Soluk Mavi Nokta ve Uzay Politikaları

Evrendeki yerine evrensel bakmak

Evet, o soluk mavi noktadayız. Üstelik hâlâ yalnızız. Bazen gelecekten gelecekler neden hâlâ kapımızı çalmadılar diyorum ama, bu kurgusal yaklaşımdan uzaklaştığımda uzay politikalarının gerçekçi dünyasını da ihmal etmemeye çalışıyorum. Belki de dünyanın “doğa”sı bizi gerçekçi düşünmek zorunda bırakıyor. Gerçekçilik de evrendeki yerimize evrensel bakmak mecburiyetini getiriyor. Bugün yalnız olduğumuz hal yarın uzaydaki bambaşka canlı-zeki varlıklar tarafından ortadan kaldırılabilir. Böyle söylüyorum çünkü mesele ciddileştikçe karşımıza gelebilecek olanların barışçı olabileceklerinden şüphe duyuyorum. Hatta tamamıyla başka bir bilinç içinde bizim sahip olduğumuz siyasal yaklaşımlardan tamamen farklı şekillerde yaklaşımlarda bulunabilirler. Karşılıklı anlaşmanın bile belki de “imkansız” olabileceğini söyleyebilir miyiz? Bu bir kurgu olmazdı büyük ihtimalle. “Geliş” filminin iletişim kurguları gerçekliği de yansıtabilir, bambaşka bir gerçeklik de ortaya çıkabilir.

Evrendeki yalnızlık meselesi

Bu durum kendimizi daha değerli hissetmemize yarıyor mudur? Evrenin merkezindeyiz düşüncesi buna eşlik etmiyor mu? Özellikle modern zamanlara kadar bu fikir kuvvetli olarak geçerli değil miydi? Dünyanın “işleyiş yasaları”nı keşfetmek kendimizi bu merkezden uzaklaştırdı mı? Kendini evrenin her bir noktasının en değerli varlıkları olarak görmek psikolojik bir ihtiyaç mı? Kendi değerimizi katlamamız ve kendimize bir üstünlük vermemiz psikolojik açıdan sağlık yaratmak için değil mi? Evrendeki sıradanlığımızın keşfi travmatik olur mu? Yoksa öyle bir zamanda bambaşka yanlarımız mı ortaya çıkar? Güvenlik siyasetlerimiz keskinleşir mi? Karşımızdakine “değer ve hak” vermeyi düşünür müyüz? Evrensel özgürlük fikirleri nerelere doğru evrilebilir? “Seçilmiş” tür olmak varlığımızın derinliklerinde mi var? Bunun dışında düşünmeye kapalı mıyız? Bilinemezlikler burada da çoğunlukta mı? Evrendeki yerini evrensel olarak açıklayan insanlar doğal olarak üstün birer güç olabilirler mi sıradan insan karşısında? Bu süreçler parlamenter siyasette nasıl yönetilir?

Siyasal olarak hazır mıyız?

Doğrudan bir yanıt veriyorum. Hayır, uzaylılarla karşılaşmaya karşı özellikle güvenlik siyasetinin merkezileşmesi konusunda hazır değiliz. Evrendeki diğer varlıklarla olan ilişkilerde bildiğimiz siyasetin tamamıyla dışına çıkmak zorunda kalabiliriz. Yeniden evrensel siyasal form ve normlar keşfetmemiz gerekebilir. Bunu gerçekleştirmek de bizim açımızdan uzun sürebilir. Bu uzun süre içinde karşımızdakilerden daha güçsüz konumda kalabiliriz ve bu bir küresel istila ile sonuçlanabilir. Karşı tarafın teknolojik yapısı karşısında bilememek ve öğrenememekten gelecek çaresizlikler ile istilaya karşı koyamayabiliriz. Güvenlik temelli siyasetin mutlak küresel hakimiyetinin getireceği insani sonuçların gerçekçi kurguları da ciddi düzeyde. Güvenlik dışında bir eylem ve düşünce üretemeyen insanın varlık olarak paradigmatik kırılımlar yaşayacağını tahmin edebiliriz. “Özgür insanın” yeni durumu ve konumu bambaşka noktalara varabilir.

Barışçıl olmayanlar

Ilımlı optimist biri iseniz, farklı uzaylılarla karşılaşmanın dünya için hayli iyi sonuçlar doğuracağını da söyleyebilirsiniz. İnsanın dünyada çözemediği pek çok sorunun çözümleri ellerinde olabilir demek de durumun bir parçası. Bize sınırsız enerji, bilgi ve beceri getirebilirler mi? Bunu öylesine ve bir anda verirler mi? Biz onlara kendi dünyamızda karşılık olarak ne verebiliriz? Zihni işletim sistemlerimizin mutlak farklılığı onlarla doğrudan ortak bir boyutta yaşam kurmamızı engelleyebilir mi? Barışçıl olmamaları durumu, zaten bir gelecek apokalips fikrini güçlendiriyor. Kıyametin gelmesi, kıyamet sonrası dünyada kalan insanların çok zor yaşamlarını ortaya çıkarabilir. Film dünyasında defalarca irdelenen bu konunun aslında gerçekçi bir önemi de var. Apokalips sonrası modern zamanın insanlarının özellikle bir sürekli acı hissetme halinde kalabileceğini kurgulayabiliyoruz. Modern öncesinin insanları sanki öyle bir hayatta daha şanslılar. Sadece diş ve sopa yasasının hakim kalmak durumunda olduğu bir dünyada görece ilkel koşullara adapte olabilecekler, aynı zamanda şanslı da oluyorlar.

Uzay diplomasisi

İşte burası çok kritik. Muhatabın belirlenmesi ve bu muhatabın sahip olacağı siyasal güç pek çok artı eksiyi de beraberinde getirebilir. Küresel bir güç olan “devlet” dünyalı yönetilenlere karşı bu gücünü kötüye kullanabilir. Mutlaklaşan devletlerin yarattıkları, insanlık tarihinde kendilerini gösteriyor. Olumlu olarak da “unified” bir muhatabın olması söylenebilir. Bütünlükçü düşüncedekiler için pozitif bir yaklaşım bu. Güvenliği yaratmanın en önemli yolunu parçaların bütünleşmesi olarak gören siyasetin işlerliği kanıtlanmaya çalışılabilir. Elbette ki diplomasiyi yaratacak iletişim becerileri ve dil meselesi de var. Yukarıda belirttiğim “Arrival-Geliş” filminin bu konu üzerinde anlattıkları hayli kapsamlı ve geçerli. Diplomasinin “savaş” şeklinde kendisini göstermesi de doğal olarak ihtimaller arasında. Eğer zamanın bambaşka noktalarında buraya kadar gelebiliyorlar ise bu dünya dışı varlıklar, insan ile iletişimini, uyguladığı saldırganlık ile gerçekleştirebilirler. Dünya bir apokalipse girer.. İnsanlığın sonu yaklaşır..

Ortaya bir dünya devleti çıkar mı?

Küreselcilerin duymak isteyeceği bir “evet” cevabı gelebilir buradan. Peki dünya devletinin siyasal ortakları kimler olurdu? “Herkes” demek doğrudan ne kadar geçerli? Birbiri ile rekabette olan siyasal bloklar nerede ve nasıl birleşebilir? Siyahla beyazın aynı anda birbirlerinin içinde olmasının imkansızlığı gibi ortak bir siyasal iktidarı oluşturmak imkansız olabilir. İnsanlar arasında bazılarının, dünya dışı varlıklar ile ittifak kurarak dünyalı insanların karşısına geçmesini de düşünebiliriz. İnsani bir apokalips sonrası yaşamak yerine, uzaylı türlerinin hakimiyeti altında yaşamak isteyecekler olabilir. Seçimlerinde ne kadar serbest olabilirler? Burada acaba özgürlük siyaseti nasıl çalışır? Bağımsızlık ve kendi kaderini belirleme hakkı meselesi konuya burada ne tür ışıklar yansıtır? Her şey, artık dünyalı olmak istemiyorum diyen insanın siyasetinin sonuçları ile şekillenebilir. Belki de özgürlük artık bambaşka yerlerde ve boyutlarda evrenin bir yerinde aranmaya devam edilebilir. Görebilecek miyiz bilemiyorum.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et