Siyasetten beklenti

Toplumsal barışı savunan herkes bir miktar sosyal psikoloji bilgisine sahip olmalı. Bu bilgi alanının çalıştığı konulardan biri de çatışma ve uzlaşma. Toplum içi çatışmaların nedenleri nelerdir? Çatışmalar nasıl giderilir? Şiddetin azaltılması ve sakin bir ortam nasıl sağlanır? Sosyal psikolojinin cevaplamaya çalıştığı sorular.

Çözüm sürecinin sekteye uğradığı Ağustos ayından bu yana gelişmeler ne yazık ki giderek artan bir şiddet ortamının bölgeye hâkim olmasına neden oldu. Suruç bombalaması ve ardından iki polis memurunun evlerinde öldürülmeleri dönüm noktasıydı.

Son yedi ay içinde yüzlerce kişinin yaşamını kaybettiği, binlercesinin de yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldığı, Diyarbakır, Şırnak, Mardin illerinin mahalleleri ve ilçelerinde sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği, Aralık ayı başından itibaren de durumun daha ciddi bir tabloya dönüştüğünü hep birlikte izliyoruz.

Geçen yedi ayın yansımalarına bakıldığında ise tüm bu gelişmelerin siyaseti de olumsuz etkilediğini görmekteyiz. Tüm siyasi partilerin liderleri ve önde gelen isimleri giderek daha negatif bir tutum sergiliyorlar. Bu tutumlar toplumsal kesimleri, entelektüelleri, sivil toplum örgütlerini olumsuz etkiliyor. Zaten kutuplaşmış olan toplumsal kesimler söylemlerinde sosyal normlara, ortak noktalara, demokratik davranış ilkelerine, insan haklarına daha az yer veriyorlar.

Kötümserlik, öfke, kayıtsızlık, ötekini yok sayma ve umutsuzluk yükselirken, güven, diyalog, paylaşma buharlaşarak kayboluyor.

Türkiye’nin son yedi ayda yaşadıkları basit ve kolaylıkla halledilebilecek sorunlar değil elbette. PKK’nın şiddeti şehirlere taşıması bir yana başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki gelişmeler Türkiye’yi aktif bir tutum almaya itiyor.

İçinde bulunduğumuz ortamda iktidarın ve siyasi liderliğin işinin zor olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak, şunu da hatırlatmakta fayda var: Sürekli negatifleşen sosyal ruh hali şiddeti ve çatışmaları azaltmaz, tam tersine körükler. Şiddet yanlılarının medet umdukları şey toplumdaki tüm negatif eğilimlerin yükselmesidir. Sosyal psikoloji de olumsuzluklara cevaben daha olumsuz yaklaşımlar sergilemenin çatışmaları giderek yükseltileceğini bize söylüyor.

Bu noktada iktidar toplumu olumlu düşünmeye, umutlanmaya, endişeden uzak durmaya yöneltecek girişimlerde bulunmalıdır. Şiddetle mücadele ve çözüm sürecinin uzakta görünen yoluna tekrar dönüş salt güvenlik tedbirleriyle başarılamaz. Bu tedbirler demokratik toplum yaşantısını zedelememeli, aynı zamanda siyasi diyalog mekanizmaları harekete geçirilmelidir.

Kamu düzeninin sağlanması devletin temel işlevlerinden biri olduğuna kuşku yok. Ancak, bu işlevi yerine getirilirken demokratik toplum düzeninin gerekleri mutlaka gözetilmelidir. Kamu düzenini sağlamak için yapılan müdahalelerin demokratik ölçütler çerçevesinde kabul edilebilecek nitelikte olmalıdır. Kişi güvenliği, ifade özgürlüğü, ayrımcılık ve şiddetten uzak kalma hakları ihlal edilmemelidir.

Vesayetçi ve dışlayıcı bir devlet yapısının dönüştürülmesi sırasında izlenen siyaset ile geniş bir toplumsal uzlaşma ile demokrasiyi güçlendirmeye yönelik siyaset birbirinden farklı olmak zorundadır. İlki için kaçınılmaz olan yarışmacı ve mücadeleci siyasi yöntemler ikincisi için bizi çıkmazlara sürükleyebilir.  Siyasi eğilimi ne olursa olsun yükselen tansiyonu indirmek isteyen herkesin sesine kulak veren, onları güçlendiren, öncülük eden, alternatifler üreten bir siyasi iktidar hem giderek daralan, bu ölçüde gerginleşen siyaset alanını ferahlatacak hem de hepimizi umutlandıracaktır.

Yeni Yüzyıl, 19.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/siyasetten-beklenti-984

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikBüyüyemeyen parti: CHP
Sonraki İçerikPetrolün laneti mi?

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,733TakipçilerTakip Et