AKP ve liberal tavır

9 Nisan 2010’da elektronik posta kutuma bir mesaj düştü. Liberal Demokrat Parti tarafından gönderilen mesajda, partinin anayasa paketine karşı takınacağı tavır açıklanmakta ve pakete referandumda “hayır” denmesi için kampanya yürütüleceği ilan edilmekteydi. 17 Nisan’da bir mesaj daha geldi. 

Bu mesajın ilk paragrafında şöyle denmekteydi: “Partimizin, sivil toplum örgütleri arasında … dışında özellikle de 3H ve LDT gibi, herhangi bir örgütle işbirliği, ortak noktası veya fikir birliği yoktur”. Her iki mesaj da, daha önceki benzerleri gibi, bazı liberal “akademisyenler” ve “köşe yazarları”ndan şikâyetçi olmakta, onları “AKP’nin demokrasi ve özgürlükler karşıtı icraatlarını görmezden gelme” ve bu partiye “kayıtsız şartsız alkış tutmak”la itham etmekteydi.

Liberal Düşünce Topluluğu’nun LDP ile bir bağının olmaması normal, zira LDT bir siyasî hareket değil ve partilere karşı bağımsız. Liberal fikirlere ilgi gösterecek her kişi, kuruluş ve partiye isterlerse entelektüel destek sağlama ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu 18 yıllık mazisiyle kanıtlamış bir entelektüel oluşum. Amacı siyasilerin veya bürokratların yerini almak değil, entelektüel ortamda liberal düşüncenin temsil edilmesini ve ağırlık kazanmasını sağlamak. Nitekim, şimdiye kadar akademik ve fikrî alanda liberal düşünce adına ne yapıldı ve yazıldıysa büyük oranda LDT mensupları tarafından yapıldı ve yazıldı. O kadar ki, Türkiye’de 1980 sonrasında liberalizmi incelemek neredeyse LDT’nin tarihini yazmakla eş anlamlı.

LDP’nin LDT ile bir fikir ortaklığının bulunmadığının söylenmesi ilginç. İki kuruluş arasında, hiç demeyelim ama, tam bir fikir ortaklığının olmadığı açık bir gerçek. LDP’nin fikri birikimi ve iddiası LDT’ninki kadar yoğun ve kuvvetli olmadığına göre, bu, LDP’nin liberalliğinin sorgulanması gerektiğini gösteriyor. Gerçekten, LDP liberal bir parti midir? Liberallik kişiler ve kuruluşlar tarafından “liberal” etiketinin benimsenmesiyle kazanılabilecek bir vasıf mıdır? LDP’liler neden kendilerine destek vermeyen ve sempati duymayan akademisyen ve gazetecileri suçlamak yerine projektörü kendi yüzlerine çevirmiyor? Eleştirilerin haklı olabileceğine niçin ihtimal vermiyor?

Bir kişinin liberal olması için liberal ilkeleri benimsediğini beyan etmesi gerekir. Bu ilkelerin hayatın ürünü ve gereği olmasından dolayı hiç kimse liberal ilkeleri bütünüyle reddedemez ve bu yüzden herkeste bir miktar liberal eğilim vardır. Ancak, kişinin liberal olarak etiketlenebilmesi için, benimsediği ilke ve değerlerin azınlığının değil, çoğunluğunun liberal olması gerekir. Bu da yetmez, ilaveten, liberal ilke ve değerlere bağlılığını ölçen somut olayların testinden başarıyla geçmesi beklenir. Başka bir deyişle liberallik hacca gidince kazanılan ve mezara kadar taşınan “hacı”lık gibi bir defa kazanıldı mıydı ne olursa olsun muhafaza edilebilen bir etiket değildir. Her liberal, hayatın sınamasına tabidir. Bu sınavlar silsilesinde herkesin her zaman geçeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Herkesin sürecin bir yerinde takılması ve bir konuda illiberal çizgiye düşmesi veya tamamen illiberal pozisyonlara savrulması mümkündür. Yakın tarihimizde bunun ilginç örnekleri görülmüştür. Dolayısıyla, liberalim diyen bir kişi veya ismine liberal sıfatını ekleyen bir kuruluş gayet illiberal olabilir.

Liberal ilke ve değerleri teorik olarak öğrenmek ve benimsemek, vaka testlerini geçmeye nazaran çok daha kolaydır. Kâğıt üzerinde ve teoride hak, hukuk, özgürlük diyebilirsiniz, ama onların somut tezahürleri sizi rahatsız edince ne yaparsınız? Keza, ülkede egemen düşünce kalıpları ile yerleşik siyasi ve ekonomik yapılanma tarzları liberal ilkelere ters düşerse tavrınız ne olur?

Sanırım LDP’nin ve bazı kişilerin dilemması burada ortaya çıkıyor. Onlar teorik seviyede liberal ilkeleri savunur görünüyor, ama o ilkeleri Türkiye’nin cari sisteminin değer ve uygulamalarına kurban ediyorlar. Liberalim diyenlerin çoğu bu tavrı benimsemeyince azınlığa düşüyorlar. Sayı olarak azınlıkta kaldıkları gibi, fikir olarak da güçlü bir duruş gösteremiyorlar. Sonunda öfke ve nefretlerinin esiri olup kendileri gibi olmayanlara iftira ve hakarete varan çirkin sözlerle saldırma yoluna gidiyorlar.

Liberallikle bir bağı olanlar iki şeye dikkat etmeli. İlk olarak genelde bütün insanlara özelde “fikirdaşlarına” karşı saygılı ve edepli bir dil kullanmalı. Kişiler ve kişiliklerle uğraşmak yerine fikirleri muhatap almalı. Farklı fikirde olanları kendi fikirlerinin üstünlüğünü kanıtlayarak ikna etmeye çalışmalı. İkinci olarak, liberal ilke ve değerlerin evrensel, zaman–mekân üstü olduğunu unutmamalı ve mahalli–konjonktürel ilke ve yapılanmaları onların üstüne çıkarmamalı.

Gelelim şu AKP meselesine. Hemen hemen Türkiye’deki bütün liberalleri tanırım. Hiçbirinin AKP’ye “kayıtsız şartsız” destek verdiğini görmedim, duymadım. Liberallerden AKP’ye şartlı ve kısmî bir destek çıkıyorsa, bunun sebebi bu partinin tam liberal olması değil, diğer partilere nispetle daha liberal bir çizgide durmasıdır. AKP değil CHP öyle yapsaydı, mesela, iktidara, “istediğiniz anayasa değişikliği yetmez, daha fazlasını gerçekleştirmeliyiz; anayasayı otoriter resmi ideolojiden arındıralım, Genelkurmay’ı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlayalım” deseydi, liberaller herhalde buna destek verirdi ve bu, onları, AKP’ye kısmî destek vermelerinin onları AKP’li yapmaması gibi, CHP’li yapmazdı.

LDP’lilere ve aynı kafadakilere bir hatırlatmayla yazıyı noktalamak istiyorum. Temel hedefiniz gerçekten Türkiye’yi daha liberal bir ülke hâline getirmekse, carî sistemde mücadele etmelisiniz. AKP bu sistemin ne kurucusu; bazı özelliklerini ve uygulamalarını kısmen ve yer yer sahiplenmekle beraber ne de ana koruyucusudur. AKP’yi elbette eleştirmek ve kimi icraatlarına muhalefet etmek gerekir. Ancak, bu, kendi başına, liberal bir pozisyon almaya yetmez. Nitekim, AKP’ye Kemalist ve nasyonalist açıdan da muhalefet edilmektedir ama bu çizgideki muhaliflerin liberallikle ilgileri yoktur. AKP’ye şimdiye kadar yaptığınız gibi liberal açıdan değil, carî sistem açısından muhalefet ederseniz CHP veya MHP’nin silik, cılız bir kopyası olursunuz. Liberal perspektiften muhalefet ederseniz, hem kendi pozisyonunuzun daha liberal olmasını sağlarsınız hem de onu daha liberal icraatlar yapmaya zorlarsınız. Tercih sizin…

Zaman, 30.04.2010
 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et