Savaş ve tatil?

Suriye’de yerli halkın iç savaşı ve yabancı güçlerin vekâlet savaşları Türkiye’yi birçok bakımdan olduğu gibi turizmde de etkiliyor. Türkiye Rusya ilişkilerinin gerilmesi, Rusya’nın Türkiye’ye ambargo uygulamaya başlaması inşaat şirketlerini,  Rusya’ya ihracat yapmakta olan firmaları ve onlarla bağlantılı üreticileri ve diğerlerini sarsıyor. Rusya’nın vatandaşlarına Türkiye’ye seyahat yasağı getirmesiyse turizm sektörünü, yaygın tâbirle, doğrudan “vuruyor”. Özellikle Antalya’da bulunan ve başlıca müşterisi Rus turistler olan çok sayıda otel işletmesi endişe içinde yaz aylarını bekliyor. Rusların tatil mevkii olarak Türkiye’den vazgeçmesinin veya Türkiye’ye gelmekten engellenmesinin bu tesislere ve genel olarak turizm firmalarına, turistlere yönelik satışlar yapan dükkân ve mağazalara ağır zarar vermesinden korkuluyor.

Bu soruna çözüm bulmak isteyen kimi turizm işletmecileri, hükümete dönerek, yurtdışına gitmeyi caydıracak ve yurt içinde tatil yapılmasını teşvik edecek tedbirler alınmasını istiyor. Hatta bazıları, bu maksatla, vatandaşlara yurt dışına çıkış yasağı getirilmesini, zaten tartışmalı olan yurt dışına çıkış harcının caydırıcı olacak derecede artırılmasını öneriyor.

Rusların gelmemesinin turizm işletmelerine zarar vereceği kesin. Bu üzücü bir durum. Ancak, iktisadî hayatın her sektörürisklere açık. Turizm ise doğası gereği çok sayıda potansiyel riske gebe bir sektör. Tatile gidilecek yerlerdeki doğal afetler, savaşlar, terör olayları, dünyada çok yankılanan –soygun, cinayet gibi- suçlar potansiyel turistleri seyahat planlarından hemen caydırır. Tatile çıkacak kimselerin yurdundaki aynı vakalar ve ilâveten ekonomik krizler de aynı etkiyi yapar. Her sektör üzerinde bunlar ve benzer faktörler tesirli olur. Ancak, diğer sektörlerde bu faktörlerin etkisinin değişen uzunlukta bir yansıma süreci ve süresi varken, turizm sektöründe menfî tesir derhal vuku bulur.

Tüm sektörlerdeki krizler gibi, turizm sektöründeki kriz de zamanla zincirde yer alan –tedarikçi, hizmet sağlayıcı, acente, nakliyeci, iş gücü- gibi unsurlara yansır. Bu yüzden, turizmdeki krizin şimdiden tahmin edemeyeceğimiz kadar geniş ve derin sonuçları olabilir.

Bütün bunlara rağmen, sektör sözcülerinin devleti kendilerinin korunması adına tatilcilere müdahaleye çağırması yanlış. Müdahalenin şekli ve çapı yanlışı doğruya çevirmez. Yurt dışına seyahat yasağı açık bir özgürlük ihlâli teşkil eder. Özgür birey, seyahat edip etmeyeceğine, edecekse nereye gidip nereye gitmeyeceğine kendisi karar verir. Seyahat yasağı bireyin bu hakkını gasp eder. Abartılı biçimde artırılmış seyahat harcı uygulaması da seyahat özgürlüğüne zarar verir. Hiç kimse, kendi menfaatleri uğruna başkalarının özgürlüğünün kısıtlanması talebinde bulunamaz. Ayrıca, yurt dışına seyahat yasağı işi yurt dışı turistik gezileri pazarlamak olan acentelere, taşıma işini yapan ulaşım şirketlerine, yurt dışı gezi turlarının rehberlerine vb. de zarar verir.

Meselenin başka boyutları da var. Yerli turizm firmaları vatandaşa seyahat engelleriyle korunursa, bu korumacılık bir süre sonra korunanlara da zarar verir. Türkiyeli turistleri kaybeden ülkeler de benzer yollara başvurmaya kararı alabilir. Böylece, karşılıklı koruma ve engellemeler dünya turizmini daraltır.

Bereket versin yanlışı gören turizm işletmecileri de var. Bunlar yukardaki tahlillere katılan açıklamalar yaptılar. Turizm sektöründeki işletmeciler siyasî otoriteyi vatandaşların özgürlüklerini boğma pahasına toplumsal hayata müdahaleye çağırmak yerine, kendi başlarının çaresine bakmayı öğrenmeli ve becermeli.

Yeni Yüzyıl, 24.02.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/savas-ve-tatil-1432

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikPandoranın kutusu
Sonraki İçerikSiyasi cevap üretmek

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,725TakipçilerTakip Et