Militarizm Artık Kutsanmıyor!

28 Şubat Süreci denilen demokrasi, hukuk ve özgürlükleri katleden girişimin üstünden on üç yıl geçti. Her yılın yirmi sekiz şubatında bu karanlık  dönem hakkında tekrar düşünüyor, bu dönemin karanlık icraatlarının ve mirasının  bize çıkarttığı ağır faturayı yeniden değerlendiriyoruz.

Her darbe gibi 28 Şubat darbesi de ülkemizi sosyal, siyasal, ekonomik ve eğitimsel açıdan  geri bırakan, geleceğimizi ipotek altına alan bir süreç olmuştur.Darbeye zemin  hazırlamak için bu dönemde iş, basın, üniversite ve yargının militerlerle  nasıl   ittifak kurduklarını, topluma karşı yürütülen muazzam zihin iğfal faaliyetini bugün bütün netliğiyle öğrenmiş bulunuyoruz. Malum odakların profesyonel bir şekilde  irtica tehlikesinin  gerçek olduğuna  toplumu inandırmak için   Fadime Şahin-Müslüm Gündüz-Ali Kalkancı üçgeninde   kirli bir senaryoyu gösterime soktuklarını gene bu dönemde gördük.

28 Şubat darbesi, on üç yıl öncesinde kalan bir darbe değildir. 28 Şubat darbesinin neden olduğu sorunlar bugün de devam etmektedir. 28 Şubat’ın  kudretli generalinin emriyle YÖK  tarafından  ihdas edilen katsayı uygulaması, yarattığı bütün mağduriyetlere rağmen bugün hala devam etmektedir. Bütün çabalara rağmen katsayı uygulamasıyla topluma ve eğitime yapılan müdahale  sürmektedir. Katsayı adaletsizliğini gidermeye yönelik çabalar, Danıştay engeline takılmış bulunmaktadır.
Yirmi sekiz şubat üzerine  çok  söz söylendi, çok yazı yazıldı. Söylenen sözlere ve yazılanlara baktığımızda, yirmi sekiz şubat darbesi hakkında   hiçbir şekilde olumlu olarak söz edilmemektedir. 28 Şubat darbesine sorgulayıcı ve eleştirel olarak yaklaşılmaktadır. Failleri tarafından post modern olarak  nitelenip meşrulaştırılmak istenen bu  darbeyi, toplum gayri meşru,  hukuk ve demokrasi karşıtı bir girişim olarak değerlendirmektedir.28 Şubat darbesine yönelik yapılan  ciddi eleştiriler ve sorgulamalar, iyi darbe-kötü darbe ayrımının artık  yapılmadığını, bütün darbelerin    felaketten başka bir anlam taşımadığını ortaya koymaktadır.
Yirmi sekiz Şubat darbesine yönelik yapılan sorgulayıcı ve eleştirel tutum, Sarıkız, Ay ışığı, Eldiven ve Balyoz darbe planlarına karşı gösterilen  karşı duruşlarda daha net ortaya çıkmaktadır. Darbecilik ve militarizme karşı gösterilen  eleştirellik ve sorgulayıcılık, çok olumlu bir gelişmedir. Darbenin toplum tarafından yüz kızartıcı  bir suç ve hepimize karşı işlenen bir cürüm olarak görülmeye başlanması,   militarizmin kutsanması yerine sorgulanması gerektiği şeklinde bir zihniyet değişiminin gerçekleştiğini göstermektedir.

Ülkeyi kimin yönetmesi gerektiği sorusuna, eskiden olduğu gibi hemen militerler  cevabı verilmemektedir. Bu sorunun doğal ve doğru cevabının siviller olduğunu, toplum  öğrenmiş bulunmaktadır. Militerler de sivillerin yönetim ve denetimi altında olmalıdırlar. Şimdiye kadar  militerler, sivilleri kendi denetim ve kontrollerinde tuttular. Darbeler, sivilleri ve toplumu denetim altında tutma girişimlerinden başka bir şey değildirler. Geçmişte yaşanan darbe tecrübelerinden çok şey öğrenen geniş toplum kesimleri, militerlerin sivil demokratik yönetimin kontrolü altında olması gerektiğini bir demokrasi ve özgürlük talebi olarak gündeme getirmektedir.Daha fazla hukuk, demokrasi ve özgürlük isteyen insanlar, militarizmi ve darbeciliği kutsamamakta, onu kıyasıya sorgulamakta ve eleştirmektedirler. On üç yıl öncesinin 28 Şubat’ı sorgulandığı gibi, bugünün Balyoz planına karşıda  binlerce insan Taksim’de yürümektedir. Militarizme ve darbeciliğe karşı gelişen  bu tavrı, bugünümüz ve yarınımızın dünden daha iyi olacağının işareti olarak değerlendirebiliriz.

08.03.2010
 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et