Ömer Faruk Gergerlioğlu – Cesur siyeasetçilere ihtiyacımız var

Türkiye ilginç bir ülke. Eski Genelkurmay başkanı çıkıyor şu ana kadar yazarı bilinmeyen muhtıra için “27 Nisan muhtırasını ben yazdım” diyor. Darbeciler ortalıkta gayet rahat dolaşıyor. Eski darbeci için devletin bakanı “başka ülkede darbecilere katil muamelesi yapılır bizde ise ressam muamelesi yapılıyor” diyerek serzenişte bulunuyor. Adalet Bakanlığı, savcıların evlerinin yakınlarına bomba attırdığını itiraf eden emekli Korgeneral Altay Tokat’ı eleştiren hakim Kemal Şahin hakkında soruşturma başlatıyor. Bilindiği üzere daha önce askerlere yönelik suçlamalarda bulunan eski savcı Ferhat Sarıkaya ve Sacit Kayasu meslekten ihraç edilmişti.

Böyle bir ülkede sorunları çözmek için uğraşılıyor güya. Kürt sorununun çözümü gayet kolay iken bu kadar cana mal olunan bir ülkede yaşıyoruz. Sorunu baskıcı yöntemlerle ortaya çıkaran devlet erki çözümü bulmakta isteksiz davranıyor. Binlerce insan ölsün önemli değil. Ara sıra darbeler yapılsın ülke on yıllarca geriye gitsin önemli değil. Yeterki rejimimiz baki kalsın. Eski genelkurmay başkanı ve yenisi çıkmış televizyonlara darbe ve darbecileri savunuyor. Ergenekonun silahları ise artık yerden fışkırmıyor. Oltayı attığın yerden artık balık değil silah ve mühimmat fışkırıyor. Genelkurmay başkanı eli ile darbeciler savunuluyor. Genelkurmay başkanı eline aldığı lav silahının işlevsiz olduğunu belirterek davayı boşa çıkarmaya çalışıyor ve Ergenekon kelimesini ağzına almamaya çalışıyor. Bizzat askeri güç tarafından adeta bir ihsas-ı rey ilan ediliyor. Biz ise yine darbelere karşı ne yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu ülkenin ileriye gitmesi ancak cesur aydınlar tarafından olacak, bu anlaşıldı. “Kral çıplak” diyen kimseler olmasa biz yine darbeleri faziletli işler olarak görülecek. Kuvvetler ayrılığı ilkesi diye bir şey bilmeyeceğiz. TESEV yeni bir araştırma yaptırdı. Hakim ve savcıların “devletimin ideolojisine göre karar veririm” dediğini tekrar hatırlamış olduk. Bireyin menfaatlerini değil devletin menfaatini üstün tutan bir anlayış ile hukuk devleti değil ancak ideoloji devleti olursunuz.

MAZLUMDER Adalet Bakanlığına darbecilerin ve darbe girişimcilerinin yargılanabilmesi için yasa değişikliği teklifi verdi. Buna göre anayasanın 309 ve 316. maddeleri arasındaki anayasal düzeni değiştirme suçlarının asker kişiler tarafından yapılması halinde bunların askeri mahkemelerde değil sivil ağır ceza mahkemelerinde yargılanmalarının önü açılacak. CMK 250. maddesinde belirtilen özel durumlar için düşünülen bu Mahkeme’de bu suçu işleyen tüm kişilerin yargılanabilmesi gereklidir. Zira, bu suçlar millete ve devlete karşı suçlar babında ele alınan nitelikli suçlardır. Asker kişiler bu suçtan dolayı yargılanamaz diye bir istisna mümkün olamaz. Yapılması gereken yasal değişikliklerin bir an önce yürürlüğe girmesi gerekir. Adalet Bakanlığının tavrını yakından gözlemleyip sonucu halka ileteceğiz.

TSK iç hizmet kanununda TSK’ın Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma ve kolama görevi olduğu anlatılır. Bu askerlerimiz tarafından “gerekirse darbe yapabiliriz” diye tercüme edilir. Bu yanlış bir tercümedir. Zira anayasayı askıya alarak meclisi kapatarak anayasal düzeni korumuş olmaz ancak katletmiş olursunuz. İç hizmet 35 deki ifadeyi “gücümü kaybetmeyeyim o halde bu ifadeyi böyle anlamalıyım” anlayışı ile yaklaşıyorsanız diyecek bir şeyimiz yok. Bu ülke daha 12 Eylül sonrası eklenmiş olan anayasanın geçici 15. maddesini iptal edemedi biz Ergenekon davasından bir hayır bekliyoruz. Anayasanın geçici 15. maddesi darbeciler darbe yaptıktan sonra çıkarıldı. Önce darbe yap sonra darbecileri koruyan kanun çıkar. Ve bu ülkeye de hukuk devleti densin… 12 Eylül darbecileri hakkında iddianame hazırlaması gereken savcılar çekinsin sonunda bir savcı bir iddianame hazırlasın, daha sonra onun başına pişmiş tavuğun başına gelmeyen işler gelsin. İşte böyle bir ülkeyiz. Bu mümkün mü?. Darbeciler hakkında hazırlanan iddianameyi “yok” hükmünde sayan bir başsavcılık olsun ve itirazlara rağmen halen bu iddianame hakkında işlem yapması gereken mahkeme bu iddianameyi değerlendirme şansına kavuşamasın. Başsavcı marifetiyle işleme konmayan iddianame hazırlayan savcıyı avukatlık dahi yapamayacak şekilde savcılıktan at. Daha sonra bu hukuksuzluğu mahkum eden AİHM’e tüm milletin cebinden çıkan para ile tazminat öde. Devlet hukuksuzluk yapsın, halkın cebinden faturası ödensin. Ve halen bunu sorgulayacak düzeltecek bir merci çıkmasın. Darbecilerin yargılanmasını engelleyen bu madde durduğu müddetçe bizim hukuk devletinden bahsetmemiz mümkün değildir. Darbecilerin yargılanmasını sağlayan yasal değişiklikler yapılmalı ki bu ülkenin hukuk devleti olduğunu söyleyebilelim. Bunlar zor değildir. Ama yürekli siyasetçiler ister bu iş için. Darbecilere başka ülkelerde katil denildiğini söylemek yeterli değildir önemli olan darbecileri ve darbeye tevessül edenleri yargılayacak yasa maddelerini hayata geçirmektir.

12 Eylül ve onun paşaları bu ülke için bir utanç abidesi olduğu kadar 27 Nisan muhtırası bir utanç abidesidir. Ya yeni sivil bir anayasa yeni baştan hazırlanacak ya da başka bir ülkede görülemeyecek çözümü aslında kolay fakat çıkmaz sokağa sürükletilmiş sorunlarla boğuşacağız. Ya bu ülkeyi hep birlikte hukuk devleti yapacağız ya da sistemden kaynaklanan sorunlarla boğuşacağız. 40 bin kişi daha ölecek o zaman belki bir adım daha atacağız. Bu ülkede dini inancından dolayı dışlanan insanları daha da gereceğiz. Bu ülkede Kürt olduğu için dışlanan insanların kardeşimiz olduğu ve ancak eşit yurttaşlar olarak mutlu olacağımızı devletimizin dokunulamaz büyükleri anladığı zaman belki bir adım atacağız. Ama “bu konuda gerçek adımlar atacak yürekli siyasetçiler nerede?” diye sormadan edemiyoruz.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et