Silahlı mı silahsız mı?..

Bu yazı Bugün Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.

Erdoğan’ın CNN Türk’te yaptığı “Silahlarını ister toprağa gömsünler, ister bir yere bıraksınlar ama silahsız çıkacaklar” açıklaması, son birkaç haftadır kafaları meşgul eden hukuki düğüme karşı bulunmuş bir formüldü.

Ne deniyordu: Eğer bu çıkış yasal bir temele dayandırılmazsa, bütün güvenlik bürokrasisi yasalar nezdinde suç işlemiş olur. Karakoldaki komutan gözünün önünden silahıyla geçip giden PKK’lıyı seyretmek zorunda kalır. Ve bugün olmasa da yarın pekâlâ hakkında suç duyurusu yapılabilir.

Erdoğan son açıklamasıyla, bu problemi çözmüş oluyor. Elinde silah, sırtında üniforma olmayan birtakım insanlar, zaten hep yaptıkları gibi sınırdan geçip giderken güvenlik güçleri ile karşılaşsalar ne olacak? Polis ya da asker nasıl teşhis edecek onların PKK’lı olduğunu, dağdan indiğini? Dağdaki PKK’lıların ne sayısını bilen var ne de bir isim listesi var elde. Dolayısıyla eğer ellerinde silah olmazsa, hukuki bir sorun da olmayacak.

Resmigeçit töreni hayali

Ama tabii PKK-BDP açısından mesele bu değil. Sorun sadece silahlı mı yoksa silahsız mı çıkılacak meselesinden kaynaklanmıyor. Besbelli ki iki tarafın kafasında birbirinden tamamen farklı “çıkış tabloları”var.

PKK “İlle de Meclis işin içine dahil edilsin, bu mesele yasayla çözülsün” derken iki amaç birden güdüyor.
Birinci amaç günlerdir işaret edildiği gibi, konuyu parlamento platformuna taşıyarak PKK’ya hem içeride hem de uluslararası planda meşruiyet kazandırmak.

İkincisi ise, sınır dışına çıkışı Meclis kararıyla ve Meclis Komisyonu denetiminde gerçekleşecek resmigeçit törenine; bir zafer yürüyüşüne dönüştürmek…

Aslında böyle bir tablonun mümkün olabileceğini düşünmek, toplum çoğunluğunun ruh halinden, ülkenin siyasi dengelerinden hiç haberdar olmamak, hayal dünyasında yaşamak demektir. Ayrıca, Habur’dan da hiçbir ders çıkarmamış olmak gerekir böyle bir hayal kurabilmek için…

Önemli olan çıkış değil, Kandil’den dönüş

Görünen o ki, eğer sürecin devam etmesi isteniyorsa, “dağdan inme” dediğimiz süreç, hiçbirimiz farkında bile olmadan gerçekleşecek. Zaten önemli bir kısmı sınır dışına çıkmak yerine evlerine-köylerine dönecek, yani topluma karışacak. Bir kısmı ise sessiz sedasız sınırdan geçip gidecek. Silahlarını da nereye bırakırlarsa bırakacaklar. Ve biz hiçbir zaman kaç kişinin çıktığını, kaç kişinin içeride kaldığını; silahlarını da ne yaptıklarını bilmeyeceğiz. (Aslına bakılırsa, yasa da çıksa, Meclis Komisyonu denetiminde “resmi çıkış” da yapılsa yine bilemeyecektik.)

Önemli olan süreç bundan sonra başlayacak. Kandil’in silahlı mücadeleyi sonlandırdığını resmen ilan etmesi, lider kadronun akıbetine karar verilmesi ve yurda girişi yasaklananlar dışındaki büyük çoğunluğun Kandil’den siyasi mücadele yürütmek üzere Türkiye’ye dönmesi…

Tabii bu arada devletin de Kürtler’e karşı boynunun borcu olan reformları yapması; Kürt-Türk bütün halkın kabul edebileceği yeni bir toplumsal sözleşmeyi ortaya çıkarabilmesi gerekiyor.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et