Büyüyemeyen parti: CHP

CHP genel Başkanları Cumhuriyeti, devleti kuran parti biziz diyerek söze başlarlar. Bunun hakikatle bir ilgisi olmadığını, olsa olsa tam aksinin olduğunu gayet iyi bildikleri halde, Cumhuriyeti biz kurduk iddiasını tekrarlarlar. CHP yöneticilerinin ve CHP tarihçilerinin iyi bildiği şudur: CHP devleti kurmamıştır, devlet CHP’yi kurmuştur. CHP’nin açmazı da bu cümlede gizlidir. Devlet tarafından kurulduğu için, CHP, parti olmakta zorlanmaktadır. Bu mesele, bugünün problemi değildir, CHP tek parti döneminde de, parti olmakta zorlanmıştır.

CHP Parti Olamadı

Atatürk başta olmak üzere CHP’yi kuranlar Milli Mücadelenin karizması, ordunun gücü ve bürokrasinin tahakkümüyle ülkeyi yönetmişlerdir. Bütün bunlar CHP’nin parti olarak gelişmesini engellemiş ve CHP’yi giderek bu aktörlere bağlı bir aparat haline getirmiştir. CHP’nin bu hali, zaman zaman Atatürk başta olmak üzere CHP yöneticilerini de rahatsız etmiş ama nihayetinde onlar da CHP’nin gerçek anlamda bir parti olmasına izin vermemişlerdir.

Halk Fırkasına nispetle küçük bir parti olan Cumhuriyetin ilk muhalif partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına karşı siyasi bir mücadele verememiştir. Terakkiperver Fırka hükümet gücüyle kapatılmış ve ileri gelenleri İstiklal Mahkemelerinde yalan yanlış yargılanmıştır.

CHP, 1931’e kadar bir parti programı ve ideolojisine, hatta parti amblemine bile sahip olamamıştır. Altıok bu dönemde ortaya çıkacaktır. 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulmuş ve kısa zamanda arkasında devlet olan CHP’den daha çok siyasi partiye benzeyen bir programa, ideolojiye ve teşkilata sahip olmuştur. CHP, SCF ile siyasi olarak mücadele edememiş ve onum karşısında yenilmiştir. Bu yenilgi üzerine devlet ve jandarma, CHP’ye yardım etmiş ve seçimlerde yolsuzluk yapılmıştır. Atatürk’ün CHP’lilere “Seçimleri sizin fırkanız değil, jandarma fırkası kazandı” sözü bu bakımdan manidardır.

Serbest Fırka da kapatıldıktan sonra, CHP’nin bir parti olabilmesi için otoriter partiler örnek alınarak bir seferberlik kampanyasına girişilmiştir. Bu kampanyanın sonucunda Kemalizm kısmen bir ideolojiye benzetilmiş ancak bu partileşme çabası bürokratik oligarşiyi aşamamıştır.

CHP’nin kof bir övünme, Türkiye sağının da CHP’yi mahkûm etmek için tek parti döneminde CHP’yi muhatap alması, tek parti döneminin asıl siyasi aktörünün CHP olduğu anlamına gelmiyor. Atatürk döneminde de İnönü döneminde de CHP, asli siyasi aktör olamamıştır. Otoriter tek parti rejimlerinde görülen devleti yöneten veya denetleyen bir parti olarak CHP’den bahsetmek mümkün değildir.

CHP Artık Parti Olmalı

CHP 1946’da devlet marifetiyle yaptığı seçim yolsuzluğunu yeniden yapamayacağının belli olmasıyla, yeniden siyasi parti olmaya çalışmıştır. 1946 ve 1950 sonrasındaki muhalefet dönemi, partileşmek bakımından CHP’ye altın fırsatlar sunmuştur. CHP, 27 Mayıs darbesine katılarak bu fırsatı da heba etmiştir.

27 Mayıs sonrası kurulan bürokratik vesayet döneminde, CHP yeniden “Cumhuriyetin kurucusu” olduğu iddiasıyla devlette altın hissesi olduğunu iddia etmeye başlamıştır. Bu iddia ve bürokratik vesayetin bir ortağına dönüşmesi, CHP’nin gerçek ve normal bir siyasi parti olmasını engellemiştir.

CHP, AK Parti döneminde bürokratik vesayetin yıkılmasıyla yeniden siyasi parti olma mecburiyetiyle karşı karşıya kaldı. Bu imtihanda her canı yandığında ve krize girdiğinde vesayet sistemini kaldıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kızmaları anlaşılır bir durum. Ancak Erdoğan’a hakaret, CHP’nin hiçbir problemini çözmeyecektir. CHP, reşit bir siyasi parti olduğunu göstermek zorunda… Büyümek zor ama kaçınılmaz. CHP artık büyümeli…

Yeni Yüzyıl, 19.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/buyuyemeyen-parti-chp-988

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikRasyonel cehalet
Sonraki İçerikSiyasetten beklenti

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,733TakipçilerTakip Et