Terörden medet uman muhalif

Türkiye’de Erdoğan ve AK Parti düşmanı muhaliflerin anlamakta zorlandığı çok önemli bir nokta var. Bunu anlayamadıkları için “her şeye rağmen” Erdoğan’a desteğin devam etmesine veya artmasına bir türlü akıl sır erdiremiyorlar. Sonunda kendilerini çaresizlik hissi içinde ya seçmene hakaret ederken veya bu ülkede yaşanmaz diyerek Batı’ya sürgün çağrıları yaparken buluyorlar. Bazen de en anti-emperyalist hislerle Batı’ya müdahale edin çağrıları yaparken görüyoruz onları.

Bu muhalif grup, Erdoğan’ın şahsında AK Parti ve belli bir dünya görüşüne karşı güttükleri kategorik düşmanlık sebebiyle, ülkeye ve topluma faydası veya zararına bakmaksızın Erdoğan’ın aleyhine olacağını düşündükleri her şeye seviniyor veya bunları teşvik ediyorlar.

Örneğin; Türkiye ile AB’nin arası bozulduğunda, Türkiye aday olduğu 2020 Olimpiyatlarına ev sahipliğini kaybettiğinde, Rusya Türkiye’ye yaptırım uyguladığında, dolar ve petrol fiyatları yükselerek ekonomiyi negatif etkilediğinde veya ABD sözcülerinden Türkiye aleyhine açıklamalar geldiğinde seviniyorlar.

Bu muhalif grup terör olayları sonrasında, terör karşısında kategorik karşıt pozisyon almak yerine her zamanki gibi bu olayları da Erdoğan karşıtlığı için araçsallaştırdı. Bu düşmanlık gözlerini öyle kör etti, onları öyle hastalıklı hale getirdi ki terörden bile medet umar hale geldiler. İlk refleksleri teröre karşı durmak değil, terör gibi bir musibeti bile “gerçek düşmanlarına” karşı kullanmaya yoğunlaşmak oldu. Bu insanlar ülkeyi harabeye çevirecek veya bir iç savaşa yol açacak gelişmelere bile sevinecek bir ruh hali içine girdiler.

Bu muhalif grup meseleyi şöyle tanımlamış gibi görünüyor: Türkiye’de işler ne kadar kötüye giderse, “Erdoğan’dan” kurtulma ihtimalimiz o kadar artar. Bu grup varlığına kast etmekle, muhalefet etmek arasındaki farkın zihnen ve pratik olarak ortadan kalktığı bir siyaset tarzı geliştirdi.

İlk başlarda “varlığına kast edilen” bir siyasi parti ve onun lideri olarak belirdi. Ak Parti Hükümeti devrildiğinde yerine ülkedeki diğer partilerden oluşacak herhangi bir hükümet kurulabilirdi. Ancak, seçimler ve diğer girişimlerle elde edilemeyen zafer sebebiyle bu karşıtlık gittikçe irrasyonel bir düşmanlığa dönüştü. Bu girişimler başarısızlığa uğradı, çünkü Ak Parti tabanı bu “varlığına kastı” haklı olarak üstüne aldı ve Erdoğan’ın etrafında yığıldı.

Bir sonra ki aşamada durum daha da ağırlaştı. İç politikayla dış politikanın eklenmesinin de etkisiyle bu yıkıcı muhaliflik ülkenin kendisine yöneldi. Önce sadece “Erdoğan’ın varlığına kast” stratejisi, belki farkına bile varmadan adeta “ülkenin varlığına kast” stratejisine dönüştü. Öyle ki, Erdoğan’a karşı kullanacağız diye terör saldırılarının üzerine bile hastalıklı bir sevinçle atladılar, karşısında durmak yerine, yine terörü meşrulaştıran ve teröre mazeret sunan bir söylem kurdular.

Ancak, bu muhalifler bunca olumsuzluğa rağmen neden insanların kendi “düşmanlarını” desteklemeye devam ettiğini bir türlü anlayamıyorlar. Üstelik kendileri her olayda gittikçe hareket alanları daralan ve iyice radikalleşen bir grup haline geliyorlar. Çünkü geniş kitleler eleştiri ile varlığa kast arasındaki farkı görüyor. Siyaseten muhalif olsalar bile, Erdoğan’ın, Ak Parti’nin veya ülkenin varlığına kastı kabul etmiyorlar. Bir şeyin eleştiri olabilmesi için muhatabınızın varlığını tanımanız ve meşru görmeniz gerekir. Onu yok etmek/indirmek için her türlü aracı meşru görüyorsanız orada bir eleştiriden söz edilemez.

Yeni Yüzyıl, 25.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/terorden-medet-uman-muhalif-1784

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,733TakipçilerTakip Et