Kara senaryolar

Tarihin aynen tekerrür etmesini umanlar fena halde yanılıyor.
Eğer tarih tekerrür etseydi, Türkiye bugün bulunduğu noktada olabilir miydi?

Genelkurmay arşivlerindeki suç belgelerini kıyma makinesinden geçirmek için fazla mesaiye çağrılan görevlilerin savcıya kendilerine emir veren üstlerinin isimlerini bir bir açıklayacaklarını düşünebilir miydik bundan on yıl önce?

Ordunun içinde, darbeci mihrakların halk düşmanı faaliyetlerini halka açıklamayı görev bilen demokrat bir subay grubu oluşacağını, onlar sayesinde suç odaklarının attıkları her adımın anında deşifre olacağını tahmin edebilir miydik?

Emekli orgenerallerin darbecilik suçlamasıyla hapiste olduğu bir Türkiye hayal edebilir miydik? Muvazzaf üst rütbelilerin ağırlaştırılmış müebbet istemiyle tutuklu yatacağını havsalamız alır mıydı?

Hayır, tarih tekerrür etmiyor. Türkiye engelleri aşa aşa yeni bir tarih yazıyor kendine.

Ama birileri büyük bir aymazlık içinde tarihi tekerrür ettirmeye çalışıyorlar.

İnternete düşen telefon konuşmaları sayesinde en sonuncu parlak planlarını da öğrenmiş bulunuyoruz:

CHP Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürecekmiş.

Anayasa Mahkemesi değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddeleri dayanak yaparak, söz konusu değişikliklerin Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle bozacakmış.

Mahkeme bozar bozmaz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı harekete geçip AK Parti için yeni bir kapatma davası açacakmış.

Zaten daha önce “laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu” hükme bağlanmış olduğundan AK Parti şıppadanak kapatılacak, lider kadrosu dahil milletvekillerinin büyük çoğunluğu siyasi yasaklı hale getirilecekmiş.

Hemen arkasından bir CHP-MHP koalisyonu kurulacak ve seçimlere bu koalisyonla gidilecekmiş.

Bu arada AK Parti bütün lider kadrosunu kaybettiği için seçimlerde yeterli oyu alamayacak ve böylece -nihayet- Ergenekoncular da hayatlarını kabusa çeviren bu iktidardan kurtulmuş olacakmış!

Tabii bütün bunlar olurken, 70 milyonluk bir halkın, bütün o sivil toplum kuruluşlarının, güçlü ve çok sesli basının, demokratik dünya kamuoyunun elleri de armut toplayacakmış!

Böyle bir planın işleyebileceğini düşünmek en hafifinden geri zekalılıktır. Köprülerin altından geçen suların hiç farkında olmadan trene bakar gibi bakmaktır toplum denen büyük akarsuya.

Bir kere, Anayasa Mahkemesi’nin yapılan değişikliği bozacağı bile şüpheli.

Yüksek Mahkeme’nin “hukuka olan saygısına” güvenerek söylemiyorum bunu. Ama herkesin yapabileceğinin bir sınırı vardır; öyle değil mi? CHP’nin paketi iptal ettirme konusunda en büyük kozu gibi gördüğü Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştiren maddeyi düşünün. Anayasa Mahkemesi’ne Meclis’in de üye seçmesini 2003 yılında Anayasa Mahkemesi’nin bizzat kendisi istemişken, şimdi nasıl olacak da “bu değişiklik hukuk devletine ya da kuvvetler ayrılığına aykırıdır” diyecek? Bu kadar kör parmağım gözüne davranırsa, kalan itibarının da uçup gideceğini ve böyle bir kararın yüksek yargıda radikal bir reform ihtiyacını bir kez daha ispatlamaktan başka bir işe yaramayacağını göremeyecek mi?

Hadi göremedi ve değişikliği bozdu diyelim.

AK Parti’yi kapatmak kolay iş mi?

Geçmişte sırtını güçlü yerlere dayadığı hissiyle gazete kupürlerinden iddianame yazmakta sakınca görmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bugün sırtını dayadığı yerlerin uğradığı güç erozyonundan etkilenmeyecek mi?

Daha Ergenekon Davası’nın ilk safhalarında, cuntacıların iplikleri bu kadar ortaya dökülmeden açılan kapatma davasında bile kapatma kararı veremeyen Anayasa Mahkemesi, bugün demokrasi taraftarları ve karşıtları arasındaki güçler dengesi demokrasi lehine bu kadar değişmişken nasıl verecek kapatma kararını?

Ve koca bir halk eli böğründe olup bitenleri seyredecek mi?

Sekiz yılın iktidar yorgunluğuna rağmen oyları hâlâ yüzde 40 civarında gezen bir partiyi kapatmaya kalkmak hiçbir babayiğidin harcı değildir.

Kimse açık darbe yapmayı göze almadan gerçekleştiremez bu akıl almaz planı.

Ordu ise artık açık darbe yapacak bütünlüğü sağlayamaz.

Sonuç olarak böylesi “kara senaryolar” yıkılıp gitmekte olan güçlerin nostaljik özlemlerinden başka bir şey ifade etmeyen saçmalıklardır.

Sanırım artık “Türkiye bu, her şey olur” tekerlemesini de bir yana bıraksak iyi olacak.

Eğer normalleşme sürecinde büyük adımlar attığımıza inanıyorsak, böyle akla ziyan planların tutmayacağından da şüphe etmemeyiz.

Bugün, 03.05.2010

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et