Kentsel Dönüşüm Yasası

Bizde siyaset yıllardır (mecburen) rejimin karakteri ile ilgili tartışmalara odaklanmak zorunda kaldığından…
Bizde siyaset yıllardır (mecburen) rejimin karakteri ile ilgili tartışmalara odaklanmak zorunda kaldığından; cumhuriyet elden gidiyor mu, askeri vesayet sona eriyor mu, laiklik ne alemde, Türkiye bölünüyor mu gibi büyük tartışmalardan başımızı kaldırıp da normal bir ülkede siyasetin ana konusu olması gereken meselelere hiç kafa yoramıyoruz.

Toplumun hayatını çok yakından ilgilendiren birçok önemli tartışma hiç ilgi çekmeden geçip gidiyor. Hatta bununla da kalmıyor, bu tip konular tartışılırken sık sık “bunları siyaset konusu yapmayalım” diye uyarılar yapıyoruz birbirimize.

(Mesela, en son süt tartışmalarında yapıldı bu tür bir uyarı: Süt meselesini siyasetin konusu yapmamalıydık.)

Şimdi bunun yeni ve çok önemli bir örneği var karşımızda: Perşembe günü Meclis’te kabul edilen Kentsel Dönüşüm Yasası…

Büyük depremin üstünden ancak 13 yıl geçtikten sonra, ilk defa bir iktidar “depreme hazırlık” dediğimiz sürecin en zor, en maliyetli ama aynı zamanda en hayati noktası olan çürük yapı stoklarının yenilenmesi konusunda bir adım attı.

Dile kolay… 6 milyon konut yıkılacak. Bütün ülke şantiyeye dönüşecek. Milyonlarca aile yer değiştirecek. Bu büyük dönüşümün milyonlarca kazananı ve milyonlarca kaybedeni olacak. Milyonlarca çıkar çatışması doğacak.

Hani deyim yerindeyse, başta İstanbul ve İzmir olmak üzere bütün ülke 7 şiddetinde bir toplumsal-ekonomik depremle sarsılacak.

En baştan, böylesine “belalı” bir işe girmeye cesaret ettiği için hükümeti, “Ne pahasına olursa olsun, iktidarımıza bile mal olsa bunu yapacağız” diyen Erdoğan’ın kararlılığını kutlamak gerek

Ama hemen arkasından da şu soruyu sormak gerek: Biz bu kadar önemli bir yasa üzerinde ne kadar konuştuk? Yeni yasanın getirdiklerini ne kadar biliyoruz?

Esasında, bu dönüşümün nasıl gerçekleştirilebileceği konusu uzun yıllardır siyasetin başlıca konusu olmalıydı.

Farklı alternatifler, farklı yaklaşımlar ortaya çıkmalı, bunlar birbiriyle rekabet etmeli ve farklı dönüşüm modelleri çatışmalıydı. Bunlardan hiçbiri olmadı.

Muhalefetin düzeyine bak

Ama şimdi, birileri konuşmaya başladı…

On üç yıldır çürük yapıların nasıl yenileneceği hakkında en ufak bir fikir kırıntısı bile üretmeyenler, şimdi yine en ufak bir fikir kırıntısı taşımayan bir muhalefete başladılar.

Attıkları başlıklara bakın:

“AK Parti’nin kentsel dönüşüm projesi: Evinizi başınıza yıkmaya geldik.”

“Soyguncu devlet, yıkılsın evin.”

“Türkiye’yi büyük bir yıkım bekliyor.”

“Afet bahanesi ile…”

AK Parti’nin bütün amacı, bu dönüşümden doğacak rantı kendi kasasına aktarmakmış.

Gözlerini rant hırsı bürümüş. Çürük mü değil mi bakmadan istedikleri her evi yıkacaklarmış. Asıl maksatları Atatürk’ü tarihten silmek olduğundan Atatürk Orman Çiftliği’ni de kaldırıp yerine konut yapacaklarmış.

İşte, zamanında doğru dürüst konuşulamayan yasa, şimdi de bu düzeyde konuşuluyor!

Oysa, kentsel dönüşümün gerçekleşmesi konusunda tartışılması gereken temel mesele şuydu: Bu dönüşüm esas olarak devlet eliyle mi gerçekleşmeli; yoksa devlet dönüşümü teşvik edici düzenlemeler yapmak ve yasal altyapıyı hazırlamakla yetinip gerisini halka mı bırakmalıydı?

Bu tartışma Fikirtepe örneği de ele alınarak, orada çıkan problemler incelenerek derinleşebilir, belki karma modellere doğru gidilerek çeşitli alternatifler ortaya konabilirdi.

Ben kendi payıma, 1999 depreminden bu yana yazdığım bütün yazılarda gereken dönüşümün motorunun rant olması gerektiğini; çürük binaların ekonomik ömrünü tamamlamasını sağlayacak birtakım imar değişiklikleriyle (kat yüksekliğinin artırılmasıyla) ekonominin kendiliğinden harekete geçebileceğini savundum.

Devletin olsa olsa küçük yardımlarla ve teşviklerle bu süreci hızlandırıcı faktör olarak devreye girebileceğini söyledim.

Ama gördüğüm kadarıyla çıkan yasa, ağırlıklı olarak devlet eliyle ve devletin kaynaklarıyla gerçekleştirilecek bir dönüşümü öngörüyor.

Ve biz bu tercihin sebebini bilmiyoruz.

Bu tartışma düzeyiyle, bu muhalefet anlayışıyla öğrenebilecek gibi de görünmüyoruz.

Bugün, 19.05.2012

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et