Ya hattın öbür yanındaki?

Elinde telefon restoranın bahçesinde dolanıyor, “Hanfendi istemiyorum, istemiyorum” diyordu.

Biz yemeye başladığımız sırada başlamıştı konuşmaya. Neredeyse yemek yediğimiz süre kadar da konuştu.

Karşısındakine TV yayın hizmeti aldığı dijital platformdan çıkmak istediğini anlatmaya çalışıyordu.

Ama en az yirmi defa “istemiyorum, istemiyorum” dediğine bakacak olursak, karşısındaki bu talebi veya gerekçesini kabul etmiyor olmalıydı.

“ÇIKIŞ YOK”

Cep telefonlarına musallat olan ve engellenmeye karşı sürekli farklı numaralarla arayarak sizi kendi TV paketlerini almaya ikna etmeye çalışan bu şirketler, girince çıkmanıza izin vermeyen örgütlere benziyor.

Ayrılmak teorik olarak mümkün ama pratik olarak adeta imkânsız. Eğer sinirleriniz sağlamsa, direnebilecek gücünüz varsa geçebiliyorsunuz “nasıl sonlandırırım?” aşamasına.

Orada da zor bir çıkış süreci bekliyor sizi.

Faks çekmeniz isteniyor örneğin. “Bu zamanda faksı nereden bulayım?” diye sormayın ya da “üye olurken bunu istemiş miydiniz” demeyin, zaten onlar da farkında faks kalmadığının.

Zaten tam da o yüzden istiyorlar.

Onlar da biliyor kalkıp postaneye gitmek için zamanınızın, enerjinizin veya sağlığınızın elvermeyebileceğini. Uğraşmaktansa aylık ödemeyi tercih edebileceğinizi. Erteleyip unutabileceğinizi.

Acaba kaç “abone” bu yüzden “örgütten” çıkamıyor olabilir? Bunun çok da önemi yok. Çünkü çıkmayanlar elde “kâr” zaten.

VE HATTIN ÖBÜR YANI…

Ama meselenin hiç dile getirilmeyen başka bir boyutu daha var.

O da hattın öbür ucuyla ilgili.

Burada insan onuruna aykırı bir duruma maruz kalan, sadece siz, ben veya o restorandaki kadın değil.

Bir de telefonun öteki ucundaki insan var. Sadece sesten ibaret olmayan bir insan.

Eve ekmek götürebilmek için üç kuruşa karşısındakiyle beraber tükenen bir insan. İşten atılmaması karşısındakini yıldırmaya veya iknaya endekslenmiş olan.

Bütün gün onlarca insanla sinir savaşı yapan, yoran ama daha çok da yorulan ve sinirleri yıpranan insan.

Her gün azarlanan, hakarete uğrayan ama telefonu kapatamayan, konuşmaya ve kibar olmaya zorlanan insan.

Hukuki koruma onun için de gerekli.

MÜDAHALE EDİLMELİ

Mevzuat değişti, artık musallat olmayacaklar denildi ama bankalar, oteller, tur şirketleri, özel emeklilik sigortalarının “bilgilendirme amaçlı” tacizleri devam ediyor.

Büyük siyasi sorunlar arasında göze görünmüyor olabilir ama bir dizi ihlalin bir arada yaşandığı bir sorun bu.

Çok boyutlu bir birey hakları ihlali…

Demokrasilerde halk tek başına üstesinden gelemediği sorunlara ve güçlere karşı kendisini korusun diye seçer yöneticileri, o sebeple oluşturur hükümetleri.

Bu örnekte yöneticilere düşen, herkesi tek tek aciz bırakan bu unsurlara karşı hukuku uygulaması ve bireylerin hak ihlaline uğramalarını önlemesi.

Ve onlara eziyet eden şirketleri caydıracak yaptırımları pozitif hukuka dahil etmesi.

Telefonun her iki tarafı için.

Yeni Yüzyıl, 10.12.2015

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikİki siyasî blok mu?
Sonraki İçerikKaramsar Fısıltılar

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et