Mahçupyan, Bulut ve demokratlık

Demokrasiden, barıştan, özgürlüklerden yana olmak, sık sık bu kelimeleri kullanmakla değil, bu kavramların gerektirdiği şekilde davranmak ve yaşama bu kavramların çerçevesinden bakmakla mümkün olabilir. Etyen Mahçupyan tanıdığım ilk günden itibaren sadece görünüşte değil, davranış ve tutum alışlarıyla da demokrat, barışçıl, özgürlükçü gördüğüm bir entelektüel. Bu, onun her görüşünü aynen benimsediğim anlamına gelmiyor, ama üzerinde anlaştığımız bir değerler kümesi olduğuna işaret ediyor. Öte yandan kendisine güven duyduğumu gösteriyor.

Eğer, demokrasi, barış ve özgürlük üzerinde anlaşabildiğimiz değerler ise ve gerçekten bu değerleri yaşama geçirdiğimiz konusunda birbirimize güveniyorsak artık belli konuları ele alıp tartışmamız bizi çatışmalara, kutuplaşmalara, tahakkümcü yaklaşımlara sürüklemez.

Siyasi eğilimimiz ne olursa olsun bu ortak değerlerden hareket edilmediğinde ortaya çıkacak olan sonuç hiçbir zaman olumlu olamaz. Yiğit Bulut ile Mahçupyan arasında olup bitenler de bu durumun çok güzel bir örneği.

Bulut, kendi anlayışı çerçevesinde başkanlık sistemini savunuyor. Burada bir sorun yok. Demokratik bir toplumda herkesin benimsediği sistemi savunması kadar doğal bir şey olamaz.

Ancak Bulut’un başkanlık sistemini savunuş biçimi pek de demokrat bir kişinin savunuşuna benzemiyor. Örneğin Bulut, Mahçupyan’ın başkanlık sisteminin bir kuvvetler ayrılığı sistemi olduğunu vurgulamasını, demokratik bir zihniyetle savunulması gerektiğine işaret etmesini tartışmanın bir başlangıcı, ortak bir temeli olarak görerek Mahçupyan’a karşı argümanlar geliştireceğine “biz bir sistem getireceğiz, siz ne derseniz deyin” gibi bir tutum sergiliyor.

Eğer önümüzdeki dönem başkanlık sistemi ile ilgili tartışmalarda kullanılacak üslup bu olacaksa, demokratik, üzerinde uzlaşılabilir yeni bir anayasaya kavuşmamız zor gözüküyor. Henüz başkanlık sisteminin halkla sunulmuş bir taslağı dahi yokken bir sistemin geleceğinden bu kadar emin olmak, tek taraflı, tartışmayı önemsemeyen, dolayısıyla demokratik yöntem ve usullere aşılması gereken engeller olarak bakıldığı algısını yaratıyor, hatta tahakkümcü bir anlayışla hareket edildiği iması taşıyor. Kısaca bu sözler demokrat bir kimlikle taban tabana zıt.

İşin bir başka ilginç yönü Mahçupyan’ın başkanlık sistemi tartışmaları yapıldığı dönem boyunca bu sisteme kategorik olarak karşı çıkmaması, asıl sorunu demokratikleşme, normalleşme, barışın inşası, toplumsal kesimlerin uzlaşısı çerçevesinde değerlendirmesidir. Dolayısıyla, Bulut’un tepkisinin, geçmişte anayasa yapan darbecilerin pek de hoşlandıkları demokratik anayasa tartışmalarını engelleyen tutumdan bir farkı kalmamaktadır. Bu yöntemle son elli yıldır ne mesafe aldığımız ise ortada.

Hepsinden önemlisi bu sözlerin Cumhurbaşkanı başdanışmanı tarafından söyleniyor olması. Devletin yüksek kademelerine danışmanlık yapanların medya önünde gerçekten dikkatli olmaları gerekir. Bulut’un bu kimliği taşıdığı sürece sarf ettiği tüm sözler doğrudan Cumhurbaşkanı ile ilişkilendirilecektir.

Başkanlık sisteminin tartışılması gerektiğini savunan biri olarak bir başdanışmanın bu kadar hoyrat ve anti-demokratik bir yaklaşımla hareket etmesini şaşkınlıkla karşıladım. Oysa Bulut, Mahçupyan’ı demokratik bir üslupla da cevaplandırabilirdi. Böyle yapılmamış olması tam da ihtiyaç duyduğumuz bir sırada sağlıklı tartışma ortamını oluşturmaya yardımcı olmuyor. Tam tersine soru işaretleri oluşturuyor.

Yeni Yüzyıl, 15.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/mahcupyan-bulut-ve-demokratlik-927

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,733TakipçilerTakip Et