Sırada BDP’nin kapatılması mı var?

Artık bıçak sırtı bir yerdeyiz. Çözüme de kopuşa da çok yakınız. Ya ateşkesle yeni bir süreç başlayacak ya da topyekûn bir savaş. Bu ikinci ihtimalin dehşetini düşünmek ve bundan kaçınmak için ne gerekiyorsa yapmak boynumuzun borcu. Ancak ‘bilek bükme’ inadı sorunu bir çıkmaza sürüklüyor. Oysa yıllardır biliyoruz ki kimse kimsenin ‘bileğini bükemiyor’; sadece ‘burkulan yürekler’ var…

Sivil vatandaş perspektifinden baktığımızda sorun, sanıldığının aksine, ‘yönetilebilir’ de değil ‘katlanılabilir’ de. İnsanlarımızı kaybetmiyoruz sadece; demokrasimiz, hukuk anlayışımız ve hatta vicdanlarımız da zedeleniyor. Hem şiddet zedeliyor hem de şiddeti durdurmak adına yaptıklarımız.

Görülen o ki ‘topyekûn savaş’ stratejileri tarafların masalarında. Tasfiye korkusu yaşayan PKK son zamanlarda asker-sivil ayırt etmeden saldırıyor. Şehirlerde doğrudan sivillere yönelik eylemlerle Türkiye genelini istikrarsızlaştırma kapasitesinin olduğunu ispat etmeye çalışıyor. Gönderdiği ‘intihar eylemcileri’yle de hâlâ kendine bağlı ‘fedai’lerin bulunduğunu gösteriyor. Öte yandan da son Hakkari saldırısında olduğu gibi aynı anda büyük gruplarla birden fazla noktaya saldırı düzenleme gücünü teşhir ediyor.

Ancak siyasi hedeflerin terör eylemleriyle gerçekleşmeyeceği de gün gibi ortada. Bu anlamda ‘devleti yenmek’ mümkün olmadı şimdiye kadar, bundan sonra da olmayacak. Üstelik ‘siyasi hedefler’in kendisi de Kürt halkının genel bir desteğini kazanmış değil. PKK çizgisinde siyaset yapan siyasi partilerin son yirmi yıldır aldıkları oy neredeyse hiç değişmiyor; yüzde 5 ile 6 aralığında duruyor. Kürt siyasi partilerinin bu sıkışmışlığı karşısında ‘temsil’ alanını genişletmek için ‘silahlı örgüt’ün devrede olduğu da bilinen bir gerçek.

Bu cendereden çıkışın yolu, silahlı güçlere karşı siyasetin, yani toplumun özerkliğini ve özgürlüğünü savunmak. Bu iş, BDP’ye ve BDP’yi destekleyen ama artık şiddete yeter diyen insanlara düşüyor. Yeni bir ateşkes için PKK’ya baskı kurmak, iyi bir başlangıç olabilir.

Böyle bir karar devlet katında ‘topyekûn savaş’ hazırlıkları yapanları da durdurabilir. Biliyoruz ki ‘topyekûn savaş’ın muhatabı sadece PKK değil. KCK operasyonları ve KCK hakkında oluşturulan kamuoyu daha kapsamlı bir stratejinin parçası. Hedef, PKK ile bağlantılı kişilerin ve kurumların siyaset yapmasının önünü kapatmak. KCK bu stratejinin ilk etabı. Bir sonraki aşama ise BDP’nin siyaset dışına itilmesi. İşin tuhafı, BDP’yi dağa çağıran PKK ile onu siyaset yapamaz hale getirmeye çalışan devletin yaptıkları aynı kapıya çıkacak.

Önceki dönemlerde PKK’nın silah bırakarak ‘siyasallaşması’ bazı kesimler tarafından kabule şayan bulunurken şimdilerde BDP’nin bile siyaset yapması fazla görülüyor. Eğer yeni bir süreç başlamazsa BDP hakkında kapatma davası açılması muhtemel. Elbette bu, sorunları çözmeyecek, hatta daha da derinleştirecek ama, ‘yeni inisiyatifler’ geliştirilmezse gidişatın bu yönde olduğunu düşünüyorum. Ufukta görülen ‘topyekûn savaş’ stratejisinin mantıksal sonu bu çünkü.

KCK operasyonları da bu istikameti gösteriyor. Baştan itibaren KCK’nın bize PKK ile bağlantılı olduğu, paralel bir devlet örgütlenmesine gittiği ve başında da Murat Karayılan’ın bulunduğu anlatıldı. Peki, BDP ile PKK’nın ilişkisi KCK ile PKK’nın ilişkisinden farklı mı? BDP’nin projelerinin, yönetiminin ve hatta milletvekillerinin önemli ölçüde PKK tarafından belirlendiği sır değil. Dün Zaman’da bir haber vardı; ‘BDP’nin adaylarını Kandil belirlemiş’. Bunu bilmeyen var mı?

Demek istediğim şu; eğer KCK operasyonlarının ana gerekçesi bu örgütün PKK’nın kontrolünde olduğu gerçeği ise aynı ilişki PKK ve BDP arasında da var. KCK tutuklularının nerdeyse hepsi BDP’lilerden oluşuyor. Yargının ve hükümetin cevap vermesi gereken soru şu; siyaset ve topluma karşı yasakçı bir yargı mücadelesinin başarı şansı var mı? BDP kapatıldı, yöneticileri KCK’lılar gibi tutuklandı diyelim, peki 2 milyon seçmeni ne yapacaksınız? Bir soru da KCK operasyonlarını savunanlara; BDP’nin kapatılmasını da savunabilecek misiniz?

Herkes için yeni bir başlangıca ihtiyacımız var. Çatışmaları soğutacak, taraflara nefes aldıracak, düşünmek ve danışmak için zaman sağlayacak bir ateşkes ilk adım olabilir.

 

Zaman, 11.11.2011

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et