CHP’nin hayırcı tutumu teoriye de pratiği de aykırı

CHP’deki esas problemin bir yönetim/kadro problemi olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Kılıçdaroğlu CHP’sinin Baykal CHP’sinden farklı olmadığı görüldü. Son anayasa referandumu konusunda da CHP geleneksel reflekslerini gösterdi; kimseyi şaşırtmadı. Çünkü tarihsel ve genetik kodlarına son derece uygun bir politika izliyor…
CHP bu defa da zamanın ruhunu ıskalıyor. Demokrat ve özgürlükçü kervana dâhil olamıyor. Hem yerli hem evrensel değerlere uyum sağlayamıyor. Tek parti döneminin çağdışı zihniyetinden bir türlü sıyrılamıyor.

CHP’nin hayırcı politikası hem sosyal demokrasinin teorisine hem de Türk siyasal hayatının pratiğine uymuyor. Sosyal demokrasinin teorisi, her türlü demokratik ilerlemeyi, halkın üzerindeki vesayetin kaldırılmasını, sivil toplumun güçlenmesini onaylar ve teşvik eder.

CHP NEDEN SOSYALİST ENTERNASYONEL’DE

Tam da bu nedenle CHP’nin de üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal CHP’nin tutumunu anlamakta zorlanıyor. Uzun zamandır CHP’yi takibe alan Sosyalist Enternasyonal bu son tutumla iyice şaşkına döndü. Avrupa solu, CHP’nin AB temsilcisinin özrü kabahatinden büyük açıklaması ile daha da şaşırmış durumda. Avrupa solu artık CHP’yi ciddiye almıyor…

CHP’nin tutumu Türk siyaset pratiğinin gereklerine de uygun düşmüyor. Çünkü şimdiye kadar yapılmış tüm anayasaları askerler yapmış; halkın hiçbir katkısı ve dahli olmamış. İlk defa halkın müdahil olduğu bir anayasal girişime Halkçı olduğunu söyleyen bir parti karşı çıkıyor.

Daha da kötüsü paket halkın önüne gelmesin diye, son sözü halk söylemesin diye, paketi iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesini kullanmaya kalktı. (Şükür ki artık Anayasa Mahkemesi de değişiyor. Bu gidişle değişmeyen bir tek CHP kalacak galiba.)

CHP hem teoriye hem pratiğe aykırı bu hayırcı tavrını kimseye izah edemiyor. Bu anayasa paketinin sosyal demokrasinin hangi ilkesine ters düştüğünü bir türlü izah edemiyor. Edemiyor; çünkü bu paket sosyal demokrasinin tüm ilkeleriyle uyuşuyor: daha fazla demokrasi, halka daha fazla söz; daha özerk, tabana yayılmış bir yargı idaresi; vesayetin kaldırılması; sendikal hakların iyileştirilmesi; darbecilerin yargılanması…

Pakete sosyal demokrasi ve anayasal demokrasi açısından bir eleştiri getiremeyen CHP “lideri” sorunu başka bağlamlara taşıyor. Paketi kayısı sorunu açısından eleştiriyor. Anayasa paketi kayısı sorununu çözmüyormuş…

Bu kabil söylemi yüzünden aslında CHP ciddi bir analizi hak etmiyor. Bu noktadan sonra CHP mizahçıların ilgi alanına giriyor. CHP’yi siyaset bilimcilere değil mizahçılara havale etmek gerekiyor. Zaten mizahçılar da kokuyu almışlar. İnternet geyiklerine baktığımızda CHP’nin geyik muhabbetlerine bir hayli malzeme vermiş olduğunu görüyoruz: “Bu anayasa paketi, Fenerbahçe’ye Türkiye Kupası kazandıracak mı? Bu anayasa, Neşe’nin kepek problemine derman olacak mı?…”

ERDEM NEDEN DİSİPLİNDE?

CHP’nin bu gayri ciddi söylemi sadece Avrupa solu tarafından değil bizzat kendi tabanı tarafından bile yadırganıyor. Az-çok soldan anlayan, az-çok 12 Eylül’ü hatırlayan, az-çok demokrasiye önem veren CHP’liler, partilerinin resmi tutumuna rağmen evet diyorlar.

İçlerinden genel merkeze kafa tutabilenler bu görüşlerini açıkça dile getiriyorlar da. Yedisu belediye başkanından sonra, eski genel başkan yardımcılarından Eşref Erdem de açıkça evet oyu kullanacağını söyledi. İkisi de, pek demokrat CHP yönetimi tarafından, ihraç istemiyle disipline verildi…

Daha başka birçok CHP’li de evet oyu verecek ama parti-içi hegemonya yüzünden seslerini çıkaramıyorlar. Nitekim Andy-Ar’ın son anketine göre CHP tabanının sadece % 75’i partinin resmi görüşüne uygun olarak hayır oyu verecek…

CHP, hayır kampanyası ile 12 Eylül darbesini savunuyor görüntüsünden kurtulmak için son bir hamle ile 35. madde oyununu sahneye koymak istiyor. Bu girişimi de ciddi hukukçular tarafından “komik” bulundu. Demokrat Yargı eş başkanı Ertekin aynen şöyle diyor: “35. madde gibi komik bir öneriyle gelmesi, gerçekten mevcut Anayasa değişikliğine dönük eleştirisinin de ne kadar yersiz olduğunu gösteriyor.” Kimi hukukçulara göre de CHP’nin teklifi eskisinden kötü bir düzenleme içeriyor…

Özetle 35. madde girişimi bir oyun ve oyalama taktiğidir. Darbe anayasasını savunuyor görüntüsünden kurtulmak için göstermelik bir manevradır. Eğer CHP 35. madde konusunda samimi olsaydı YAŞ krizinde sivil ve demokrat bir çıkış yapardı. YAŞ konusunda, “teamüllere uyulsun, siyasiler burnunu sokmasın” diyen bir söylemden demokratik ve hukuki bir çıkış beklemek mümkün değil… CHP bu söylemiyle, tutuculukta bütün partileri geride bırakmış oldu…

‘EVET’ ÇIKARSA FATURA KILIÇDAROĞLU’NA

Kılıçdaroğlu kimileri için bir umut olmuştu fakat şu içine girilen referandum süreci ona bağlanan umutları kısa sürede söndürdü. Öyle görünüyor ki referandumdan çıkacak evet sonucu Kılıçdaroğlu’nun sonunu getirecek süreci de tetikleyecek.

Şu anki anketlere göre evetler önde gidiyor. CHP, MHP, DP ve BDP kendi tabanlarına söz geçiremiyorlar. Son anketlere göre hatırı sayılır derecede seçmen, partilerinin hilafına evet oyu verecek. Yani sonuçta hayır oyları hayırcı partilerin oy toplamından çok aşağılarda seyredecek. % 60’lar civarındaki bir evet sonucu diğer hayırcı partilerin yanı sıra en çok CHP’yi karıştıracak.

Referandumdan çıkacak evet sonucunun faturası CHP’de Kılıçdaroğlu’na kesilecek; onun yetersizliğine bağlanacak… Alesta bekleyen Baykal yeniden sahneye çıkacak. Bir kurultay kurdu olan Baykal, hazır Sarıgül’ü de yanına çekmişken, hızla bir olağanüstü kurultay manevrasında bulunacak…

Belki ilk kurultayda beceremez ama en geç 2011 genel seçimlerinden sonra Baykal’ı yeniden genel başkanlıkta görürsek hiç şaşırmayalım… CHP’yi izlemek çok sıkıcı bir iş ama yine de izlemeye devam edelim…

YeniŞafak, 07.08.2010

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et