‘Size savaş yaptırmayacağız’

Hükümetin çözüm sürecinin yürütülmesinde önemli hataları var. Geçmişte de vardı, şimdi de var. Birkaçını hatırlayalım: Hükümet, süreci yavaş bir şekilde ele aldı. Temel bazı hak ve özgürlükleri pazarlık konusu yaptı. Kolaylıkla yerine getirilebilecek bazı düzenlemeleri yapmaktan imtina etti. Öcalan ile görüşmeleri bir rutine bağlamadı. Son dönemde de bazı hataları oldu hükümetin. Misal, gerekli mekanizmaları (İzleme Komitesi) kurmadı. Süreç içerisinde varılmış en ileri noktayı (Dolmabahçe Mutabakatı) inkâr etti. Seçim hesaplarıyla süreci dondurdu, vs.

Hükümet bunlardan ötürü yoğun bir şekilde eleştirildi, eleştiriliyor. Kimi eleştirilerin dozu sert, kimilerinin ise yumuşak oluyor. Hükümete hatalarından arınması için çağrılar yapıldı, yapılıyor. Herkes yol-yöntem gösteriyor, öneriler getiriyor. Peki, hatalar tek taraflı mı? Hükümet yanlışta debelenirken, PKK hep doğruları mı yapıyor? PKK, pir-u pak mı? Hayır, öyle değil. PKK’nin de süreçte üzerine düşen birçok vazifeyi yerine getirmediği biliniyor. Onun da hataları da diz boyu.

Onları da hatırlayalım: Örneğin PKK geri çekilme sözü verdi, bunu yerine getirmedi. Çatışmasızlık halini bölgede kendi hâkimiyetini tahkim etmek için kullandı. Silahlı gençlik yapılanması ile şehirleri baskı altına aldı. “Silahın miadı doldu” dedi ama halkı silahlanmaya çağırdı. “Türkiye’de silahlı mücadelenin koşulları kalmadı” dedi ama silahı hep bir tehdit unsuru olarak kullanmaktan imtina etmedi. Tabanını hep sokakta tuttu, eylemler yaptı. Yol kesti, adam kaçırdı, hendek kazdı, şantiye bastı, sivil araçları/iş makinelerini yaktı, kepenk kapattı, vs. Bunların hiçbiri sürecin ruhuna uygun hareketler değildi.

Barış süzgeci

Böyle bir durumda barışın tesisi edilmesini isteyenlerin nasıl davranacağı açıktı. Onlara düşen hükümeti ve PKK’yi yakından gözlemlemek, söylem ve eylemlerini barış süzgecinden geçirmekti. Taraflar doğru yaptıklarında onları destekleyip cesaretlendirmek, yanlış yaptıklarında ise onları eleştirip uyarmaktı.

Ancak böyle olmadı. Garip bir durum oluştu. Türkiye’de insan hakları, demokrasi, barış, vb. kavramları en çok kullananlar PKK’nin yaptığı ölümcül yanlışları görmezden geldiler. Hükümetin en küçük bir yanlışını fark eden hassas gözler PKK’nin sürece ters düşen bütün eylemlerine kapandılar. Süreçte bir sıkıntı baş gösterdiğinde hep hükümeti suçladılar ama PKK’ye benzerine rastlanmayan bir anlayışla yaklaştılar. Ellerine geçirdikleri her şeyi hükümetin kafasına atmakta bir beis görmediler ama PKK’yi eleştirmekten özenle kaçındılar.

HDP cenahından gelen son iki basın açıklaması bu yaklaşımın yetkin örneklerini oluşturuyor. Merkez Yürütme Kurulu tarafından yapılan 25 Temmuz 2015 tarihli açıklamasında HDP;

a. Hükümeti son yapılan operasyonlar ve gözaltılar nedeniyle sert bir şekilde eleştiriyor. Ama bu aşamaya nasıl gelindiğine ve bunda PKK’nin sorumluluğuna ilişkin tek bir cümle etmiyor.

b. Hükümetten operasyonların bir an önce durdurulmasını talep ediyor. Ama dönüp PKK’ye –hiç olmazsa dostlar alışverişte gördün kabilinden de olsa- şiddet eylemlerine son vermesi gerektiğini söyleyemiyor.
c. Hükümetin operasyonlar başlatarak girdiği yolun topluma büyük bir maliyet yükleyeceğini belirtiyor. Ama PKK kaynaklı şiddet sarmalının ne denli büyük bir tahribata yol açacağına değinmiyor.

d. Hükümete “konuşarak ve müzakere ederek çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yoktur” diyor. Ama siyaseti ve sözü savunma kararlığını PKK’ye karşı göstermiyor.

Lanet taşı

HDP ile birlikte DTK, DBP ve HDP eş başkanlarının yaptığı ortak basın açıklaması da aynı anlayışla kaleme alınmış. Fiili ateşkesi ilkin PKK’nin bitirdiği dikkate alınmamış, Bese Hozat’ın savaş ilanına kulaklar kapanmış, çatışmaların ve operasyonların başlamasında PKK’nin oynadığı role hiç değinilmemiş. Yine AKP’ye lanet taşı muamelesi çekilmiş, bütün kötülükler ondan bilinmiş.

Bu, doğru bir siyaset değil. Tek taraflı eleştirilerin ve çağrıların bir anlamı yok. Sadece bir taraf yüklenip diğer tarafı eleştiriden masun tutan, bir taraftan hep doğru davranmasını bekleyip diğer tarafın yanlışlarına göz yuman bir bakış bir işe yaramaz.

HDP ve bileşenlerinin ortak açıklamasında “Seni başkan yaptırmayacağız”dan mülhem “Size savaş yaptırmayacağız” şeklinde bir slogan da kullanılmış. Bu ergen sosyal medya dili ayrıca konuşulmaya değer. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim:

Eğer yüzünüzü PKK’ye çevirip “Senin şiddet kullanmana karşı duracağız” diyemiyorsanız, bu kullandığınız sloganların hiçbir hükmü kalmaz. PKK’ye karşı “Sana yol kapattırmayacağız”, “Senin insan kaçırmana müsaade etmeyeceğiz”, “Senin yola mayın döşemene izin vermeyeceğiz”, “Senin asker ve polis öldürmeni kabul etmeyeceğiz”, vb. cümleler kuramıyorsanız, tumturaklı barış söylemleriniz bir değer taşımaz. Salt hükümete karşı ayaklanan sahte barış ve demokrasi havariliğiyle barış inşa edilmez.

Serbestiyet, 27.07.2015

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et