Koltuk değneklerinde devleşen bedenler

Paralampik Olimpiyatları’ndan sonra bu sayfada ‘Paralampik Olimpiyatlarına neden ilgi gösterilmedi’ başlıklı bir yazı yazmış (2.9.2012); engellilerin yaptığı güzel işlerin neden görülmediğine değinmeye çalışmıştım.

Türkiye Ampute Futbol Milli Takımı, Rusya’nın Kaliningrad şehrinde düzenlenen 2012 Dünya Ampute Futbol Şampiyonası’nda Arjantin’i 3-0 yenerek, Dünya 3. oldu.

Kişinin kol, bacak, ayak veya elinin tümünün veya bir kısmının olmaması durumuna amputasyon denir. Ampute futbol, bir bacağı olmayan engelli sporcuların kanedyen kullanarak oynadıkları bir futbol türüdür. Dünyada yaygın bir şekilde oynanmakta olup, Ampute futbol aynı zamanda paralimpik (Engelli Olimpiyat Oyunları) sporlarından bir tanesidir.

SPOR MEDYASININ KÖRLÜĞÜ

Ampute Milli Futbol Takımımı’zın Dünya 3. olduğu sıralarda, A Milli Takımımız Dünya Kupası eleme maçlarında Romanya’ya 1-0, Macaristan’a 3-1 yenilerek tur şansını zora sokmuş, ardında da ciddi ve şiddetli tartışmalar yapılıyordu. Yazılı medyadan görsel medyaya, siyasilerden spor yorumcularına kadar herkes A Milli Takımı maçlarına sayfalarca yer vermiş, TV’lerde tartışma programlarının siyasi yorumcuları dahil bu konuya değinirken Ampute Milli Futbol Takımımızın başarısı her zaman ki gibi görülmedi, görünmedi. Üstelik bu başarıyı ilk defa değil üç kez üst üste göstermelerine rağmen.

Futbolu güç ilişkileri çerçevesin de ‘sağlıklı/sağlam’ insanların işi olarak görenlere inat Rusya’dan sevinç çığlıkları kulaklarımıza kadar gelmekteydi. Bu kendilerini ve kalplerini dünyaya kapamış olanların anlayamayacağı bir şeydi. Görülmemelere, duyulmamalara inat, ötekileştirip ötelenen bireylerin, zorluklara, yokluklara, ilgisizliğe rağmen filizlendirdikleri koca bir yaşam.

BEDENİ KADAR İNSAN

Yıllarca engelliler hiçbir şey yapamaz ve yaptırılamaz olarak görüldü. Neyi yapacaklarına/yapmayacaklarına, nasıl davranıp/davranmayacaklarına, hangi işlerde çalışıp/çalışmayacaklarına, hangi mesleği seçip/seçmeyeceklerine, hangi okula gidip/gitmeyeceklerine vb. hep ‘sağlıklı’, ‘sağlam’, ‘akıllı’, ‘zeki’ olanlar karar verdi. Yıllarca spor sahalarının kenarlarına, okullarda spor sahalarının kapılarına ‘Sporcunun, zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim’, ‘sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur’ gibi, pankartları asılarak, ‘zihinsel/fiziksel/bedensel’ milyonlarca engelli ötekileştirilerek yok sayılmış ve görmezden gelinmiştir.

Bütün engellere ve yokluklara rağmen, onlarca can kendi gibi; koşamayan, yürüyemeyen, kolsuz, bacaksız fizikdaşı ile birlikte, gücün ve erkin simgesi olan ‘futbol’ branşında adeta ezberleri bozuyor, fizik kurallarını yeniden yazıyorlardı.

Daha düne kadar iş verilmeyen, eğitim hakkı kısıtlanan, bedeni kadar insan sayılanlar, bugün tarih yazıyorlar. Nazmiye Uslu halterde dünya rekorunu değil aynı zamanda engellilere yönelik önyargıları da yerle bir ederken, bugün kendisine ‘sağlıklı/sağlam’ ve ‘normal’ diyenler, futbolu güç olarak görenler, Fatih ve Rahmi’nin golleriyle gördükleri rüyadan uyanmak zorunda kalmaktadırlar. Ampute Futbol Milli Takımımız insan olmanın fiziki görünümden ibaret olmadığını da belleklerimize kazıyorlar.

BEN DE VARIM, BEN DE İNSANIM

Evet yeni bir Türkiye ve Dünya kuruluyor, bütün engellemelere ve yok sayılmalara rağmen, görülmeyen, insan yerine konmayan; ‘kör’, ‘topal’, ‘sağır’, ‘özürlü’, ‘sakat’, ‘engelli’ yaratıklar, kurulacak olan ‘Yeni Dünya’da yerlerini alacaklardır. Bütün yok sayılmalara rağmen engelliler kazandıkları başarılarıyla, ‘yeni engelsiz bir dünya’ kuruluşunda, ‘beyaz sağlam adamın’ dünyasında ‘yarım insan’ olarak, zihinleri ve kalpleri dönüştürüyorlar.

Artık egemen ‘sağlam’, ‘sağlıklı’ paradigmanın yıkıldığı anın da başlangıcındayız. Bundan sonra spor sahalarının ve spor salonlarının kapılarına ‘Sporcunun; zeki, çevik, elsiz, kolsuz, bacaksız, tekerlekli sandalyeli, bastonlusu, işitme cihazlısı, zihinsel engellisi, ahlaklısı’ gibi fiziksel özeliklerine vurgu yapan veciz sözler yerine ‘sporcunun; insani, erdemli ve vicdanlı olanını severim’ yazma zamanıdır.

Engelliler de bu evrenin asli unsurudur. Bütün renkleri ve çeşitliliğiyle, herkesin kendi kaderini belirleme ve iyi bir yaşamı talep etme hakkı vardır. Şimdi bu talebe saygı gösterme zamanıdır.

19.10.2012

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et