Osmanlı’nın Yıkılışının 100. Yılı

2023’te Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. Yılını kutlayacağız. Ama bir konunun üzerinde durmuyoruz: Bir şeyin kurulabilmesi için başka bir şeyin yıkılması gerekiyor. Cumhuriyet’in kurulabilmesi için Osmanlı’nın yıkılması gerekiyordu.

Ders kitaplarına bakıldığında Osmanlı’nın yıkılışı açık bir şekilde anlatılmaz. Resmi söylem genel olarak şöyledir: Efendim, Osmanlı zaten yıkılış sürecine girmişti; I. Dünya Savaşında yenildi ve savaşın sonunda yıkıldı. Hâlbuki gerçekler hiç de öyle değildir…

Osmanlı’nın yıkılış tarihini ve şeklini lisans ve lisansüstü öğrencilerime sorduğumda hiçbirinden net cevap alamıyorum. Hatta bir defasında, doktora yeterlik sınavına giren bir öğrenciye sorduğumda ondan da doğru cevabı alamadım.

Bu yazıda Osmanlı’nın yıkılışını kısaca analiz etmeye çalışacağım. Detaylı bilgiler benim İmparatorluk Nasıl Yıkıldı isimli kitabımdadır.*

***

Osmanlı I. Dünya Savaşının sonunda Mondros Mütarekesiyle savaşı bitirdi. Savaş bittiğinde Osmanlı yıkılmamıştı; İmparatorluk hem hukuken hem fiilen devam ediyordu. Savaş bittiğinde Osmanlı’nın sınırları bugünkü sınırlarımızdan daha ilerideydi. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye sınırlarımız içindeydi… Batum ve Musul sınırlarımız içindeydi; Osmanlı orduları Kafkaslarda Bakü’ye kadar, İran’da Tebriz’e kadar ilerlemiş durumdaydılar…

Yani Osmanlı, Dünya Savaşından bitmiş, tükenmiş ve yıkılmış olarak çıkmadı… Savaştan bir yıl sonra Osmanlı sınırları içinde genel seçim yapıldı ve parlamento toplandı. Bu parlamento (Meclis-i Mebusan) Misak-ı Milli metnini ilan ederek asgari sınırları ve kırmızı çizgileri belirledi…

Bu meclisin işgali sonrasında, bu meclisin üyeleri Ankara’da toplanarak TBMM’yi kurdular. TBMM de Misak-ı Milli’yi aynen kabul etti. TBMM üyeleri, göreve başlamadan önce ettikleri yeminde, saltanatı ve hilafeti koruyacaklarına, vatanı kurtaracaklarına dair yemin ettiler…

Milli Mücadele boyunca da Meclis’in saltanata ve hilafete bağlılığı her vesileyle vurgulandı. Fakat milli mücadele sürecinde İngiltere’nin temel amacı, hilafeti de elinde bulunduran ve imparatorluk formundaki Osmanlı’nın yerine, sınırlanmış ve içine kapanmış bir devletin kurulmasını temin etmekti…

İngiliz temsilcileri, milli mücadele sürecinde çeşitli vesilelerle Milli Mücadele öncülerine, bu amaçlarını bazen dolaylı bazen doğrudan ifade ettiler. İngilizlerin genel olarak ifade veya ima ettikleri şunlardı: Bir cumhuriyet kurun, başkenti İstanbul’dan Anadolu’da bir şehre taşıyın, Hilafeti kaldırın, Pantürkizm ve Panislamizm politikalarını bırakın…  (Konunun detayları ve delilleri adı geçen kitabımdadır.)

***

Milli Mücadele boyunca İstanbul’a bağlılığını ifade eden Ankara Hükümeti, zaferden sonra yavaş yavaş İstanbul ile ilişkilerine mesafe koymaya başladı. Nihayet İngiltere’nin Lozan’a hem İstanbul’u hem Ankara’yı davet etmesi üzerine, bunu da bahane ederek, Osmanlı’yı ilga etmek üzere harekete geçti.

Osmanlı devletini ilgaya yönelik harekete, sonradan CHP adını alacak olan I. Grup öncülük etti. Ancak Meclisin çoğunluğu Osmanlı’nın ilgasına taraftar değildi. Bunun üzerine mebusları ilgaya ikna etmek üzere tehdit de dâhil her türlü yola başvuruldu. Olağan yollarla ikna edilemeyeceği anlaşılınca mebuslar tehdit edildiler…

1. Grub’un lideri M. Kemal Paşa, ilga önergesini görüşen Meclis komisyonunu tehdit ettiğini Nutuk’ta açıkça ifade etmiştir.

“…bu encümenin bizim takip ettiğimiz maksada göre meseleyi hal ve intaç etmesi elbette müşkil idi. (…) Önümdeki sıranın üstüne çıktım. Yüksek sesle şu beyanatta bulundum: Bu, behemehâl olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir…”

Bu tehdit üzerine komisyon önergeyi onaylamak zorunda kaldı. Önergenin genel kurulda görüşülmesi sırasında da baskılar ve usulsüzlükler devam etti. Oyların sayılması ve isim okunarak oylanması engellendi. M. Kemal bu konuyu da şöyle anlatmıştır:

“Encümence hazırlanan kanun layihasının Mecliste tayin-i esami ile reye konulması teklifine karşı da kürsüye çıkarak, ‘buna hacet yoktur, Meclis’in müttefikan kabul edeceğini zannederim’ dedim. (…) Yalnız ‘ben muhalifim’ diye menfi bir ses işitildi, bu sada, ‘söz yok!’ sadalarıyla boğuldu.”

Baskılar sonucunda, genel kuruldaki oylamada isim okunmadı, evet hayır oyları da sayılmadı. Dolayısıyla oylamaya katılan mebus sayısı da evet oyu verenlerin sayısı da belirsizdir. Bu oylamanın usule ve hukuka aykırı olduğu açıktır.

Sonuç itibariyle 1 Kasım 1922 tarihinde, serbest bir oylama ve hukuka uygun bir yöntem izlenmeden, tehditler altında bir oylama yapılmış ve “Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihe intikal ettiği” karar altına alınmıştır. Karar metninin ilk cümlesi şöyledir: “Osmanlı İmparatorluğu tarihe intikal edip…”

***

Bilindiği gibi çok önemli konularda bir değişim talebi sözkonusu ise anayasa değiştirilmelidir. (Hatta referandum yapılmalıdır.) Daha az önemli bir konuda kanun değiştirilmelidir. Önemsiz konularda ise genel kurul kararı ile yetinilir. İmparatorluğu ilga gibi çok önemli bir konuda anayasa değişikliği gerekliydi. Hâlbuki bu çok önemli konu basit ve usule aykırı bir genel kurul kararı ile geçiştirilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu, 1 Kasım 1922 tarihinde, tartışmalı bir genel kurul kararı ile yıkılmıştır. İsmet Paşa başkanlığındaki heyet bu karardan sonra Lozan’a doğru yola çıkmıştı. Lozan öncesinde, Osmanlı İmparatorluğu yıkılmıştı, Türkiye Cumhuriyeti ise henüz kurulmamıştı. Yani Lozan görüşmeleri sırasında Türklerin bir devleti mevcut değildi. İngiltere, yeni kurulacak devleti onaylamazsa, tanımazsa ne olacaktı?

Bu boşluğu ve zaafı çok iyi değerlendiren İngiltere, Lozan’da her türlü gizli-açık talebini, kabul ettirmiştir. Lozan sürecinde yapılan gizli pazarlıklarda İngiltere, İmparatorluktan sonra Hilafetin de yıkılmasını talep etti… Hilafetin ilgasını görmeden de Lozan’ı onaylamadı…

Özetle söylemek gerekirse Osmanlı İmparatorluğu 1 Kasım 1922 tarihinde alınan bir genel kurul kararı ile; Osmanlı Hilafeti ise 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan bir kanunla ortadan kaldırıldı.

2022 yılında Osmanlı’nın yıkılışı tartışılmadı; nedenleri ve sonuçları irdelenmedi. Umarım 2023 yılında Cumhuriyet’in kuruluşu kutlanırken bu konular da yeniden tartışılır…

*Cemal Fedayi, İmparatorluk Nasıl Yıkıldı, Ankara: Kadim Yayınları, 2020.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et