Esneklik herkese lazım

Çocuk doğurmayı teşvik amacıyla çocuklu kadınlar için getirilen esnek çalışma modelinin taşıdığı tehlikeler üzerinde durmuştum son yazımda. Acaba, kadınları iş hayatında bu kadar avantajlı hale getirmek, işverenler açısından kadın eleman çalıştırmayı caydırıcı hale getirmeyecek mi demiştim. Ayrıca bu durumun kadınların iş gücü piyasasındaki konumlarını aşağı doğru çekmesinden endişe ettiğimi; iş hayatında zaten iğreti bir pozisyonda (ailenin mali durumu düzeldiği anda evine geri dönmeye hazır) duran kadınların bu yüzden daha da iğreti hale gelebileceğini öne sürmüştüm.
 
Çözüm olarak da, esnek çalışma imkanının kadın-erkek bütün çalışanlar için getirilerek bu uygulamanın kadın istihdamı açısından bir dezavantaj yaratmasının önüne geçilebilir demiştim.
 
Sayısal, zamansal, mekansal…
 
Aslında bu önerimin arka planında, çocuklu kadınları dezavantajlı duruma düşmekten korumayı da aşan, daha temel bir gerekçe var:
 
Esnek çalışma imkanının, sadece annelerin değil hem bütün çalışanların hem de işverenlerin ihtiyacı olduğu gerçeği…
 
Artık bütün dünya görüyor ve kabul ediyor ki, esnek çalışma Post-Fordizm döneminde üretimin anahtar terimi…
 
Günümüzde sanayinin dış rekabete açılması dendiğinde gündeme gelen en temel konulardan biri de iş gücünün dış rekabete hazırlanması… İşte bu noktada, “esnek üretim”, “esnek çalışma”ve hatta “esnek işçi” gibi kavramlarla karşı karşıya geliyoruz. Bugün dünya piyasalarında talep o kadar hızlı değişiyor ki, bu koşullarda ayakta kalabilen şirketler, üretimlerini her gün, oluşan talebe göre yeniden düzenleyebilen şirketler oluyor. Bu da esnek çalışmayı, esnek üretimi hayati hale getiriyor.
 
Hem ürünlerin esnekliğini hem emeğin esnekliğini hem de üretim mekanının esnekliğini içeren geniş bir alan bu… İşletmede çalışan eleman sayısının değişen talep ve üretim koşullarına göre azaltılıp artırılmasından (sayısal esneklik) mevcut elemanların çalışma sürelerinin esnetilmesine (zamansal esneklik) kadar çok çeşitli kavramları içeriyor. Artık bütün dünyada, çağrı üzerine çalışma, yoğunlaştırılmış iş haftası, yıllık iş süresi, esnek vardiya sistemleri, ödünç çalışma, kısmı çalışma, tele-çalışma, telafi çalışma gibi binbir çeşit istihdam biçimi ile karşı karşıyayız. Bilgi teknolojilerindeki gelişmenin “evden çalışma”yı birçok alanda mümkün kılmasıyla birlikte, yaşadığınız ülke ile çalıştığınız ülke bile farklı olabiliyor.
 
Sadece çocuklu kadınlar mı?
 
Esnek çalışma sadece üretimin dayattığı bir zorunluluk değil; aynı zamanda 21. yüzyıl çalışanının da talebi ve ihtiyacı…
 
Son çeyrek yüzyıldır, hayatını 9-5 döngüsü içinde geçirmeyi istemeyen; hayat kalitesini kazandığı para kadar, kendine kalan boş zamanla da ölçen bir kuşak giriyor iş hayatına… Bu yeni çalışan tipi, çalışma odaklı bir yaşam tarzı istemiyor, “çalışmanın kutsallığına” da inanmıyor. Hem çalışıp para kazanmak hem eğitimine devam etmek hem de farklı hobilere sahip olmak; belki birkaç alanda birden çalışmak, çalışırken mobil olabilmek, çalışma zamanını kendi ayarlamak, bir yandan çalışıp bir yandan çocuğuyla zaman geçirmek ya da seyahat etmek istiyor.
 
Dolayısıyla, meseleye sadece çalışan annelere esneklik olarak bakmak doğru olmadığı gibi, etik de değil… Zira kim, hangi merci örneğin çocuklu kadınların esnek çalışma ihtiyacının, bir yandan eğitimine devam etmek bir yandan da çalışmak isteyen gencin esneklik ihtiyacından daha önemli olduğuna karar verebilir?
 
Öyleyse yapılması gereken, sadece “parçayı” değil bütünü ele almak, hem üretimin hem de üreticilerin değişen ihtiyaçları ışığında iş hayatını düzenleyen yasalarda köklü değişikliklere gitmek, çalışma hayatını herkes için esnetmek ve istihdam biçimlerini çeşitlendirmektir.
Böylece, esnek çalışma kadın çalışanlar için bir dezavantaj olmaktan çıkar ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilen bir imkana dönüşür.

Bu yazı Bugün Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et