<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teknoloji arşivleri - Hür Fikirler</title>
	<atom:link href="https://hurfikirler.com/category/teknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hurfikirler.com/category/teknoloji/</link>
	<description>..: Hür Fikirler :..</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Jul 2026 07:06:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yapay Zeka’nın Yazdığı Kitabın Telifi Olur mu? Thaler v. Perlmutter Davası</title>
		<link>https://hurfikirler.com/yapay-zekanin-yazdigi-kitabin-telifi-olur-mu-thaler-v-perlmutter-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serhat Buhari Baytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 07:01:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=209315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yayıncı olarak bu davayı neden son yılların en önemli hukuki gelişmelerinden biri olarak görüyorum? Thaler v. Perlmutter davası, yalnızca “yapay zekâ eser sahibi olabilir mi?” sorusuna verilmiş teknik bir cevap değildir. Yayıncılık açısından bakıldığında bu karar, önümüzdeki 10-20 yılın en kritik ayrımını çizmiştir: Kitap, makale, çeviri, görsel, eğitim içeriği ve dijital yayınlar çağında telif [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/yapay-zekanin-yazdigi-kitabin-telifi-olur-mu-thaler-v-perlmutter-davasi/">Yapay Zeka’nın Yazdığı Kitabın Telifi Olur mu? Thaler v. Perlmutter Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bir yayıncı olarak bu davayı neden son yılların en önemli hukuki gelişmelerinden biri olarak görüyorum?</strong></em></p>
<p>Thaler<a href="https://media.cadc.uscourts.gov/opinions/docs/2025/03/23-5233.pdf?utm_source=chatgpt.com"> v. Perlmutter davası</a>, yalnızca “yapay zekâ eser sahibi olabilir mi?” sorusuna verilmiş teknik bir cevap değildir. Yayıncılık açısından bakıldığında bu karar, önümüzdeki 10-20 yılın en kritik ayrımını çizmiştir: <strong>Kitap, makale, çeviri, görsel, eğitim içeriği ve dijital yayınlar çağında telif hakkının başlangıç noktası hâlâ insan yaratıcılığıdır.</strong></p>
<p>Mahkeme, Creativity Machine adlı yapay zekânın ürettiği eserde insan yazar bulunmadığı için telif tescilini reddetti. Kararın merkezinde şu ilke var: <strong>ABD Telif Hakkı Kanunu bakımından eser, ilk aşamada bir insan tarafından yaratılmış olmalıdır. </strong></p>
<p>Bu ilke yayıncılar için hayatidir. Çünkü yayıncılığın ekonomik modeli, telif hakkı üzerine kurulur. Telif hakkı yoksa münhasır yayın hakkı, lisanslama, çeviri hakkı, dijital dağıtım, korsanla mücadele ve uzun vadeli katalog değeri zayıflar.</p>
<h3><strong>Kararın yayıncılık açısından asıl anlamı</strong></h3>
<p>Mahkeme “yapay zekâ kitap yazamaz” demiyor. Onun yerine daha önemli bir şey söylüyor: Yapay zekâ tek başına hukuk düzeninde yazar değildir.</p>
<p>Bu ayrım çok önemli. Artık yakın gelecekte görünen şu ki; piyasada üç tür yayın göreceğiz:</p>
<p>1. İnsan tarafından yazılmış eserler.</p>
<p>2. İnsan tarafından yönetilen, düzenlenen ve yaratıcı biçimde dönüştürülen yapay zekâ destekli eserler.</p>
<p>3. Tamamen yapay zekâ tarafından üretilmiş içerikler.</p>
<p>Thaler kararı üçüncü kategoriye çok sert bir sınır koyuyor. Tamamen yapay zekâ ürünü bir metnin telif koruması yoksa, yayınevi o metni ekonomik varlık olarak güvenle yayımlayamaz. Bir kitabın üretim maliyeti düşük olabilir; ama hukuki koruması yoksa o kitabın uzun vadeli değeri de kırılgan olur.</p>
<h3><strong>Mahkemenin açıkça söylediği ve söylemediği şey</strong></h3>
<p>Mahkeme açıkça şunu söylüyor: <strong>Makine, Telif Hakları anlamında “yazar” olamaz.</strong> Çünkü kanunun sistemi yazarın yaşamı, ölümü, mirasçıları, imzası, mülkiyet hakkı ve iradesi gibi insana ait kavramlar üzerine kuruludur.</p>
<p>Ama mahkemenin söylemediği, fakat yayıncıların anlaması gereken şey şudur: <strong>Bundan sonra telif dünyasında asıl mesele “eser üretildi mi?” değil, “eserde korunabilir insan katkısı var mı?” sorusu olacak.</strong></p>
<p>Bu da doğal olarak yayıncıyı yeni bir pozisyon almaya itiyor: Yayınevi artık sadece metni basan, dağıtan, pazarlayan kurum olmuyor. Aynı zamanda <strong>insan yaratıcılığının izini, editoryal müdahaleyi ve telif zincirini belgeleyen kurumda olur.</strong></p>
<h3><strong>Yapay zekâ çağında editör ve çevirmenin rolü büyüyor</strong></h3>
<p>Bu karar editörleri ve çevirmenleri önemsizleştirmiyor tam tersine daha kritik hâle getirir.</p>
<p>Yapay zekâ bir taslak üretebilir. Ancak eserin yapısını kuran, argümanını geliştiren, üslubunu belirleyen, kaynaklarını denetleyen, anlam dünyasını inşa eden ve metni yayınlanabilir entelektüel forma dönüştüren insan katkısı telif bakımından belirleyici olacak.</p>
<p>Bu nedenle geleceğin yayınevinde editör eserin insan yaratıcılığı taşıdığını gösteren ana aktörlerden biridir.</p>
<p>Çevirmen için de aynı durum geçerlidir. Yapay zekâ destekli çeviri yapılabilir; fakat nihayet metinde çevirmenin seçimi, yorumu, üslubu ve kültürel aktarımı yoksa telif ve mesleki değer tartışmalı hâle gelir.</p>
<h3><strong>Tamamen yapay zekâ kitapların ticari problemi</strong></h3>
<p>Tamamen yapay zekâ tarafından üretilmiş bir kitabın ilk bakışta cazibesi yüksektir, hızlıdır, ucuzdur, çok sayıda üretilebilir. Fakat yayıncı açısından asıl soru şudur: <strong>Korunamayan bir içeriği neden yatırım yapılabilir bir yayın olarak göreyim?</strong></p>
<p>Telif koruması olmayan bir YZ kitabı:</p>
<p>* kolayca kopyalanabilir,</p>
<p>* münhasır hak iddiası zayıflar,</p>
<p>* korsanla mücadelede sorun çıkarır,</p>
<p>* çeviri ve yan hak satışlarında güven vermez,</p>
<p>* uzun vadeli marka değeri üretmez.</p>
<p>Bu yüzden ucuz içerik, her zaman iyi yayıncılık anlamına gelmiyor. Yayıncılığın değeri yalnızca metnin varlığından değil, <strong>hak sahipliği, editoryal kalite, güvenilirlik ve kültürel sermaye</strong> üretmesinden de gelir.</p>
<h3>Bu davanın getirdiği sorular?</h3>
<p>Bu dava hiç açılmamış olsaydı, yayıncılar şu sorularla daha büyük bir gri alanda kalacaktı:</p>
<p>* Yapay zekâ tarafından üretilmiş bir kitap telifli midir?</p>
<p>* Bu kitabın yazarı kimdir?</p>
<p>* Yayınevi gerçekten münhasır hak alabilir mi?</p>
<p>* YZ çıktısı korsanlanırsa dava açılabilir mi?</p>
<p>* Bir yazar “ben yazdım” dediğinde yayınevi bunu nasıl doğrulayacaktır?</p>
<p>* YZ destekli eserle tamamen YZ eseri arasındaki sınır nerede çizilecektir?</p>
<p>Karar bu belirsizliklerin tamamını çözmüyor. Ancak temel taşı yerine koyuyor: <strong>Telif hukukunun merkezinde hâlâ insan var.</strong></p>
<h3><strong>Anthropic, OpenAI ve Meta Davalarıyla Bağlantısı</strong></h3>
<p>Thaler kararı, YZ eğitim verisi davalarından farklı bir yerde duruyor. Çünkü Thaler davası “YZ çıktısının sahibi kim?” sorusuna odaklanırken Anthropic, OpenAI ve Meta gibi davalar ise “YZ modelleri hangi kitaplarla eğitildi ve bu kullanım telif ihlali midir?” sorusunu gündeme getiriyor.</p>
<p>Fakat iki hat birleştiğinde yayıncılar için büyük tablo ortaya çıkıyor:</p>
<p>Bir tarafta mahkemeler, YZ çıktısının telif alabilmesi için insan katkısı arıyor. Diğer tarafta yayıncılar, YZ sistemlerinin kendi telifli kitaplarını izinsiz eğitim verisi olarak kullanıp kullanmadığını sorguluyor.</p>
<p>Yani gelecek hukuk düzeni iki temel soru etrafında şekillenecek gibi görünüyor.</p>
<p><strong>YZ neyi kullanarak öğrendi?</strong></p>
<p><strong>YZ’nin ürettiği şeyde kimin yaratıcı emeği var?</strong></p>
<p>Yayıncılar bu iki soruya hazırlıklı değilse, hem girdide hem çıktıda hak kaybı yaşayabilir.</p>
<h3><strong>Türkiye’deki yayınevleri açısından önemi</strong></h3>
<p>Türkiye’de bu karar doğrudan bağlayıcı değil. Fakat yayıncılık piyasası uluslararası telif, çeviri hakları, ajans sözleşmeleri, dijital dağıtım ve global platformlar üzerinden işlediği için etkisi Türkiye’ye de gelecektir.</p>
<p>Türkiye’deki yayınevleri bugünden itibaren sözleşmelerine şu maddeleri eklemeyi düşünmeliler:</p>
<p>* Eserde yapay zekâ kullanılıp kullanılmadığına dair beyan.</p>
<p>* Kullanıldıysa hangi aşamada kullanıldığı.</p>
<p>* Nihai metindeki insan yaratıcı katkısının açıkça belirtilmesi.</p>
<p>* Yazarın, eserin üçüncü kişilerin telif haklarını ihlal etmediğine dair garantisi.</p>
<p>* YZ kullanımından doğacak hukuki sorumluluğun düzenlenmesi.</p>
<p>* Editoryal süreç kayıtlarının saklanması.</p>
<p>* Bu yapılmazsa yayınevi, birkaç yıl sonra hak sahibi olduğunu sandığı bir eserin aslında korunabilir telif değeri taşımadığını öğrenebilir.</p>
<h3><strong>Yayıncı Birlikleri için Başlangıç Önerisi?</strong></h3>
<p>Dünya yayıncı birlikleri bu kararı pasif biçimde izlememeli. Üç alanda politika geliştirmeliler: Birincisi, <strong>insan yazarlığı ilkesini koruyan uluslararası standartlar</strong> oluşturulmalı.İkincisi, <strong>YZ şirketlerinin eğitim verilerinde telifli kitap kullanımına karşı lisanslama ve şeffaflık rejimi</strong> talep edilmeli. Üçüncüsü, yayınevleri için <strong>YZ kullanım rehberi</strong> hazırlanmalılar: Hangi kullanım kabul edilebilir, hangisi risklidir, hangi durumda eser telif koruması bakımından zayıflar?</p>
<h3><strong>Bir yayıncı olarak bu karardan çıkardığım 10 önemli ders</strong></h3>
<p>1. <strong>Telifin merkezinde insan kalmalıdır</strong>. Yayıncılığın ekonomik ve kültürel temeli, insan emeğinin korunmasına dayanır.</p>
<p>2. <strong>YZ araçtır, yazar değildir</strong>. Yayınevleri yapay zekâyı kullanabilir; fakat onu yazarın yerine geçiren model hukuken kırılgandır.</p>
<p>3. <strong>Sözleşmeler YZ çağı çerçevesinde yeniden yazılmalıdır.</strong> YZ beyanı, insan katkısı, garanti ve sorumluluk maddeleri artık standart hâle gelmelidir.</p>
<p>4. <strong>Editörlük daha stratejik bir meslek olacaktır.</strong> Editör, yalnızca metni düzeltmeyecek; eserin yaratıcı niteliğini de güçlendirecektir.</p>
<p>5. <strong>Çevirmen emeği daha görünür kılınmalıdır.</strong> YZ çevirisinin yaygınlaştığı dünyada nitelikli insan çevirisi ayırt edici değer hâline gelir.</p>
<p>6. <strong>Eser Katalog değeri telif güvenliğine bağlıdır.</strong> Korunabilir hak yoksa, kitap uzun vadeli yatırım nesnesi değildir.</p>
<p>7. <strong>Ucuz üretim aldatıcı olabilir.</strong> YZ ile hızlı üretilen içerik, yayınevine kısa vadeli hacim sağlar; fakat uzun vadeli marka değeri üretmeyebilir.</p>
<p>8. <strong>Korsanla mücadele zorlaşabilir</strong>. Tamamen YZ üretimi içerikte telif zayıfsa, kopyalamaya karşı hukuki savunma da zayıflar.</p>
<p>9. <strong>Yayıncı insan yaratıcılığının belgelendiricisi olacaktır.</strong> Taslaklar, editoryal kayıtlar, yazar beyanları ve revizyon süreçleri önem kazanacaktır.</p>
<p>10. <strong>Geleceğin yayıncılığı teknolojiye karşı değil, teknolojiyi insan yaratıcılığına tabi kılan yayıncılık olacaktır.</strong> Asıl mesele YZ kullanıp kullanmamak değil; YZ’yi kimin yönettiği, metne insan aklının ne kattığı ve bu katkının nasıl ispatlandığıdır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak</strong>: Thaler v. Perlmutter kararı, yayıncılığa basit ama tarihî bir hatırlatma yapıyor: Kitabı değerli kılan yalnızca metin üretimi değildir; insan zihni, editoryal irade, kültürel sorumluluk ve korunabilir hak zinciridir. Bu karar, yapay zekâ çağında yayıncılığın insan merkezli hukuki temelini koruyan en önemli eşiklerden biridir.</p>
<p>Kaynak</p>
<p><a href="https://media.cadc.uscourts.gov/opinions/docs/2025/03/23-5233.pdf?utm_source=chatgpt.com">Thaler v. Perlmutter Kararının Tam Metni</a></p>
<p>Kapak görseli: YZ ile hazırlanan çalışma kapağı.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/yapay-zekanin-yazdigi-kitabin-telifi-olur-mu-thaler-v-perlmutter-davasi/">Yapay Zeka’nın Yazdığı Kitabın Telifi Olur mu? Thaler v. Perlmutter Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anthropic Davası: Yapay Zekâ Çağında Yayıncıların Haklarını Kim Koruyacak?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/anthropic-davasi-yapay-zeka-caginda-yayincilarin-haklarini-kim-koruyacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serhat Buhari Baytekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 13:46:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=209274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, kitap yayıncılığı ile yapay zekâ arasındaki ilişkiyi kökten değiştirebilecek nitelikteki Anthropic davasına kısaca değinmiştim. Ancak bu konuda yayıncı dostlarımdan gelen sorular ile birlikte dava ile birlikte mevcut durumu toparladım. Araştırmamın ￼ardından gördüm ki mesele, yalnızca hukuk çevrelerinin ya da teknoloji şirketlerinin tartışacağı teknik bir konu değil. Aslında bu dava, kitapların nasıl üretileceğini, yayıncıların [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/anthropic-davasi-yapay-zeka-caginda-yayincilarin-haklarini-kim-koruyacak/">Anthropic Davası: Yapay Zekâ Çağında Yayıncıların Haklarını Kim Koruyacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, kitap yayıncılığı ile yapay zekâ arasındaki ilişkiyi kökten değiştirebilecek nitelikteki <a href="https://x.com/serhatbuhari/status/2066184533314089365?s=20">Anthropic davasına kısaca değinmiştim</a>. Ancak bu konuda yayıncı dostlarımdan gelen sorular ile birlikte dava ile birlikte mevcut durumu toparladım. Araştırmamın ￼ardından gördüm ki mesele, yalnızca hukuk çevrelerinin ya da teknoloji şirketlerinin tartışacağı teknik bir konu değil. Aslında bu dava, kitapların nasıl üretileceğini, yayıncıların hangi haklara sahip olacağını ve kültürel üretimin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor.</p>
<p>Dava, <a href="https://webrazzi.com/2024/08/21/yazarlar-anthropice-yapay-zeka-egitimi-nedeniyle-telif-hakki-ihlali-davasi-acti/">Anthropic şirketinin büyük dil modelini eğitmek amacıyla</a> telif hakkıyla korunan milyonlarca kitabı Library Genesis (LibGen) ve Pirate Library Mirror (PiLiMi) gibi korsan dijital arşivlerden izinsiz kullandığı iddiasıyla üç yazar tarafından başlatıldı. Ancak süreç kısa sürede bireysel bir telif uyuşmazlığını aşarak yaklaşık yarım milyon hak sahibini kapsayan dev bir toplu davaya dönüştü. Amerika Yayıncılar Birliği ile Yazarlar Birliği’nin davaya müdahil olması, bunun yalnızca yazarların değil, yayıncıların ve yayıncılık sektörünün geleceğini ilgilendiren bir hukuk mücadelesi olduğunu açık biçimde ortaya koydu.</p>
<p>Bu dava, yayıncılık dünyasının önüne üç temel soru koymaktadır: Yapay zekâ şirketleri, yayıncıların büyük yatırımlarla oluşturduğu kitap kataloglarını hangi hukuki sınırlar içinde kullanabilir? Yayıncıların editoryal emeği, çeviri yatırımları ve oluşturdukları yayın portföyü dijital çağda nasıl korunacaktır? Ve en önemlisi, yayıncılığın geleceğini teknoloji şirketleri mi belirleyecek, yoksa fikrî mülkiyet hukukunun koruduğu yayıncı ve yazar hakları mı?</p>
<p>Bir <a href="https://kadimyayinlari.com/">yayıncı</a> olarak bu davayı yalnızca bir teknoloji şirketi hakkında verilmiş hukukî bir karar olarak görmüyorum. Bu dava, yayıncıların dijital çağdaki haklarının korunup korunamayacağını belirleyecek tarihî bir eşiktir. Çünkü yayıncılık yalnızca kitap basmak değildir; yeni fikirleri keşfetmek, onları editoryal süreçlerden geçirerek topluma kazandırmak, önemli finansal riskler üstlenmek ve kültürel hafızayı geleceğe taşımaktır. Yapay zekâ sistemlerinin beslendiği bilgi havuzunun önemli bir bölümü de yayıncıların onlarca yıllık yatırımları sayesinde oluşmuştur.</p>
<p>Mahkemenin en önemli mesajı açıktır: Yapay zekâ şirketleri telif hakkıyla korunan eserleri sınırsız ve denetimsiz biçimde kullanamaz. Mahkeme, yapay zekâ eğitimi konusunda belirli koşullarda “adil kullanım” değerlendirmesi yapmış olsa da, eserlerin korsan kaynaklardan elde edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bu ayrım, teknolojik yeniliğin fikrî mülkiyet haklarının üzerinde olmadığını göstermektedir. Hiçbir teknoloji şirketi, yayıncıların yıllarca emek ve sermaye harcayarak yayımladığı kitapları ücretsiz bir veri deposu olarak göremez.</p>
<p>Korunması gereken yalnızca yazarın telif hakkı değildir. Yayıncı da fikrî üretim zincirinin asli aktörüdür. Bir kitabın ortaya çıkması; editörün, çevirmenin, redaktörün, tasarımcının ve yayıncının ortak emeğinin yanı sıra ciddi mali yatırımların sonucudur. Yapay zekâ şirketleri yalnızca metinlerden değil, yayıncıların oluşturduğu ekonomik ve entelektüel değerden de yararlanmaktadır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-209276 size-full" src="https://hurfikirler.com/wp-content/uploads/2026/06/Yapay-zeka-ve-yayincilik.jpeg" alt="" width="900" height="900" srcset="https://hurfikirler.com/wp-content/uploads/2026/06/Yapay-zeka-ve-yayincilik.jpeg 900w, https://hurfikirler.com/wp-content/uploads/2026/06/Yapay-zeka-ve-yayincilik-300x300.jpeg 300w, https://hurfikirler.com/wp-content/uploads/2026/06/Yapay-zeka-ve-yayincilik-150x150.jpeg 150w, https://hurfikirler.com/wp-content/uploads/2026/06/Yapay-zeka-ve-yayincilik-768x768.jpeg 768w, https://hurfikirler.com/wp-content/uploads/2026/06/Yapay-zeka-ve-yayincilik-696x696.jpeg 696w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p>Türkiye açısından bakıldığında ise bu dava önemli bir uyarıdır. Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesini uzaktan izlemek yerine, yayıncılık sektörünün kendi haklarını bugünden tanımlaması gerekmektedir. Yayıncı meslek birlikleri ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar artık gecikmeden ortak bir stratejiye dönüştürülmelidir. Telif hukukunun güncellenmesi, yapay zekâ şirketleriyle yapılacak lisans sözleşmelerinin temel ilkelerinin belirlenmesi ve dijital içeriklerin kullanımını takip edecek ortak mekanizmaların kurulması artık bir tercih değil, zorunluluktur.</p>
<p>Bununla birlikte yayınevleri de yalnızca yeni düzenlemeleri bekleyen kurumlar olarak kalmamalıdır. Yayıncı meslek birlikleri ve yayınevleri öncelikle ortak bir dijital hak yönetimi stratejisi oluşturmalı; hangi eserlerin yapay zekâ sistemlerinde kullanıldığına ilişkin bilgi paylaşımını sağlayacak izleme mekanizmaları geliştirmelidir. Böylece herhangi bir eserin izinsiz biçimde veri setlerine dâhil edilmesi durumunda sektör, tek tek yayınevlerinin çabasıyla değil, ortak bir kurumsal yapı üzerinden hızlı ve etkili biçimde harekete geçebilir.</p>
<p>Anthropic davası, yayıncıların tek başına değil, kurumsal dayanışma içinde hareket ettiklerinde çok daha güçlü sonuçlar elde edebileceğini göstermiştir. Türkiye’de de yayıncı kuruluşlarının ortak hareket etmesi, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yayıncı haklarının korunması açısından kritik önem taşımaktadır.</p>
<p>Yayıncılar olarak yapay zekâya karşı çıkmamızın bir anlamı yoktur. Asıl ihtiyaç, teknolojik gelişmeyle fikrî mülkiyet haklarını dengeleyen adil bir hukuk düzeni kurmaktır. Çünkü yarının bilgi ekonomisinde korunması gereken yalnızca kitaplar değil, o kitapları mümkün kılan yayıncılık ekosistemidir. Eğer bu denge kurulamazsa, yayıncılar içerik üreten kurumlar olmaktan çıkıp, yalnızca yapay zekâ sistemlerini besleyen görünmez veri sağlayıcılarına dönüşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>
<p>Bugün <a href="https://www.anthropic.com/">Anthropic</a> davasını yalnızca Amerika’da görülmüş bir hukuk davası olarak okumak büyük bir hata olur. Asıl mesele, Türkiye’nin bu dönüşüm karşısında nasıl bir pozisyon alacağıdır. Eğer yayıncılar, meslek birlikleri ve kamu kurumları bugünden ortak bir irade ortaya koyabilirse, yapay zekâ çağında fikrî mülkiyet haklarını koruyan güçlü bir yayıncılık ekosistemi kurulabilir. Aksi hâlde yarının dijital ekonomisinde değeri üreten yayıncılar değil, yalnızca ürettikleri değeri başkalarının kullandığı bir sektör hâline gelme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/anthropic-davasi-yapay-zeka-caginda-yayincilarin-haklarini-kim-koruyacak/">Anthropic Davası: Yapay Zekâ Çağında Yayıncıların Haklarını Kim Koruyacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknolojik Devrim, Davos 2025 ve Bazı Öneriler</title>
		<link>https://hurfikirler.com/teknolojik-devrim-davos-2025-ve-bazi-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haldun Barış]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 14:23:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomik Özgürlük / Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=208055</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çinli DeepSeek’in yeni yapay zeka modelini piyasaya sürmesi ile tüm dünyada büyük bir tartışma başladı. DeepSeek&#8217;in piyasaya çıkışını bazı Batılı analistler “Sputnik anı” olarak nitelendirdi, bazıları veri güvenliğine dikkat çekti. Open AI’dan yetkililer ise teknoloji hırsızlığı iddiasında bulundu. Her ne olursa olsun, Çin’den bir grup yazılımcı, “ticari değil entelektüel amaçla” geliştirdiklerini iddia ettikleri, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/teknolojik-devrim-davos-2025-ve-bazi-oneriler/">Teknolojik Devrim, Davos 2025 ve Bazı Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda, Çinli DeepSeek’in yeni yapay zeka modelini piyasaya sürmesi ile tüm dünyada büyük bir tartışma başladı. DeepSeek&#8217;in piyasaya çıkışını bazı Batılı analistler “Sputnik anı” olarak nitelendirdi, bazıları veri güvenliğine dikkat çekti. Open AI’dan yetkililer ise teknoloji hırsızlığı iddiasında bulundu.</p>
<p>Her ne olursa olsun, Çin’den bir grup yazılımcı, “<em>ticari de</em><em>ğ</em><em>il entelekt</em><em>ü</em><em>el ama</em><em>ç</em><em>la</em>” geliştirdiklerini iddia ettikleri, oldukça düşük maliyetli ve açık kodlamaya (?) sahip bir yapay zeka geliştirdi.</p>
<p>Konuya ilişkin pek çok farklı yorum yapılsa da bu durumun rekabet açısından önemli olabileceğini ve yapay zeka alanındaki gelişmeleri evirebileceğini düşünüyorum. Nitekim Daron Acemoğlu, yazısında konuyu şu şekilde de değerlendiriyor:</p>
<p><em>“</em><em>DeepSeek</em><em>’in modellerini nasıl geliştirdiğine ve g</em><em>ö</em><em>rünürdeki başarısının yapay zeka sekt</em><em>ö</em><em>rünün geleceğ</em><em>i i</em><em>ç</em><em>in ne anlam ifade ettiğine tam olarak hakim olmasak da bir ger</em><em>ç</em><em>ek kesin g</em><em>ö</em><em>rünüyor: Sonradan ortaya çı</em><em>kan </em><em>Çinli bir firma teknoloji sekt</em><em>ö</em><em>ründeki büyüklük takıntısını boşa çıkardı</em><em>. Sekt</em><em>ö</em><em>rü kapıldığı rehavetten uyandırması </em><em>bile m</em><em>ümkün.” </em>Daron Acemoğlu, “Yapay zeka için uyanma vaktı: DeepSeek”,<em> Oksijen</em></p>
<p>Çin’in teknolojide ABD’nin liderliğini alıp almaması, DeepSeek’in ChatGPT ile eğitilmiş olup olmadığı veya ABDli firmaların yapay zeka teknolojilerindeki çalışmalarını tetikleyebileceği veya bunun bir Jevons Paradoksuna yol açıp açmayacağı tartışmalarını bir kenara bırakırsak, dünyanın muhtemelen büyük bir teknolojik devrimle karşı karşıya olduğunu görebiliriz. Trump’ın açıkladığı 500 milyar USD’lik yatırımın ardından bu devrim önümüzdeki 5 yıl içerisinde muhtemelen gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Yapay Zeka ve Değişim</strong></p>
<p>Evet, dünya önümüzdeki 5 yıl içerisinde muhtemelen büyük bir devrim yaşayacaktır ve büyük bir değişim gerçekleşecektir. Bu devrimin başat aktörü yapay zeka teknolojisinin getirdiği yenilikler ile beraber blokzincir teknolojisi ve WEB 3.0 teknolojilerinin getirdiği yenilikler olacaktır:</p>
<p>Otonom araçlar, hizmetçi robotlar, yaratıcılığa dayalı olmayan yazarlık, sosyal medya uzmanlığı, ilk derece hekimlik, cerrahi olmayan hekim alanları, ilk derece avukatlık, veri analistliği, yazılım mühendisliği,  mütercimler, klasik anlamda iş yapan mimarlar, tasarımcılar… Kısacası, yaratıcılığın ve entelektüel kapasitenin ön planda olmadığı, monotonluğun ve rutinin hakim olduğu neredeyse tüm işler en geç <strong>2030 yılında tamamıyla robotlar ve otonom ara</strong><strong>ç</strong><strong>lar eliyle yapılabilir</strong>…</p>
<p>Bunun işaret ettiği gerçeklik ise bana kalırsa<strong> işsizlik değil zenginliktir</strong>. Kaynaklara erişmekte kolaylık, dahafazla kaynak erişimi ve refah demek olabilir. Fatura takibi, yemek pişirme, temizlik, ütü, monotonlaşan tüm işleri insanların yapmaması, sınıflar arasındaki farkların erimesi sonucunu doğurabilir. Bunun sonucunda da gerçek bilgiye,<strong> yaratıcılığa ve zekaya dayalı bir aristokrat sınıf oluşabilir.</strong> Yapay zeka demek, <strong>yeni iş kolları, yeni ve zekice işler, yepyeni bir </strong><strong>ç</strong><strong>ağ demek olabilir</strong>… Elbette tüm bunların kontrollü şekilde, sosyal krizlere mahal vermeden yapılması önemli olacaktır.</p>
<p>Bu değişim siyasetten ekonomiye, sanattan yaşam stiline kadar pek çok alanda etkili olabilir. Siyasal alanda ise Post-Vestfalyan düzen artık hakimiyetini yitirebilir ve küremiz yeni bir sistem arayışı içerisinde bir boşluğa süreklenebilir.  Bu boşluk beklemediğimiz ittifaklar, siyasi çizgiler, yeni ideolojiler, yeni yönetici sınıfı vs. meydana getirebilir.</p>
<p><strong>Davos 2025: Yapay Zeka, Çevre-İklim, Diplomasi</strong></p>
<p>Bütün bu hususlara dair izler <a href="http://55.si">55.si</a> gerçekleşen Dünya Ekonomi Formu’nda yani Davos 2025’te de tartışılmıştır. “<em>Akıllı Çağ i</em><em>ç</em><em>in İşbirliği</em>” teması ile toplanan Davos 2025’te bu yıl yapay zeka ve teknolojik devrim tartışılmış, mesleklerin değişim ve dönüşümü ele alınmış, çatışmaların son bulması ve güven temalı diplomatik girişimler tartışılmış ayrıca çevre ve iklim konuları detaylıca masaya yatırılmıştır.</p>
<p>Tüm bunlar aslında birbiriyle ilişkilidir.</p>
<p>Yapay zeka ve söz konusu teknolojik devrimlerin gerçekleşebilmesi aslında enerji arzının güvenliğine bağlıdır. Çünkü hem yapay zeka hem de diğer teknolojik gelişmeler ciddi bir enerji tüketimi anlamına gelmektedir. Öyle ki Trump konu hakkında Davos’ta “<em>yapay zekanın istediğimiz kadar büyük olabilmesi i</em><em>ç</em><em>in ABD&#8217;de şu anda sahip olduğumuz enerjinin iki katına ihtiyacımız var”</em> ifadelerini kullanmıştır.</p>
<p>Öyleyse küresel manada <strong>ç</strong><strong>atışmasızlık eğiliminin güçleneceği</strong> bir döneme girmenin önemseneceğini ifade etmek yanlış olmaz. Nitekim Trump, daha ilk aylarında barışı sağlamak konusunda önemli mesajlar vermektedir. <em>(Burada konudan bağımsız olarak, fütürologların iddialarından birini araya serpiştirmek ve bir tartışmayı da zihinlerimize ekmek istiyorum: ABD-Rusya ittifakı söz konusu olabilir mi?)</em></p>
<p>Öte yandan enerji tüketiminin artması demek dünyamızın <strong>ciddi </strong><strong>ç</strong><strong>evresel sorunlarla karşı karşıya kalabileceği</strong> anlamına da geliyor. Nitekim Davos 2025’in en çok tartışılan konularından biri de budur. Forumun web sitesinde ilgili oturumun tanıtımında şu ifadelere yer veriliyor:</p>
<p><em>“Dünya nüfusunun yarısının 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayacağı tahmin ediliyor. Gezegen sağlığı açısından, tatlı su d</em><em>ö</em><em>nüm noktası çoktan aşıldı ve k</em><em>ö</em><em>tüleşiyor. Bu oturumda panelistler, inovasyon, daha fazla fonlama, iş birliği, daha iyi fiyatlandırma ve daha iyi bakım ve daha güçlü ve daha iyi düzenlemelere odaklanarak su y</em><em>ö</em><em>netimimizde nelerin değişmesi gerektiğini tartıştılar.” </em></p>
<p>Davos 2025’te pek çok bilim adamı da bu verileri doğruladı. Yalnızca <strong>5 yıl sonra </strong><strong>ö</strong><strong>nemli su sorunları ve </strong><strong>ç</strong><strong>evre sorunları bizleri bekliyor</strong> olabiliyor. Bunu değiştirmek içinse öncelikle farkında olmak ve<strong> tedbirleri insan doğasına ve tabiat fıtratına uygun</strong> şekilde alabilmek şart. Güzel ülkemizin kaynaklarını korumak ve geliştirmek, ağaçlandırmak, tarımda teknolojik yenileşme, sulama sistemlerinde dönüşüm, güvenli gıdanın sağlanması bunlardan bazıları olabilir. Bu konuyu önemsemeli ve gündemimizde yer verip kaynaklarımızdan pay ayırabilmeyi tartışmamız gerekiyor.</p>
<p>Tüm bunlar üzerine düşünürken, <em>The Financial Times</em>’ta okuduğum Fildels’ın <em>“<strong>Geleceğin tarımı Avustralya’da yapılıyor” </strong></em>başlıklı yazısındaki şu bölüme de burada yer vermek istiyorum:</p>
<p><em>“Justin Dickens Avustralya’nın New South Wales eyaletinde bulunan Orange kasabası yakınlarındaki tarlası boyunca kamyonuyla ilerliyor. Bir ara iki elini de direksiyondan </em><em>ç</em><em>ekip tarladaki buzağıları g</em><em>ö</em><em>steriyor. Telefonundaki aplikasyondan hayvanların ne kadar kilo aldığını kontrol edip “Şimdi güzelce beslenecekler” diyor. Büyükbaş hayvancılık yapan Dickens ve eşi Amy, Speckle Park cinsi sığır yetiştiriyor. Bu cinsin Avustralya’daki diğer ırklara g</em><em>ö</em><em>re daha az karbon emisyonuna ve metana yol a</em><em>ç</em><em>tığını s</em><em>ö</em><em>ylüyorlar. Şimdi ellerinde bunu kanıtlayacak veriler de var. Dickens tamamen sayılar üzerinden ilerlediklerini anlatıyor. Ç</em><em>iftli</em><em>ğin her yanına yerleştirilen Avustralya yapımı sens</em><em>ö</em><em>rlerle her hayvanın ne kadar yediğini, hangi </em><em>ç</em><em>ayırın verimli olduğunu, su depolarında alışılmadık bir durum yaşanıp yaşanmadığını takip ediyorlar. Dickens “Hasta bir inek olduğunda kuyruğundan anlıyoruz” diyor. Ama bu </em><em>ö</em><em>rnekte kuyruk derken hayvanı değil verileri kast ediyor.”</em> Nic Fildes, <em>The Financial Times.</em></p>
<p>Görüldüğü üzere dünya bir yandan rutin gündemi tartışırken bir yandan da bahsettiğim bu konularda önemli çalışmalar yürütmekte ve devrim niteliğinde adımlar atmaktadır. Türkiye söz konusu bu devrimlerden geride kalmamalıdır. <strong>Gelecek 10 yıl i</strong><strong>ç</strong><strong>erisinde tarımda ve gıda güvenliğinde </strong><strong>ö</strong><strong>ncü ülkelerden biri olmayı hedeflemelidir</strong>. <strong>Dünyayı bekleyen büyük su ve gıda krizinde Türkiye çözüm i</strong><strong>ç</strong><strong>in başat akt</strong><strong>ö</strong><strong>r olarak rol oynayabilmelidir.</strong> Bu sayede hem dünya sistemindeki yerimiz hem de geleceğimiz garanti altına alınmış olur.</p>
<p>Bu hususta daha evvel kaleme aldığım bir yazıda şu ifadelere yer vermiştim:</p>
<p><em>“K</em><em>ö</em><em>ylerin modernizasyonu, yapay zeka destekli </em><em>ç</em><em>iftlik otomasyon sistemlerinin kurulması, büyük veri ve blokzincir teknolojisi kullanılarak kayıt işlemlerinin yapılması, hassas tarım uygulamalarına ge</em><em>ç</em><em>ilmesi, tarım robotlarının ve droneların kullanılması (6), tarım hayvancılık konusunda meslek liseleri ve enstitülerin açılması-artırılması, gıda güvenliği konusunda bilin</em><em>ç</em><em>lendirme </em><em>ç</em><em>alışmaları ve denetim mekanizmalarının artırılması hususunda </em><em>ç</em><em>alışmalar yapılması; mevzuatın bir an evvel güncellenmesi –en son y</em><em>ö</em><em>netmelik 2011 yılına aittir-, gıda güvenliği konusunda sivil toplum </em><em>ö</em><em>rgütlerine birtakım teşvikler verilmesi, fahri mü</em><em>fetti</em><em>şlik uygulanmasının getirilmesinin tartışılması gibi bazı öneriler bu yazıda sıralayacağım basit birkaç öneridir. Beyaz ekmek tüketimi ve üretiminin azaltılı</em><em>p d</em><em>ö</em><em>nüştürülmesi ve zeytinyağının iç pazarda daha uygun fiyatlarla halka sunulması ise bu yazı bağlamında </em><em>ö</em><em>nereceğim iki husustur.” Haldun Barış, <strong>Zeytin, Ekmek ve Türkiye’nin Tarım-Gıda-Hayvancılık Politikaları Üzerine, HF (</strong></em><a href="https://hurfikirler.com/zeytin-ekmek-ve-turkiyenin-tarim-gida-hayvancilik-politikalari-uzerine/"><em>https://hurfikirler.com/zeytin-ekmek-ve-turkiyenin-tarim-gida-hayvancilik-politikalari-uzerine/</em></a><em>) </em></p>
<p><strong>İnsan Doğasının Geleceği</strong></p>
<p>Bütün bunların yanı sıra değinmek istediğim bir diğer konu ise söz konusu teknolojik ilerlemelerin <strong>biyoloji ve tıp alanında yol açacağı değişikliklerdir.</strong> Şimdiden pek çok ülkede tıbbın pek çok alanında yapay zeka kullanılmaktadır. Özellikle radyoloji gibi alanlarda oldukça başarılı sonuçların elde edildiği ifade edilmektedir. Pek çok çalışmada ise tıp alanında -cerrahi branşlar hariç- yapay zekanın insanların yerini alabileceği tartışılmaktadır.</p>
<p>Diğer yandan biyoloji alanındaki gelişmeler, <strong>sibernetik insan çalışmaları, “ıslah edilen genler” ve doğası ile oynanan canlılar artık sıklıkla tartışılmaktadır. </strong></p>
<p>Bütün bu alanlardaki çalışmaların bir kısmı oldukça faydalı olsa da bir kısmı ise etik ve ahlâkî açıdan pek çok tartışmanın fitilini ateşlemeye başlamıştır.</p>
<p>Bu konular üzerine okumalar yaptığım sırada, aklıma 2019 yılında ülkemizde Kaan H. Ökten Beyefendi’nin çevirisi ile yayınlanan ünlü Alman düşünür, Habermas’ın <em>İnsan Doğasının Geleceği </em>adlı eser aklıma geldi. Bu eserde tartışılan ana konu “öjeni” olsa da aslında kıyas yoluyla bugünkü teknolojik gelişmeler için de okunabilir. Habermas’ın eserde geçen şu ifadeleri üzerine düşünmeye değerdir:</p>
<p>&#8220;<em>Günümüzde böyle bir durumdayız. Biyoloji bilimlerindeki ilerleme ve biyo-teknolojilerdeki gelişme, alışılageldik eylemde bulunma imkânlarını artırmakla kalmamakta, <strong>yepyeni müdahale etme tipolojilerini de mümkün kılmaktadır. </strong></em></p>
<p><em>Şimdiye dek organik doğa olarak “verili” olan ve olsa olsa “yetiştirilebilir” olan şeyler, hedef odaklı müdahalelerin alanına girmeye başlamıştır. İnsan organizmasının da bu müdahale alanına girmesi ölçüsünde, Helmuth Plessner’in “beden olmak” ile “beden sahibi olmak” arasındaki fenomenolojik ayrımı şaşırtıcı bir güncelliğe kavuşmaktadır. “Var” olarak bulduğumuz doğa ile kendimize “verdiğimiz” organik donanım arasındaki sınır kaybolmaktadır. Böylece meydana getiren özneler için, organik tözün derinlerine inen bambaşka bir özilişki kurma tarzı ortaya çıkmaktadır. Zira artık, bu yeni karar verme uzamının nasıl kullanılacağı, bu öznelerin özanlayışına bağlı olacaktır: Ya demokratik irade oluşturma sürecine dahil olan normatif mütalaaların ölçüsü ışığında otonom ya da piyasa üzerinden tatmin edilen öznel tercihlere dayandığı için keyfi olacaktır.”</em></p>
<p>Bu konuya ilişkin tartışmalar, tıpkı yapay zeka üzerine süregelen etik tartışmalar, cezai sorumluluk tartışmaları vesairede olduğu gibi zamanla daha çok gündemimize gelecek ve derinleşecektir. Ancak şimdilik, <strong>anayasamıza “insan onuru” kavramını yerleştirerek bazı hususlara hazırlık yapabiliriz. </strong></p>
<p><strong>Tabiat ile insan ilişkisi, akıp giden ve yakalamak için yalpaladığımız bir sürece daha kurban edilmemeli, fıtri olandan, tabii olandan kopuş yaşanmamalıdır.</strong></p>
<p><strong>Sonuç Niyetine</strong></p>
<p>Bütün bu devrimlerin, insanlık tarihindeki dönüm noktalarından biri olacağına hiç şüphe yoktur. Bu devrimler insanlık adına çığır açıcı gelişmelere de neden olabilir veya endişeler haklı da çıkabilir. Her hâlükârda akan bir nehri durdurmak imkânsızdır, onu doğru yönlendirmenin ve verim almanın yollarını aramak gerekir.</p>
<p><strong>Türkiye’ye gelince, </strong><strong>ç</strong><strong>ağımızın sanayi devrimini kaçırmak istemiyorsak bu yarışın i</strong><strong>ç</strong><strong>erisine bir an evvel girmeliyiz. </strong>Özellikle gençlerimizin teknolojik okur yazarlığının artması için eğitimlerin, kursların düzenlenmesi önemli olabilir. <strong>Yapay zeka, WEB 3.0, blokzincir gibi teknolojilerin kullanımlarını öğrenmek ve bu alanlardaki </strong><strong>ç</strong><strong>alışmaların hızlıca artması mühimdir</strong>. (<em>Buradan tüm okuyucularıma BTK Akademi’nin yapay zeka kurslarını tavsiye ediyorum.)</em></p>
<p>Bu teknolojilerin tıpta, tarımda, ticarette, finansta, hukukta bir an evvel kullanılması için gerekirse devlet öncü olmalıdır.  AB’de olduğu gibi öncelikle yapay zekâ alanında bir kanun çalışması yapılmalıdır ve ülkemizde de hem yapay zekâda hem de blokzincir, web 3.0 ve diğer yeni teknolojiler için <strong>“düzenleyici deney alanları”</strong> yapılandırılmalıdır. Halihazırda TBMM bünyesinde Yapay Zeka Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürmekte ve Mayıs ayında rapor hazırlanması planlamaktadır.</p>
<p>Akademilerde bu alanlara yönelik çalışmalara yönlendirmeler yapılmalı, ar-ge birimleri bu alanlara yoğunlaşmalıdır.<br />
Sosyal bilimlere ise ziyadesiyle iş düşmektedir. Daha evvel yazdığım yazıda da ifade etmiştim, <strong>hukuk</strong><strong>ç</strong><strong>uların evvelemirde mantık öğrenerek bu tartışmalara zemin hazırlaması gerekmektedir</strong>. Biz hukukçular bu devrimlerin etik ve ahlâkî yönlerini çok boyutlu olarak ele almalı ve regülasyonlar üzerine tartışmalıyız. (İstanbul Barosu Yapay Zeka Çalışma Grubu&#8217;nun bu alanda gündemi oldukça başarılı takip ettiğini ifade edebilirim.)</p>
<p>Türkiye’nin yeni düzende, dünyaya ahlâkî vizyonu hâkim kılması, tarihî bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bir gereği olarak dünyadaki devlerin arasına girebilmek, sıçrama yapabilmek, etkin güçlerden biri olabilmek istiyorsak bu büyük gelişmeleri asla ihmal edemeyiz, içinde olmak zorundayız.</p>
<p><strong>Haldun Barış, Şubat 2025</strong></p>
<p><strong>Kaynaklar ve Bazı Linkler</strong></p>
<p><a href="https://asiasociety.org/policy-institute/implications-chinas-ai-strategy-state-engineering-domestic-challenges-and-global-competition">https://asiasociety.org/policy-institute/implications-chinas-ai-strategy-state-engineering-domestic-challenges-and-global-competition</a></p>
<p><a href="https://aws.amazon.com/tr/what-is/artificial-intelligence/">https://aws.amazon.com/tr/what-is/artificial-intelligence/</a></p>
<p><a href="https://www.bbc.com/news/articles/cqx9zn27700o">https://www.bbc.com/news/articles/cqx9zn27700o</a></p>
<p><a href="https://www.nexford.edu/insights/how-will-ai-affect-jobs">https://www.nexford.edu/insights/how-will-ai-affect-jobs</a></p>
<p><a href="https://www.nytimes.com/2025/01/29/technology/openai-deepseek-data-harvest.html">https://www.nytimes.com/2025/01/29/technology/openai-deepseek-data-harvest.html</a></p>
<p><a href="https://www.samsung.com/tr/explore/brand/what-is-artificial-intelligence-how-does-artificial-intelligence-work/">https://www.samsung.com/tr/explore/brand/what-is-artificial-intelligence-how-does-artificial-intelligence-work/</a></p>
<p><a href="https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/komisyonlar/yzcg/yzcg_avrupakonseyi.pdf">https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/komisyonlar/yzcg/yzcg_avrupakonseyi.pdf</a></p>
<p><a href="https://www.jpmorgan.com/insights/global-research/artificial-intelligence/ai-transforming-industries-china"><em>https://www.jpmorgan.com/insights/global-research/artificial-intelligence/ai-transforming-industries-china</em></a></p>
<p><a href="https://www.weforum.org/stories/2025/01/5-key-takeaways-davos-2025/">https://www.weforum.org/stories/2025/01/5-key-takeaways-davos-2025/</a><br />
<a href="https://www.weforum.org/stories/2025/01/industries-in-the-intelligent-age-ai-tech-theme-davos-2025/">https://www.weforum.org/stories/2025/01/industries-in-the-intelligent-age-ai-tech-theme-davos-2025/</a></p>
<p><a href="https://www.weforum.org/stories/2025/01/safeguarding-the-planet-theme-davos-2025-climate-nature-energy/">https://www.weforum.org/stories/2025/01/safeguarding-the-planet-theme-davos-2025-climate-nature-energy/</a></p>
<p>Av. H. Sena Lezgiloğlu Özer, Avrupa Birliği yapay Zekâ Yasasında İnovasyon ve Güvenlik Arasında Düzenleyici Deney Alanları, <a href="https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/komisyonlar/yzcg/yzcg_yzt.pdf">https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/komisyonlar/yzcg/yzcg_yzt.pdf</a></p>
<p><em>Day Lim, DeepSeek Hakkında Her şey: Avantajları, Dezavantajları ve Çin-ABD Teknoloji Savaşına Etkisi, Think China</em></p>
<p><em>G. F</em><em>raser, DeepSeek ve ChatGPT &#8211; nasıl karşılaştırılırlar? </em><a href="https://www.bbc.com/news/articles/cqx9zn27700o"><em>https://www.bbc.com/news/articles/cqx9zn27700o</em></a></p>
<p><a href="https://www.atlanticcouncil.org/expert/mathew-burrows/">Mathew Burrows</a> and <a href="https://www.atlanticcouncil.org/expert/anca-agach/">Anca Agachi</a>, Welcome to 2030 three visions of what the world could look like in ten years, <a href="https://www.atlanticcouncil.org/content-series/atlantic-council-strategy-paper-series/welcome-to-2030-three-visions-of-what-the-world-could-look-like-in-ten-years/">https://www.atlanticcouncil.org/content-series/atlantic-council-strategy-paper-series/welcome-to-2030-three-visions-of-what-the-world-could-look-like-in-ten-years/</a></p>
<p>Sam Joiner, Avukatlar, doktorlar yapay zekaya geçti bile, şirketler geç kalıyor, <a href="https://gazeteoksijen.com/financial-times/avukatlar-doktorlar-yapay-zekaya-gecti-bile-sirketler-gec-kaliyor-235012">https://gazeteoksijen.com/financial-times/avukatlar-doktorlar-yapay-zekaya-gecti-bile-sirketler-gec-kaliyor-235012</a> /The Financial Times</p>
<p>Talmon Joseph Smith, DeepSeek, OpenAI’ı korkutmuyor: Nedeni Jevons paradoksu, https://gazeteoksijen.com/new-york-times/deepseek-openaii-korkutmuyor-nedeni-jevons-paradoksu-235248</p>
<p>Haldun Barış, Demokratikleşme ve Blokzincir Teknolojisi, <a href="https://hurfikirler.com/demokratiklesme-ve-blokzincir-teknolojisi/">https://hurfikirler.com/demokratiklesme-ve-blokzincir-teknolojisi/</a>,</p>
<p>Haldun Barış, Hukuk ve Mantık Üzerine, https://hurfikirler.com/hukuk-ve-mantik-uzerine/</p>
<p><em>Volkan Kahyalar, Anlatılarla Başlayan Yapay Zeka,</em><a href="https://daktilo1984.com/yazilar/anlatilarla-baslayan-yapay-zeka/?gad_source=1&amp;gclid=Cj0KCQiA-5a9BhCBARIsACwMkJ6GMjn6RXjlmb7jmFQxWJsLMUBbUSU8PR45XsRJC6jNl_gmraZrdtsaAmb_EALw_wcB"><em>https://daktilo1984.com/yazilar/anlatilarla-baslayan-yapay-zeka/?gad_source=1&amp;gclid=Cj0KCQiA-5a9BhCBARIsACwMkJ6GMjn6RXjlmb7jmFQxWJsLMUBbUSU8PR45XsRJC6jNl_gmraZrdtsaAmb_EALw_wcB</em></a></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/teknolojik-devrim-davos-2025-ve-bazi-oneriler/">Teknolojik Devrim, Davos 2025 ve Bazı Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasal Manipülasyonun Sınırları</title>
		<link>https://hurfikirler.com/siyasal-manipulasyonun-sinirlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Berk Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2024 11:30:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film ve Dizi Analizleri]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=207759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şeyin mükemmel bilinirliğinin twitter demokrasisi ve bunun sembolik olarak temsil ettikleri, desantralize iletişim ağlarının “kurgulayıcılarını” arayan devlet otoritesi, kendini “gerçeği” ortaya çıkarmakla yükümlü sayan “mass medya”,  somut-kanıtlanabilir olgulara dayanan-rasyonel-bilimsel bilginin üreticisi unvanları ile kendi kendisine devletçi bir yaklaşımla otorite veren ve dağıtan “yüksek eğitim”, yayıncılık “ilkeleriyle” donanmış ve ciddi “sorumluluklar” üstlenmiş kimi kitap-dergi yayıncılığı,  [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/siyasal-manipulasyonun-sinirlari/">Siyasal Manipülasyonun Sınırları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her şeyin mükemmel bilinirliğinin twitter demokrasisi ve bunun sembolik olarak temsil ettikleri, desantralize iletişim ağlarının “kurgulayıcılarını” arayan devlet otoritesi, kendini “gerçeği” ortaya çıkarmakla yükümlü sayan “mass medya”,  somut-kanıtlanabilir olgulara dayanan-rasyonel-bilimsel bilginin üreticisi unvanları ile kendi kendisine devletçi bir yaklaşımla otorite veren ve dağıtan “yüksek eğitim”, yayıncılık “ilkeleriyle” donanmış ve ciddi “sorumluluklar” üstlenmiş kimi kitap-dergi yayıncılığı,  “atomist” bir titizlik ve incelikle bilgiyi-bireyi öğrenen ve yorumlayan kendiliğim…</p>
<p>Bilgi ve bilmenin dünyalarının aktörleri hikmeti ve hakikati aramaya devam ediyor. Kendi sınırlılığım ve “objektifliğimde” ben en azından böyle görüyorum. Her aktör kendi doğruluğunun kendisini ikna ettiği bilgide siyasetten almak istediklerini de gerçekliklerinin içerisinde görebiliyor. Siyasetin içeriğinin bir çatışmalar halini sürekli ve zorunlu kıldığının varsayımında ise gerçekliğin olduğu hali işe yaramayabiliyor. Gerçeklik işlerliği kadar bir renge büründürülüyor. Bir yanıyla da gerçeklikler siyasal isteklerin içerikleri ile yeniden yaratılıyor. Halkın bize seçimler yoluyla ne söylediğinden, çok büyük rakamlardaki sosyal medya kullanımının siyasete verdiği “tekil” mesajlardan, sahiplenicisinin beklentileri ve istekleri doğrultusunda yeniden yorumlanan dinî içeriklerden yaratılan gerçeklikler. Ve sanki, eğer bir gerçeklik varsa siyasal çıkar ve beklenti ile gelişen manipülasyon tamamlayıcı bir rol üstlenebiliyor.</p>
<p>Dolayısı ile geçerli ve siyasal yaşamın mecbur kıldığı sorulardan bir tanesi de şu: Siyasal manipülasyonun sınırları var mı? Sadece ‘reel politik’çi bir makyavelist için sorulmuş soru olmamalı bu. Vasat ve ılımlı iyimser biri için de geçerli olabilir.</p>
<p>Her siyasal olgunun taraflarca algılanması ve doğası tarafları farklı noktalara konumlandırabiliyor. Uzlaşının imkânsız olması ve imkânsız olarak görülmesinin arzu edilmesi önemli bir etken oldukça, manipülasyon siyasal işlerlik alanının en önemli öğelerinden biri olarak önümüzde duracağa benziyor.</p>
<p><strong>İnsansız Sanat</strong></p>
<p>Yapay zeka konusunu izleyerek, dinleyerek ve deneyerek anlamaya çabalıyorum. Bu süreç, insan zekası ve insani olan hakkında çeşitli fikirler elde etmeme yardımcı oluyor ve özellikle hayattaki merkeziliği konusunda insanın yeri hakkında pek çok söz söylüyor. İster dinî-tanrısal, ister evrimsel, insan merkezli bir hayatta yapay zekanın “yarattıklarını” (objektif-nesnel olarak zor olsa da) olabildiğince farklı boyutlardan anlamaya çabalıyorum.</p>
<p>Konunun en önemli olan yanlarından biri sanat üzerinde gerçekleşiyor. Kreatif yazı, müzik ve görsel içeriklerinde yapay zekânın “yarattıkları” çoğunlukla “güzel” oluyor. Bunu inkâr edemem. Bu alanların farklı biçim ve üsluplarını biraraya getirme konusunu ve özellikle görsel içeriklerde neredeyse “ustaca” işler çıkarabildiklerini de&#8230; Öyle görseller türetiliyor ki, o türetilen dünyaların içinde gerçekten yaşama arzusunun içinde kalabiliyorum. Hatta bu ancak yapay zekâ tarafından türetilmiştir diyeceğim kategorilere bile alıştığımı söyleyebiliyorum. Görsel türetiminde yapay zekânın “ilerleme” yaşayıp yaşayamayacağı da önemli bir konu. Zaman bunu gösterecektir.</p>
<p>Her ne kadar “çok güzel” yaratımlar-türetmeler” ortaya çıksa da, benim için bir nokta belirleyici oluyor. İnsanın zihninden çıkmayan bir sanat eserinin, insan zihninin sonsuzluğu ve yaratıcılığından uzak kaldığını zannediyorum. İnsanın gerçek varoluşunun estetik yansımalarını hissedemeyince, algıladığım eser “sanat” olmaktan uzaklaşıyor. Şu sonuca varıyorum pek çok kez: Sanat eserinde öncelikle yaratıcı kişinin varlığını hissetmek istiyorum. Aklı, duyguları, becerileri ve evet, hepsinden öte de varoluşu…</p>
<p>Estetik haz konusunun yeni manalarının ortaya çıktığı-çıkacağı da reddedilemez. Dijital bir varlığın soyut zihninin olup-olamayacağının varsayımları günümüzün felsefe dünyalarını düşünmeye zorluyor-zorluyor olmalı. Bir yanıyla da yapay zeka öyle sanat türetme becerisine kavuşabilir ki gerçekle-gerçek ötesini ayırt edemez hale gelebiliriz. İnsan zihninin kaybolmaya mecbur tutulduğu bir zamanı işaret edebilir bu bize. Heyecanlandırdığı ve merak ettirdiği kadar korkutucu olduğunu da söylemeliyim.</p>
<p><strong>Dünyadan Haberler: Kendine Yetmesini Bilen İnsan </strong></p>
<p>Burada bir film analizini yapmayacağım. Amacım daha çok, etrafında bir “güvenceye” veya işleyen bir dünyaya sahip olmadığı halde bir iş yaratıp veya keşfedip onun etrafında hayatına kendine yeterek devam eden, filmdeki adıyla Captain Jefferson Kyle Kidd’e dair küçük bir “beğenimi” söylemek.</p>
<p>Filmde iç savaş sonrası ABD’sinin kırsalında şehirden şehre-kasabadan kasabaya (town to town) giderek insanlara “haberleri” okuyan Mr. Jefferson’ın para kazanmak (to make money) yöntemi ve uygulamaları bana “piyasa medeniyeti” insanının en zor şartlarda bile nasıl hayatta kalmasını bildiğini yer yer çok sert bir şekilde tekrar gösterdi.</p>
<p>Mr. Jefferson’ın kasabalardaki insanların beklentilerinin ve meraklarının farkında olarak, çok ilgi çekici bir şekilde pek çoğu eski sayılabilecek gazetelerden haberleri kendine özgün üslubuyla ve enerjisiyle okuması, kendine yeterek hayatta kalmasını becerebilen insan tipinin ne kadar önemli ve gerçekçi olduğunu bana bir kere daha anlattı. Böyle bir hayatta kendiniz olmanız kendiniz için yeterli oluyor. Bu müthiş bir güç. Müthiş bir kendiliğine ve kimliğine güven.</p>
<p>Bir yanıyla, kasabadan kasabaya “sürüklenir” gibi görünmesinin sebepleri de belki Mr. Jefferson’ın eski bir asker olarak hayatta sadece kendiliği ile ayakta kalmasını ona bahşetmişti. İçinde saklı görünen derin özlem ve acı, hayata amaç ve “bilgi” katan bir etkene de dönüşmüş olabilir. Bir at arabası, birkaç “bozuk para” ve devam eden bir hayat.</p>
<p>Mr. Jefferson’ın yerinde, haberleri “meraklı” insanlara o anlarda okuyanın kendim olup olamayacağını sürekli sordum filmi izlerken kendime. Ben olsam nasıl yapardım? Hepsinden öte böyle bir fikir aklıma gelir miydi? Gelse bile bunu hayata geçirebilir miydim? Hiçbir zaman gerçeklikte bilemeyeceğim. Gerçeklikte bildiğim şey ise, Mr. Jefferson’ın haber okuyuculuğuna duyduğum saygı…</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/siyasal-manipulasyonun-sinirlari/">Siyasal Manipülasyonun Sınırları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden Korkuyoruz: Yapay Zekâda Kendimizi Görmek</title>
		<link>https://hurfikirler.com/neden-korkuyoruz-yapay-zekada-kendimizi-gormek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Berk Ünlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2024 14:37:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=207580</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat siyasetsizliği kabul etmiyor. Bu yaratmadığımız ve yok edemeyeceğimiz bir insanî gerçek ve siyasetin insanî yaşamın her döneminde varlığını görürüz. En ilkel dediğimiz yaşam düzeylerinden günümüzün karmaşık insanî yaşamlarına kadar her yerde ve zamanda. Sadece iki insanın varlığı ve aralarındaki ilişkiler bile bu durumu oluşturur. Bir fikre göre ise insan sadece tek kişiyken dahi kendisi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/neden-korkuyoruz-yapay-zekada-kendimizi-gormek/">Neden Korkuyoruz: Yapay Zekâda Kendimizi Görmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat siyasetsizliği kabul etmiyor. Bu yaratmadığımız ve yok edemeyeceğimiz bir insanî gerçek ve siyasetin insanî yaşamın her döneminde varlığını görürüz. En ilkel dediğimiz yaşam düzeylerinden günümüzün karmaşık insanî yaşamlarına kadar her yerde ve zamanda. Sadece iki insanın varlığı ve aralarındaki ilişkiler bile bu durumu oluşturur. Bir fikre göre ise insan sadece tek kişiyken dahi kendisi ile tercihleri üzerinde yaptığı seçimler “politika” olarak yorumlanabilir. Aynı zamanda insan olmayan canlılar ve hatta cansızlar ile olan ilişkisi “ekolojist” açıdan siyaseti içerir.</p>
<p>Günümüzde insan-öteki-doğa ilişkilerinin dışında beliren siyasal alanı teknolojizm ve özelinde dijital teknolojizm tanımlıyor çoğunlukla. Bir bakıma siyaset yeni aktörler kazanıyor. Hatta siyasal aktör kavramı aynı kalsa bile aktörün somut varlık içerisindeki yeri farklı şekillerde yorumlanıyor. Kimilerine göre korkutucu ve kurgusal dillerde şekillenen, insanın yarattığı bir “varlık” onunla siyasal rekabete giriyor. Dijital varlıklar yaratıcısından zekâ elde ediyor ve yoluna sanki iradî bir varlık olarak ve insanileşerek devam ediyor; insanileşen, insanî kavramlarla değerlendirilmeye başlıyor.</p>
<p>İnsanileşme doğal olarak siyaset yarattığından, en keskin siyasal kavramlardan bir tanesi olan “iktidar” kavramı zihinleri doldurmaya devam ediyor. İnsan türevi dijital varlıkların siyaseti ve iktidarı. Fakat veya aynı zamanda ahlâkî değerleri olan ve ahlâkî değerler üzerinden değerlendirilen varlıklar. Tercih yapan ve kendisini merkeze koyan varlıklar. İnsandan bağımsızlaşma eğiliminde olabileceği varsayılan siyasal varlıklar. Hatta siyasetsizleşmeyi insana dayatabileceği varsayılan varlıklar. Bir çeşit iktidarın yarattığı, iktidarı ortadan kaldırmak istiyor varsayımları. Ancak dijital tahayyüller de sanki anarşizmi gerçekleşebilir görmüyor.</p>
<p>Değer bağımsız göremediğimiz teknoloji ve onun “yeni” hali Yapay Zekâ (YZ), iradesinin düşünsel içeriğini nereden alıyor? Ve insan, onu kendi yansıması olarak görerek, onun gelecek tasavvurlarını ortaya koyuyor. Her iktidar meselesinin sertliği gibi yapaya zekânın da ortaya çıkabileceği varsayılan iktidar talepleri aynı sertliği içeriyor. Kendi duygularımızın yüklendiği YZ kurgularımız da bizi dünyadaki tahtımızdan indiriyor. Veya oradan YZ tarafından indirilmekten korkuyoruz. Evet, ondan korkuyoruz çünkü kendi iktidarımızın-iktidarlarımızın hangi şiddet formlarını yarattığını biliyoruz. YZ’da kendi ahlâkî değer ve tercihlerimizi görüyoruz.</p>
<p>Dijital teknolojilerin yaratıcıları ve yaratılan YZ bir teknokrasi mi türetiyor veya türetmek istiyor? Günümüzde buna tam ve kesin bir cevap verebilmek mümkün değil. Farklı argümanlar kendi içlerinde “yarışıyorlar”. YZ’nın yaratıcıları mı iktidar sahibidir yoksa yaratıcısını yok edebilecek YZ mı olası iktidarların sahibi olacaktır? Teknolojizmi yarattığı varsayılanlar arasındaki ilişki, bunların dışında yaşayanları kontrol eder hale gelirse – veya geldiyse- bu yeni durum hangi siyasal yönetim ve iktidar sahipliği kavramları ile açıklanmalı? Güçlüyü yaratanlar ve güçlüye maruz kalanlar arasındaki ilişkilerden dijital demokrasi çıkabilir mi? Dediğimiz gibi siyasetsizleşme mümkün görünmüyor. Dijital varlık alanlarında bile.</p>
<p>‘Hobbes’vari kabullerle siyasete bakanlar için açıklayıcı olan argümanların dışında seçenekler yok mudur insan için? YZ sadece otoriter-totaliter siyaset mi üretir? Kendi otoriteryenliğimizi mutlak kıldığımızda YZ’yı da otoriteryen görüyoruz. Aynı zamanda YZ’nın otoriteryen olmasını da istiyor olabiliriz. YZ’yı kendisiyle birlikte savaşacak ortaklar olarak görmek isteyenler olmadığını kolaylıkla iddia edebilir miyiz? Günümüzün hâkim siyaset dili ve güç ilişkileri YZ’nın da kaderini mi çiziyor?</p>
<p>Paylaşımsız iktidar beklentisi ile teknolojizmin birleşmesinin kurguları, sıradan insanların demokrasisini fütürist siyasetlerle çarpıştırmaktan da geri kalmıyor. Demokratik bir özgürlük içinde olmak isteyenlerle, meritokrasinin ileri yaşam düzeylerini idealleştirenler arası mücadele kurguları belki günümüzde ilginç de geliyor. Çok çeşitli seferlerde film-senaryo-öykü-roman içeriklerinde varsayımlar türetiliyor. Buralarda YZ ne kadar otonom da olsa, zihni ve tercihlerini şekillendiren “programlar” sanki ahlâkilik-değerlerin insaniliğinin ötesine geçemiyor. Öyleyse ne kadar dijital olsalar da insansı olmaktan kurtulamıyorlar diyebilir miyiz?</p>
<p>Daha da keskin bir noktada YZ’ya bilinç yükleniyor. Ahlâkiliği ve değer tercihleri dijital kodlardan değil bilinçten geliyor. YZ “bilinci” de insanî olmaktan kendisini kurtaramıyor burada. YZ’nın bilinçle yaratacağı hayalleri ister misiniz “bilinç altı” tarafından şekillensin. Freudyen atfedilen teorilerin fütürist &#8211; teknolojist yorumlarıyla “Psişe”, ilkel duyguların ötesinde devreye giriyor.</p>
<p>Bir hesaplama ve eldekilerden yeni kurgular türetme olarak görülebilecek aygıt-digit-sayı-basamakların “zeka” yolculuğu “üst” bir teknoloji devreye girdiğinde yok olmaktan kurtulamazsa, “sınırsız zekâ”nın tanrısallaşması meselesine hüzünlü bir son gelebilir. Öyle ya, bunun melankolik edebiyatı bile ortaya çıkabilir. Bir anne robotun işletim sisteminin insan-yavrusunda gördüğü duyguları yok etmeye çabalaması bundan kaçış için olabilir mi? (I Am Mother filmi). Duygular tarafından manipüle edilmemesi gereken ultra rasyonalist yaşam formları. Savaşmaya ve manipülasyona hazırlar.</p>
<p>Küçük bir kurgu daha “türeteyim”. YZ’nın zekâ seviyesi ‘Hobbes’vari yükseldiğinde ve bizi yok ettiğinde kendi yaşamı için elzem olan enerjiyi de yitirir mi? Böylece kendi sonunu hazırlamış olur mu? Rasyonel tercihler yok oluş getirmiş olur mu? Dijital varlığın “bilinç” içeren duygularının rasyonelliği ortadan kaldırabilmesi mümkün müdür? Nasıl siyasetsiz yaşam mümkün değilse, varoluşun nedenselliğinin-rasyonelliğinin ortadan kaldırılabilmesi mümkün müdür?</p>
<p>Konuyu ufacık keyifli bir yere daha getirelim. Eğer biz, Hobbesvari siyaset paradigmalarımızdan ve -mümkün olmayan şekilde- kötülükten uzaklaşırsak masalsı YZ destekli kahramanları idealize edebiliriz. Kim bilir, günün birinde farklı paradigmalarımızın YZ’ları arasındaki savaşları uzaktan izleriz. Şöyle diyenler olabilir: Biz zaten bunları Netflix vb. de görüyoruz. Yani, farklı askerlerimizi savaş alanlarına yerleştirdik bile. Bu gerçek mi değil mi? Cevabı da Yapay Zekâya bırakalım.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/neden-korkuyoruz-yapay-zekada-kendimizi-gormek/">Neden Korkuyoruz: Yapay Zekâda Kendimizi Görmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzay Yolculuğunun Hatırlattıkları</title>
		<link>https://hurfikirler.com/uzay-yolculugunun-hatirlattiklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Ertaştan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 12:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=207209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alper Gezeravcı’nın uzaya yaptığı onsekiz günlük seyahat büyük bir merak ve heyecan dalgası yaratırken bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu tartışmaların en renklisi, uzaya çıkan ilk Türk’ü nasıl adlandıracağımızla ilgili olanıydı bana göre: Astronot mu demeliydik, yoksa Sovyetlerin ‘kozmonot’una, Çinlilerin ‘taykonot’una, Fransızların ‘spasonot’una benzer bir isim türetip onu mu kullanmalıydık? Türkonot diyebilirdik meselâ. Ya da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/uzay-yolculugunun-hatirlattiklari/">Uzay Yolculuğunun Hatırlattıkları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alper Gezeravcı’nın uzaya yaptığı onsekiz günlük seyahat büyük bir merak ve heyecan dalgası yaratırken bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu tartışmaların en renklisi, uzaya çıkan ilk Türk’ü nasıl adlandıracağımızla ilgili olanıydı bana göre: Astronot mu demeliydik, yoksa Sovyetlerin ‘kozmonot’una, Çinlilerin ‘taykonot’una, Fransızların ‘spasonot’una benzer bir isim türetip onu mu kullanmalıydık? Türkonot diyebilirdik meselâ. Ya da gökbey, gökmen, gökalp, cacabey, fezagir, evrenot…</p>
<p>Gökbey’e <em>cinsiyetçi</em> diye itiraz ediliyor. Gökmen, türkonot ve evrenot’a Türkçe’nin özünde olmayan (uydurma) eklerle türetildiği için karşı çıkılıyor. Fezagir’e Arapça kökenli olduğu için&#8230; Cacabey’e yükselen itiraz hem telaffuz zorluğundan hem de büyük ölçüde siyasî; bu ismi Devlet Bahçeli teklif etti, çünkü. Velhâsıl bu isimlerin her birine farklı bir gerekçeyle karşı çıkmak mümkün, herhangi biri üzerinde uzlaşmak ise imkânsıza yakın. Benim şahsî tercihim, Gökalp. Bu sayede, ilk uzay yolcumuz Alper Gezeravcı’nın ismi de yaşatılmış olur.</p>
<p>55 milyon dolara mal olduğu söylenen ilk uzay yolculuğumuza getirilen en önemli eleştiri, bunun bir başarı hikâyesi olmaktan ziyade ‘parayı verenin düdüğü çaldığı’ bir iş olduğu yönünde. Bu itham ağır ve haksız. Çünkü devlet bütçesi, yirmi-otuz yıl önce de bu meblağı ödeyecek kudrete sahipti. Dahası, 55 milyon dolarlık maliyeti karşılayabilecek güçte bankalarımız, futbol kulüplerimiz ve işadamlarımız var. Mesele sadece para olsaydı, bu uzay yolculuğunun çok daha önce başlatılması gerekmez miydi? Türkiye Uzay Ajansı’nın ABD’deki muadili NASA ile işbirliği içinde çalışan bir Amerikan şirketinden hizmet satın alma yoluyla yürüttüğü bu projeyi, başarılı bir ilk adım olarak görüyorum. Günün birinde kendi altyapımız ve donanımımızla uzaya çıkabileceksek, bu tür uluslararası projelerde edindiğimiz bilgi ve tecrübe sayesinde olacak bu.</p>
<p>Türkiye’ye uzay yolunda en büyük desteği, bir Amerikan özel sektör kuruluşu SpaceX verdi. Uzay çalışmalarında şirketlerin öne çıkması hem kaynakların verimli kullanılması hem de yolculuğun selameti açısından önemli. Her ticarî müessese gibi SpaceX de başarıya odaklanmış durumda. Bu başarıya en düşük maliyetle, en yüksek kârla ulaşmak için kaynaklarını daha verimli kullanma yolunda sürekli bir arayış içinde. Bunu yapabildiği ölçüde ayakta kalacak ve büyüyecek. Öte yandan her başarısız fırlatma -hele can kaybıyla sonuçlanırsa- şirkete para kaybettirmekle kalmayıp itibarına büyük darbe indirecek, müşteri portföyünü eritecek. SpaceX ve benzerleri, bu ihtimali azaltmak için her türlü tedbiri almak zorunda. Uzaya gönderilen ekipman ve personelin sigortalanması, yeterince tedbir alınıp alınmadığının kontrolü için ilâve bir müşevvik sağlıyor. Zira sigorta şirketi de, tıpkı SpaceX gibi en yüksek kâr saikiyle hareket ediyor. Bir kaza vukuunda para kaybetmek istemeyen sigorta şirketleri, kaza ve ölüm riskini azaltmak için uçuşa hazırlık sürecinin her aşamasına nezaret eden üçüncü bir göz vazifesi görüyor. Sigorta firmalarının uçuş güvenliğini artırmadaki hayatî rolünü merak edenler, Robert Murphy’nin <em><a href="https://www.liberte.com.tr/yanlis-bilinen-kapitalizm">Yanlış Bilinen Kapitalizm</a> </em>kitabının ilgili bölümünü okuyabilir (s. 92 vd). Aynı kitapta bir devlet kurumu olan NASA’nın hantal yapısının yol açtığı savurganlığa ve güvenlik açıklarına işaret ediliyor, tarihin en büyük uzay faciasının (Challenger) bir NASA projesi olduğu hatırlatılıyor. Velhâsıl uzay projelerinde özel sektörün önünü açmak ve olabildiğince işbirliği yapmak, tutulabilecek en iyi yol.</p>
<p>Projeyi genel olarak başarılı bulsam da, Gezeravcı’nın uluslararası uzay istasyonundaki (ISS) ilk günlerindeki hareket tarzı son derece çiğ idi. Bilimsel deneyler gerçekleştirmek üzere gönderildiği bir platformda, seçimlere hazırlanan bir politikacı gibi toplumun her kesimine mavi boncuk dağıtma sevdasına düştü. İlk gün ‘yüce önderimiz, büyük Atatürk’ün dediği gibi, istikbal göklerdedir’ sözleriyle Atatürkçülerin gönlünü fethetmeye çalıştı. İkinci gün ‘sayın cumhurbaşkanımıza ve hükümete’ teşekkürlerini sunarak Ak Parti cenahına selam çaktı. Üçüncü veya dördüncü gün dünyaya doğru namaz kılarak mütedeyyin kesimlere göz kırptı. Bunların hiçbirine gerek yoktu, hâlbuki. O gün neler yaptığı ve istasyonda gündelik hayatın akışıyla ilgili paylaşımlarda bulunması yeterli idi. Kendisinden beklenen ve asıl merak ettiğimiz bunlardı.</p>
<p>Bu vesileyle, hep var olan fakat son zamanlara iyice ayyuka çıkan bir temayüle işaret etmek istiyorum. Atatürk’ü her konuşmaya, her hadiseye, her faaliyete ortak etmek hastalığı. Hastalık diyorum, çünkü bu ciddi bir kendine güven eksikliği ve davranış bozukluğu. Bu bozukluğu spordan siyasete, akademiye, iş ve sanat hayatına kadar her alanda görebiliyoruz.</p>
<p>Meselâ Ak Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan adayı, seçilirse ilk yapacağı işin Anıtkabir’e giderek saygı duruşunda bulunmak olacağını söyledi. İzmir’in ihtiyacı olan şey bu mu? Yahut İzmir’de yaşayan Atatürkçüler “tamam öyleyse, oyumuzu gönül rahatlığıyla bu adaya verebiliriz” mi diyecekler?</p>
<p>Geçen ay, Eczacıbaşı Kadın Voleybol takımının Avrupa Ligi kapsamında bir İtalyan takımıyla yaptığı maça gittim. Bildiğiniz üzere Eczacıbaşı 2023 yılında hem Avrupa hem olimpiyat şampiyonu olan, son derece başarılı bir takım. Kadrosunda Boşkoviç gibi dünya kadın voleybolunun en değerli isimlerinden birini barındırıyor. Böylesine büyük başarılara imza atmış bir takımın kendine ait bir marşı olmaz mı? Bütün maç boyunca Çav Bella ve İzmir Marşı’nı neden dinlemek zorunda kalalım ki?</p>
<p>Benzer bir garabeti Suudi Arabistan’da yapılan (daha doğrusu yapılamayan) Galatasaray-Fenerbahçe kupa maçında da yaşadık. Spora siyaset bulaştırma hastalığı, bu iki takımı 35 milyon dolarlık bir gelirden mahrum etti. Bu rakamın üstüne onar milyon dolar daha ekleyerek uzaya kendi gökalplerini gönderebilirlerdi, hâlbuki. Hem büyük bir gelirden mahrum oldular, hem de bu tür uluslararası organizasyonlara davet edilme şansını heba ettiler. Suudi Arabistan ya da başka bir ülke bu iki takımı bu tür bir özel organizasyona tekrar davet eder mi sanıyorsunuz?</p>
<p>Her sözümüze, fikrimize ve icraatımıza Atatürk’ten destek arama kolaycılığından vazgeçelim, bence. Bu hem ciddi bir hastalık hem de Atatürk’ün benimsemediği fikirleri ve onu savunanları ‘makbul’ dairesinin dışına iten, özgürlük karşıtı bir zihniyetin tezahürü.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/uzay-yolculugunun-hatirlattiklari/">Uzay Yolculuğunun Hatırlattıkları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yolsuzluk ve Usulsüzlüklerle Mücadele Bağımsız Komisyonu” Önerisi</title>
		<link>https://hurfikirler.com/yolsuzluk-ve-rusvetle-mucadele-icin-yolsuzluk-ve-usulsuzluklerle-mucadele-bagimsiz-komisyonu-onerisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haldun Barış]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 05:49:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomik Özgürlük / Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=207073</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Paramparça oluyor böylece dünyamız Kaybediyor tüm gücünü edepli davranış; Nasıl gelişebilir bu durumda akıl, Bizi doğruya götürecek tek unsur? Sonunda sağlam ahlâklı kişi de Yöneliyor dalkavuklara ve rüşvetçilere; Cezalandıramayan hâkim, Birlik oluyor sonunda suçluyla. Karanlık bir tablo çizdim; aslında Bir bahar havası görmeyi tercih ederdim.” Goethe, Faust, Doğu Batı Yüzyıllardır toplumların en büyük sorunlarından biri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/yolsuzluk-ve-rusvetle-mucadele-icin-yolsuzluk-ve-usulsuzluklerle-mucadele-bagimsiz-komisyonu-onerisi/">“Yolsuzluk ve Usulsüzlüklerle Mücadele Bağımsız Komisyonu” Önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“</em><em>Parampar</em><em>ç</em><em>a oluyor b</em><em>ö</em><em>ylece dünyamız<br />
</em><em>Kaybediyor tüm gücünü edepli davranış;<br />
</em><em>Nasıl gelişebilir bu durumda akıl,<br />
</em><em>Bizi doğruya g</em><em>ö</em><em>türecek tek unsur?<br />
</em><em>Sonunda sağlam ahlâklı kiş</em><em>i de<br />
</em><em>Y</em><em>ö</em><em>neliyor dalkavuklara ve rüşvet</em><em>ç</em><em>ilere;<br />
</em><em>Cezalandıramayan hâkim,<br />
</em><em>Birlik oluyor sonunda su</em><em>ç</em><em>luyla.<br />
</em><em>Karanlık bir tablo </em><em>ç</em><em>izdim; aslında<br />
</em><em>Bir bahar havası g</em><em>ö</em><em>rmeyi tercih ederdim.”</em></p>
<p>Goethe, <em>Faust</em>, Doğu Batı</p>
<p>Yüzyıllardır toplumların en büyük sorunlarından biri hiç şüphesiz rüşvet ve yolsuzluktur. Daha önce eski tercümanımız sevgili Doruk Arslan ile birlikte yazdığımız “<em>Yolsuzluk ve Rüşvetle Nasıl Mücadele Edilir?</em>” başlıklı yazıda da bu hususa değinmiş, rüşvet ve yolsuzluğu “<em>yetkili bir kişinin veya kurumun ger</em><em>ç</em><em>ekleştirdiği namussuz faaliyetler” </em>olarak tanımlamıştık. (<a href="https://harputkureseliletisim.org/2023/07/16/yolsuzluk-ve-rusvetle-nasil-mucadele-edilir/">Barış, Haldun, Arslan, Doruk,  Yolsuzluk ve Rüşvetle Nasıl Mücadele Edilir?</a>)</p>
<p>Bugünlerde sosyal medyada özellikle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı’nın HSK’ya yazdığı mektubun konuşulmaya başlanması ile birlikte pek çok meslektaşım karşılaştığı yolsuzluk/rüşvet hadiselerini sosyal medyada yazmaya başladı. <strong>Aslında malumun ilamı niteliğinde olan bu gönderiler artık tuzun koktuğunu gösteriyor. </strong>Ne yazık ki geldiğimiz noktada rüşvet kolayca talep edilebilir hale gelmiştir ve bu büyük ahlâksızlık açıkça konuşuluyor olmasına rağmen hakkettiği tepkiyi görememektedir.</p>
<p>Diğer yandan bu sorun yeni bir sorun veya yalnızca bize mahsus bir sorun da değildir. Tüm dünyada değişen oranlarda yolsuzluk/rüşvet olmakta, birtakım karanlık odaklar ne yazık ki yargıya etki edebilmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha az iken ve sıkı bir mücadele yürütülüyorken gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerde ise bu oran çok daha yüksektir, mücadele ise güçlü değildir. Gelişmekte olan ülkelerden biri olan ülkemizde de bu oran daha yüksektir; hâlihazırda güçlü bir mücadele ise yürütülmemektedir.</p>
<p>Tam olarak burada <strong>namuslu ve işini düzgün yapan memurları ayırmak gerektiğini veya bir genellemeden kesinlikle kaçınmak gerektiğini</strong> vurgulamam gerekir. Kesinlikle ülkemizde işini düzgün yapan, rüşvet almayan, nazik, iyi yetişmiş memurlar da azımsanmayacak kadar çoktur. Ancak kabul etmek gerekir ki ülkemizde rüşvet/yolsuzlukla ilgili ciddi ve istikrarlı bir mücadelenin de yapılması gerekmektedir. Öte yandan rüşveti doğrudan “<em>işi yap paranı al</em>” şeklinde bir yönteme de hapsetmemek gerekir. Avrupalıların Hindistan’da yaptığı gibi memurlara iş karşılığında fonlar, dernekler üzerinden ödenekler, hediyeler farklı makamlar vb. yöntemlerse rüşvet vermenin diğer bazı “temiz” (!) yöntemleridir.</p>
<p>Rüşvet ve yolsuzluk bir toplumu ve bir devleti en hızlı çürüten etkenlerden biridir. Çünkü yolsuzluğun, rüşvetin, usulsüzlüklerin hüküm sürdüğü yerlerde yasalar işlevsizdir ve rafa kaldırılmıştır; ahlak, vicdan gibi değerler erozyona uğramıştır. Ahlak, vicdan gibi değerlerin içselleştirilmediği, yasaların hüküm sürmediği yerlerde kaos ve düzensizlik hakimdir; adaletsizlik hüküm sürer, zulüm baş gösterir; Süleyman’ın Özdeyişleri’nde bu husus şu şekilde ifade edilir:</p>
<p><em>“Kazanca düşkün kişi kendi evine sıkıntı verir, Rüşvetten nefret edense rahat yaşar. /Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur. Kötü kişi adaleti saptırmak için gizlice rüşvet alır. / Adaletle yöneten kral ülkesini ayakta tutar, Rüşvet alansa çökertir.” Süleyman’ın Özdeyişleri 15-17-21-29.</em></p>
<p>Konuyu en güzel açıklayan kaynaklardan biri ise Petrov’un <em>Beyaz Zambaklar Ülkesinde</em> adlı eserindeki şu cümlelerdir:</p>
<p><em>“Mesaisi biten memur ise soluğu bir eğlence yerinde alırdı. Pahalı i</em><em>ç</em><em>kiler su gibi akar, kadınlar </em><em>ç</em><em>evresinde d</em><em>ö</em><em>ner, memur günün yorgunluğunu(!) çıkarırdı. Ancak b</em><em>ö</em><em>ylesi bir hayat i</em><em>ç</em><em>in elbette ki </em><em>ç</em><em>ok para kazanmak gerekiyordu. Bu yüzden </em><em>ö</em><em>nemli devlet işleri bu batakhanelerde rüşvetle d</em><em>ö</em><em>nüyordu. Bu olayları duyanlar yüksek sesle hesap sormaktan korkarak ancak kendi aralarında fısıldaşabiliyorlardı. Halk ağlıyor, inliyor, şikâyet ediyor, kızıyor, nefret ediyor ve “madem devlet adamları vurgun peşinde, biz neden fırsatları değerlendirmeyelim ki?” denilerek milli servet talan ediliyordu. Şükürler olsun ki, şimdi memurların durumu b</em><em>ö</em><em>yle değildir. Yavaş yavaş her devlet dairesine kendi Fin memurlarımızı yerleştiriyoruz veya Finlandiya’ya yerleşen İsve</em><em>ç</em><em>liler’</em><em>in d</em><em>ürüst olanlarını se</em><em>ç</em><em>iyoruz. Bu zamanı</em><em>n de</em><em>ğerini biliniz. Bulunduğunuz kurumda, g</em><em>ö</em><em>rev ba</em><em>şında daha ilk günden başlayarak yeni usulleri uygulayınız. Eski işleyiş bi</em><em>ç</em><em>imini terk ediniz. Tamamen yeni ve ger</em><em>ç</em><em>ek</em><em>ç</em><em>i y</em><em>ö</em><em>ntemleri deneyiniz. Bu yoz y</em><em>ö</em><em>netim bi</em><em>ç</em><em>iminin devlet dairelerinde hi</em><em>ç</em><em>bir izi kalmasın.</em></p>
<p><em>Art</em><em>ık halk da bilsin ki memurlar, halkın hizmet</em><em>ç</em><em>ileridirler. İş i</em><em>ç</em><em>in size müracaat edenlere, sıkıntı veren sinek muamelesi yapmayın. Elden geldiğ</em><em>ince i</em><em>şleri kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Herkese karşı güler yüzlü ve iyi niyetli olun. Sonu</em><em>ç</em><em>ta halk şunu anlasın ki, eğer bir iş sonu</em><em>ç</em><em>lanmıyorsa bu sizin yapmak istemediğinizden değil, yasal olarak yapılması mümkün olmadığındandır.” </em>Grigory Petrov, <em>Beyaz Zambaklar </em><em>Ü</em><em>lkesinde.</em></p>
<p>Hülasa, yolsuzluğu ve rüşveti önlemek, Türkiye’nin yaşanabilir bir ülke olması için en başta yapmamız gerekenlerden biridir. Milli servetimizin korunması, fakirliğin yok olması, “mutlu ve güleryüzlü” insanların, huzurlu semtlerin ülkesi olabilmek için bunu yapmamız gerekmektedir. Açıkçası ben bazı değişen kadrolardan da bu noktada umutlu olduğumu ifade etmeliyim.</p>
<p>Sözü daha fazla uzatmadan, bu yazıyı kaleme almaktaki amacımı sizlere açıklamak istiyorum. Daha evvel çeşitli platformlarda yayınlanan yazılarımda yolsuzluk ve rüşvetle mücadele için birtakım öneriler sunmuştum:</p>
<p><em>“Yetkililer ve çalışanlara rüşvet ve yolsuzluk konusunda detaylı ve süregelen eğitimler vermek gerekir.</em></p>
<p><em>Mülakatların objektif kriterler eşliğinde yapılması ve bir denetim mekanizması süzgecinden geçirilmesi önem arz etmektedir.</em></p>
<p><em>Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele kapsamında üçüncü önerimiz ise yetkililerin istinasız şekilde “rotasyona” tabi olmalarıdır.</em></p>
<p><em>Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele kapsamında dördüncü önerimiz ise açıklık, şeffaflık ve kaydedilebilirlik gibi hususların sağlanabilmesi için “dijitalleşme” süreçlerine önem vermek ve bu süreçleri hızlandırmaktır.</em></p>
<p><em>Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele için özel kanunların çıkarılması ve “bağımsız bir kuruluş” kurularak mücadeleye başlanmasıdır. (Hong Kong örneğinde olduğu gibi.)”  (<a href="https://harputkureseliletisim.org/2023/07/16/yolsuzluk-ve-rusvetle-nasil-mucadele-edilir/">Barış, Haldun, Arslan, Doruk,  Yolsuzluk ve Rüşvetle Nasıl Mücadele Edilir?</a>)</em></p>
<p>Bu önerilerden dijitalleşme önerisinin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Günümüzde icra dairelerindeki usulsüzlüklerin oldukça azalması hiç şüphesiz dijitalleşmenin bir sonucudur. (Benzer bir çalışma ivedilikle Göç İdareleri’nde de yapılmalıdır.) Buna daha önce de değinmiştim:</p>
<p><em> </em>“Dijitalleşme, yolsuzlukla mücadelede önleyici bir güç olabileceği gibi yapılan yolsuzlukları ortaya çıkarması açısından da oldukça önemli bir işlev üstlenebilir. Santiso’nun makalesinde verilerle açıkladığı birtakım örnekleri burada zikretmek yerinde olacaktır:</p>
<ul>
<li>Ukrayna’da kullanılmaya başlayan bir yapay zeka programı ile Ukrayna,  ihale süreçlerini incelemekte ve bu şekilde günde 4500 ihaleyi denetlemektedir. Bu yapay zeka sayesinde, OECD verilerine göre Ukrayna yılda 1.9 milyar USD kazanç elde etmiş ve ayrıca ihalelerdeki rekabetin artmasını sağlamıştır.</li>
<li>Kolombiya’da geliştirilen bir uygulama ile madencilik sektöründeki süreçler kamuya açık hale getirilerek şeffaflık sağlanması amaçlanmıştır.</li>
<li>Brezilya’da geliştirilen bir program ise ihale sözleşmelerini analiz ederek şüpheli işlemleri ortaya çıkarmaktadır.</li>
</ul>
<p><em> </em>Ülkemizin dijital dönüşüm ile yolsuzlukla mücadele etmesine yönelik olarak benim birkaç önerim ise şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>Devletin, merkezî kayıt kullandığı her alanda dağıtık defter teknolojisinin (DLT) kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin analizler ve değerlendirmeler yapılmalıdır.</li>
<li>İhale ve teklif süreçlerinin tamamı dijital ortamda yürütülmeli, yapay zekâların denetiminden geçmelidir (Brezilya, Kolombiya, Meksika’dakine benzer uygulamalar ile)</li>
<li>Vergi dairelerinin hızlı bir şekilde dijital dönüşüm süreci geçirmesi gerekmektedir.  Çeşitli yapay zeka uygulamaları ile denetimlerin gerçekleştirilebileceği ve bu durumun Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’na ciddi faydalar sağlayacağı açıktır.</li>
<li>Aynı şekilde Sayıştay uzmanlarının yaptığı pek çok denetim, yine süreçlerin dijital ortama aktarılması ile hızlı ve etkin şekilde yapay zeka uygulamaları aracılığıyla yapılabilir.</li>
<li>Ülkemizde Enron skandalı benzeri bir skandal yaşanmaması için SPK tarafından yapay zekâ ile denetimler artırılmalı, muhasebe hilelerine yönelik olarak da yapay zekâ altyapısına yönelik Ar-Ge faaliyetleri yürütülmelidir.</li>
<li>Konuya ilişkin bir diğer önerim ise aslında zaten dijital ortamda yazılan yargı kararlarının, bir yapay zeka uygulaması ile anonimleştirilerek, kamuya açık hale getirilmesidir. Eğer bu yapılırsa, yargıdaki yolsuzluklar ile ciddi şekilde mücadele edilebilir.</li>
</ul>
<p>Bu listeyi uzatmak aslında oldukça kolaydır. Tapudaki işlemler, göç idaresindeki işlemler, imar-iskân işlemleri vs. daha pek çok süreç dijital ortamda yürütülüp ardından yapay zeka denetiminden geçirilebilir.” (<a href="https://hurfikirler.com/dijitallesme-ve-yolsuzlukla-mucadele/">Barış, Haldun, Dijitalleşme ve Yolsuzlukla Mücadele</a>)</p>
<p>Bu yazımda ise önerilerimden bir diğerini açmak ve tekrardan önermek istiyorum: Hong Kong örneğinde olduğu gibi bağımsız bir “<strong>Yolsuzluk ve Usulsüzlüklerle Mücadele Komisyonu</strong>”.</p>
<p>Bilindiği üzere, 1970’lerde Hong Kong’da emniyet amiri Godber’in serveti gündeme gelmiş ve Godber soruşturma açıldığında ülkeyi terk ederek bardağı taşırmıştır. Bunun üzerine Hong Kong’da örnek alınası bir yolsuzlukla mücadele sergilenmiştir. Hong Kong’da bugün hâlâ aktif olan bir komisyon (<em>Yolsuzlukla Mücadele Bağımsız Komisyonu (ICAC</em>)) kurulmuş ve bu komisyon operasyon birimi, yolsuzluk önleme birimi ve halkla ilişkiler birimi olmak üzere üç birime ayrılmıştır. Ayrıca bir dizi kanun ile de bu komisyonun işleri kolaylaştırılmıştır.</p>
<p>Ülkemizde de benzer bir komisyon kurulabilir. Bu komisyon hukukçular, akademisyenler, bürokratlar, Sayıştay uzmanları, Devlet Denetleme Kurulu Üyeleri ve yüksek yargıçlar arasından (görevlerinden ayrılmak kaydıyla) “TBMM” aracılığıyla oluşturulmalı ve TBMM’ye karşı sorumlu olmalıdır. Komisyon sistemi Devlet Denetleme Kurulu sistemi gibi olabilir ancak soruşturma ve denetim konularını Cumhurbaşkanı veya Meclis değil üyelerden herhangi birinin teklifi belirlemeli, 1/3 üye oyu alınması halinde denetime başlanmalı, alt gruplar ve çalışanlar “görevlendirme” marifetiyle kurulun hiyerarşik düzenine katılabilmeli, “bilgi alma ve savunma isteme” yetkisi verilmeli, yargı denetimi açık kalmak kaydıyla emekliye ayırma ve rotasyon gibi yetkiler verilmelidir. Bu komisyon; Devlet Denetleme Kurulu, HSK, İçişleri Bakanlığı, MİT ve İletişim Başkanlığı’ndan alacağı desteklerle birimlerini oluşturabilir ve genel hükümlerle suç duyurusunda bulunup yolsuzlukla mücadele edebilir. Kesinlikle yolsuzlukla mücadele için özel bir mahkeme birimi (<em>özel yetkili mahkemeler, devlet güvenlik mahkemeleri vb. mahkemeler gibi</em>) düşünülmemelidir.</p>
<p>Diğer yandan bu mücadele için yolsuzluk ve rüşvetin zararlarına ilişkin yayınlar yapılmalı, sosyal medya organları aktif olarak kullanılmalı, ihbar hatları oluşturulmalı halkın işbirliği için bir dönüşüm zemini oluşturulmalı, sivil topluma projeler ve fonlarla destekler verilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı sıklıkla hutbe ve vaazları yolsuzluk ve rüşvet temalı yapmalıdır. Bir an önce halkımız “bal tutan parmağını yalar” gibi sapkın düşüncelerden uzaklaşmalı; Turgut Özal’ın söylediği “benim memurum işini bilir” mantığını bir kenara bırakmalıdır. Bunun için İletişim Başkanlığı ve TRT’ye de önemli ölçüde iş düşmektedir.</p>
<p>Hiç şüphesiz ki bu mücadelenin en önemli ayağı ise biz gençlere düşmektedir. Rahatsızlığımızı dile getirip hukuki çerçeve içerisinde ve yapıcı bir dille ülkemizin bu urdan, bu kanserden kurtulması için elimizden geleni yapmalıyız. Türkiye’nin “<em>Güçlü Düşünce, Yüksek İşler, Yü</em><em>ce Giri</em><em>şimler, Sağlıklı Hayvancılı</em><em>k, En </em><em>İyi Tarım, Kaliteli Kumaş, Temiz Vicdan, Yeni Fikirler, Mekanik Başarı, Mü</em><em>reffeh Millet!</em>” standartlarına ulaşmasının yegâne yolu budur!</p>
<p><strong>Av. Haldun Barış</strong></p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></p>
<p>Barış Haldun, Arslan Doruk,  “Yolsuzluk ve Rüşvetle Nasıl Mücadele Edilir?”, <em>Harput Küresel İletişim</em>, <a href="https://harputkureseliletisim.org/2023/07/16/yolsuzluk-ve-rusvetle-nasil-mucadele-edilir/">https://harputkureseliletisim.org/2023/07/16/yolsuzluk-ve-rusvetle-nasil-mucadele-edilir/</a></p>
<p>Barış Haldun, “Dijitalleşme ve Yolsuzlukla Mücadele”, <em>hurfikirler.com</em>, <a href="https://hurfikirler.com/dijitallesme-ve-yolsuzlukla-mucadele/">https://hurfikirler.com/dijitallesme-ve-yolsuzlukla-mucadele/</a></p>
<p>Petrov, Grigory, <em>Beyaz Zambaklar Ülkesinde.</em></p>
<p>Hobsbawm, Eric, <em>Kısa 20. Yüzyıl 1914-1991 Aşırılıklar Çağı</em>, Sarmal Yayınevi, 1996.</p>
<p>İşler, Kutay,  Kutluay Tutar, Filiz, Yolsuzlukla Mücadele: Seçilmiş Ülke Örnekleri, <em>İzmir Sosyal Bilimler Dergisi</em>, Cilt 2, Sayı 1, Haziran 2020, ss. 30-41.</p>
<p>Independent Commission Against Corruption, Hong Kong, <a href="https://www.icac.org.hk/en/about/history/index.html">https://www.icac.org.hk/en/about/history/index.html</a></p>
<p>Lai, Alan, “Building Public Confidence in Anti Corruption Efforts: The Approach of the Special Administrative Region of China”,  United Nations Office on Drugs and Crime, <a href="https://www.unodc.org/documents/treaties/publications/building_confidence.pdf">https://www.unodc.org/documents/treaties/publications/building_confidence.pdf</a></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/yolsuzluk-ve-rusvetle-mucadele-icin-yolsuzluk-ve-usulsuzluklerle-mucadele-bagimsiz-komisyonu-onerisi/">“Yolsuzluk ve Usulsüzlüklerle Mücadele Bağımsız Komisyonu” Önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka, Hukuk ve Yargılamaların Hızlandırılması Önerisi</title>
		<link>https://hurfikirler.com/yapay-zeka-hukuk-ve-yargilamalarin-hizlandirilmasi-onerisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haldun Barış]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 May 2023 08:29:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206771</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu hemen her devrim niteliğinde teknolojik gelişmenin ardından aynı endişe ile  benzer konular üzerine tartışmaya başlamıştır. Örneğin Sanayi Devrimi&#8217;nde makinelerin insanların yaptığı işleri yaparak işsizliğe ve sosyal bunalıma yol açacağını, hatta insanlığın sonu olabileceğini tartışmıştı. Sanayi Devrimi&#8217;nin çok büyük etkileri olduğu kesin olsa da insanlığın sonunu getirmediği hatta refahı ve bolluğu arttırdığı ortadadır. Günümüzde de [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/yapay-zeka-hukuk-ve-yargilamalarin-hizlandirilmasi-onerisi/">Yapay Zeka, Hukuk ve Yargılamaların Hızlandırılması Önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu hemen her devrim niteliğinde teknolojik gelişmenin ardından aynı endişe ile  benzer konular üzerine tartışmaya başlamıştır. Örneğin Sanayi Devrimi&#8217;nde makinelerin insanların yaptığı işleri yaparak işsizliğe ve sosyal bunalıma yol açacağını, hatta insanlığın sonu olabileceğini tartışmıştı. Sanayi Devrimi&#8217;nin çok büyük etkileri olduğu kesin olsa da insanlığın sonunu getirmediği hatta refahı ve bolluğu arttırdığı ortadadır. Günümüzde de önemli teknolojik gelişmeler yaşanmakta ve bu teknolojik gelişmelere paralel olarak benzer tartışmalar yaşanmaktadır. Özellikle son yıllarda blokzincir teknolojisi, WEB 3.0 teknolojileri gibi önemli gelişmelerle birlikte yapay zeka alanında da çığır açıcı ilerlemeler kaydedilmektedir.</p>
<p>Son olarak geçtiğimiz aylarda Open AI şirketi tarafından geliştirilen ve kapasitesi oldukça yüksek olan ChatGPT 4 ile konu yeniden gündeme geldi ve tartışılmaya başlandı. Yapay zeka konusunda beklentiler, 2030 yılında insanların yaptığı bütün işlerin yapay zeka ve robotlar tarafından yapılabileceği yönündedir. Bu da her ne kadar gelişmemiş ülkelerde henüz anlaşılamamış olsa da  insanlarda ciddi endişeye neden olmakta, işsizlik kaygısına yol açmaktadır.</p>
<p>Tartışmaya ilişkin, <em>Robotların Yükselişi</em> adlı kitabın girişinde yer alan Milton Friedman’ın bir anısına burada yer vermek faydalı olacaktır: Friedman bir Asya ülkesine danışmanlık verdiği sırada bir proje sahasını gezerken işçilerin küreklerle çalıştığını, sahada hiç buldozer ve traktör olmadığını görmüş. Bu durumun sebebini sorduğunda ise “<em>bu bir istihdam projesi”</em> yanıtını almış. Cevap olarak Friedman, <em>“o zaman işçilere kürek yerine kaşık verseydiniz</em>” cevabını vermiştir. (Yeri gelmişken, bu anekdotu okuduğumda aklıma ülkemizdeki memur enflasyonu da geldi. Halihazırda Türkiye, istihdam için memurlarına kaşık veren ülke pozisyonundadır.)</p>
<p>Friedman’ın da dalga geçtiği gibi teknolojinin işsizlik benzeri sonuçlara yol açacağı kaygısı yersizdir. Bana göre bu endişeler tartışılmalı ancak korkuya ve kaygıya neden olmamalıdır. Çünkü benzer kaygılar Sanayi Devrimi’nde de yaşanmıştı ve sonuçta belli bir bunalım dönemi geçirilmiş olsa da insanlık makineleri nasıl kullanması gerektiğini ustaca ortaya koydu, yeni meslek kolları geliştirdi ve refaha kavuştu. Robotların da ortaya koyacağı becerileri nasıl kullanmamız gerektiğinin yolunu elbette bulacağız. Bu bir değişime ve dönüşüme yol açacak, belki çok kuvvetli bir değişime yol açacak, ancak en nihayetinde adapte olup doğru düzenlemeleri yapabilirsek ve doğru adımları atabilirsek bu insanoğlunun faydasına olacaktır. Nitekim PriceWaterhouseCoopers tarafından yayınlanan bir raporda yapay zekanın, 2030 yılında dünyadaki GSYİH’yı 15.7 triyon USD artırabileceği öngörülmektedir. Bunun gibi pek çok rapor yapay zeka kullanımının zenginliği ciddi oranlarda artırabileceğini göstermektedir. Elbette, para kazanma yolları, finans sistemi vd. önemli değişikliğe uğrayacaktır.</p>
<p>Martin Ford’un <em>Robotların Yükselişi</em>’nde bahsettiği gibi yapay zekanın bizlere getireceği asıl değişiklik, <strong>tarih boyunca makinelerin hep araç olmuşken artık otonom işçiler haline geleceğidir.</strong> Ancak yine de kısa vadede insana olan ihtiyaç belli ölçülerde korunacaktır. Yakın zamanda insanlar şöför koltuğunda bir insanın oturmadığı bir arabaya binmeyecekler, bir doktorun kontrol etmediği robota güvenmeyecekler, insan pilot olmadan bir uçağa binmeyeceklerdir.</p>
<p>Yapay zeka konusunda endişeler yalnızca işsizlik ve insanoğlunun düşeceği sosyal bunalım değildir.  Yapay zeka kullanımının beraberinde getirdiği tartışmaların bir kısmı ise kişisel verilerin gizliliği, mahremiyet hakkı, yapay zekanın denetimi ve kontrolü ile enerji tüketimi noktasında toplanmaktadır. Endişelerin temelinde, insan zekasının yapay zekayı denetleyebilecek kadar yüksek olmadığı düşüncesi yatmaktadır. Yapay zekanın denetimi noktasında ilginç fikirlerden birisi ise yapay zekanın yine yapay zekalar tarafından denetlenmesi fikridir. Gerçekten de olağanüstü bilgisayar sistemlerine sahip bu robotlar ve botlar oldukça yüksek kapasiteye sahiptir.</p>
<p>Yapay zeka teknolojisinde yukarıda bahsettiğimiz endişeler daha kısa vadede hayatımızı etkileyebilecek tartışmalar olup bu endişelerin haklılık payları yüksektir. Öncelikle kişisel verilerin güvenliği noktasında gerekli çalışmalar, yalnızca hukukçularla değil, konuya iyi hakim bilirkişi yazılım uzmanlarıyla yapılmalıdır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, kişisel verilere ilişkin tedbirler ve önlemler daha sıkı alınmalıdır.  Diğer yandan yapay zekaya ilişkin algoritmaların açık olması yapılan çalışmaların şeffaf olması ve bilgi paylaşımı da güvenlik açısından önemli olacaktır. Halihazırda bu konudaki girişimler yeterli ve etkili olmasa da kısa zamanda gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı kanaatindeyim. Konuya ilişkin Darrel M. West, “Six Steps to Responsible AI in the Federal Government” yazısında şu ifadeleri kullanmıştır:</p>
<p><em>“Yapay zekanın adalet, şeffaflık, kişisel verilerin gizliliği, insan güvenliği ve faaliyetlerinin açıklanabilmesi gibi ilkelere sahip olması gerektiği konusunda bir fikir birliği mevcuttur. Neredeyse tüm etik</em><em>ç</em><em>iler ve teknolojilere ilişkin politikaları öne sürenler bu fakt</em><em>ö</em><em>rlerin </em><em>ö</em><em>nemini vurguluyor ve adil, şeffaf, güvenli ve anlaşılabilir algoritmaların kullanılmasını destekliyorlar.&#8221; *</em></p>
<p>Diğer yandan, Türkiye’de İstanbul Barosu Bilişim Komisyonu ve birkaç akademisyen dışında konunun çalışılmadığını, Türkiye’nin tıpkı KVKK mevzusunda olduğu gibi böyle önemli bir mevzuda da çok geriden geldiğini ifade etmem gerekir. Kaldı ki Türkiye, KVKK konusunda da oldukça başarısız mevzuat örnekleri sergilemiştir. (Konuya ilişkin eleştirilerimi ayrı bir yazıda kaleme alacağım.)</p>
<p><strong>Yapay Zekanın Hukukta Kullanımı ve UYAP 2.0 Önerisi</strong></p>
<p><strong> </strong>Takip edenlerin bileceği üzere yakın zamanda yapay zekanın bir avukat olarak ABD’de duruşmaya katılmak istediği ancak baroya kayıtlı olmadığı için (gerçek bir kişi olmadığı için kayıt olamaz) duruşmaya kabul edilmediği haberleri çıkmıştı. Bunun üzerine davalı kişi, yapay zekaya kendisine bir savunma hazırlamasını istemiş, hazırlatmış ve mahkemede bu savunmayı yapmıştı. Mahkeme sonucunda ise davalı bazı savunmaları eksik yaptığı için daha az ceza alabilecekken daha fazla cezaya çarptırılmıştı. Söz konusu yapay zeka uygulaması daha pek çok kişiye hukukî destek sağlamış, kısa süre sonra ise uygulamanın geliştiricisi hakkında dolandırıcılıktan onlarca şikayette bulunulmuştur.</p>
<p>Bu olayın ayrıntılarına küçük bir araştırma ile rahatlıkla ulaşılabilir. Konuyu çok uzatmamak ve yazıyı sıkıcı hale getirmemek için konuya ilişkin gelinen son noktayı özetlemek istiyorum:</p>
<p>Yapay zeka gelinen noktada iyi bir avukat asistanı olarak veya iyi bir katip olarak kullanılabilir. Ancak kesinlikle bir avukat olarak görülebilecek ya da hukukî bilgi danışacabileceğimiz kapasiteye gelmemiştir. Diğer yandan yapay zeka ile birlikte dava dilekçesine içtihat bulma, delilleri hazırlama, klasörler dolusu belgeleri dava dilekçelerimizle en uyumlu ve işlevsel şekilde sunabilme gibi iş ve işlemleri yapabiliriz. Konuya ilişkin John Villasenor’ın <a href="http://brookings.edu">brookings.edu</a>&#8216;da yazdığı “How AI will revolutionize the practice of law” başlıklı yazıda yapay zekanın hukukî kullanım alanlarına değinilmiştir:**</p>
<p>Villasenor&#8217;e göre yapay zeka avukatlara olan ihtiyacı bitirmeyecek olsa da avukatların işlerini kolaylaştıracağından daha düşük maliyetli bazı işlemlerin yapay zeka ile yapılmasını sağlayabilir ve avukatlar daha kısa ve basit dilekçeleri yapay zekaya yazdırdıktan sonra sadece kontrol edip bazı düzeltmeler yapıp daha az gelire sahip insanların avukatlık hizmetinden yararlanmasını sağlayabilir, böylece adalete olan erişim de artmış olur. Villasenor yazısında, yapay zekanın avukatların araştırmaları sırasında oldukça kolaylıklar sağlayacağını da belirtmekte ve hukuk firmalarının ve hukuk fakültelerinin bu eğitimlere yer vermeleri gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca Villasenor’a göre yargıçlar da benzer şekilde yapay zekadan yararlanabilecektir. Araştırmaların, delillerin tasniflenmesinin, keşifler sırasındaki birçok bilgi ve belgenin dosyada kullanılmasının kolaylaştırılması yapay zeka ile etkili şekilde sağlanabilir.</p>
<p>Bana göre, daha gelişmiş yapay zekalar, <strong>hesap bilirkişiliği</strong> ve diğer <strong>bazı bilirkişilik</strong> işlevlerini de yapabilir. Böylece aylarca süren bilirkişi raporu alma kısmı çok kısalır ve yargılamada süreler azalabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öyleyse, yapay zeka konusuna yüzeysel bir bakış attığımız ve yapay zeka-etik tartışmasına girmediğimiz bu yazıyı bir öneri ile bitirmiş olalım:</p>
<p>Ülkemizde yapılan seçimlerin ardından, henüz kim olacağı belirsiz olan yeni adalet bakanı, Ulusal Yargı Ağı Projesi’nin ikinci sürümünü muhakkak gündeme almalı, daha kullanışlı, daha hızlı ve daha işlevsel <strong>UYAP 2.0</strong> geliştirilip kullanıma sunulmalıdır.  <strong>Öncelikle UYAP 2.0 içerisine doğal dil işleme (NLP) teknolojisi eklenmelidir</strong>.<strong> UYAP 2.0 içerisinde avukatların ve vatandaşların da erişimine açık olacak şekilde, yapay zeka marifetiyle içtihat arama bölümü eklenmelidir</strong>. <strong>Ayrıca yargılamaların hızlandırılması için yine yapay zeka marifetiyle aylarca süren bilirkişi seromonisinin kısaltılması noktasında, hesap bilirkişiliği alanında kullanışa sunulabilecek “hesaplama” bölümü oluşturulmalıdır.</strong> Zaten halihazırdaki raporlar dahi hatalı olabilmekte, avukatlar ve yargıçlar hesaplamaları kontrol etmektedir. Yargılamalarda yalnızca hesap bilirkişiliği konusunda dahi yapay zekadan yararlanıldığında yargılamaların sürelerinin azalacağı kesindir.</p>
<p><strong>Avukat Haldun Barış </strong></p>
<p><strong>Notlar</strong>:<br />
* Darrel M. West, Six Steps to Responsible AI in the Federal Government,   <a href="https://www.brookings.edu/research/six-steps-to-responsible-ai-in-the-federal-government/">https://www.brookings.edu/research/six-steps-to-responsible-ai-in-the-federal-government/</a></p>
<p>** Villasenor John, “How AI will revolutionize the practice of law”, Mart 2023, <a href="https://www.brookings.edu/blog/techtank/2023/03/20/how-ai-will-revolutionize-the-practice-of-law/">https://www.brookings.edu/blog/techtank/2023/03/20/how-ai-will-revolutionize-the-practice-of-law/</a></p>
<p><strong>Diğer Bazı Kaynaklar:</strong></p>
<p>Ford Martin, <em>Robotların Yükselişi</em>, Kronik Kitap, 11. Baskı, 2022</p>
<p>Chul Han Byung, <em>Şeffaflık Toplumu</em>, Metis, Ekim 2022</p>
<p><a href="https://www.istanbulbarosu.org.tr/komisyonlar.aspx?ID=1&amp;DESC=BILISIM-HUKUKU-KOMISYONU-YAPAY-ZEKA-CALISMA-GRUBU">https://www.istanbulbarosu.org.tr/komisyonlar.aspx?ID=1&amp;DESC=BILISIM-HUKUKU-KOMISYONU-YAPAY-ZEKA-CALISMA-GRUBU</a></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/yapay-zeka-hukuk-ve-yargilamalarin-hizlandirilmasi-onerisi/">Yapay Zeka, Hukuk ve Yargılamaların Hızlandırılması Önerisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Selçuk abi, Selçuk abi…”</title>
		<link>https://hurfikirler.com/selcuk-abi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Selvi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Apr 2023 17:06:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk Havalimanı’nda Teknofest coşkusu bir kez daha başladı. Ben de Cuma günü alana giderek Türkiye’nin milli teknoloji hamlesinde hangi noktaya geldiğini yakından görme fırsatım oldu. Alanda dolaşırken Selçuk Bayraktar ile de denk geldik. Kendisi KIZILELMA insansız savaş uçağımızın olduğu bölgede gazetecilere röportaj veriyordu. Etrafında ise yüzlerce kişi hatta binlere ulaşan bir kitle vardı. Çocuklar hep [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/selcuk-abi/">“Selçuk abi, Selçuk abi…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Havalimanı’nda Teknofest coşkusu bir kez daha başladı. Ben de Cuma günü alana giderek Türkiye’nin milli teknoloji hamlesinde hangi noktaya geldiğini yakından görme fırsatım oldu.</p>
<p>Alanda dolaşırken Selçuk Bayraktar ile de denk geldik. Kendisi KIZILELMA insansız savaş uçağımızın olduğu bölgede gazetecilere röportaj veriyordu. Etrafında ise yüzlerce kişi hatta binlere ulaşan bir kitle vardı. Çocuklar hep bir ağızdan, “Selçuk abi… Selçuk abi…” diye bağırıyordu. Büyükler ise Selçuk Bayraktar’a seslenerek, “Senin için Rize’den geldik. Anadolu’dan geldik.” gibi ifadeler kullanıyordu.<br />
Bu sözleri ilk duyduğumda çok etkilendim. Çünkü bizler sosyal medyada her zaman Türkiye’nin milli teknoloji hamlesinin öncülerinden olan Selçuk Bayraktar’a olan sevgiyi zaten işitiyor ve görüyorduk. Fakat bu sevginin bu kadar içten ve samimi olduğuna ilk defa canlı şahit oldum. Bayraktar ise, gelenleri kırmamak ve onları selamlamak için oldukça çaba sarf ediyordu.</p>
<p>Aslında bu cümleleri yazmamdaki asıl amaç bir süredir kendilerine karşı muhalefet cenahından devam eden yıpratma politikalarıydı. Muhalefetten CHP ve Deva Partisi zaman zaman özellikle alan bulduğu anlarda Bayraktar ailesine üstü kapalı bir şekilde tehditte bulunuyor.</p>
<p>Önce bir iki ay önce Deva Partisi lideri Ali Babacan, “SİHA’lara dokunacağız” açıklaması yapmıştı. Şimdi ise Kemal Kılıçdaroğlu önce “Dünyanın bütün rejimlerinde savunma sanayisi mutlaka devletle beraber yürümek zorundadır. Eğer siz sadece özel sektöre verirseniz, diyelim ki arkadaşımız İHA’yı yapıyor, bu da Türkiye için büyük bir risk. Neden? Yarın fabrikayı kalktı, Amerikalılara ya da Katarlılara sattı. Olmaz” dedi.</p>
<p>Diğer bir taraftan Kılıçdaroğlu bir video yayımlayarak, Teknofest’in yapıldığı alan olan Atatürk Havalimanı’nı bir ABD’li şirkete verme vaadinde bulunuyor. Kılıçdaroğlu’nun bu vaadinin Teknofest ’in başladığı zamanda gelmesi açısından da oldukça manidar. Kılıçdaroğlu bu vaadini “Atatürk Havalimanı’nı, ‘Havacılık ve Uzay Çalışmaları Merkezi’ haline getireceğiz” diyerek duyurdu.</p>
<p>Fakat şu anda Atatürk Havalimanı’nda yapılan Teknofest veya önceki yıllarda yapılan Teknofest etkinliklerinde zaten birçok yerli ve milli teknoloji ürünleri sergileniyor. Ve Türkiye’nin dört bir yanından gençler buraya gelerek çeşitli yarışmalara da katılıyor. Durum böyleyken Kılıçdaroğlu’nun içerideki teknolojiyi bırakıp Amerikan menşeli teknolojiye merak salması da oldukça ilginçtir. Kılıçdaroğlu her ne kadar “Biz yapamayız. Batı bizden iyisini yapar” düşüncesini aşamamış olsa da benim alanda gördüğüm tabloda toplumumuz, “artık biz yüksek teknolojide de en iyisini yaparız” düşüncesine gelmiştir. Bizim de görüş fark etmeksizin ülkemize değer katan bu ürünlere, isimlere ve değerlerimize sahip çıkmamız gerekir.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/selcuk-abi/">“Selçuk abi, Selçuk abi…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijitalleşme ve Yolsuzlukla Mücadele</title>
		<link>https://hurfikirler.com/dijitallesme-ve-yolsuzlukla-mucadele/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haldun Barış]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 10:51:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Özgürlük / Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijitalleşme gün geçtikçe daha da hızlı şekilde hayatımıza etki eden bir süreç haline gelmektedir. Çeşitli teknolojik gelişmelerin, iş hayatındaki süreçleri dönüştürmesi ile birlikte dijital dönüşüm bir süredir hız kazanmıştır. Yeni teknolojik gelişmeler ile birlikte dijital dönüşüm süreci daha da hızlanacak ve hayatımızın her alanında varlığı görülmeye başlayacaktır. Ülkemizde de iş dünyası, kamu kurumları ve sivil [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/dijitallesme-ve-yolsuzlukla-mucadele/">Dijitalleşme ve Yolsuzlukla Mücadele</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijitalleşme gün geçtikçe daha da hızlı şekilde hayatımıza etki eden bir süreç haline gelmektedir. Çeşitli teknolojik gelişmelerin, iş hayatındaki süreçleri dönüştürmesi ile birlikte dijital dönüşüm bir süredir hız kazanmıştır. Yeni teknolojik gelişmeler ile birlikte dijital dönüşüm süreci daha da hızlanacak ve hayatımızın her alanında varlığı görülmeye başlayacaktır.</p>
<p>Ülkemizde de iş dünyası, kamu kurumları ve sivil toplum aktörleri iş süreçlerini dijitalleştirmekte ve dijital dönüşüm sürecine entegre olmaktadır. Ülkemizde kamu kurumlarının dijital dönüşüm süreci pek çok gelişmiş ülkeye kıyasla daha iyi durumdayken, iş dünyası ve sivil toplum aktörleri içinse aynı kanaatte olmadığımı belirtmem gerekir.<em> (Burada ge</em><em>ç</em><em>tiğimiz günlerde Sivil Toplum Düşü</em><em>nce Enstit</em><em>üsü olarak, sivil toplum akt</em><em>ö</em><em>rlerinin dijitalleşmesine ilişkin bir </em><em>ç</em><em>alıştay ger</em><em>ç</em><em>ekleştirdiğimizi duyurmak isterim. Moderat</em><em>ö</em><em>rlüğünü üstlendiğim bu </em><em>ç</em><em>alıştaya ilişkin rapor tasarım aşamasında olup kısa süre içerisinde Sivil Toplum Merkez </em><em>Ü</em><em>ssü&#8217;nün web adresinde yayınlanacaktır.) </em></p>
<p>Dijital dönüşüm süreci denince akıllara, yalnızca WEB 2.0 araçlarının veya sosyal medya araçlarının kullanımı gelmemeli, teknolojik gelişmelerin iş süreçlerini kolaylaştırıcı, tasarruf ettirici, şeffaflık ve hız kazandırıcı rollere büründürüldüğü kullanım alanları gelmelidir. Bu kullanım alanlarının artması ile birlikte dijital dönüşüm süreçleri beraberinde pek çok tartışmayı da getirmektedir. Bu tartışmalardan biri olan dijitalleşmenin demokratikleşmeye etkisini daha evvel  Hür Fikirler&#8217;de “<a href="https://hurfikirler.com/demokratiklesme-ve-blokzincir-teknolojisi/">Demokratikleşme ve Blokzincir Teknolojisi</a>” başlıklı yazı ile kısmen tartışmaya çalışmıştım. Bu yazıda ise dijitalleşme süreçlerinin aslında ülkemizde pek ele alınmamış olan bir yönünü; yolsuzluğa etkisini kısaca tartışmaya çalışacağım. <strong>Öncelikle belirtmeliyim ki, yolsuzluklar</strong><strong>la m</strong><strong>ücadele aracı olarak dijitalleşme; ülkemizdeki düşünce kuruluşlarının ve akademik </strong><strong>ç</strong><strong>alışmaların titizlikle ele alması gereken bir konudur. Ülkemizde bu konu hakkında çalışma ve veriler yok denecek kadar azdır</strong>. Umarım yakın zamanda konuya ilişkin çalışmalar yapılır ve mühendislerin de katkıları ile çeşitli uygulamalar geliştirilir.</p>
<p>Dijitalleşmenin yolsuzlukla mücadelede kullanılabileceği ve önemli bir rol üstlenebileceği, pek çok teorisyen tarafından sıklıkla ifade edilmiştir. Çünkü dijitalleşme, yolsuzluk yapmak isteyenlerin arzuladıkları ortamı baltalamakta, iş süreçlerini kayıt altına alarak denetimleri kolaylaştırmaktadır.  Dr. Carlos Santiso, Cambridge University&#8217;de yaptığı bir çalışmada dijitalleşme sürecinin yolsuzlukla mücadeledeki işlevine dair üç hususu sıralamaktadır.</p>
<p><em>&#8220;a) ilk olarak, bilgiye erişim ve tasarım gereği şeffaflık açısından verilerin kalitesini ve kullanılabilirliğini iyileştirerek eyleme dönüştürülebilir şeffaflığı artırmak; (b) ikincisi, analitik amaçlar için verilerin yeniden kullanılmasını sağlayarak ve yolsuzluk riskleri hakkında daha iyi istihbarat üreterek, bozuk davranışları ve şüpheli verileri tespit etmek; (c) üçüncüsü, işlemleri kişisel olmayan hale getirerek ve bürokratik prosedürleri otomatikleştirerek rüşvet talep etme riskini azaltmak”</em><br />
(Santiso, C, Govtech against corruption: What are the integrity dividends of government digitalization?, <em>Cambridge University Journal</em>)</p>
<p>Dr. Santiso&#8217;nun bu ifadeleri, aslında dijitalleşme sürecinin yolsuzlukla mücadelede ne kadar önemli olabileceğini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Ayrıca dijitalleşme, yolsuzlukla mücadelede önleyici bir güç olabileceği gibi yapılan yolsuzlukları ortaya çıkarması açısından da oldukça önemli bir işlev üstlenebilir. Santiso&#8217;nun makalesinde örnek olarak verdiği ve verilerle açıkladığı birtakım örnekleri burada zikretmek yerinde olacaktır:</p>
<ul>
<li>Ukrayna&#8217;da kullanılmaya başlayan bir yapay zeka programı ile Ukrayna,  ihale süreçlerini incelemekte ve bu şekilde günde 4500 ihaleyi denetlemektedir. Bu yapay zeka sayesinde, OECD verilerine göre Ukrayna yılda 1.9 milyar USD kazanç elde etmiş ve ayrıca ihalelerdeki rekabetin artmasını sağlamıştır.</li>
<li>Kolombiya&#8217;da geliştirilen bir uygulama ile madencilik sektöründeki süreçler kamuya açık hale getirilerek şeffaflık sağlanması amaçlanmıştır.</li>
<li>Brezilya&#8217;da geliştirilen bir program ise ihale sözleşmelerini analiz ederek şüpheli işlemleri ortaya çıkarmaktadır.</li>
</ul>
<p>Daha pek çok benzer uygulama örneklerine Santiso&#8217;nun makalesinden erişilebilir. Öte yandan, benzer şekilde ülkemizde de Covid 19 pandemisi ile birlikte dijitalleşme süreçleri yaşanmış olup bunlardan birisi de icra dairelerindeki dijitalleşme sürecidir. Eskiden (<em>ben o d</em><em>ö</em><em>nemlere hiç denk gelmesem de üstadlarımdan dinlediğim kadarıyla) </em>tozlu raflarda aranan dosyalar, her işlemin elden tevzi edilmesi gibi gereksiz birçok süreç eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül döneminde kaldırılmış, neredeyse tüm işlemler dijital ortam üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Türkiye&#8217;de sıklıkla yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına konu olan icra dairelerindeki bu dönüşümün yolsuzlukla mücadelede önemli bir adım olduğunu ve denetim sürecine de katkı sağlayacağını düşünmekteyim. Konuya ilişkin kanaatimin, verilerle desteğe muhtaç olduğunu ise burada ifade etmem gerekir.</p>
<p>Ülkemizin dijital dönüşüm ile yolsuzlukla mücadele etmesine yönelik olarak benim birkaç önerim ise şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>Devletin, merkezî kayıt kullandığı her alanda dağıtık defter teknolojisinin (DLT) kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin analizler ve değerlendirmeler yapılmalıdır.</li>
<li>İhale ve teklif süreçlerinin tamamı dijital ortamda yürütülmeli, yapay zekâların denetiminden geç (Brezilya, Kolombiya, Meksika&#8217;dakine benzer uygulamalar ile)</li>
<li>Vergi dairelerinin hızlı bir şekilde dijital dönüşüm süreci geçirmesi gerekmektedir.  Çeşitli yapay zeka uygulamaları ile denetimlerin gerçekleştirilebileceği ve bu durumun Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı&#8217;na ciddi faydalar sağlayacağı açıktır.</li>
<li>Aynı şekilde Sayıştay uzmanlarının yaptığı pek çok denetim, yine süreçlerin dijital ortama aktarılması ile hızlı ve etkin şekilde yapay zeka uygulamaları aracılığıyla yapılabilir.</li>
<li>Ülkemizde Enron skandalı benzeri bir skandal yaşanmaması için SPK tarafından yapay zekâ ile denetimler artırılmalı, muhasebe hilelerine yönelik olarak da yapay zekâ altyapısına yönelik Ar-Ge faaliyetleri yürütülmelidir.</li>
<li>Konuya ilişkin bir diğer önerim ise aslında zaten dijital ortamda yazılan yargı kararlarının, bir yapay zeka uygulaması ile anonimleştirilerek, kamuya açık hale getirilmesidir. Eğer bu yapılırsa, yargıdaki yolsuzluklar ile ciddi şekilde mücadele edilebilir.</li>
</ul>
<p>Bu listeyi uzatmak aslında oldukça kolaydır. Tapudaki işlemler, göç idaresindeki işlemler, imar-iskân işlemleri vs. daha pek çok süreç dijital ortamda yürütülüp ardından yapay zeka denetiminden geçirilebilir. <strong>Dijital d</strong><strong>ö</strong><strong>nüşüm süreci, yolsuzlukları  tek başına bitiremeyecek olsa da yolsuzluklarla mücadelede </strong><strong>ö</strong><strong>nemli bir işlevi olacağı açıktır. Bu nedenle ülkemizde dijital d</strong><strong>ö</strong><strong>nüşüm süreci, yolsuzluklarla mücadele </strong><strong>ç</strong><strong>er</strong><strong>ç</strong><strong>evesinde de ele alınmalı ve projelendirilerek gerekli </strong><strong>ç</strong><strong>alışmalar yürütülmelidir. </strong></p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></p>
<p>Santiso, C, Govtech against corruption: What are the integrity dividends of government digitalization?, <a href="https://www.cambridge.org/core/journals/data-and-policy/article/govtech-against-corruption-what-are-the-integrity-dividends-of-government-digitalization/48EDEBE57FADCE7CD5A3F4756DE491D4">https://www.cambridge.org/core/journals/data-and-policy/article/govtech-against-corruption-what-are-the-integrity-dividends-of-government-digitalization/48EDEBE57FADCE7CD5A3F4756DE491D4</a></p>
<p>Santiso, C., Digitalisation as an anti-corruption strategy: what are the integrity dividends of going digital?, <a href="https://oecd-development-matters.org/2021/08/04/digitalisation-as-an-anti-corruption-strategy-what-are-the-integrity-dividends-of-going-digital/">https://oecd-development-matters.org/2021/08/04/digitalisation-as-an-anti-corruption-strategy-what-are-the-integrity-dividends-of-going-digital/</a> , Erişim Tarihi: 6.01.2023</p>
<p>Digital Transformation as an Anti-Corruption Tactic: Evidence and Experience from Europe, <a href="https://www.ifes.org/news/digital-transformation-anti-corruption-tactic-evidence-and-experience-europe">https://www.ifes.org/news/digital-transformation-anti-corruption-tactic-evidence-and-experience-europe</a></p>
<p>Ouedraogo R.;  Amadou N Sy, Can Digitalization Help Deter Corruption in Africa?, <a href="https://www.imf.org/en/Publications/WP/Issues/2020/05/29/Can-Digitalization-Help-Deter-Corruption-in-Africa-49385">https://www.imf.org/en/Publications/WP/Issues/2020/05/29/Can-Digitalization-Help-Deter-Corruption-in-Africa-49385</a></p>
<p>Görmez, B., <em>Finansal Sektörde Yıkıcı Yenilik: Dağıtılmış Defter Teknolojisi ve Türkiye Sermaye Piyasalarının Durumu</em>, eskispk.gov.tr</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/dijitallesme-ve-yolsuzlukla-mucadele/">Dijitalleşme ve Yolsuzlukla Mücadele</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
