1-Kasım seçimleri ve ekonomik istikrar

Geçen Pazar günü yapılan seçimlerde AK Partinin sağladığı büyük başarıda diğer pek çok faktörün yanında siyasi istikrara bağlı olan ekonomik istikrar talebinin belirleyici rolü olduğu anlaşılıyor.

7 Hazirandan sonra yaşanan olaylar siyasi istikrarsızlığın ve hatta istikrarsızlık ihtimalinin ekonomi üzerinde yıkıcı sonuçlar yaratabileceği gerçeğinin yeniden tecrübe edilmesine yol açtı. Kitleler siyasi risklerin artmasının iktisadi hayatı doğrudan etkilediğini ve bu durumun kendilerine olumsuz yansıdığını fark ettiler. En basit olarak onlar faizlerin ve kurların yükselmesinin kendi hayatları üzerindeki etkilerini gördüler ve AK Parti hükümetleri zamanında yaşanan nispi istikrar ortamının avantajlarını tekrar hatırladılar.

Sürdürülebilir ekonomik gelişme istikrar ortamına bağlıdır. İstikrarsız ortamlarda, belirsizlik nedeniyle, iktisadi aktörler kalıcı işler yapmaktan kaçınırlar, uzun vadeli projeleri ertelerler ve spekülatif davranışlara yönelirler. İstikrar ve güven ortamı her türlü iktisadi faaliyetin asgari koşulunu oluşturur.
1 Kasımda sandığa giderken insanlar önceki dönemlerin ekonomik istikrarını geri getirmek istediler. Öte yandan ülke muhalefetinin sorumsuz, şımarık ve kendinden emin tavrına kızdığı kadar, onların ekonomik konularda gerçekçi öneriler sunamamasına da tepki gösterdiler.

Örneğin en önemli iktidar alternatifi durumunda bulunan CHP ekonominin temel sorunları olan yoksulluk ve işsizlik konusunda somut öneriler getirememiştir. Açlıkla, yoksullukla derdim var diyenler, ne hikmetse bunun arkasını bir türlü getiremediler. Bu iki sorunla mücadelede mevcut iktidarın kullandığı yöntemler ve araçlar dışında ne getirileceği ya da yapılacağı sorusuna cevap veremediler. Kaynak bütçedir ya da halktır türünden ne manaya geldiği anlaşılmayan sözlerle soruları geçiştirdiler.
Halk Ak Partinin diğer partilere göre nispeten daha ölçülü vaatlerini daha fazla ciddiye almış gözüküyor. Öyle anlaşılıyor ki, insanlar artık sadece yapılan vaatlerin çokluğuna değil, aynı zamanda onların istikrar ortamı bozulmadan yerine getirilme ihtimaline de bakıyor.

Bu arada 7 Haziran sonrası yaşananlar muhalefete şans verme konusunda millette büyük bir tereddüt oluşturmuş gibidir. Çünkü muhalefet milletin kendisine verdiği iktidar ortağı olma şansını kullanmayı ciddi olarak istemedi. İktidar ortağı olmayı göze alamayan partilere iktidar şansı vermenin ne manası olabilirdi?
Türkiye’nin yakın tarihi siyasi çalkantılar ve bunun ekonomiye getirdiği ağır maliyetlerle doludur. Biz Cumhuriyet tarihinde ortalama 1,5 yılda bir hükümet kurmuş bir milletiz! Ve bunun faturalarını her şekilde ödedik ve ödüyoruz. Millet artık istikrarın kalıcı refaha giden yolun temelini oluşturduğunu pekâlâ bilmektedir ve bu yüzden de istikrarsızlık değirmenine su taşıyanlara sandıkta fırsat vermediği gibi sandık dışında da taviz vermemektedir! Milletin gezicilere ve demokrasi dışı yollarla iktidar hesapları yapanlara karşı bu tavizsiz duruşu farklı türdeki darbe girişimlerini de başarısızlığa mahkûm etmiştir.

Özetle millet sandığa sadece iradesini değil aynı zamanda ferasetini de yansıtmıştır! Ekonomik istikrarı geri getirmiş, darbe ya da kaos beklentilerini boşa çıkarmıştır. Ekonominin espri türü vaatlerle ya da projelerle yönetilemeyeceğini göstermiştir. Ne de olsa devlet yönetimi ciddiyet işidir ve bu ciddiyet öncelikle ekonomi yönetiminden başlamalıdır.

Yeni Yüzyıl, 05.11.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/1-kasim-secimleri-ve-ekonomik-istikrar-15

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et