Çevrilemeyen kavram: Laiklik

Arap Dünyası’nın laiklik konusunda yeni bir model geliştirmesi ve bu modele de yeni bir ad koyması gerekiyor. Müslümanların önemli bir kesiminde antipatik karşılıklar barındıran laiklik kavramının yerine yerli ve İslami bir kavram bulunmalıdır. Laikliği çevirmeye uğraşmak beyhude bir çabadır.

Başbakan Erdoğan’ın Arap Baharı ülkelerine yaptığı ziyaret ve bu ziyarette yaptığı açıklamalar her yönüyle tarihe geçecek cinsten… Erdoğan’ın devlet ricalinden daha çok halk tarafından, sokak tarafından hüsnükabul göreceği malumdu ve beklendiği gibi de oldu. Bence gezinin sürpriz olan tarafı laiklik açıklamasıdır. Bir de Die Welt’in attığı “Yeni Halife” manşeti. Laiklik çıkışının yanına “Yeni Halife” manşetini koyarsak tuhaf bir birleşim çıkıyor ortaya: Laik Halife. Yeni Laik Halife. Acaba hilafet ile laiklik yanyana gelebilir mi?

‘YENİ HALİFE’ MANŞETİNİN AMACI

Şüphesiz gerek laiklik açıklamasının, gerekse Yeni Halife manşetinin siyasi ve stratejik amaçları olabilir ve bunlar derinlemesine analiz edilebilir. Örneğin, “Yeni Halife manşeti tıpkı Yeni Osmanlı söylemi gibi Türkiye’nin dış politik açılımlarını sabote etmek amaçlıdır” denilebilir. Gerçekten, Erdoğan tam da Mısır’dayken atılan Yeni Halife manşeti, Yavuz’u, dolayısıyla da “Osmanlı’nın yayılmacı/emperyalist olduğu” yolundaki söylemi yeniden hatırlatma amaçlı olabilir. Konu, komplo teorileri bağlamında değerlendirilmeye son derece müsait. Fakat biz burada laiklik kavramı ekseninde ve düz mantık açısından bir değerlendirmede bulunmak istiyoruz.

Düz mantık açısından baktığımızda şunu görüyoruz: Tayyip Erdoğan bir Mısır televizyonundaki konuşmasında laikliği öven açıklamalar yaptı. Fakat bunun tepki görmesi üzerine müteakip konuşmalarında; “laiklik kavramının yanlışlıkla dinsizlik şeklinde çevrildiğini ve kendisinin meramının farklı olduğunu…” uzun uzun izah etti. İzahlardan anlaşılan o ki, Erdoğan’ın meramı, din ve inanç özgürlüğüdür; devletin bütün dinlere eşit mesafede olmasıdır vs. Fakat bu muhtevayı içeren bir kavram bulunamadı ve “Erdoğan dinsizliği telkin ediyor” gibi bir imaj ortaya çıktı.

Burada kusuru, tercümandan daha çok, Erdoğan’ı yönlendiren danışmanlarda aramak daha adil olur. Demokrasi kavramının bile henüz tam sindirilemediği bir vasatta, yekten, laikliği dile getirmek -en azından usul açısından- yanlış olmuştur. Erdoğan, -laiklik kavramını kullanmadan- din ve inanç özgürlüğünden, hoşgörüden, barış içinde bir arada yaşamaktan bahsedilebilirdi. Ama İslam âleminin toplumsal hafızasında hiç de iyi bir yeri bulunmayan laiklik kavramını merkeze koyması doğru olmamıştır.

LAİKLİK NİÇİN ÇEVRİLEMİYOR?

Öncelikli olarak üzerinde durulması gereken konu, laiklik kavramının çevirisi sorunudur. Maalesef gerek Türkçe’de gerekse Arapça’da laiklik kavramının ikna edici bir çevirisi yapılamamıştır. Muhteva olarak bir karşılığı olmayan bir kelimeyi çevirmek elbette zor; belki de imkânsız bir şeydir. Yani, ruhban sınıfı gibi sınıfların, kilise gibi kurumların ve din savaşları gibi olayların olmadığı İslam dünyasına laiklik kavramını tercüme etmek zordur; hatta imkânsızdır.

Tarihsel olarak baktığımızda Türkler laiklik kelimesini ilk zamanlarda “lâ-dînîlik” kelimesiyle karşılamışlar. Cumhuriyet’in başlarına kadar bu kelime kullanılmış. Her eski kelimeye bir öztürkçe karşılık bulmakta pek mahir Cumhuriyet ricali, laiklik kavramına bir karşılık bulamamış. Cumhuriyet elitleri sonunda işin kolayına kaçmış ve kelimeyi olduğu gibi kullanmaya başlamışlar. (Önce “lâyiklik” sonra “laiklik” denildi.)

Kelime laiklik olarak çevrilmiş fakat halk algısındaki lâdinilik (dinsizlik) karşılığı kolay kolay silinmemiş. O yüzden anayasalarımızın laikliği izah eden gerekçeleri şu cümleyle başlar: “Dinsizlik demek olmayan laiklik…” (Erdoğan’ın izahları da bu gerekçeden mülhemdir…)

Peki, “aslında dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik” neden kamuoyunda, özellikle de dindar kamuoyunda, dinsizlik olarak algılanmıştır? Dinsizlik algısını kim, nasıl üretmiştir? Bunun temelinde şu yatıyor: Laiklik adına yapılan devrimlerin tamamı, -(gerçek) laikliğe aykırı olarak- din karşıtı eylemler şeklinde tezahür etmiştir. DP dönemine kadar uygulanan laiklik realitede din karşıtlığı/dinsizlik şeklinde tecelli etmiştir. Dolayısıyla halkın, laiklik denilince aklına dinsizliğin gelmesi, tarihsel ve pratik temellere dayanmaktadır ve bu algıyı yıkmak kolay değildir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında laiklik adına yapılan inkılâplar, dışarıda da, özellikle de Arap ülkelerinde, dinsizlik olarak yorumlanmıştır. Arap halkları, ezanın yasaklanmasına kadar varan “laik” uygulamaları, “Türkler dinden çıktı” şeklinde yorumlamışlardır. Dolayısıyla Türkiye’nin resmi laiklik söylemi ve eylemi, gerek içerideki gerekse dışarıdaki dindar kitle açısından “dinsizlik” olarak tercüme edilmiştir. Tek parti döneminin yarattığı pejoratif imajı düzeltme görevi, tarihin bir cilvesi olarak, “İslamcı” olarak lanse edilen bir Başbakan’a nasip olmuştur…

LAİKLİK ARAPÇA’YA DA ÇEVRİLEMEDİ

Laikliğin çevirisi bağlamında Türkçe’nin çektiği sıkıntıyı Arapça da çekmiştir. Laiklik kavramının Arapça’ya çevirisi de sorunludur. Üzerinde uzlaşılmış bir çevirisi yoktur. O yüzden Erdoğan’ın tercümanı suçlaması, bütün suçu tercümana yüklemesi, doğru değildir.

Tercüman ne yapsın: Laikliğin Arapçada iki karşılığı var; ikisi de dinsizlik anlamına geliyor. Dindar çevreler laikliği doğrudan “lâdiniyye” olarak çeviriyorlar ki, açıkça dinsizlik demek. Dindar olmayan çevreler ise daha akademik ve daha diplomatik bir kavramla, “ilmaniyye” (ilimcilik) kavramıyla karşılıyorlar laikliği. Yani laikliği bilim ile ilintiliyorlar. Aslında ilmaniyyenin tam karşılığı bilimcilik, yani scientism. Bizdeki tek parti yönetiminin ideolojik arkaplanında da bilimcilik (scientism) yatıyordu. Pozitivizmden de beslenen bu anlayışa göre bilim ile din iki ayrı ve hatta iki karşıt küredir. Toplumlar ikisinden birini tercih etmelidir. Dolayısıyla bilimi tercih eden bir toplumun dinsiz olacağı doğal bir çıkarımsama olarak ortaya çıkıyordu.

Laiklik kavramının Arapçaya ilim kökünden türetilmiş ilmaniyye olarak çevrilmesine, İhvan’dan Muhammed Kutup, Çağdaş Fikir Akımları’nda karşı çıkıyor. Laikliğin lâdiniyye olarak çevrilmesinin daha doğru olduğunu söylüyor. Çünkü ilmaniyye kavramında sonuçta bilime/ilme bir vurgu vardır ve İslam ilme karşı değildir. Dolayısıyla laiklik kavramı ilmaniyye olarak değil lâdiniyye olarak çevrilmelidir. (İhvan’ın güncel temsilcileri de Erdoğan’ın laiklik açıklamasına karşı çıktı.)

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Araplar laikliği Türkiye’den öğrendiler ve ona dinsizlik anlamını verdiler. Bunda haksız da değiller. Çünkü DP dönemine kadar laiklik fiilen dinsizlik olarak uygulanmıştır. Menderes, Özal ve Erdoğan dönemi hariç tutulduğunda, tarihimizde laikliğin dinsizlik anlamını pekiştiren çok olay yaşanmış. Bütün darbeler, öyle veya böyle, laiklik adına yapılmış… Dindar insanlar laiklik adına zindanlara atılmış… Laiklik adına kitaplar yakılmış…

MÜSLÜMANLAR KENDİ MODELLERİNİ ÜRETMELİ

Laiklik son tahlilde, Batılı toplumların, din-devlet ilişkisi konusunda, kendi sosyo-ekonomik yapılarına uygun olarak bulmuş oldukları bir çözümdür; bir modeldir. Bu model evrensel değil özeldir; Judeo-Hıristiyan toplumlara özgüdür. Hatta Batı’nın tamamında geçerli, homojen bir laiklikten bahsedemeyiz. Fransa’daki laiklik ile Almanya’daki laiklik farklıdır. Anglo-Sakson dünyasındaki laiklik ise çok daha farklıdır. (Erdoğan’ın savunduğu laiklik daha çok Anglo-Sakson dünyada uygulanan laikliktir…) Dolayısıyla Müslümanların özel ve lokal bir kavramı olduğu gibi alıp kendi bünyelerine adapte etmeleri mümkün değildir. Müslümanlar din-devlet ilişkisi konusunda, kendi sorunlarını kendileri çözmek durumundadır. Bambaşka bir âlemin, bambaşka bir zeminde ürettiği bir çözümü benimseyemezler. Müslüman bilim adamları ve devlet adamlarının bu konu üzerinde çok kafa yormaları gerekiyor.

Yeni bir model geliştirmeleri ve bu modele de yeni bir ad koymaları gerekiyor. Müslümanların önemli bir kesiminde antipatik karşılıklar barındıran laiklik kavramının yerine yerli ve İslami bir kavram bulunmalıdır. Laikliği çevirmeye uğraşmak beyhude bir çabadır…

27.09.2011

Yeni Şafak

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,733TakipçilerTakip Et