Sayın Başbakan’a Açık Mektup

Sayın Başbakan’a Açık Mektup Yahut Seçim Sonrası Özeleştiri Daveti

Sayın Başbakanım,

Seçim sonrası hengamesinde, kapınızı çalanların ve akıl verenlerin bol olduğu bu günlerde bu mektup size kadar ulaşacak bir yol bulabilir mi bilmiyorum; ama Nasreddin Hoca’nın göle yoğurt mayası çalması misali, “belki bir umut” diyerek, ülkenin kritik bir dönemeçten geçtiği bu dönemde düşüncelerimi sizinle ve kamuoyuyla paylaşmayı aydın sorumluluğunun bir gereği sayıyorum.

Sayın Erdoğan,

Allah size her kuluna nasip etmediği bir başarı öyküsü nasip etti.  Çok az insanda bulunan karizmatik özellikleriniz, biraz çalışkanlık ve üretkenlikle birleşince gerçekten takdire değer işlerin altına imza attınız. Bu millet İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı günlerinizden beri hep arkanızda durdu; zor zamanlarınızda arka çıktı; derin odaklar sizi bir kaşık suda boğmaya çalışırken bu millet “inadına Erdoğan” diye haykırdı. Kemalist ideolojinin akıl hocalarından Ziya Gökalp’in bir şiirini okudunuz diye hapse attılar, millet mazlumun yanında yer aldı. Milli Görüş çizgisinin aşırılıklarını gördünüz, bu yolun Türkiye’nin önünü açacak yol olmadığını fark ettiniz, arkadaşlarınızla birlikte cesur bir karar alarak yeni bir parti kurdunuz; kucaklayıcı olmaya, özgürlük alanlarını genişletmeye, AB sürecini ciddiye almaya söz verdiniz. Türk milleti size inandı, güvendi, var gücüyle destek verdi. O kadar ki, kurduğunuz yeni parti daha 1 yaşını doldurmadan sizi ezici bir zaferle tek başına iktidara getirdi.

Atasözleri ve deyimler dağarcığının zenginliğine her zaman hayran olduğum atalarımız “Yiğidi öldür, hakkını yeme!” demişler: siz de iktidarınızın ilk döneminde, 2002-2006 arası icraatlarınızda Türk milletini hayal kırıklığına uğratmadınız. AB ödevini ciddiye aldınız; önemli siyasi ve ekonomik reformlara imza attınız; demokratikleşme ve sivilleşme yürüyüşüne katkınız büyük oldu. Reformcu, çalışkan, dinamik ve cesur bir profil çizdiniz. Dış politikada –Ahmet Davutoğlu gibi zeki, ufku geniş ve birikimli danışmanlarınızın da katkısıyla- son derece önemli açılımlar yaptınız, ezberler bozdunuz, gelen doğrudan ve dolaylı tehditlere aldırmadınız; medya üzerinden yapılan muhtıra ve e-muhtıralara karşı dik durdunuz. Bu cesur ve reformcu politikalarınızın karşılığını da her bakımdan fazlasıyla aldınız: mali disiplin sağlandı, makroekonomik göstergeler hızla iyileşti, büyüme oranı yükseldi, reel faizler düştü, Türk parası itibar kazandı, ihracat sıçradı, yabancı sermaye girişleri katlanarak arttı, GSYH’nın yüzdesi olarak bütçe açığı ve kamu borç stoku ciddi biçimde geriledi, enflasyon düştü. Ekonomi cenahında, işsizlik ve cari açık hariç, hemen her alanda iyileşme oldu. Siyaset ve dış politika alanında da önemli başarılar geldi: AB ile ilişkiler hızla iyileşti, Kopenhag siyasi kriterleri sağlandı, AB’den müzakere tarihi alındı, müzakereler başlatıldı; Kıbrıs’ta ezberler bozuldu, 1 Mart Tezkeresi reddedilerek Türkiye’nin ABD için artık “çantada keklik” bir ülke olmadığı gösterildi; bütün komşularla ilişkiler hızla iyileştirilerek “etrafımız ateş çemberiyle çevrili” ezberinin aslında bir realite olmaktan çok maksatlı bir ideolojik kurgu olduğu kanıtlandı; sadece batıya endeksli geleneksel dış politikadan vazgeçilerek, dünyanın bir de doğu yakası olduğu hatırlandı, Asya ve Müslüman dünya ile ilişkiler iyileştirildi. Sonuçta bölgesindeki sorunlara müdahil olan, ihtilafların çözümünde arabuluculuk yapan, hem doğuda hem de batıda saygınlığını artırmış, 150’den fazla ülkenin desteğiyle BM Güvenlik Konseyi üyeliğine kabul edilmiş, geleceği parlak görünen bir Türkiye çıktı. Türkiye’nin son yarım yüzyılını karartmış bir istikrar bozucu cinayet şebekesi olduğu anlaşılan Ergenekon’un üzerine gidilmesi ve Davos’ta İsrail zulmüne “one minute” diyen çıkışınız da, bir anlamda bu parlak tabloyu taçlandırdı.

Ancak, “hakikatin hatırı her şeyden önce gelmeli” düsturundan hareketle, yaprağın bir de arka yüzüne bakmak gerekiyor. Yaprağın arka yüzü, sayın Başbakanım, ne yazık ki o kadar parlak görünmüyor. Bu yüzde görünen manzara, reformist kimliğinden giderek uzaklaşan, AB ödevlerini ihmal eden, “ya sev ya terk et” olarak özetlenebilecek militan ve tehditkar bir söyleme sarılan, “falanca ve filanca kaleleri istiyorum..” diyen kutuplaşmacı bir yola sapan, Alevi açılımı ve Kürt sorununun şiddete müracaat etmeden çözümüne yönelik cesur açılımlar konusunda mütereddit, sivil ve özgürlükçü anayasa girişimini rafa kaldıran, Ergenekon’da ipin ucunun gittiği yere kadar gitmekten sakınan, giderek güven erozyonuna kapı aralayan bir manzaradır. Benim “yurdum insanına” –eleştirdiğim pekçok zaafı olsa da- hayran olduğum alanlardan biri de, genel seçimlerde gösterdiği sağduyu ve verdiği engin mesajlardır. Türk halkı çok partili demokrasiye geçildiği günden bu yana daima sivil olanı, halka kulak vereni, kucaklayıcı olanı tercih etmiş, bu çizgiden sapma eğilimi gösterene de gerekli uyarıyı yapmıştır. Bu çerçevede 29 Mart seçimlerinin sonucunun bence AKP’ye yönelik en yalın mesajı şudur: “Hâlâ favorim sensin, ama gidişatını beğenmiyorum, ayağını denk al!” Bunun anlamı, eğer AKP derhal kendine çeki-düzen vermez, bazı yanlış uygulamalarını düzeltmezse, gelecek seçimlerde işinin çok daha zor olacağıdır.

Sayın Erdoğan,

Bugün yerinizde olsam, derhal bir kabine değişikliğine gider, bürokrasiye yeni bir dinamizm aşılardım. Cemil Çiçek başta olmak üzere, dışlayıcı bir söylem kullanan, adeta reformları engelleyici ve yavaşlatıcı bir misyon üstlenmiş siyasetçi ve bürokratları yakın çevremden, etkili ve yetkili organlardan uzaklaştırırdım. Sivil ve özgürlükçü anayasa girişimini yeniden başlatır, önümüzdeki genel seçimlerden önce Türkiye’ye yeni ve kaliteli bir anayasa armağan ederdim. Bu ülkenin bütün tali sorunlarının gelip düğümlendiği ana sorunun özgürlük sorunu olduğunu bilerek, bireysel özgürlüklerin ve sivil toplumun alanını genişleten düzenlemeler yapar, uygulamayı da sıkı sıkı takip ettirirdim. Aleviliğin din mi, mezhep mi, kültür mü olduğu tartışmasına hiç girmez, bu tartışmayı Alevi toplumuna ve entellektüellere bırakır, devleti Alevi ve Sünni topluma, daha genelde bütün dinlere ve mezheplere eşit mesafeye çeker, böylelikle Kemalistlerin yapamadığını ya da yapmak istemediğini yapar, gerçek anlamda laikliği getirirdim. Ergenekon davasına bütün gücümle destek verir, cümle aleme uzlaşmanın ancak demokraside, şeffaflıkta, hesap verebilirlikte, insan haklarında, bireysel özgürlüklerde ve hukukun üstünlüğünde olabileceğini ilan eder, asker-sivil tüm uzantılarıyla bu terör örgütünün çökertilmesine yardımcı olurdum. AB ödevini yeniden ciddiye almaya başlar, 2005 yılından bu yana ciddi biçimde savsaklanan reformlara girişir, asker-sivil ilişkilerini –AB’nin de önerdiği gibi- çoğulcu liberal demokrasilerdeki “normal” hale getirirdim. Hemen yarından tezi yok AB ile önemli bir sürtüşme konusu olan –müzakere tarihi alırken taahhüt etiğimiz, ama hâlâ yerine getirmediğimiz- Rum mallarına limanların açılması meselesini hallederek işe başlar, “vatan-millet-sakarya” diyerek itiraz edeceklere serbest ticaretin savaşın panzehiri olduğunu, -Bastiat’ın altın öğüdüyle- malların geçmesine izin verilmeyen sınırlardan askerlerin geçtiğini hatırlatırdım. Kürt sorununa kalıcı bir insani çözüm bulunmaması, istikrarın bozulması ve askeri vesayet rejiminin bu sayede sürmesi için önüme çıkarılan bütün engellerle mücadele ederdim. Bu sorunla başa çıkmanın bir ayağının Ergenekon’un bitirilmesi, bir ayağının DTP’nin muhatap alınması, bir ayağının PKK’nın dağdan indirilmesi ve silah bırakmasını sağlayacak bir genel af çıkarılması, bir ayağının da Kuzey Irak Yönetimiyle ilişkileri süratle geliştirerek orta vadede Türkiye-Irak-Suriye arasında bir ekonomik bütünleşme olduğunu düşünürdüm. Bütün bu konularda olumlu adımlar atacak, cesur ve reformcu bir Erdoğan ve AKP önümüzdeki seçimlerde halktan yeniden destek alabilir; aksi durumda AKP’nin hızla ANAP’laşması kaçınılmazdır. Önümüzdeki aylar AK Parti’nin nereye doğru gitmek istediği konusunda önemli bir sınav olacaktır. Saygılarımla.

03.04.2009

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et