Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı insan tabiatına hakaret

Türkiye’de başörtülüleri sahiplenecek kesimin daha en başta solcular olması gerekirdi. Ülkede Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’yi ezen zihniyet aynıdır

Bir kadının başını örtmek konusunda kendi kendine aldığı karar, zannedildiği gibi basit/sıradan bir olay değildir. Bazen günlerce, hatta aylarca süren bir süreçtir bu. Karar verme sürecinde yoğun gelgitler yaşar, kimi zaman fırtınalar kopar iç dünyasında. Neticede duygularını, inancını, aklını, hayatını, ahlakını, vicdanını önüne koyarak/yoğurarak bir karar verir. Bu, dışarıdan başörtüsü tartışması yapanların fazlaca ciddiye almadıkları bir durum olabilir.
Oysa insanın düşünmesi, karar alması, duygularını harekete geçirmesi, acı çekmesi, sabretmesi, inanması ve inancı uğruna mücadele etmesi, hayatına dair kararları kendisinin alması, iç dünyasıyla hesaplaşması vs az şey midir? Bugünlerde CHP’nin pozitif muhalefet anlayışı çerçevesinde gerçekleşen ve hâlâ yasak olan başörtüsü tartışmalarına bir de bu açıdan bakmakta yarar var.  Aylarca iç dünyasında yaşadığı gelgitler sonucunda oturup inancı gereği örtünme kararı alan bir insanın geçirdiği süreç dikkate bile alınmadan kararlar verilmeye çalışılıyor.

Hepimizi ezen sistem aynı
Türkiye’de başörtüsünü de anadilleri de Alevilerin cemevlerini de yasaklayan, dolayısıyla Türk’ü de Kürt’ü de Alevi’yi de Müslüman’ı da birlikte ezen zihniyet aynıdır. Saldırı her zaman tüm kesimlere karşı yapıldı bu ülkede. İtiraf etmek lazım, farklı kesimler de bu tür oyunlara gelmekten kendilerini bir türlü alamadılar.
Kimse samimi ve açık bir dille özeleştiri yapamadı. Ve sürekli birbirlerini yok saydılar/ötekileştirdiler. Başörtüsüne özgürlük isteyenler, sıra Alevilerin haklarına geldiğinde ezenin dili ve tutumuyla hareket ettiler; aynı şekilde Kürtçeye özgürlük talep edenler, sıra başörtüsüne geldiğinde, yine o yasakçı dili kullanmaktan geri durmadılar.
Kimi şeriattan korktu kimi laiklikten, kimi Kürt’ün dilinden korktu kimi gayrimüslimlerden. Ama gerçek hiç değişmedi, hepimiz bir şekilde baskı altıydık ve saldırı hepimize yönelikti.

Başörtüsüne en başta solcular sahip çıkmalıydı
Bugün Türkiye’de başörtülüleri sahiplenecek kesimin, daha en başta solcular olması gerekirdi. Örneğin CHP ve bazı sol sendikalar yıllardır muhalefet adına imam hatip liselerini ve başörtülü kızları dillerine doladılar. Oysa bakıldığında, imam hatip lisesinde okuyan çocukların yüzde 90’ı, tarlasında çift süren, dağda zeytin toplayan, fakir, emekçi, ezilen köylü anne ve babaların çocuklarıydı.
Diğer taraftan laiklik adına karşı çıktıkları başörtülü kızlar ise öğrenimlerini yurtdışında yapamayacak kadar yoksul kız çocuklarıydı. Onların da babaları ağır koşullar altında çalışan, yoksul, emekçi, köylü ve işçilerden oluşmaktaydı. Bir solcu hiç değilse işin bu yönünü dikkate alarak bu türden haksızlıklara ve olumsuzluklara dur diyebilmeliydi.
Ancak CHP’nin son günlerde pozitif muhalefet adına ortaya koyduğu tavır gayet olumlu; ancak bu konuda samimi olup olmadıklarını başörtüsünün her alanda serbest bırakılıp bırakılmaması konusundaki tutumları belirleyecektir.
Bugün Türkiye’de insani değerlerin ötelendiği, insan tabiatının bir türlü kavranamadığı, bu yüzden sürekli olarak insanın gözden düşürüldüğü tuhaf bir siyasi anlayış türetiliyor. Halbuki bizim bu topraklarda aradığımız ‘insan’ bu değildi. Herkesin bir diğerini -insan temelinde- kucakladığı, şahsiyetine, kültürüne, düşüncesine, inancına saygı duyduğu, çatışmadığı bir ortam oluşturmak gibi bir kaygı taşımıyor siyasetçilerimiz. Ancak bu ülkede yaşayanlar olarak bunun önüne geçebiliriz. Her şeyin nesnelleştirildiği, çıkar için kullanıldığı bu tip ortamlarda insan olarak varlığımızı ön plana çıkararak hayatı anlamlı kılmanın yollarını birlikte arayabilmeliyiz.
Neticede bu ülke hepimizin… Ve hepimiz önce insanız. Bu bakımdan herkesin özgür olduğu, fikir ve düşüncelerini serbestçe ifade edebildiği, dileyenin Yahudi, Hıristiyan, Laik, Müslüman, milliyetçi, sosyalist vs inanç ve düşünce biçimlerini tercih edebildiği, kimsenin dinini, inancını, ideolojisini dayatmadığı özgür ortamları oluşturmanın yollarını tartışmaya ve geçmişle yüzleşmeye devam etmek durumundayız.

Radikal, 18.10.2010

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et