Ailenin krizi insanlığın krizi mi?

Yaşadığımız çağda, tarihin daha önceki hiçbir dönemiyle karşılaştırılamayacak şekilde büyük altüst oluşlara ve değişimlere şahit olmaktayız.

Şimdiye kadar tartışılmayan değerler ve kurumlar değişmekte, tartışılmakta ve sorgulanmaktadır. Günümüz dünyasını şu şekilde ifade edebiliriz: ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’.

Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmadığı dünyada insanlık kendisini yeniden inşa etmek için uğraşıyor. İnsanlığın kendini yeniden inşa çabası, günümüzün en büyük fenomenidir. Küresel düzeyde insanlığın kendisini yeniden inşa ettiği, eski değer ve kurumların sarsıldığı günümüzde, eskiyi devam ettirmeye çalışmak ve değişime direnmek artık verimli olmaktan çıkmış bulunmaktadır. Yapılması gereken, bugünümüzü ve geleceğimizi, insanlığın derin ve köklü tecrübesini ihmal etmeden tazelenerek ve yenilenerek inşa ve ihya etmeye çalışmaktır.

İnsanlığın en eski ve köklü kurumu olan aile, bugün tartışılmakta ve konuşulmaktadır. Bugün, ailenin geçmişe ait bir hatıra olduğunu söyleyenlere, insanlığın geleceğinin ailesiz olacağını öngörenlere rastlamaktayız. Ailenin yoğun olarak konuşulduğu ve tartışıldığı günümüzde, aile sorununu konuşmak ve tartışmak üzere dünyanın elli ülkesinden yedi yüze yakın akademisyen, aktivist, politikacı, entelektüel, gazeteci, sosyal bilimci ve kanaat önderi konumunda olan kişinin katıldığı Uluslararası Aile Konferansı 26-27 Kasım 2010 tarihlerinde Antalya’da yapıldı. Konferans, ‘Din, Modernlik ve Gelenek Bağlamında Bir Değer Olarak Aile’ adını taşımaktaydı. Uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bu dev organizasyonun ev sahipliğini Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yaptı.

Uluslararası Aile Konferansı, ülkemizde yaşanan derin değişim ve dönüşümü ortaya koyan büyük bir organizasyondur. Değişen ve yenilenen Türkiye’nin, artık insanlığın küresel nitelikteki sorunlarını gündeme getirme, tartışma ve çözümler üretme konusunda kendi sivil toplum kurumlarıyla inisiyatif aldığını, gündem belirleyen güçlü potansiyelini harekete geçirdiğini bu konferans bir daha ortaya koydu. Elli ülkeden çok seçkin ve kaliteli insanları bir araya getirerek ailenin konuşulmasına, tartışılmasına ve yeni perspektiflerin ortaya konulmasına imkân sağlayan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, bu konferansla aynı zamanda uluslararası düzeyde de küresel entelektüel birikimin harekete geçmesini sağlamıştır. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Uluslararası Aile Konferansı’yla, Türkiye’yi dünyaya götürdüğü gibi, dünyayı da Türkiye’ye getirmiştir. Türkiye ve dünyanın birbiriyle bütünleşmesi ve tanışması, daha dünyalı bir Türkiye’nin gerçekleşmesine Uluslararası Aile Konferansı, önemli ve anlamlı bir katkı konumundadır.

“Din, Modernleşme ve Değişim Bağlamında Bir Değer Olarak Aile” ismini taşıyan konferansta aile konusu çok boyutlu olarak ortaya konuldu. Kültürel, ekonomik, sosyal, psikolojik, dinî ve teknolojik açılardan ailenin karşılaştığı sorunları dünyanın değişik ülkeleri konteksinde ortaya koyan ellinin üzerinde sunum yapıldı. Yapılan sunumlar, ailenin insanlık için olmazsa olmaz bir kurum olduğuna vurgu yaptı. İnsanın, bireysel, sosyal, kültürel ve manevî açılardan varlığını devam ettirebilmesi için ailenin sıradan bir kurum olmanın ötesinde en merkezî değer olduğu konusunda katılımcılar arasında geniş bir mutabakatın olduğunu gözlemledik.

İnsan hayatında merkezî değer olarak konumlandırılan ailenin bugünkü konumu hakkında yapılan değerlendirmeleri ‘ailenin krizi’ şeklinde özetlemek mümkündür. Ailenin artık değer olarak görülmediği, geleneksel fonksiyonlarını icra etmediği, ailenin küçümsenen ve alay edilen geçmişe ait bir şey olarak sunulmaya başlandığı vurgulandı. İnsanlar arasında artık aileye ihtiyacın kalmadığı düşüncesinin yerleşmeye başladığına dikkat çeken birçok katılımcı, ailesiz bir insanlığın doğuracağı sonuç ve tehlikelerden duydukları kaygı, endişe ve korkuyu devamlı bir şekilde ifade ettiler.

Senegal, Kanada, İngiltere, Kenya, Endonezya ve Avustralya gibi dünyanın değişik ülkelerinde ailenin şu anki durumuna dair yapılan sunumlarda ortaya çıkan tablo bütün dünyada insanların mevcut aile yapısından mutluluk duymadıkları izlenimini veriyordu. Hatta sunumları dinlediğimizde ‘mutlu aile yoktur’ his ve düşüncesine kapılmamak mümkün değildi. Farklı ülkelerin ailelerinin mutsuzluklarının birbirine benzer olması çok şaşırtıcıydı. Yalnızlık, uyuşturucu, maneviyat ve ahlaktan soyutlanan ilişkiler ve yabancılaşma gibi konular, mutsuz bir aile tablosunun ortak fotoğraf kareleri gibiydi. Aile mutsuzlaştıkça sahiciliğini yitiriyor. Sahici bir aile yerine insanların sanal aileler inşa etmeye yönelmesi, aile konusunda insanlığın büyük değişim ve dönüşüm içinde olduğunu ortaya koymakta…
 
‘AİLE AKADEMİSİ’NE ÇOK İŞ DÜŞECEK

‘Ailenin krizi’ olarak değerlendirilen ailenin içinde bulunduğu mevcut durumun nedenleri olarak bazı ‘sorumlulara’ ve ‘suçlulara’ dikkat edildi. Modernite, teknoloji ve medya üçlüsü aile krizinden sorumlu tutuldu. İddia edilen aile krizinden sorumlu tutulacak ve suçlu bulunacak dışarıdan birileri aranmasına rağmen, aile kurumunun bizzat kendisine yönelik ciddi bir eleştirel yaklaşımın konferansta gündeme getirilmemesini önemli bir eksiklik olarak ifade edebiliriz.

Konferansta aile krizinden sonra belki de en çok ‘ailenin korunmasına’ vurgu yapıldı. Aileyi koruma görevinin devlete ait olduğunu birçok katılımcı vurguladı ve devletin aileden sorumlu olması gerektiğinin altı çizildi. Ailenin yok olma tehlikesiyle yüz yüze bulunduğunun çok sık vurgulandığı uluslararası bir toplantıda, aileyi içinde bulunduğu krizden çıkaracak tek kurtarıcının devlet olduğu şeklindeki eski bir kolektivist düşüncenin çözüm olarak gündeme getirilmesi çok şaşırtıcıydı. Aileyi içinde bulunduğu kriz durumundan çıkaracak olan birey ve toplumdur, devlet değildir; çünkü devlet aileden sorumlu değildir, ailenin doğal sorumlusu insanın kendisidir.

Konferansın başlığından başlamak üzere ailenin bizatihi kendisi bir değer olarak kabul edildi. Aile tartışmasına aileyi en üst değer olarak kabul ederek başlamak, bazen birtakım sağlıksız sonuçlara yol açabilir. Çünkü bu kabul, aileyle gerçekçi sahici bir insani kurum olarak ilgilenmesinin önünü kapayabilmektedir. Ailenin üst bir değer olarak kabul edilmesi, konferans boyunca bazı katılımcıların aile hakkında aşırı bir şekilde fetişleştirilen ve sorgulanmayan mistifize edilen bir kurgunun yapılmasına neden oldu. Aileye dair yapılan konuşmalarda ailenin bir değer mi yoksa bir araç mı olduğu sorusunun önemli olduğunu düşünüyorum. Araç olarak aileye yaklaşıldığında daha sağlıklı değerlendirmelerde bulunma imkânımız artacaktır. Aile, bireyin insanî anlamda mutluluğunu ve kendisini gerçekleştirmesine imkân sağlayan araçsal bir kurumdur. Başka bir ifadeyle aile, bireye hizmet ettiği sürece anlamlıdır, değerlidir ve önemlidir. Bireyin mutluluğuna ve kendisini gerçekleştirmesine imkân tanımayan bir yapı, aile olarak değerinden, öneminden ve anlamlılığından çok şey kaybedecektir.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, düzenlemiş olduğu bu konferansla, aile sorununa ulusal ve uluslararası düzeyde dikkatlerin çekilmesini sağlamıştır. Aileden sorumlu bir devlet bakanlığının bulunduğu ülkemizde sivil bir inisiyatifin aile sorununa dikkatleri çekmesi çok önemlidir ve anlamlıdır. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın, aile sorununu sürekli gündem de tutmak amacıyla kendi bünyesinde bir Aile Akademisi kuracak olmasını, konferans sonucunda ortaya çıkan çok somut ve olumlu bir gelişme olarak mutlulukla not ediyoruz.

Zaman-Yorum, 30.11.2010

 

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,740TakipçilerTakip Et