Okuldaki Şiddet

Şanlıurfa’da 14 Nisan günü ve Kahramanmaraş’ta 15 Nisan günü okul öğrencisi olan failler tarafından korkunç silahlı saldırılar yapıldı. Türkiye’de örneğine pek rastlanmayan okul baskını olayı hepimizi dehşete düşürdü. Meydana genel olaylarla ilgili pek çok teori ortaya atıldı, yoğun bir tartışma sürecine dâhil olduk. Ben üç açıdan yorum yapmaya çalışacağım: Bireysel, Sistemsel ve Durumsal tablo.

Bireysel Faktörler

Bu iki elim olayın merkezinde fail olan çocuklar vardır. Her ikisinde de psikopatolojik bulgular vardır. Yani ikisi de ağır psikiyatrik hastadır. Bu hastalık halinin 2-3 yıllık geçmişi vardır. Şanlıurfa’daki genç anti sosyal kişilik bozukluğu belirtileri, yaygın tabirle psikopat kişilik bozukluğu göstermektedir. İ. Aras Mersinli’nin de ciddi ve oldukça ileri aşamaya geçmiş psikolojik sorunları olduğu anlaşılıyor. Okul rehberlik servisinin konu ile ilgili ifade ettiği öykü de bu durumu kanıtlıyor. İ. Aras, derin bir depresyon içinde olabilir. Bunlar ilk göze çarpan ve sergilenen vahşetin altında yatan en önemli sebeptir. Bilgisayar oyunu, bazı sosyal medya iletişimleri, TV dizileri vs. bunların doğrudan silahlı saldırıyı azmettirmesi söz konusu değildir. Söz konusu araçlar bireye cesaret verebilir, olayı tasarlama aşamasında ona ipuçları sunabilir. Ancak eline beş silah ve mühimmat alarak rastgele katliam yapmanın altında yatan faktörler olamaz. Her iki failin, akran şiddetine maruz kalması, dışlanmış olması, arkadaşlarının olmaması ve okulda kendini gösterebileceği bir faaliyette bulunmuyor olmaları da dikkate değerdir.

Sistemsel Faktörler

Eğitim sistemimiz, çocuğu ve genci koruma ve eğitim yaşantısında tutma üzerine kurgulanmıştır. Ortaokulda disiplin cezalarının en ağırı “okul değişikliği”dir. Lisede ise en ağır ceza; “Örgün eğitim dışına çıkarılma cezası”dır. Bu yaptırımlar belli bir sistem ile ve sıra ile uygulanarak bu son aşamaya geçirilir. Okullarımızda birinci, ikinci yaptırımlar ya da girişimler genellikle atlanır, yumurta kapıya gelince en ağır ceza gündeme gelir bu da üst kurullardan geri dönebilir. Görünür yıkıcı davranışları olmayan ama risk altında olan çocuklar vardır. İ. Aras böyle bir çocuktur. Sistemin asıl imtihanı, adı bilinmeyen kendi halinde görünen bu sessiz çocuklar üzerinden verilir. Eğitim yılı başında rehberlik servisi öncülüğünde Okul Risk Haritası çıkarılır. Buna göre bazı çalışmalar yapılır. Yıl içinde öğretmen gözlemi, çocukların sınıf arkadaşları olağan dışı davranışları fark eder ve okul rehberlik servisine, okul yönetimine bilgi verirler. Genellikle; veli (anne- baba) okula çağrılır, çok da iyi yapılandırılmamış bir görüşme yapılır… Anne-baba bu durumu kabullenmez ve olay öylece kalır. Oysa okulun durumu daha ciddiye alması gerekir. Okul, doğrudan çocuk polisine, il/ilçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne kayıtlı resmi yazı ile başvurabilir. Ek olarak bazen de çağrı merkezine durumu bildirmekle yükümlüdür. Böylece mahkeme 24 saat içinde çocuk koruma kanunu uyarınca tedbir alır ve uygulanır. Böyle bir eylem için okul yönetimi ve rehberlik servisinin tam bir işbirliği yapması gerekir. Bu olayda da, yukarıdaki kurumsal başvuru yapılsa idi tahmin edileceği gibi beyaz yaka anne-baba okula hücum edeceklerdir, bunu öngören okul yönetimi çekimser davranmış olabilir. Oysa velilere daha okulun ilk günü bu gibi durumlarda ne yapılacağının açıklanması yazılı olarak bilgi verilmesi durumu kolaylaştıracaktır. Okul vaka ile ilgili gereken adımları atmamış, kurumsal sistemi devreye alamamıştır. Eğitim sistemimizde riskli çocuklar için organizasyonlar, kurumlar tanımlanmış ve fiilen bu işleri yerine getirmektedirler. Bütün bunlar yapılmış olsa belki de 9 can hayatta kalacaktı.

Durumsal Faktörler

Şimdi hep birlikte K. Maraş Ayser Çalık Ortaokulu’na gidelim. Bir gün önce Ş.Urfa’da lise öğrencisi tarafından okul basılmış 9 yaralı var. Bu olay üzerine eğitim sendikaları bir veya iki gün iş bırakma kararı almış. Okulda öğretmenlerin bir kısmı (okula gelmeyen öğretmen sayısını bilmiyoruz) okula gelmemiş veya geç gelmiş. Nöbetçi öğretmenler görevi başında değil… Derslere giren öğretmen yok, belki de yöneticiler de okulda değil! Okulun sistemi ve düzeni bozulmuş… Çocuklar üzerindeki gözetim ve denetim yok olmuş. Bir gün önce yaşanan olay sosyal medyada, konvansiyonel medyada boy boy yayınlanıyor. Saldırgan ve eylemi romantize ediliyor. İşte bu şartlar altında İ. Aras zaten bir süredir planladığı saldırı için en uygun zaman olduğunu düşünüyor. Eylem için şartlar olgunlaşmıştır. İ. Aras, hasta olabilir ama zekâsı devrededir, durumunun onun lehine olduğunu kavramıştır. Böylece, tarihe kara bir gün olarak geçecek bu elim olayı gerçekleştirmiştir. Saydığım faktörler olmasa da bu eylem gerçekleşebilirdi ancak can kaybı az veya hiç olmazdı.

Okullarımız, özellikle ortaokullarımız herhangi bir boşluğu kabul etmez, böyle normal akışın bozulduğu, öğretmen ve görevlilerin okulda bulunmadığı zaman dilimleri çok tehlikelidir.

15 Nisan 2026 Çarşamba günü tarihimize kara gün olarak geçmiştir. Bundan sonra başta eğitim sistemimiz, okul yönetimleri, kurumlar, rehberlik sistemi, ebeveynler ve öğretmenlerimiz bu günü milat kabul ederek hızla gereken tüm adımları atmalıyız.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et