Erdoğan cephesinde yeni bir şey yok

Yazıya başlamadan önce gazetelerin haber sitelerinde Başbakan Erdoğan’ın konuşmasının nasıl bir başlıkla verildiğine baktım.
Arkadaşlar kusura bakmasın ama birçoğunun kullandığı “tarihi konuşma” nitelemesine hiç mi hiç katılmıyorum.
Bu konuşma tarihi bir konuşma değildi; bırakın tarihi olmayı, önemli bir konuşma bile değildi.
Evet, bol şiirli, bol duygulu, bol gözyaşlı bir konuşmaydı ama içinde daha önce söylenmemiş hiç, ama hiçbir şey yoktu.

O yüzden de bu konuşmayı zorlama birtakım yorumlarla önemli kılmaya çalışmak yerine, kongrede dağıtılan 62 maddelik Yol Haritası üzerinde durmak belki daha verimli olacak.

Seçim barajı düşecek mi?

Partinin Yol Haritası’nda dikkatimi çeken ilk nokta, “Seçimlerle ilgili mevzuatın topyekûn gözden geçirilmesi” ve “Temsilde adaletin sağlanması için tedbirler alınması” maddeleri oldu. Bu ifadeleri seçim barajının nihayet düşürüleceğine dair bir sinyal olarak algılarsak, önemli bir karar olduğunu söyleyebiliriz.

Üzerinde durulması gereken ikinci nokta ise Yol Haritası’nın 10 ve 11’inci maddelerinde yer alıyor: 11. maddede yer alan “Şartlar ne olursa olsun mutlaka yeni bir anayasanın ülkeye kazandırılması” maddesini olumlu bir mesaj olarak algılasak da sanırım artık iktidar partisinden soyut bir “yeni anayasa” söyleminin ötesinde, hedeflediği bu yeni anayasanın en can alıcı maddeleri konusundaki görüşünü de okumalıydık. Üstelik, bir üstteki maddede yer alan “Başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı meselelerinin tartışılması” maddesi, yeni anayasadan esas muradın ne olduğu konusundaki endişelerimizi de artırıyor.

Başbakan, gerek partisinden gerekse kamuoyundan gelen olumsuz tepkilere rağmen başkanlık sistemi tartışmasını sürdürmeye kararlı görünüyor. Eğer böyle olursa, başkanlık sistemi tartışmalarının yeni anayasa tartışmalarının tam göbeğine oturması ve yapılması gereken bütün diğer tartışmaların güme gitmesi kaçınılmazdır. Böylece Türkiye kamuoyu eline ilk kez geçen “21. yüzyıl Türkiye’sinin ihtiyaçlarına cevap veren sivil ve demokratik bir toplumsal sözleşme” yapma fırsatını Erdoğan’ın başkanlık sistemi hevesi yüzünden heba etmiş olur.

Darbeciliğe karşı kurumsal önlemler

Yol Haritası’nda yer alan “Darbelerin dayanağı olan mevzuatın ayıklanması”, “İsmi darbelerle anılan şahısların isimlerinin kamu alanlarından kaldırılması”, “Askeri okullardaki müfredatın yenilenmesi”, “Jandarmanın kolluk hizmeti sunan sivil bir yapıya dönüştürülmesi” gibi maddeleri, askeri vesayeti fiilen kaldıran iktidarın, şimdi bu dönüşümün hukuksal, idari ve zihinsel altyapısını oluşturma çabası olarak okuyabilir ve bundan memnun olabiliriz.

Ancak ben, 63 maddelik bu yol haritasında nelerin sıralandığından çok, nelerin sıralanmadığının; nelerden hiç söz edilmediğinin daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Tek bir örnek verip şimdilik bitireyim:

YSK’nın yeniden yapılandırılmasından, yurtdışı teşkilatlarımıza adli müşavirlik atanmasına kadar ikinci-üçüncü derecede önemli birçok konuya yer veren bu metinde, yerel yönetim reformundan hiç söz edilmemesi çok manidar ve bir o kadar da vahim değil mi?

 

Bugün, 01.10.2012

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikErdoğan’sız AK Parti olur mu?
Sonraki İçerikHüç kimde?

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,732TakipçilerTakip Et