Toplumun ve Kamusalın Lincini Yaşarken

Kollektif suçlama

Kendinizi hukuk sisteminin güvencesi altında hissedebilirsiniz ancak bir anda toplumsallık adına suçlanabilir ve toplumun sizi yargılamasının içinde kalabilirsiniz. Üstelik bu yargılamaya benzeyen bir linç girişimi olabilir. Doğru, yanlış, iyi ve kötüye neredeyse bakılmadan üzerinizde en üst otorite olduğu varsayılan toplum ve özellikle demokrasi içinde sizi yok etmek amaçlı ve temelli yargılamalar yapılabilir. Bir kere üzerinizde suçlamalar olduktan sonra işin içinden çıkmanız mümkün kılınmaz. Totaliter kollektivist siyasalın türevi olarak toplumsal suçlamalar başladığında işlediğiniz varsayılan suçun hukuken cezasının ne olması gerektiğine bakılmaksızın üzerinize verilen hükmü yaşamak zorunda kalırsınız. Bütün totaliter sistemlerin sevdiği kavram olarak toplumsallık size karşı bir linç başlatır ve adeta yaşamınıza devam etmeniz engellenir. Ahlâkilik eğer oluşturulacaksa toplumsallık üzerinden oluşur ve üzerinizde kamusalın gücü denenir.

Sizi suçlayanlar karşınıza kendilerince veya gerçek olarak toplumu getirirler. Toplumun en küçük azınlığı olarak bireyin karşısına gelen bu güce boyun eğmesi ve toplumun ahlâkiliğini üzerinde hissetmesi istenir. Mesele sizin iyiliğinizin veya kötülüğünüzün ötesine geçer. Toplum adına kollektivist bir kamusallık hükmünü yargılamalar olmadan vermek ister. Suçlama başlangıç olmaktan da çıkar ve hüküm verme noktasına doğru gider. Suçlanan olarak karşınızda gerçek bir muhatap da bulamazsınız. Bulanık sularda devlet ve kamusallığın arkasına geçmiş bireyselleşememiş bireyler içlerindeki tüm kötülükleri sizin üzerinize atabilir. Burada devletin adalet sağlama mekanizmasını çalıştırmasını da beklememek gerekir. Devlet özellikle demokrasilerde gücünü toplumdan aldığını varsayarak totaliter kollektivist kamusal suçlamaların sıradan bir aracı mekanizmasına dönüşür ve sizi yok etmek amaçlı eylemlerini gerçekleştirir. Bireyin karşısına suçlamalar veya iddialar noktasında artık bir savcı yoktur. Karşınızda belki de önceden sizin hakkındaki kararını önceden vermiş olan bir kollektivizm vardır.

Kişinin yaşamasına izin verilmemesi

Eğer toplumsal olan mutlak olarak doğru görülecekse “adalet mekanizması” üzerinden lince uğramak olasıdır. Suçun cezası ölüm cezasını gerektirmese bile kişinin artık tamamen pasifize edilerek yok edilmeye çalışılması denenebilir. Sınırsız bir toplumsal ve kamusal güç karşısında gördüğü mutlak azınlığı kendi doğruları doğrultusunda engeller ve kendi çıkarını maksimize eder. Bu bir hukuk üzerinden yargılama değil linç üzerinden infazdır. Sizi karşıt olarak gördüklerinden sonra hakkınızda hükümlerini verirler ve genellikle devlet mekanizmasının arkasında kendilerini görünmez kıldıktan sonra saldırıya geçerler. Linç hükmün uygulanmasıdır. Mutlak azınlık, azınlık olmaktan bile çıkarılmak istenir. Toplumsal olmayanın yaşaması engellenmeye çalışılır. Sınırsız devletin sınırsızlığından da yararlanarak ve demokrasinin önüne sınır getirilmemesi gerektiğini iddia ederek karşıdaki savunmasız kişinin infazı kişinin yaşamda diğerleri ile ilişkide olmasının engellenmesi üzerinden gerçekleştirilir.

Bir infaz olarak linç girişimlerinden bir tanesi de bireyi topluma yargılatmaktır. Karşısında devasa bir “sözde” adalet mekanizması olarak devlet saldırganlığın gereği olarak toplumun irrasyonel ve durdurulamayacağı varsayılan arzularını bireyin üzerine yıkar. Bu noktadan sonra ortada adaletin sağlanması birey için imkânsızlaşır. Bu iddia, yargı, hüküm zinciri biter. Toplumun kamusallık içinde kişiyi devlet sayesinde eritmesi süreci başlar. Düşüncesinde bile farklılaşanların yaşamlarını gerçekleştirmeleri engellenir. Toplumun genel doğrularını benimsemeyenlerin yaşamaları engellenir. Belirli bir ahlâk yapısı diğerlerine üstün kabul edilir. Toplumun ahlâkı en doğrusu ve tek doğru ahlâk olarak görüldüğünden başka ahlâkî yapıların kendilerini var etmesi de neredeyse imkânsız hale gelir. Burada ahlâkî sorumluluk bireyin olmaktan çıkar ve toplumu oluşturan herkese döner. Toplum ne kadar isterse kişi o kadar hayatta kalabilir. Üstelik kendi doğrularını da yaşayamadan.

Özel mülkiyete el koymak da kişiyi bir çeşit lince uğratmaktır

Devletçi siyasal sistemlerde karşımıza sık sık çıkar. Doğrular devlet tarafından belirlenmiştir ve bireye düşen bu doğruları kendi yaşamından vazgeçerek gerçekleştirmektir. Bireyin kendisine sahip olmasından kaynaklanan temel özel mülkiyet hakkı çeşitli zamanlarda devlet-ler- tarafından yok sayılır. Üzerine hukuk etiketi yapıştırılmış birtakım siyasal metinler de bu eylemleri doğrulamak için yazılmıştır. Kendisini her türlü siyasal yapının üzerinde görmekten memnun olan adına hukuk sistemi denilen mekanizma da bireyin özel mülkiyetine el koymaya daha dünden razıdır. Yargıçlar üzerinden gerçekleştirilen bir siyasal yönetim mekanizması jüristokrasisi ile hiç düşünmeden bireyin yaşamına el koyar. Sonrasında da “kararlarını” yazılı olarak meşrulaştırmak için gerekçelerini sıralar. Haksızca özel mülkiyete el koymak kanunlar tarafından rasyonalize edilir ve haklılaştırılır. Toplumun çıkarı gerçekleştirilir, yaşamın karşısında bir pozisyon almak hükmün bir çeşidi olur.

Devlet toplumu veya toplum devleti oluştursun, farketmez. Gerçeği aramak değil irrasyonel duyguları tatmin etmek ön plana alındıysa kişi-birey için tehlikeler hep var olacaktır. Sınırsızlaşma eğilimindeki devletin gücü birey lehine denetlenmediği müddetçe ve bireysellik ahlâkı ön plana çıkmadıkça hukuk lince dönüşebilme potansiyelini her zaman kendisinde barındıracaktır. Suç ve cezanın arasındaki orantısızlığın hâkim olmasının önünde engel bulunmayacaktır. Suçlamalar yargılamalara dönüşecek ve adeta cezaya dönüşecektir. Toplumun engellenemezliği kendisini hâkim kıldıkça toplumun ahlâkiliğine uymayanların hukuksal lince uğraması büyük olasılık dahilinde olacaktır. Kişiyi topluma yargılatmak genel geçer bir hal oldukça haksızlık daha da koyulaşacak, kişi bir çeşit kurban olacaktır. Tüm günahların üzerine yıkıldığı kişi için bir kaçış yeri olamayacak ve kamusal linç galip çıkacaktır. Eğer hukuk hakkaniyet temelindeyse yapması gereken açıktır. Adaleti sağlama çabaları iddiaların lince dönüşmesini engellemelidir. Yoksa toplum kişiyi yok etmekten geri kalmayacaktır.

11 Aralık 2018

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et