Yeni Anayasa, Toplum 5.0 ve Bazı Öneriler

Anayasalar bir zihniyet, bir sistem inşasıdır. Aynı zamanda vatandaşın haklarını, toplumun haklarını sisteme karşı bir koruma mekanizmasıdır. Bir öz barındırır, sacayakları vardır.

Örneğin Tanör, 1961 Anayasası’nın ruhuna, sacayaklarına dair şu önemli tespitleri yapmaktadır:

 “Türkiye 1961 Anayasası’yla kalkınmayı, sosyal adaleti ve demokrasiyi birlikte gerçekleştirmeyi hedeflemişti. Bu aslında zor bir denemeydi. Modelin üzerine oturtulmak istendiği sacayağının her bir bacağı ayrı bir özlemin ifadesiydi; bunları birbirleriyle bağdaştırmak güçtü. Bugünkü gelişmiş Batı demokrasileri bile kalkınmalarını demokrasi ve sosyal eşitlik taleplerini uzun süre baskı altında tutarak ve dış kaynakları sömürerek gerçekleştirmişlerdi. Günümüzün gelişme yolundaki ülkeleri için ise, böyle bir dış kaynak kullanma olanağı yoktu. Büyümenin yolu iç kaynakları alabildiğince seferber edip hızlı bir sermaye birikiminin sağlanmasından geçiyordu. Sosyal adalet, sosyal devlet ve sosyal haklar sistemine bağlı kalmak ise, sermaye birikimini ve büyümeyi yavaşlatıcı bir etken olarak gösterilmekteydi. Özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasinin geniş halk kitlelerine sağlayacağı talep ve hareket serbestliği de, bazılarınca, kalkınma davasını köstekleyen ikinci engeldi. Kısacası, “kalkınma-sosyal adalet- demokrasi” üçgeni, azgelişmiş bir ülkede birbirleriyle uzlaştırılması zor unsurlardan kuruluydu.”  Bülent Tanör, Osmanlı Türk Anayasal Gelişmeleri, YKY, s.376.

Bilindiği üzere ülkemizde bir süredir yeni anayasa çalışmaları dile getirilmektedir. Hatta AK Parti yeni anayasa çalışmalarına ilişkin bir komisyon da kurmuştur ve bu komisyon çalışmalarını sürdürmektedir.

Ülkemizin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu açıktır. Değişmesi gereken maddeler vardır, tartışmamız gereken konular vardır. Bu hususlara dair daha evvel yazdığım iki yazıda birtakım hususları tartışmış ve öneriler sunmuştum:

Yeni Ama Nasıl Bir Anayasa

Türkiye’de Kurumsallaşma Üzerine Düşünceler 

Ancak yeni anayasada sadece aksaklıklara, değişmesi gereken birtakım maddelere odaklanmakla kalmamalıyız. Yeni anayasa, aynı zamanda toplum-endüstri 4.0’ı, toplum 5.0’ı, yeni ekonomi ve finans anlayışını, yapay zekânın, robotik teknolojilerin, genetik alanındaki gelişmelerin, uzay teknolojilerinin yol açacağı değişiklikleri ve çok kutuplu politik düzeni anlayabilmiş, bu hususları da gözetmiş, yeni nesil hakları da tartışmış, alınması gereken tedbirleri de alabilmiş, insan ve insan onuru odaklı bir metin olabilme iddiasını taşımalıdır. 

Bu dediklerim teoride kalmasın, biraz somutlaştırmaya çalışayım:

Örneğin toplum-endüstri 4.0 ya da dijital toplum düzeninden bahsettiğimizde aklımıza gelenler şunlardır: Üretim hızlanacak, otomatikleşecek ve makineleşecek. İnsan unsuru azalacak. Pek çok meslek farklılaşacak, bir kısmı yok olacak. Bir kısım yeni meslekler ortaya çıkacak. Nesnelerin interneti yaygınlaşacak. Uzay teknolojileri hayatımıza girecek, robotik teknolojiler daha sıkı şekilde kullanılacak, yapay genel zekâ ile birlikte makineler düşünmede çağ atlamış olacak, sibernetik ve genetik alanlarında önemli gelişmeler yaşanacak… Toplum 5.0 ise Japonya tarafından geliştirilen ve teknolojik gelişmelerin insan odaklı ilerlemesini hedefleyen bir düzendir. Tüm bu teknolojiler hayatımıza girerken toplum 5.0, “insana odaklanmayı” sürdürülebilir refahı, sağlıklı uzun yaşamı, akıllı ve insan odaklı şehirleri, çözülemeyen sorunlara yeni teknolojilerle yaklaşmayı hedeflemekte. Başarabilirlerse oldukça faydalı bir model olacak. Ancak bu hedefleri benimsemeyen, değişim ve dönüşümün farkında olmayan pek çok toplum ve tekno-oligark da mevcut. Nihayetinde teknolojinin çok hızlı ilerlemesinin sonuçları hakkında farklı teoriler, farklı fikirler de var. Çünkü iyi yanları kadar tehdit ettikleri de var. Öte yandan bu akan bir nehir ve teknolojiden uzak durmak mümkün değil ve gerçek şu ki bir değişim ve dönüşüm süreci başladı bile. Yeni bir düzen muhtemelen çok da uzak olmayan bir gelecekte bizlerle olacak.

Şimdi bunun anayasa ile ilgisi nedir diye düşünebilirsiniz elbette. Bunu açıklayacağım. İlk olarak aklımıza şu hususları getirirsek eğer demek istediklerim daha iyi anlaşılabilir:

Yeni düzende insana dair olanı korumak, insanı merkezde tutabilmek önemlidir. Kime karşı? Belki ileride makinelere karşı ama evvelemirde teknolojiyi yönetenlere karşı. 

Birkaç örnekle açıklayayım:

Bugün hepimizin kullandığı sosyal medya araçları, web araçları aynı zamanda milyarlarca dolarlık bir ticari ağ. Bunlarla beraber müthiş bir toplumsal mühendislik araçları. Basit bir algoritma ile kitleleri rahatlıkla yönlendirebiliyorlar. Bunun ne kadar tehlikeli olabileceği izahtan varestedir.

Mesela bu teknolojiler istihbaratta kullanılıyor ve adeta silah yerine geçiyor. Palantir’in Filistin’de yaptıkları ortaya çıktı…İran’da kullanılan yapay zeka teknolojileri de korkutucuydu. Sormamız gereken asıl soru ise şu: Bu veriler nerden sağlanıyor?

Yapay zekânın pek çok dil modeli yine öyle. Pek çok muazzam faydasının yanı sıra ürkütücü yanları da var. Hacker yapay zekâlar aslında her şeyi ortaya koyuyor. Dijitaldeki hiçbir şeyin güvende olmayabileceği bir evrenin fragmanını bizlere gösteriyor.

Başka şeyler de var elbette. Bu teknolojiler müthiş derecede su tüketiyorlar. Bildiğimiz tatlı su. Olayın başka bir yönü de bu. Yani çevre.

Uzay teknolojileri de günden güne ilerliyor. Uzay turizmi olayın popüler kısmı, uydular, gözetim sistemleri, özel ilaçlar, tarım teknolojileri vs… Bunların çok da olumlu tarafları var elbette. Yine robotlar da öyle… En basitinden robot süpürgeler yahut mutfaktaki basit aletler dahi müthiş kolaylaştırıyor hayatımızı. Dahası ise muhtemelen çok yakında yaygınlaşacak. İnsansız arabalar, insansız gemiler, yardımcı robotlar vs. Bunlar faydalı elbette. Ancak sorumluluk kısmı başta olmak üzere üzerine düşünmemiz gereken konular var.

Teknolojideki ilerlemenin hem iyi hem de dikkat etmemiz gereken tarafları olduğu açık. Dahası tüm bunlar, hayatımızı, toplumsal düzeni değiştirecek -değiştiriyor- olan gelişmeler.

Dolayısıyla insanı, insana dair olanı korumak şart; refahı ve özgürlüklerimizi sürdürebilmek için. Ancak koruyan da bunları bahane ederek tahakküm altına almamalı, yasakları yaygınlaştırmamalı, otoriterleşmemeliİşte bir sistem arayışı burada devreye girmeli. Bunu tartışabilmeliyiz.

Şimdi yukarıda anlattıklarımı biraz daha somutlaştırmak istiyorum ki konunun ne kadar yakınımızda olduğu ve anayasa ile neden ilgili olduğunu anlayabilelim:

Biliyorsunuz, sıkça duyuyoruz, inekler çok su tüketen ve karbon ayak izi yüksek olan hayvanlar. Yukarıda bahsettiğimiz teknolojiler de öyle. Kaynaklar ise sınırlı. Bir noktada sınırlı kaynakların kullanımını tercih etmemiz gerekecek. Yahut zaten sınırlı kaynaklara parayı veren sahip olacak. Bu noktada sormamız gerekiyor: Tercihimiz ne olacak?

Biliyoruz ki inekler lobi yapamaz. Tarım sektörü de yapay etin daha kârlı olduğu düşüncesine kapılabilir; lobi yapmak istemeyebilir.Teknoloji firmaları ise iyi lobi yapabilir, halkı örgütleyebilir, yalan yanlış haberler yayabilir. Yayabilir mi? Yayabilir. Sigara faydalı denmemiş mi eskiden? Zeytinyağı zararlı, margarin faydalı diye reklam filmi oynamamış mı? Her Allah’ın günü yeni bir takviye çıkmıyor mu ortaya? Yarın bir gün dana eti zararlı aslında denir, inekler öcü ilan edilir, yapay et aslında tansiyona, şekere iyi gelmekte diye süslenir. Olabilir mi? Olabilir.

Anayasadan buraya nasıl geldik demeyin: Mevzu et değil, inek de değil. Mevzu anayasanın da ötesinde aslında… Asimov’un eserlerini, Cesur Yeni Dünya’yı, 1984’ü, Fahrenheit 451’i, Eksik Tohum’u okuyanlar, fütürolojiye biraz ilgi duyanlar bana hak verecektir.

Bu konuyu anayasa başlığına sıkıştırmamın ise iki sebebi var:

İlki, bahsettiğim gibi, anayasaların bir sistem, bir ruh inşa ediyor olması. İkincisi ise güzel ülkemizde anayasa hariç her şeyin kolayca ve hızlıca değişebiliyor olması.

Öyleyse anayasa derken asıl tercihlerin tartışıldığını, bir metinden öte bir ruh inşa ettiğimizi anlamamız lazım evvela. İşte bu nedenle anayasa tartışırken, teknik konuların yanı sıra bu hususları, 4. ve 5. kuşak haklar tartışmalarını da gözeterek ele almak gerekir.

Şimdi çerçeve şekilde birkaç öneri sunayım:

Tıpkı Japon hükümeti gibi, bizler de değişimi ve dönüşümü anlamalıyız. Hedeflerimiz olmalı. Dijitalleşmiş ama özüne yabancılaşmamış bir toplum idealinde olmalıyız. Çevreye, doğaya saygılı teknoloji, temiz gıda, iyi tarım, iyi hayvancılık, akıllı, güvenli, insan odaklı ama doğaya saygılı ve iç içe şehirler... İnsan olmanın özüne ve onuruna uygun yaşama dair standartlara ve “haklara” yer verebilmeliyiz. Örneğin temiz gıda, sağlıklı hayvancılık, iyi tarım, akıllı ve doğaya saygılı şehirlerde yaşam haklarımız anayasal olmalı ve bu örneğin anayasamızda olduğu gibi “sağlıklı ve dengeli çevre” diye geçiştirilmemeli.  Ayrıca bu hususlara dair esaslı düzenlemeler de bir kurulun inisiyatifine yahut Meclis’teki bir torba yasanın yahut bir belediye meclislerinde üyelerin insafına bırakılmamalı. Çerçeveleri anayasada net ve kapsayıcı bir biçimde çizilmeli.

– Özgürlüklerimiz artmalı, yeni anayasada. Örneğin haberleşme hürriyetinden internete erişimini de anlamalı yahut düşünce ve kanaat hürriyetinden anonimliğin korunmasını da anlamalıyız. Bunların yanı sıra iletişim hakkımız ve aynı zamanda mahremiyet hakkımızı da teknooligarklara karşı koruyabilmeliyiz. Gözetim toplumuna karşı tedbirleri tartışmalıyız. Temiz internet, internete erişim, temiz ve özgür iletişim araçları hakkımız olmalı ve bu şekilde değerlendirilmeli. Ayrıca mahremiyet hakkı yalnızca unutulma hakkına sıkıştırılmamalı ve bir hak olarak ele alınmalı. Siber uzayın güvenliği ve vatandaşların siber güvenliği de anayasada koruma altına alınmalı.

– “4. ve 5. Kuşak Haklar” konusunu, (dijital ve veriye dair hakları, biyolojik, genetik hakları, uzaya dair hakları, gelecek nesillere dair haklar-sorumluluklar) anayasa tartışmalarında ele almalıyız. Öncelikle tıpkı Finlandiya’da olduğu gibi Meclis içerisinde bir “fütüroloji” komisyonu kurmalı, geleceğe dair tartışmaları yapmalı, uygun tekniklerden yararlanarak alternatif senaryolarla geleceğe dair öngörüler ve senaryolar ortaya koyulmalı, raporlaştırılmalı sonrasında bu anayasa komisyonu içerisinde bu raporu ele alarak yeni nesil haklar konusu irdelemeliyiz.

– Belki anayasal iktisat hususunu da tartışmak gerekir; yakın zamanda sıkça duyacağımız ve tartışacağımız vatandaşlık maaşından evvel. Bu kırılgan sosyolojide, bu değişken siyasette bazı şeyleri sabitlemenin artılarını, eksilerini konuşmak gerekir. Bazı kazanımları da öyle keza… Savunma sanayiinde yapılan o kadar yatırım, kazanımlar, sürdürülebilir bir şekilde olmalı. Gerekirse anayasada bu hususa, elbette çerçeve bir ifade ile belki bütçeden zorunlu bir pay şeklinde, yer vermeyi düşünmek gerekir. 

Bu listeyi uzatmak elbette mümkün. Önceki yazılarımda da öneriler sunmuştum. Hem anayasaya dair, hem kurumsallaşmaya ve sisteme dair, hem seçim kanununa dair. Bu yazıyı daha da uzatmamak adına burada bu çerçeve önerilerle yetineceğim. Çünkü bu yazıda anayasanın ruhuna, dijital toplum düzeni çerçevesinden bakmak, anayasa çalışmalarında yeni nesil haklar penceresini de açabilmek, tartışmak ve sorular sormak istedim. Yukarıda değindiğim birtakım hususların anayasada yer almasının tartışmaya açık olduğunun, anayasanın çerçeve bir metin olması gerektiğinin farkındayım. Ancak bazı ifadeleri eklemenin dahi ciddi fark yaratabileceğine inanıyorum. Öte yandan bu yazıda anayasada bir sistem kurgulamamız gerektiğini anlatmaya çalıştım: İnsan odaklı, insan onurunu üstün tutan, özgürlüklere, kurallara inanmış, insan ve doğa arasında uyumu benimsemiş, teknolojiyi insan için faydalı tutma sorumluluğunda ve vizyonunda olan, teknolojiye dayalı baskıcı, gözetici bir toplum kurgusuna karşı tedbir almış, fıtrata, doğaya aykırı bir düzene karşı önlemleri tartışmış ve benimsemiş bunu yaparken devletin sınırlarını da koruyabilmiş bir sistem…

 

Haldun Barış, Haziran 2026

avbarishaldun@gmail.com

 

Yararlanılan Kaynaklar

Bülent Tanör, Osmanlı Türk Anayasal Gelişmeleri, YKY, s.376

Society 5.0, https://www8.cao.go.jp/cstp/english/society5_0/index.html

Mathias Risse, The Fourth Generation of Human Rights: Epistemic Rights in Digital Lifeworlds, https://appext.hks.harvard.edu/publications/getFile.aspx?Id=5101

Anastasiia Mernyk, Fourth generation human rights in the context of health care, https://www.wiadomoscilekarskie.pl/Fourth-generation-human-rights-in-the-context-of-health-care,216924,0,2.html

Understanding the Evolution and Generations of Human Rights, https://superkalam.com/upsc-mains/topics/evolution-three-generations-human-rights

Dilek Karabaldır, Toplum 5.0 ve Sosyal Hizmet: Eleştirel Bir Bakış, Mülkiye Dergisi, 48(4), 990-1031., https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3773372

Zübeyde Yaraş, Fikriye Kanatlı Öztürk, Society 5.0 in Human Technology Integration: Digital Transformation in Educational Organizations, International Journal of Progressive Education, Volume 18 Number 1, 2022, https://ijpe.inased.org/files/2/manuscript/manuscript_2944/ijpe-2944-manuscript-141939.pdf

Mehmet Çatlı, Yapay Zekanın Anayasası: Akıllı Anayasa Üzerine,  Adalet Dergisi70, 369-383. https://doi.org/10.57083/adaletdergisi.1285766

Murat ŞEN, 1961 ve 1982 Anayasalarında Anayasa Değişikliklerinin Yargısal Denetimi, A.Ü. Erzincan Hukuk Fak. Dergisi, Cilt: II Sayı: 1, https://hukukdergi.ebyu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/10/1998_5.pdf, E.T: 06.03.2026

İmran Gürakan, Yağmur Uzunırmak, Toplum 5.0: Büyük Dönüşüm, https://www.toplum.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Toplum-5.0-Buyuk-Donusum-22.04.2025.pdf, Toplum Çalışmaları Enstitüsü.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et