Memurluk statüsü ve ülkenin geleceği

Olayların çok hızlı aktığı bir ülkedeyiz. Bu tempo bazen ülkenin ağır problemlerini gözden kaçırmamıza sebep oluyor. Bu problemlerden biri devlet personel rejimi, yani kamu çalışanlarının statüsü. Geçtiğimiz günlerde bu mevzuda daha önce de görüşlerine bir yazımda yer verdiğim eski Bitlis Valisi Orhan Öztürk’ten aşağıdaki mektubu aldım.

“Memuriyete giren insanların 65 yaşına kadar risksiz, rekabetsiz ve güvenceli bir sistemde çalışması bu ülkenin anayasa sorunu kadar önemlidir. Ülkedeki bütün olumsuzlukların ana kaynağı, çok başarısız memurların dahi işten çıkartılmasını engelleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’dur. Bütün memurlar işsiz kalma korkusu ve rekabet mecburiyeti olmayan bir sistemde çalışmaktadır. Seçimle gelen yöneticiler işsiz bırakılma endişesi olmayan memurlardan başarı beklemektedir.

Kalitesiz, yetersiz ve talep esasına göre hizmet üretmeye çalışan kamu yönetimi anlayışının ülkeye kaybettirdikleri, başka sebeplerin verdiği zararlardan kat kat fazladır. Siyasetçinin koltuğunu kaybetme ihtimali vardır. Tüccar, sanayici iflas riski yaşar, kuvvetli bir iç ve dış rekabet ortamında çalışır. Ancak, devlet memurları ekonomik kriz olsa da işinin başındadır. Memur için kriz olmaz. Maaşı mutlaka zamanında ödenir.

Kadrolu çalışma sistemi içinde evrensel standartlarda başarı hikâyelerine rastlamak çok zordur. Bütün başarılar risk ve rekabet esasına göre personel çalıştıran kurumlardan çıkmaktadır. Devletin her yanlışlığı ve yetmezliğinin en temel sebebi kamu personel sistemidir. Temelleri Tanzimat’ın son zamanlarında atılan bu sistem, Cumhuriyet döneminde kuvvetlendirilmiş ve 657 sayılı kanunla taçlandırılmıştır.

TBMM’den geçen her kanunun içine mutlaka yeni kadrolar konduğu, ihdas-iptal cetvelleri ilave edildiği gözden kaçmaktadır. Halkımız da yeni bir kurum kurulduğunda ilgili hizmetin daha iyi yapılacağına maalesef inanmaktadır. TBMM koridorlarında en büyük mücadele yeni kurumlar oluşturulunca ihdas edilecek kadrolar ve ek göstergeler için verilir. Bakanlık, il, ilçe, üniversite, yeni üst kurulların oluşumu yeni personel alımlarının gerekçesidir.

15 – 20 kişilik bir memur veya kamu işçisi kadrosuna yüzlerce müracaat olmasının, buna karşılık özel sektörde vasıfsız işler için bile işçi bulunamamasının sebebi başka ne olabilir? Bu, ülkemizdeki iş ahlâkını yozlaştırmakta, tembelliği, vaziyeti idare etmeyi teşvik etmektedir. İş hukuku zaten işçiyi yeterince korumaktadır. Buna bazı ilaveler yaparak kamu çalışma sistemini de süreye bağlı sözleşmeli statüye veya hizmet alımına dönüştürmek şarttır. Bu sayede milyonluk şehirleri 50-100 kişiyle yönetilebilir.

657 sayılı garantili çalışma düzeninin bu ülkeye verdiği zarar terörün verdiği maddî zarardan yüz misli fazladır. Ülkemiz bazı alanlarda Afrika ülkelerinin bile gerisindeyse bunun ana sebebi bu personel sistemidir. Dünyanın 16. büyük ekonomisi isek İnsanî Gelişmişlik Endeksi’nde neden 92. sıradayız? Bunun sebebi kötü kamu yönetimidir.

İşsizliğin, her türlü yolsuzluğun, ihmalkârlığın, vurdumduymazlığın, gereksiz kamu binalarının, beş birimlik hizmet üretip elli birimlik reklam yapmanın, dayatmacılığın birinci sebebi kamudaki ömür boyu garantili çalışma sistemidir. Bugüne kadar sosyal, kültürel ve ekonomik hiçbir sorun kadrolu personel çalıştırarak gerçek anlamda çözüme kavuşturulamamıştır. Bu yüzden, Türkiye kamu personel rejimini acilen değiştirmek zorundadır.”

Ne dersiniz, Vali Orhan Öztürk haksız mı?

Yeni Yüzyıl, 10.11.2015

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et