Sahipsiz Köpeklere İlişkin Kanun Teklifi ve Muhalefetin Tutumu

Sahipsiz sokak köpeklerine yönelik yeni kanun teklifi, ülke gündemini birkaç haftadır meşgul ediyor. Teklif ile Hayvanları Koruma Kanunu’nun Ek 1. maddesi değiştirilmesi öneriliyor. Bu, aslında kanun teklifindeki en önemli değişiklik önerisi. Teklif bu haliyle yasalaşırsa, sokaklardan alınan sahipsiz köpeklerin, aşı ve kısırlaştırma işleminden sonra alındıkları yere bırakılması uygulamasına son verilecek. Toplanan köpekler sahiplendirilene kadar hayvan bakımevlerinde barındırılacak.

Kanun teklifinin kamuoyunda en çok tartışılan kısmı ise köpeklere yönelik ötenaziyle ilgiliydi. Saldırgan ya da bulaşıcı hastalık taşıyan köpeklere ötenazi yapılabileceği, sahipsiz hayvan popülasyonunun kamu güvenliği bakımından tehlike oluşturması durumunda sahipsiz hayvanlara ötenazi yapılabilmesi değişiklik teklifinin ilk halinde öngörülmüştü. Gelen tepkiler üzerine Ak Parti’nin Komisyon’da verdiği önergeyle ötenazi ifadesi kanun teklifinden çıkarıldı. Öte yandan değişiklik teklifinin son halinde “Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen tedbir uygulanır.” ifadesinin yer aldığı görülüyor. Yine değişiklik teklifinin son halinde “Yerel yönetimler, sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkilidir” hükmünün yer aldığı ifade ediliyor.

Dolayısıyla, gerek -kısaca- saldırgan olduğu için, gerekse sahipsiz köpek popülasyonunun kontrol altına alınması amacıyla köpeklerin öldürülebilmesi kanun teklifinin son halinde de mümkün görünüyor. Çünkü Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrası, saldırgan köpeklere ötenazi yapılabileceğini ifade ediyor. Yine kanun teklifinin son halinde atıf yapılan, Türkiye’nin de taraf olduğu, Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 12. maddesi, “Taraflardan biri başıboş hayvan sayısının sorun yarattığını düşünürse, gereksiz ağrı, acı ve ıstırap çekmelerine sebep vermeyecek şekilde sayılarını azaltmak için uygun yasal ve/veya idari tedbirleri alacaktır” diyor. Sözleşmenin aynı maddesinin ii. bendi ise, sayı azaltma amaçlı öldürme işleminin Sözleşme’deki şartlara göre yapılması gerektiğini hükme bağlıyor.

Sahipsiz köpekler özellikle kırsal kesimlerde ve kentlerin çeperlerinde yaşayan insanlar için büyük tehdit teşkil ediyor. Bu sebeple insan sağlığı ve yaşamını en üst noktaya koyup bu çerçevede sorunu çözmeye çalışmamak, sahipsiz köpeklerin sokaklarda yaşamasının devamını savunmak bu insanların hayatını önemsememek şeklinde anlaşılabiliyor. Buradan sınıfsal bir yarılma ortaya çıkıyor: Kentlerin merkezlerinde ve gelişmiş yerlerinde yaşayanlar köpeklerin yaşamını savunurken, taşrada ve kentlerin çeperlerinde yaşayanlar kendi canlarını kurtarmaya çalışıyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kanun teklifi henüz kamuoyuna yansımadan önce “Biz bu meselenin maalesef bir sınıfsal sorun haline dönüşüp, yoksulların tehdit altında olduğu, zenginlerin de hayvan haklarını savunduğu bir ikilemden çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz.” demişti. Bu yaklaşım sorunu kabul eden ve çözüme yönelik iletişime imkan veren bir yaklaşıma işaret ettiği için umut vericiydi. Fakat kanun teklifinin komisyon tartışmaları boyunca CHP uzlaşmaz bir tutum sergiledi. Kısırlaştırarak sokağa salma işleminin sonuç vermediği, bunu uygulayan Hindistan gibi ülkelerde sahipsiz köpek popülasyonunun kontrol altına alınamadığı, ülkemizde de pek çok önlenebilir çocuk ve yetişkin ölümüne yol açtığı bilindiği halde muhalefet bu uygulamanın Türkiye’de de değişmeden devamını istiyor. Sonuç olarak, mesele tam da Özgür Özel’in belirttiği gibi sınıfsal bir mesele haline gelmiş durumda. Muhalefet eskiden olduğu gibi, kentli, yüksek gelirli, müreffeh kesimi ve mevcut durumda bu kesimin köpek sevgisini temsil ediyor. Dışarı adım attığında köpeklerden korkarak bir hayat süren yığınlarsa, kendi sağlık ve hayatlarının önemsenmediğini düşünüyor.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et