Paralel Devlet – PKK İşbirliği

* Bu yazı 15 Temmuz darbe teşebbüsünden birkaç ay önce yazılmıştı…

Geçtiğimiz günlerde Abdurrahman Şimşek ve Ferhat Ünlü’nün Otonom Yapılanma (OY) ile PKK arasındaki ilişkiyi deşifre eden bir haberi medyaya düştü. Haber şöyle:

“Bazı PKK yöneticileriyle ile PDY (Paralel Devlet Yapılanması) yöneticileri, Ocak ve Ekim 2014’te Kuzey Irak’ta gizlice görüşüp Türkiye’ye karşı ittifak kararı aldı. PKK ve KCK’nın üst düzey yöneticileri Cemal kod adlı Murat Karayılan ile Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin, Ocak ve Ekim 2014’te 3 kez PDY’nin Kuzey Irak İmamı Talip Büyük ile PDY’nin eğitim ve medya sektöründeki yöneticileri Cemal Bulut ve Doğan Ertuğrul ile görüştü. Görüşmelerden ilki 10-12 Ocak 2014 arasında Irak Metina’da, ikinci ve üçüncü görüşmeler ise 28 Ekim 2014 ve 31 Ekim 2014’te Metina’daki Rel Karargâhı’nda yapıldı.

Görüşmeler Paralel Yapı’nın kontrolündeki Erbil Işık Üniversitesi’nde görevli Gülen örgütü üyelerinin aracılığıyla gerçekleştirildi. İhanet anlaşmasının öncesinde yapılan başlangıç temaslarını üniversite rektör yardımcısı Mehmet Özdemir ile genel sekreter Taşan Deniz yaptı. Nihaî anlaşmaya ise Kuzey Irak İmamı Talip Büyük, Yeşilırmak Dershaneleri Genel Müdürü Güven-Der Yönetim Kurulu eski üyesi Cemal Bulut ve Zaman Gazetesi’nden Doğan Ertuğrul’un PKK yöneticileriyle yaptığı görüşmede varıldı. Talip Büyük, Cemal Bulut ve Doğan Ertuğrul’un PKK yöneticileriyle görüştükleri tarihlerde Kuzey Irak’ta oldukları, gümrük çıkış kayıtlarıyla da teyit edildi. Bu görüşmelerde devletin istihbarat birimlerinin tespit ettiği PDY-PKK görüşmelerinde Paralel Yapı yöneticileri, Emniyet ve MİT’in, PKK içindeki yardımcı istihbarat elemanlarının isim listesini terör örgütü yöneticilerine verdi. Sayıları 100’ü bulan bu PKK-KCK muhbirleri PKK tarafından infaz edildi. PDY ve PKK mensupları aynı zamanda AK Parti’ye ve Erdoğan’a karşı ortak hareket etme kararı aldı.

Devlette etkin olduğu dönemde pek çok kozmik bilgi ve belgeye ulaşan Paralel Yapı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, MİT ve cumhurbaşkanlığı danışmanlarının PKK’ya yönelik stratejilerini içeren belgeleri de servis etti. PKK’nın özel şifreli haberleşme metotlarının, istihbarat birimlerince nasıl deşifre edildiğine ilişkin belgeler de terör örgütüne sunuldu.”

Otonom Yapılanma – PKK görüşme trafiğine ilişkin başka bilgiler de haberlere yansıyor. Bunlar doğruysa kelimenin gerçek anlamıyla dehşet verici bir durumla karşı karşıyayız. Bütün bunlar OY’nın PKK ile işbirliği içinde T.C. vatandaşlarına karşı kirli bir savaş açtığını gösteriyor. OY emrinde çalışan polislerin sızdırdığı muhbir isimlerinin, PKK haberleşmelerini çözme yöntemlerinin, koruma altındaki gizli tanıkların isimlerinin PKK’ya bildirilmesiyle PKK’nın muhtemel eylemlerini önceden öğrenme imkânı önemli ölçüde ortadan kalktı. Bu, saldırıların önlenmesinin zorlaşması ve tüm vatandaşların güvenliğinin azalması anlamına gelir

Bu durumda ne yapmak gerekir? Gerçekten çok zor bir durum. Bir taraftan ortada aşikâr suçlar var. Diğer taraftan, OY Gülen Cemaati içine gömülü ve sivil bir yüze de sahip. Masumlara zarar vermeden ve demokratik hukuk devleti ilkelerini çiğnemeden ne yapılabilir? Bu soruya kimsenin ikna edici bir cevap verebileceğini sanmam. Benim çözümüm şu: İstikrarlı demokrasiler buna benzer durumlarda ne yapmışsa aynısının yapılması gerekir. Bu vaka ABD’nin ve Almanya’nın başına gelseydi bu ülkeler ne yaparlardıysa, Türkiye de aynısını yapma hakkına ve de görevine sahip.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et