıldan beri devleti elinde tutan ve iki muhalefet partisinin başını yiyen CHP tepetaklak oldu; Demokrat Parti bütün yurtta seçimleri kazandı.
Koraltan: “Tam Bir Beyaz İhtilal!”
“Bu rahmetli Refik Koraltan’ın o günlerde söylediği gibi ‘Tam bir beyaz ihtilaldir’di. İhtilalciler beyaz elbiselerine hiçbir leke sıçratmadan sandıkların içinden çıkmış Ankara sokaklarını doldurmuştu. Herkes birbirini öpüyor, kucaklıyor, tebrik ediyordu. Bütün yurtta şenlikler başlamıştı. Bu şenliklerden tedirgin olan yüzbinlerce insan vardı. Çünkü seçime bile karıştırılmamıştı ama bazı devlet memurları yine de açıktan açığa Halk Partisi’nden yana olmuşlar ve kazanması için gayret harcamışlardı. Şimdi bu gayretkeş memurlar, kaymakamlar, valiler ürküntü, endişe ve telaş içindeydiler.

DP’nin Tamimi: Taraflarımız Sakin Olsun…
“Seçimden sonra Demokrat Parti’nin teşkilatına, yayınladığı ilk tamimi, seçimlerin kazanıldığını bildiren tamimdi. İkinci tamim ise iktidar şenliklerinin durdurulması ve bölgelerinde seçim suçu işlemiş memurlar bulunsa bile, kendilerine ‘nisbet’ yapılmamasını, yeni hükümetin kurulmasını beklemesini partililerden istiyordu. Bu çok dikkate değer bir tamimdir ve Demokrat Parti’nin devlet görüşünü açıklaması bakımından çok önemlidir. 30 yıllık iktidardan sonra bu seçim Halk Partisi’ni çökertmişti. O yıllarda partiye genel sekreter olan Kasım Gülek’in sonradan açıkladığına göre, hemen bütün mensupları partinin yıkıldığını kabul ediyorlar bazıları yeni bir parti kurmayı, bazıları, partinin adını değiştirmeyi teklif ediyorlardı. Bu kargaşalık içinde bir çok Halk Partili, Demokrat Parti’nin açık kapılarından sızmanın çarelerini aramaya başladılar. O günlerde Halk Partisi’ni en ağır dille kötüleyenler, yine bu eski Halk Partililer idi.”
Halk Partisinin içinden bir grup ise, 14 Mayıs seçim sonuçları üzerine, tarihçi Toynbee’nin demokrasinin bir protestan-hıristiyan rejimi olduğu, Müslümanların demokrasiyi başaramayacakları iddiasını aktararak İnönü’den eski rejime dönmesini istemişler; ancak İnönü, bu görüşü taassup olarak nitelendirerek Türk milletinin demokrasiyi mutlaka başaracağında ısrar etmiştir.
14 Mayıs 1950’den Önce Efendimiz Köylünün Durumu
Mahmut Makal’ın Ocak 1950’de yayımlanan romanı Bizim Köy, milletin efendisi olduğu ilan edilen köylünün nasıl bir açlık ve sefalet içinde yaşadığını anlatmaktadır: “Öğrencilerin evlerinde ne yediklerini araştıralım. İkinci sınıfın sonucunu vereceğim. Bu sınıf 31 kişidir. Yoklama ekim, ocak, nisanda olmak üzere üç kere yapılmıştır. Bu suretle güz kış ve ilk baharda alınan besinler anlaşılır.
9 Ekim Cumartesi. Birinci dersten sonra çocuklara sırayla sordum. Bu sabah 21 kişi hiçbir şey yemeden aç gelmiş. 10 kişi yavan ekmek dürüp yemiş. 11 Ekim öğleden sonra: 31 kişi hep karpuz şalağı ile ekmek yemiş.
Yirmiiki kişilik birinci sınıfla otuzbir kişilik ikinci sınıfın toptan yoklaması, yani ikinci yoklama, 20 Ocak Perşembe günü öğleden sonra: 4 kişi yavan çorba, 6 kişi bulgur pilavı, 16 kişi ekmek gevretip yemiş öğleyin. 4 kişi pilav ısıtıp yemişi, 5 kişi dürümü, 2’si evde anasını bulamamış aç gelmiş. 7 tanesi “ne yiyeceğim?” diye ağladıktan sonra yavan ekmek yiyip gelmişler. 11 kişi soğan tuzlayıp dürünmüşler…
1 Nisan sabahı ikinci sınıftan 12 kişi aç, 11 kişi yavan ekmek, 7 kişi cacıklı ( yabani ot) pilav. Öğleden sonra, otuz mevcudun hepsi cacıklı dürüm.”

1946 Seçimlerindeki Baskılar
14 Mayıs 1950 seçim başarısını anlayabilmek için 1946 seçim yolsuzluklarını hatırlamak lazım. 1946 seçimleri, açık oy, gizli tasnif ve sayılan oyların yakılarak imha edilmesiyle itirazların önüne geçmek suretiyle Türkiye seçim tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. 1946 seçim kampanyalarında yaşanan haksızlık ve uygulamalar da, bu bakımdan ayrıca tarihe geçecek önemdedir. Mustafa Çufalı’nın kitabında bu konuda, sadece Temmuz ayının ilk on gününde Vatan gazetesine akseden haberler şöyle sıralanıyor: “Bolvadin kaymakamının muhtarlardan CHP aleyhine konuşan vatan hainleri hakkında derhal yasal işlem yapılmasını istediği haberlere yansımıştı. Başka bir habere göre, Manisa’da jandarma komutanı muhtarlara DP’den istifa etmeleri için yazılı emir göndermişti. Diğer bir habere göre Çubuk kaymakamı köyleri dolaşarak halkı dövüp ölümle tehdit ediyordu. Bursa’nın köylerinden de şikayetler geliyordu. Köylere DP mensupları gidemiyor, jandarmalar köylerde DP tabelalarını kaldırıyor, ocak teşkilatlarını kapatıyordu. Bunların dışında Tekirdağ, Adana ve İzmir’den de baskı haberleri geliyordu. Bunların içinde gündemi en fazla meşgul eden İzmir’den gelen haberlerdi. İddialara göre İzmir’in meşhur sabıkalıları CHP için çalışmak üzere görev almışlardı. Bir süre önce İzmir valisine ‘Siz vali misiniz yoksa Halk Partisi mensubu mu?’ diye soran bir köylü, bu eli bıçaklı sabıkalılar tarafından jandarmanın gözleri önünde bıçaklanmış ve öldüresiye dövülmüştü. Bir jandarma onbaşısı da Tire’nin köylerinde DP’lilere meydan dayağı atmıştı. Bir gün sonra İzmir’de bir kişi daha bıçaklanmıştı. Tüm bunlara ek olarak DP mensupları, haklarında suç isnad edilerek mahkemeye sevk ediliyor ve hapse atılıyor; Vali, Halk Partisi dışındakilerin propagandasına engel oluyordu. DP yetkililerinin tüm bu baskılara karşı tedbir alınmasını istemelerine rağmen şikayetler sona ermiyordu.”

Yeni Yüzyıl, 15.11.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/14-mayisi-unutmamaliyiz-110

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,725TakipçilerTakip Et