CHP destekçileri, uzun bir süredir iktidarı, yargıyı siyasî amaçlar için kullanmakla suçluyor. Hatta Özgür Özel 19 Mart sürecini darbe olarak niteliyor.
Bu durumda yargı süreçlerinin içeriğini oluşturan yolsuzluk iddiaları CHP medyasında ya da CHP tabanında hiç konuşulmuyor. Bunlar ya sırf uydurma, yalan olarak görülüyor ya da “bunlarla hesaplaşmak için önce şu ‘darbe’ sürecini savuşturmalıyız” diye düşünülüyor.
Öte yandan Ak Parti tabanı ve medyası ise olan biteni tamamen bir yolsuzluk operasyonu olarak görüyor. Operasyonların siyasî saik taşıdığı yönündeki iddiaların yolsuzluk iddialarının üzerini örtmek amacıyla ortaya atıldığını söylüyor. Nedense sadece CHP belediyelerini kaspsayan yargı operasyonlarının, Erdoğan Yönetimi’nin etkisinde olmadığını, yolsuzlukların tarafsız bir şekilde üzerine gidildiğini kabul ediyor.
Bundan 11-12 yıl önce, 17-25 Aralık Operasyonları dediğimiz, yargı süreci işletilirken ise durum tam tersineydi. O günlerde CHP (hatta bugün Ak Parti’nin müttefiki olan MHP) kesimi yıllarca FETÖ’nün (o zamanlar daha “cemaat” ya da “paralel yapı” deniyordu) ülke için bir tehdit olduğunu her ortamda dile getirirken, FETÖ tarafından hükümeti indirmek amacıyla organize edildiği kabak gibi ortada olan bir yargı sürecini nedense bir “darbe” olarak görmemiş, olayın yolsuzluk yönünü sürekli vurgulamıştı. Ak Partililer ise Erdoğan’ın bile istifasını istemek durumunda hissettiği dört bakanla ilgili dosyaların boş ya da uydurma olduğunu ileri sürüyordu.
Velhasıl, iki taraf dün ak dediğine bugün kara diyor. Peki ne olacak şimdi? Hangi dediğiniz doğru?
Ortada doğru-yanlış yok maalesef. İktidarı elde etme ya da iktidarda kalma amacı var. Doğru ve yanlış, adalet standartlarına göre değil, iktidara göre belirleniyor: İktidarda kalmayı ya da iktidarı elde etmeyi sağlayan her şey doğru, aksi yanlış.
Belki siyasetin içinde olan, mesleği gündelik siyaset olan kişiler için bu tutarsızlık anlaşılabilir. Ama medya ve tabanlar da böyle.
İki partinin tabanları iki küçük kardeş gibi kollarını kaldırmış birbirini işaret ediyor: Suçlu o! Kavgayı o başlattı! Ülkeyi bu hale o getirdi!
İkisine de şöyle demek istiyorum: Kavga etmeyin, siz kardeşsiniz. Çünkü ikiniz de aynısınız. “Ben ilkeliyim, karşı taraf çıkarcı” diye kendinizi temize çekmeye çalışmayın. İkiniz de ilkelerden hareket etmiyorsunuz. Demokrasi, adalet, yolsuzluk ikinizin de umrunda değil.
Fakat hâlâ bir fırsatınız var. Dün ak dediğinize bugün neden kara diyorsunuz, açıklayın. “O dönemdeki duruşum şu sebepten yanlıştı. Hata ettim, fikrimi değiştirdim” deyin. Karşı tarafı nasıl egale ederim diye düşünmek yerine, hepimiz için geçerli olan ilkeleri koyun. İlkelerden çıkan sonuçlara göre hareket edin. Belki o zaman tutarlı olmaya başlayabilirsiniz.
Ve belki de o zaman, tartıştığınız kişinin “karşı taraf” değil, kardeşiniz olduğunu görmeye başlayabilirsiniz.

