1 Kasım: Siyasi Merkezin Tahkimi

1 Kasım’da seçim sonuçları daha uzun bir süre tartışılacak gibi görünüyor. Türkiye’deki demokratik rejim, 2011 seçimlerisonrasında içine düştüğü türbülanstan 1 Kasım seçim sonuçlarıyla demokratik ve sivil bir şekilde çıkmış oldu.

2011 seçim sonuçları sonrasında tutuklu milletvekilleri tartışmasıyla başlayan kriz, PKK’nın demokratik özerklik ve devrimci halk savaşı ilanıyla gelişti. Bu krize rağmen başlayan TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarında bu dönemde 60 maddelik uzlaşma ötesine geçilemedi. Ancak PKK’nın silah bırakmasını hedefleyen çözüm sürecinde ciddi adımlar atıldı.

Geziyle Başlayan Türbülans

2013 Mayıs ayı sonunda Türkiye, IMF borçlarını sona erdirerek faizlerde düşüş bekleyen başarılı bir örnek ülkeydi. Türkiye üçüncü köprü, üçüncü havalimanı gibi büyük yatırımların heyecanını duyarken Gezi olayları başladı. Kısa sürede hükümeti düşürmek, siyaseti ve ekonomiyi dizayn etmek hedeflerine yönelen sokak hareketi bastırıldı. Fakat sokak hareketleri bir yandan çözüm sürecine kalıcı bir zarar verdi, diğer yandan ekonomiyi yavaşlattı.

17-25 Aralık’ta paralel yapının emniyet ve yargıdaki vurucu gücüyle AK Parti’yi teslim almak veya teslim olmazsa 30 Mart seçimlerinde mağlup edecek ölçüde yıpratmak amacıyla siyasi bir operasyon düzenlendi.

7 Haziran’da Merkez Zayıfladı mı ?

10 Ağustos 2914 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan karşıtı cephe, başarılı olmayınca 7 Haziran seçimlerine yüklenen muhalif cephe kısmen başarılı oldu. Muhalefet AK Parti’nin tek başına iktidar olamayacağı bir Meclis kompozisyonu oluşturmayı başardı. Böylece Türkiye’de AK Parti’nin temsil ettiği siyasi merkezin çökebileceği ve kimlik çatışmalarının taşıyıcısı MHP ve HDP’nin yükselişe geçtiği kırılgan bir siyasi eşik oluştu.

7 Haziran sonrasında muhalefetin AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı ötesinde bir politika geliştirememesi ve PKK’nın devrimci halk savaşı ilanıyla çözüm sürecinin sona ermesi 1 Kasım seçimlerini etkiledi. Türkiye’nin içeride ve dışarıda savaş, iç savaş ve terörle tehdit edilmesi ters tepti. Muhalefetin bir kısmının demokratik yöntemler dışında terör, iç savaş, darbe veya Türkiye’nin sınırlarını tartışmaya açan ima ve şantajları, demokratik yönetim ve devlet kapasitesine bir meydan okuma olarak algılandı. Paralel yapının ve IŞİD’in tehditleri ise Türkiye’deki geleneksel mütedeyyin kesimlerde demokrasi ve devletin yanında dinin de tehdit altında olduğu algısını pekiştirdi.

Demokrasiye ve Devlete Sahip Çıkmak

Aslında 2011 sonrasında başlayan ve 7 Haziran seçimlerinden sonra derinleşme istidadı taşıyan türbülans, net bir şekilde siyasetin ve seçmenin önünde belirdi. Muhalefet bu türbülansın aşılması yerine, bu türbülansı kullanarak Erdoğan ve AK Parti karşıtlığını devam ettirmeyi tercih ederek tarihi ve büyük hatalardan birini daha yaptı. Muhalefetin türbülansı aşmak yerine derinleştirmeyi tercih etmesi üzerine, elini taşın altına koyan yegâne aktör olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin öne çıkması seçimlerde muhalefetin aleyhine sonuçlara yol açtı.

1 Kasım seçim sonuçlarıyla kimlik çatışmasını esas alan HDP ve MHP’nin zayıflamasına karşılık AK Parti’nin %50’ye varan oy oranıyla CHP ile birlikte merkez güçlendi Böylece Ortadoğu krizi ve kimlik çatışmaları karşısında Türkiye rahatladı. Türkiye siyaseti şimdi bu rahatlığı merkezi genişletecek, merkez kaç güçleri merkeze çekecek bir politikayla tahkim edebilecek mi? Demokratik yönetim kabiliyetini ve devlet kapasitesini, müşterek ve çoğulculuğa açık bir milli kimlikle beraber geliştirebilecek mi sorularına cevap arayacak…

Yeni Yüzyıl, 10.11.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/1-kasim-siyasi-merkezin-tahkimi-64

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et