1984’ten günümüze 42 yıllık PKK savaşının/terörünün kanlı bilançosu… Bugün 15 Ağustos 2026. PKK’nin 1984’te ilk eylemlerini başlattığı gün. Araştırmalarıma göre bu eylemlerin 42 yıllık kanlı bilançosu şöyle:
Asker -Polis, Sivil ölümü: 20 bin
Öldürülen PKK militanları: 52 bin
PKK yöneticisi Murat Karayılan geçen yıl yaptığı açıklamalarda çatışmalarda öldürülen militanların toplamda 52 bin olduğunu itiraf etmişti. Bu yıl da başka bir PKK yöneticisi Mustafa Karasu bir röportajında benzer rakamı verdi.
Faili meçhul cinayetlerden kayıtlı olanlar: 4653. (Bu sayının çok daha fazla olduğu söyleniyor)
Abdullah Öcalan’a göre örgüt içi infaz: 15 bin civarında. Dağlarda örgüt tarafından yapılan bu infazların kayıtları tutulmadığı için gerçek anlamda bu sayının ne kadar olduğunu bilemeyeceğiz.
1984’te başlayan PKK savaşı, 42 yılda toplamda yaklaşık 100 bin insanımızın hayatına mal olmuştur.
PKK savaşının ülkeye ekonomik maliyetinin 2 Trilyon dolar olduğunu Cumhurbaşkanı açıklıyor.
Bu 42 yılda çatışmalardan etkilenen Kürt yurttaşların şehir ve köylerinden göçlerinin 4 milyondan fazla olduğu yazılıp söyleniyor.
42 yılda 1 milyondan fazla insan, örgütle ilişkileri nedeniyle hapis edildi.
42 yılda ortalama 8 milyondan fazla insan çatışma bölgelerinde askerlik yaptı.
Bu tabloya baktığımızda gerek kanlı bilançosuyla gerekse mali bütçesiyle, ülkeyi zor durumlara düşüren ve enerjisini tüketen şeyin bu 42 yıllık PKK’nin savaşı/terörü olduğu anlaşılıyor. Bugün itibariyle ülkenin birçok şehrinde normal mezarlıkların yanına, bir de PKK çatışmalarında hayatını kaybedenlerden “Şehitler Mezarlığı” yapılmıştır. Bunca yıkıma neden olan PKK’nin 42 yılda yaptığı kanlı eylemleriyle geldiği bir yer olmadı. Kürtlere ve ülkemize ölümden ve yıkımdan başka bir şey vermedi.
Kürtler için kültürel ideolojik olarak da çok büyük yıkıma neden oldu. Kürtlerin sosyolojik psikolojik ayarlarıyla oynadı. Etkilediği dönüştürdüğü Kürt kitlesinin gerçeklik algısı bozuldu. Abdullah Öcalan İmralı’dan sunduğu projelerle Kürtleri model manyağı yaptı. Birer kurtuluş reçetesi olarak sunduğu modellerin hepsi zaman içinde çöp oldular. 1978’de “Bağımsız Birleşik Sosyalist Kürdistan” hayaliyle çıktıkları bu yolun sonunda ulaştıkları sonuç “Devlet istemiyoruz.” Oldu. Geçmişte devlet istemeyenleri “hain işbirlikçi” ilan eden örgüt, bugün devlet isteyenlere karşı hiçbir model talebi olmayan bir konumda kendini bitiriyor.
Trajik olanı ise Kürtler ve ülkemiz için yıkım olan bir örgütün halen çoğu solcu yazar – sanatçı tarafından “Özgürlük hareketi” olarak görülmesi ve anılmasıdır. 42 yılda bu kadar çok ölen ve öldüren bir örgütün hiçbir amacına ulaşmamış olması, ayrıca üzerinde düşünülmesi gerekir. Şiddet/terör yöntemiyle hiçbir örgüt ve kimse amacına ulaşmamalıdır. Ölümlerden sonra özgürlük değil, mezarlık gelir. PKK’nin yeni kuşaklara bıraktığı tek görünür şey, mezarlıklarda yatan gençlerimizdir.
42 yıldır ülkenin en acil birincil gündemi PKK savaşı/terörü olmasına rağmen, son 10 yılda sol mahallede bu kanlı bilançoyu konuşan yazan yazar – gazeteci ve siyasetçiye rastlamıyoruz. Bazen TV programlarında kendilerini muhalif sanan gazeteciler, ekonomik krizin nedenleri üzerine yorum yaparlarken PKK savaşına harcanan bütçeyi dikkate almamaları düşündürücüdür. Misal Halk TV’de bu kanlı bilançonun konuşulduğunu hiç duydunuz mu? Dört yıl önce her gün “128 milyar nerede?” sorusunu soranlar bir gün olsun “2 trilyon dolarımız niçin bu savaşa gitti?” sorusunu sorabildiler mi? Hayır sormadılar. Çünkü PKK/DEM rahatsız olurdu da o yüzden. Yeni Parti (eski CHP) muhalefet partisi olarak bu kanlı geçmişin muhasebesini yapmak yerine, PKK/DEM’le hesaplaşmak yerine son 10 yıldır seçim kazanmanın hesaplarını yaptı. Sessiz kaldıkları PKK şiddeti, muhalefeti önce bozdu şimdi de çürütüyor. Solcu muhaliflerin bakması gereken büyük resim burasıdır.
Türkiye’nin normalleşmesi aydınlığa çıkması 42 yıllık bu savaşın/terörün muhasebesini yapmaktan geçer. “Terörsüz Türkiye” süreci 42 yıldır devam eden bu anlamsız savaşı sonlandırmayı hedefliyor. Kürtlere ve Türkiye’ye hiçbir faydası olmayan bu çatışmalı sürecin bitmesi benim için yakın tarihin en anlamlı olayıdır. Bir bakıma Cumhuriyet tarihinin Vaka-i Hayriye’sidir.
1984’te Kürtlere rağmen başlatılmış bir savaşın sona ermesi en çok da Kürtlere iyi gelecektir. Şimdi yapılması gereken şey canımızı yakan 42 yıllık şiddetin/terörün yıkımıyla yüzleşmektir. Bu kanlı geçmişle yüzleşilmeden daha iyi bir geleceğin mümkün olmadığını bilmemiz lazım. Bu konudaki çözümüm: #yüzleşerekbarışmak

