Darbeci zihniyetin yakın tarihi

Son iki yıldır kamusal gündemimizi işgal eden malum soruşturma ve kovuşturmalara konu olan darbe girişimlerinin hayali olduğunu iddia edenler var.
İsterseniz, yakın geçmişi biraz hatırlayalım. Meselâ, zamanın kuvvet komutanlarının yaptığı konuşmalar 2 Ekim 2006’da bu sütuna, “Kendi Sonlarını Hazırlayan Zavallılar” başlığı altında bakınız nasıl yansımış:

“Kuvvet komutanları, askerî okulların açılışları vesilesiyle, ardı ardına ‘lâiklik vurgusu yapan’ konuşmalar yapıyorlar. / Biz şimdilik son konuşmaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın konuşmasına bir göz atalım. Zaten diğerleri de aynı minval üzere gidiyor. Bu konuşmanın özünü, muhatabı tam olarak anlaşılamayan bir tehdit oluşturuyor. Mamafih, muhatabın bilerek tasrih edilmemiş olduğunu düşünmek de makul olabilir. Çünkü, bu belirsizlik, askerler gibi düşünmeyen herkesin tehdidi üstüne almasına yol açabilir. Kimbilir, belki de bu tür konuşmaların asıl amacı budur.

Diğer konuşmalarda olduğu gibi, burada da ‘TSK’yı yıpratmak için işbirliği halinde saldırı’ yapanlardan söz ediliyor. Komutan ‘zavallılar’ dediği bu hayalî kişilere önce ‘sadece acıdıkları’nı söylüyor. Ama bunu duymak bizi pek ferahlatmıyor, çünkü bunların ‘ya ülkeyi terk etme(ye) ya da Anadolu denizinde boğulma(ya)’ mahkum olduklarını da ekliyor. O zaman anlıyoruz ki, bu ‘zavallılar’ aslında ‘sonlarını kendileri hazırlamış’ olmayacaklar.

Aslında vatandaşlar olarak hepimizi ürkütmesi gereken bir tehditle karşı karşıyayız. Çünkü, komutan sözünü ettiği ‘zavallılar’a acımakla yetinmiyor, onları tehdit de ediyor. Tehdidi yapan da herhangi bir kişi değil, silâhlı bir gücün komutanı. Üstelik, komutan ve silâh arkadaşları bu ‘zavallılar’ın kim olduklarını da biliyormuş….

(K)onuşmasının bütününden anlaşıldığına göre, gerçekte komutanın hedefi Türkiye’nin kamusal işleri konusunda kendileri gibi düşünmeyenlerdir. (…) / Öyleyse, ‘zavallılar’ yaftasıyla kastedilen fikren ‘zavallı’ olmak değildir. (…) Şu halde, bu söz, konuşanla muhatabı arasındaki muazzam güç dengesizliğini ima eden bir meydan okumadır: Farklı görüşte olanlara ‘zavallılar’ yaftasını yapıştıranlar, aslında bize kendi ‘kahredici’ güçlerini hatırlatmış oluyorlar. Ne var ki, elinde silâh olanın silahsızları tehdit etmesi ne medenîliktir, hatta ne de yiğitlik.”

Aynı zihniyetin uzantısı olan ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimini kilitleyen irade de 24 Mayıs 2007’de bana şunları düşündürtmüş:

“AKP’ye cumhurbaşkanı seçtirmemek isteyenlerin işi bu kadar ileri götürebileceklerini tahmin edememiştim. / Gerçekten de, meselâ CHP ile Anayasa Mahkemesi’nin silâhlı kuvvetlerin sağladığı ‘koruma’ altında cumhurbaşkanı seçimini böylesine akıl almaz bir şekilde kilitleyebileceklerini öngörememiştim. Kendilerinden farklı düşünen onmilyonlarca Türk vatandaşına karşı savaşçı bir haleti ruhiye ile saf tutarak apaçık bir cephe oluşturan kitle seferberliğini organize edecek bir gizli iradenin varlığını da….

İnsanın söylemeye dili varmıyor ama, AKP’yi ne şekilde olursa olsun saf dışı etmeye hazır olan o iradenin, hedefine ulaşmak için şeytani aklın düşünebileceği her yolu denemekten çekinmeyeceğini de hatırda tutsak iyi olur.”

Bütün bunları tasarlayanların hayal ettiği Türkiye’yi de o yazıda şöyle tasvir etmişim:

“Medeni dünyadan kopmuş, dünyaya düşman, özgürlük ve demokrasi davası sekteye uğramış, refah umudu körelmiş bir Türkiye. ‘Çağdaşlık’ maskesinin ardına saklanmış bir dogmatizm ve fanatizm. Kendi hayat tarzına uymayan her şeyi düşman bellemiş, görüntüsü çağdaş ve şehirli ama zihinleri uyuşmuş insanların iktidar tekeline sahip olduğu bir tür ‘zihinsel taşra’ egemenliği.”

Star, 19.02.2011
 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et