Yeni bir model: Organik eğitim

Türkiye’de eğitimin yıllardır bireyi kendini keşfetme imkânı tanımayan, özgürleştirici bir süreç olmaktan uzak, eskiden kalma yasa ve yönetmeliklerle işlev gördüğü bilinen bir gerçektir. Aynı zamanda farklı kültür, cinsiyet, din, dil, ırk, mezhep ve inanca sahip bireylere yönelik ayrımcılık ve dışlayıcılığın özellikle tek parti döneminde eğitim kurumları aracılığıyla verildiği de bir vakıadır. Diğer taraftan ideolojik, pragmatist ve muhalif bilinçten yoksun bir yapıda işlev gören sendikaların eğitimin temel sorunlarına dönük özgürlükçü ve yapıcı projeler üretemediklerinden ötürü de “eğitim” ciddi bir sorun olarak yıllardır vahametini korumaktadır. Kısacası eğitim sisteminin özgürlükçü ve farklılıklara açık olmadığını görmekteyiz.

Bunun başlıca nedeni bireyin tabiatına zarar vermeden doğal yollardan yetiştirilmesini öngören kısacası bireyin doğuştan getirdiği temel özelliklerine göre dizayn edilmiş bir eğitim modelinin ve anlayışın eksikliğidir. Eğitim sistemi özellikle son yıllarda yapılan bir takım reformlarla her ne kadar tek parti döneminin ürettiği ulus devletçi anlayıştan arındırılmaya çalışılsa da hala ciddi sorunları bünyesinde taşıdığı bir gerçektir.

DOĞAL OLMAYAN EĞİTİM

Bu bakımdan 4+4+4 yeni eğitim reformu çerçevesinde yeni eğitim modelleri ve anlayışları üzerinde ciddi projeler üretilmelidir. Bu süreçte “organik eğitim modeli” belki bir katkı olarak değerlendirilebilir.

Bilindiği gibi “okul” hâlâ bir kontrol mekanizması olarak varlığını devam ettirmektedir. Bu bakımdan eğitim her şeyden evvel bir ideoloji olarak başlı başına masaya yatırılması gereken ciddi bir mesele olarak karşımızda durmaktadır. Çünkü Türkiye’de eğitimin, bireyin kendi başına bir değer olarak algılandığı, tanındığı ve saygı duyulduğu bir anlayışı geliştirmekten ziyade itaatkâr ve iyi vatandaşlar yaratma yolunda ideolojik olarak kurgulandığı ve bu amaçla işlev gördüğü bilinmektedir. Özellikle darbe süreçlerinde generallerin de fazlasıyla ilgilendiği ve müdahale ettiği bir alandır. Bu yüzdendir ki yıllardır sosyal, siyasal, ekonomi, bilim, sanat ve teknoloji alanlarında ciddi ilerlemeler kaydedemedik.

Etimolojik olarak eğitim; Latince’deki “educare” (edücation) kelimesinden türetilmiş olup “yetiştirmek” anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi Türkiye’de birçok kesim tarafından iyi birey yetiştirmek kaygısıyla olsa gerek sıklıkla “eğitim şart!” denilir. Ne var ki gerçek; eğitimin yıllardır bireyin doğasına aykırı ideolojik bir endoktrinasyon kurumu olarak dizayn edildiği bir ülkede eğitimine ihtiyaç duyulan kesimlerin olduğu gerçeğidir. Bu tür söylemleri ağızlarından düşürmeyen bazı kesimler nedense “Nasıl bir eğitim anlayışı ve modeli ile” sorusunu hiç akla getirmezler dolayısıyla mevcut eğitim politikalarını da eleştirmezler.

Kısacası kimse eğitimin içeriği, ne ifade ettiği, hangi temellere dayandığı ve felsefesi üzerine kafa yormayı denemez. Oysa eğitim bireyi özgürleştirici bir süreç olmaktan asla çıkarılmamalıdır. İnsanlığı, ahlakı, erdemi, özgürlüğü önceleyen bunun yanında bilim üreten, icat yapan, sanat, kültür ve edebiyatla uğraşan kaliteli bireyler yetiştirme amacını gütmelidir. Ancak bunun tek tip dayatılan bir eğitim anlayışı ve modeliyle gerçekleşmesi bir hayli zordur.

TEK TİP İNSAN ÜRETİMİNE SON

Neticede eğitimin nihai amacı tek tip insan üretmek değil birbirleriyle iyi ilişkiler kuran, kendine ait bir dünyası olan ve bu dünyasını kendisi için koyduğu ilkeleriyle zenginleştiren özgür bireyler üretmektir. Bunun da başlıca yolu; insanın en tabii haklarına, özelliklerini en verimli şekilde kullanmasına imkân tanımaktan geçmektedir. Başka bir deyişle insanın doğuştan getirdiği kabiliyetlerini geliştirebilmesinin yolu, kuşkusuz insanı insana bırakmaktan geçmektedir. Sürekli insanın kısıtlandığı, en temel gereksinimlerinin bile yasa ve yönetmeliklerle belirlendiği bir ortamda doğal olarak insanın bireysel yaratıcılığı körelecektir. Düşünme yetisi kaybolacaktır. Bu bir bakıma doğal olmayan bir eğitim anlayışının tezahürüdür. Bireyi komutlarla hizaya sokmaya çalışan, okulu, bilimi, pedagojiyi ve eğitimciyi ideolojik olarak kurgulayan ve takdim eden, eğitim kurumlarını resmi ideolojinin yeniden üretim merkezleri olarak tasarlayan bir eğitim anlayışı- ifade ettiğimiz gibi- bireyin doğal yaratıcılığını köreltmektedir. Aynı zamanda bireyin özgünlüğünü ve özgürlüğü de ciddi oranda tahrip etmektedir.

ORGANİK EĞİTİM ANLAYIŞI NEDİR?

Eğitimin anlayış olarak bir bahçıvanın ürününü müdahale etmeden doğal yollardan yetişmesini sağladığı bir yöntem ve titizlikle ele alınması gerekir. Bilindiği gibi çiftçiler bitkilerin doğal yollardan yetişmesi için sadece gerekli ortamları hazırlarlar ve bitkiye hiçbir müdahalede bulunmazlar. Vaktinden önce ya da sonra ürün almak adına çeşitli kimyasallarla müdahale ettiklerinde ise sağlığa zararlı ürün yetiştirmiş olurlar. Russell eğitimin birincil amacının, insanın sahip olabileceği yaratıcı itkinin açığa çıkartılması ve güçlendirilmesi olduğunu ifade eder. Ayrıca eğitimin insanın doğasına dayanması gerektiğini söyler. “Bu düşünceye göre bir çocuk, tıpkı bir bahçıvanın genç bir ağaca baktığı gibi yani içsel bir doğaya sahip olan ve uygun toprak, hava ve ışık sağlandığında takdire değer bir biçim geliştirecek olan bir şey olarak ele alır.” Buna göre organik eğitim modelinde bireye hiçbir şekilde müdahale edilmez. Bilakis yeteneklerini açığa çıkartmak, özgürleşmesini katkıda bulunmak, kendi ilke ve prensiplerini kendisinin belirlemesine ve kendi dünyasını kendi bildiği yoldan tasarlamasına dönük ortamlar hazırlanır.

İnsanın kendisini bulmasının, kendi olmasının başka bir deyişle özgür olmasının yolunun bireyin özgür, özgün ve doğallığını önceleyen bir eğitim anlayışından geçeceği gerçeğinden yola çıkarak eğitim sisteminin bireyin doğuştan getirdiği temel özellikler doğrultusunda bir işlevi olmalıdır. Türkiye’deki okullar gerek anlayış ve gerekse mimari açıdan bireyin başta kendisini gerçekleştirmesinde ne kadar aktif rol oynadıkları üzerinde düşünmemiz gerekmektedir. Ne var ki eğitim kurumlarının tek tipleştirici ve uysallaştırıcı eğitim programlarıyla kendilerini donattıkları ayrıca resmi ideolojilerini etkinleştirmesinin en iyi yolunun “okul” olduğu ve bu anlamda okulları bir araç olarak kullandıkları gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ne yazık ki bu durum doğal eğitim anlayışıyla örtüşmeyen bir durumdur. Oysa Türkiye’de özellikle yeni eğitim reformu çerçevesinde bireyin başlı başına bir değer olarak algılandığı, demokratik dünyayla da bütünleşmiş bir eğitim anlayışı pekâlâ işlerlik kazandırabilir. Yeter ki bireyin doğallığı, özgünlüğü ve özgürlüğüne dönük yeni bir anlayış geliştirilebilsin. Ve doğal eğitimin önündeki bir takım engeller üzerine gidilebilsin.

UYGULANABİLİR BİR MODEL MİDİR?

Türkiye’de yaşayan farklı inanç, kültür ve anlayışa sahip bireyleri bir arada tutabilecek, her kesime, düşünceye, mezhebe, dile ve inanca hitap edebilecek bireyin kendini gerçekleştirebileceği özgürlükçü bir eğitim anlayışına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bu sebeple eğitimde organik eğitim modelini savunuyoruz. Ancak bu yeni eğitim anlayışının önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Bu bakımdan yeni eğitim reformuyla da birlikte bazı değişimlere ihtiyaç vardır. Örneğin her gün çocuklara askeri komutlarla ezberlettirilen “andımız” adlı yemin metninin ve nöbetçi öğrencilik, kılık kıyafet gibi bireyin doğasına aykırı birtakım uygulamaların yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. Ders kitaplarının içeriği militarist unsurlardan tamamen ayıklanmalı, kitaplar daha özgürlükçü, farklılıklara açık ve bireyin kendini keşfetme sürecine katkıda bulunmalıdır.

En önemlisi de eğitimin genel amacı bireyi belirli kalıplara sokan bir anlayışa değil bilakis bireyin özgürlüğüne, kendi bildiği yoldan yetişmesine, kendi kendine yetmesine ve yeteneklerini açığa çıkartılmasına dönük bir anlayışa hizmet etmelidir. Kısacası eğitimin genel amacı bireyi müdahale etmeden sadece gerekli ortamları hazırlamakla sınırlı olmalıdır. Muhsin Hesapçıoğlu’nun ifadesiyle “eğitimin kendisi çağdaş bir la Contrat Socialdir. Bu “la Contrat Social’de” eğitim, bireyin dünyadaki kendi heykelini yapması, kendi mitolojisine uygun kendi yaşam haritalarını kendisinin çizmesine izin veren ortamlar oluşturmadır. Eğitim, bireyin anlam arayışı yolunda beyninin, yüreğinin ve elinin özgürleştirilmesidir. Organik eğitim yaklaşımı eğitimde farklı adımların atıldığı bir dönemde sisteminin özüne dönük yeni anlayışların kazandırılması bakımından önem arz etmektedir.

 

Yeni Şafak, 31.07.2012

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et