‘Şerrin öğretmeni’ hala görevde

Bazı insanlar kötüdür.

Bu dünyada asli bir tercih yapmış ve kötülüğü seçmiştir.

Hangi kültürün ahlak anlayışıyla yargılarsanız yargılayın, kötüdür.

Ve hangi dinin kurallarına göre yargılarsanız yargılayın, cehenneme gider.

Yaşlanmak da düzeltmez öylelerini. Hatta “finale” doğru günah yükünü daha çok artırır; çirkinliği daha da belirginleşir. Suçlarını hafifletecek mazereti tüketmek için elinden geleni yapar. Herkes kötülüğünü tescillesin ister. Yalan söyler, sözünü tutmaz ve insanlara sadece araç olarak muamele eder.

En yakınındakiler bile sevmez onu. Öldüğünde kimse yas tutmaz. Bu dünyadan kötü bir iz bırakarak ayrılır ve asla hatırlanmaz.

***

Malum, “bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır”. Siyasette veya medyada ise zararı yedi mahalleden çok daha geniş bir alana yayılır. Hele bir de uzun yıllar kalmışsa, o zaman verdiği tahribatın haddi hesabı olmaz.

Ne yazık ki, bu ülkenin de başına gelmiş bir felaket var ve hala da geçmiş değil.

Kimden mi bahsediyorum? Bu ülkenin gelmiş geçmiş en ilkesiz siyasetçisi kimse ondan. Kendisini hiçbir ahlaki ilkeyle bağlı hissetmeyen, iktidara ulaşmak için her şeyi yapabilen, insanları kullanıp sonra bir kenara atabilen, vefasız ve vizyonsuz bir adamdan.

Söylendiği gibi bir “siyaset münafığı” o ve Makyavelist demek düşünüre haksızlık olur. Çünkü Makyavelli’nin en azından “İtalyan birliği” gibi kendi çıkarını aşan bir ideale sahipti. Berikinin inandığı hiçbir şey olmadı bugüne kadar.

Şimdi hala uğraşıyor, hala kötülüğe devam ediyor, öteki tarafa bir arka odun daha götürmek için hiçbir fırsatı heba etmiyor. “Böyle kurulmuş bu çarh-ı devran”, demiş Pir Sultan, herkes asli tercihinin gereğini yapıyor.

***

Onu ne zaman görsem, Kazak Abdal’ın şiiri gelir aklıma. “Münkir münafığın huyu / yıktı viran etti köyü / ölüsüne bir tas suyu…” diye devam eden. Tabii son dizesini söylememek kaydıyla.

Elbette ülkeyi tek başına o viran etmedi; bütün kötülük de ondan gelmedi. Kronik ahlak sorunumuzun kaynağı değil simgesi o. Belki en çarpıcı simgesi.

Ama acı olan, belki onun ekmediği, ama büyümesine çok hizmet ettiği kötülük tohumlarının, bugün siyaset tarlasını kaplaması; az veya çok her siyasi partiye nüfuz etmiş olması.

Etrafınıza bir bakın, onun tarzını andıran ne çok söz göreceksiniz. Hafızanızı yoklayın, “emekliye 12. maaşın yanında, bir de 13. maaşı vereceğiz” sözleri size kimi hatırlatıyor? Ya “Çorumsporu küme düşürenler bu ülkeyi iyi yönetebilir mi?” sözleri? Ya kaset tezgahını kınayanların, aynı anda bunu siyaset malzemesi yapmaları?

“Şerrin öğretmeni” maalesef çok şey öğretmiş onlara.

***

Makyavelli öldüğünde, bazı prensler, ne kadar “ahlaklı” olduklarını göstermek için meydanlarda onun kitaplarını yaktırmışlardı.

Oysa bütün yapmaları gereken, kınadıklarını söyledikleri siyaseti uygulamamaktan ibaretti.

Bize düşen de sadece bu.

Onun adıyla simgeleşen ilkesiz siyaset tarzından gerçekten kurtulmak için…

Star, 24.05.2011

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et